Connect with us

Haberler

Afganistan’da Coronavirüs Salgını

Yayınlanma:

-

Afganistan’da günlük ve toplamda yapılabilen test kapasitesi yetersiz olduğundan resmi rakamlar gerçek sayıyı yansıtmıyor olabilir. Bununla birlikte resmi verilere göre bugüne kadar Afganistan genelinde görülen vaka sayısı 12.456 olarak belirtilmektedir. Ülke genelindeki toplam vaka sayısının yaklaşık üçte biri Başkent Kabil’de görülmektedir. Yine resmi verilere göre bugüne kadar 1138 kişi iyileşmiş ve 227 kişi Coronavirüs dolayısıyla vefat etmiştir.

Ülkede pozitif vakaların görülmeye başlandığı Mart ayının sonlarından itibaren çeşitli tedbirler alınmaya başlandı. Okullar ve üniversiteler tatil edildi. Bilimsel toplantılar, kültürel-sanatsal faaliyetler durduruldu. Vaka sayısının daha yoğun olarak görülmeye başlandığı Nisan ayının sonlarına doğru ise başta Kabil ve Herat olmak üzere bazı eyaletlerde sokağa çıkma yasağı, şehirlere giriş çıkış yasağı, zorunlu birkaç sektör dışında AVM ve çarşı-pazarların kapatılması gibi birtakım önlemler alındı.

3-4 hafta boyunca halkın ve esnafın yapılan uyarılara ve alınan tedbirlere uyduğu söylenebilir. Ancak ilerleyen süreçte resmi olarak tedbirler devam etmesine rağmen uyarılara pek uyulmadığını gözlemlemek mümkün.

Afganistan Sağlık Bakanlığı, günlük ve toplam test sayılarını kamuoyuyla paylaşmadığından bugüne kadar yapılan toplam test sayısı kesin olarak bilinmiyor. Ancak bakan yardımcısının dün basına yaptığı açıklamaya bakılırsa, durumun kritik düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. Son 24 saatte 994 vaka test edilmiş ve bunun 625’i pozitif çıkmıştır. Pozitif vakaların yarısından fazlası da başkent Kabil’de görülmüştür.

Afganistan genelinde en çok vaka sayısını görüldüğü eyaletler sırasıyla Kabil, Herat, Kandahar, Belh ve Nangarhar’dır.

Coronavirüs salgınının dünya genelinde görülmeye başladığı ilk haftalarda Afganistan’daki durum çok yavaş seyrediyordu. Mart ayında Coronavirüse yakalanan kişilerin sayısı tekli rakamlarla ifade ediliyordu. Nisan ayında ise bu durum çiftli rakamlara çıkmaya başladı. Son haftalarda ise ülke genelinde günlük ortalama 500-600-800 vaka görülmektedir.

Bu nedenle yetkililer gelinen noktada Coronavirüs salgınının Afganistan’da vahim bir durum almaya başladığını ifade etmektedirler. Yapılan uyarılara ve alınan tedbirlere halkın riayet etmemesi durumunda vaka sayısının ve ölümlerin çok daha hızlı bir şekilde yayılacağı uyarısında bulunmaktadırlar. Yukarıda da belirtildiği gibi, Afganistan’da yapılan günlük ve toplam test sayısı çok az olduğundan gerçek pozitif vaka sayısının açıklanan rakamdan daha fazla olduğu söylenebilir.

Özel Haber

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

ÖYB’de “Cezaevinde Yazar Olmak” Programı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin tertip ettiği “Cezaevinde Yazar Olmak” söyleşisi Avukat Mehmet Ali Başaran moderatörlüğünde 14 Şubat 2026 Pazar günü yapıldı.

Programın konukları Nevzat Güngör ve Eyyüp Bozkurt, cezaevi gerçeği çerçevesinde konuştular ve yazarlık tecrübelerinin cezaevi süreçlerinde nasıl şekillendiğini dinleyenlerle paylaştılar.

Mahpusların hem duygu dünyalarının hem de sosyal çevrelerinin uzun yıllar boyunca süren tutukluluktan nasıl etkilendiğinin ve devletin rolünün ve hukuk sisteminin tartışılıp konuşulduğu programı, video kaydından takip edebilirsiniz.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

M. Ali Başaran ve Ahmet Örs ile Yeni Romanları Hakkında Söyleşi

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran ve Ahmet Örs, yeni yayımlanan romanları çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bir söyleşi ve imza programında bir araya geldiler.

Mehmet Ali Başaran, 2025 yılının Kasım ayında yayımlanan “272-Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” adlı romanı; Ahmet Örs ise 2026 Ocak ayında yayımlanan “35C” romanı hakkında Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun sorularını yanıtlayıp edebiyata yükledikleri anlam çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular.

Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşinin sonunda yazarlar, kitaplarını imzaladı.

Program, video kaydından takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Sağlık İlke-Sen’den Tuğba Tanık Açıklaması: Sosyal Güvenlik Temel Haktır!

Yayınlanma:

-

İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Çalışanları Dayanışma Sendikası (Sağlık İlke-Sen), nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden ve bir kutusu 700 bin liraya yakın olan ancak SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıyan 23 yaşındaki Tuğba Tanık’la ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Nadir görülen kronik bir hastalık olan “Nörofibromatozis Tip 1”den mustarip 23 yaşındaki Tuğba Tanık’ın bugüne kadar SGK tarafından karşılanan ilacı Koseluga’nın temini, Sağlık Bakanlığı’nın onayına rağmen SGK tarafından reddedilmiştir. Mevcut kapitalist yağma düzeninin bir gereği olarak astronomik fiyattan satışa sunulması sebebiyle, Türkiye’de söz konusu hastalıkla mücadele eden kişilerin bu ilacı kendi imkânlarıyla temin etmesi fiilen olanaksızdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, özü ve rûhu gereği bu ve benzeri ilaçları ihtiyaç sahibi herkes için erişilebilir kılmak gibi mukaddes bir vazifeyle yükümlüdür. Haddizatında sosyal güvenlik, bir toplum hâlinde yaşayabilmeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Zira kardeşçe yaşayabilmemiz, aramızdan birinin başına beklenmedik bir musibet geldiğinde hepimizin onu makul şekilde destekleyeceğine dâir inancımızla ilişkilidir.

Buna rağmen neoliberal politikaların etkisiyle SGK’nın gitgide kâr etmesi gereken bir şirket gibi işletildiğine tanık olmanın derin üzüntü ve öfkesiyle doluyuz. EYT’yle ilgili düzenlemeden sonra emekli maaşlarının “emekli harçlıklarına” çevrilmesi sonucunda yüz binlerce ileri yaştaki insanımız, çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bırakılmış, adeta kulu kula kul etmenin maddi koşulları inşa edilmiştir.

Buna benzer şekilde sıklıkla daha önce SGK tarafından ödemesi yapılan kritik ilaçların ödenmediğine şahit oluyoruz. Nitekim, bu trend hepimizin ülkenin tüm meydan ve caddelerinde sürekli “ilaç için yardım taleplerine” tanık olmamıza yol açıyor. Bu güvencesizleştirme insanların onur ve haysiyetlerine sistematik bir saldırı niteliği taşıdığı gibi, bu yolla kula kulluğun maddi zeminini de büyütüyor. Tüm bu hengâmede, sosyal güvenlik hakkı târumâr edilirken biraz daha iktisadî imkânı olanlara ise el altından kendi tedbirlerini almaları salık veriliyor. Biraz gelir elde edebilenler, gemilerini kurtarmak için bireysel emeklilik sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları gibi kapitalist piyasanın tiksindirici “ürünlerinin” insafına havale ediliyorlar.

Onurlu, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için sosyal güvenlik hakkına yönelik saldırılara hep birlikte göğüs germek mecburiyetindeyiz. Nadir hastalığı için kullandığı ilacı temin edilmeyen Tuğba Tanık, olağan dava yolları sonuçsuz bırakıldığı için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru aracılığıyla bu hakkını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Mevcut politik eğilimleri değil, adaletin gereklerini esas almakla mükelleftir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kısıtlayıcı uygulamalarından derhâl vazgeçmelidir!

Sağlık İlke-Sen olarak, kimseye el açıp yalvarmadan, birbirimizle onurlu bir dayanışma ilişkisi içinde yaşamamızı sağlayan kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumsallaşmasının önemini şiddetle vurguluyor, vurgulamaya gayret ettiğimiz ilkeleri şahsında sembolleştiren Tuğba Tanık kardeşimizle ilgili sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x