Connect with us

Videolar

Eminönü’nde Asgari Ücret Tespit Görüşmelerini Protesto Eylemi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Özgür Yazarlar Birliği ve Sağlık İlke-Sen yaklaşan asgari ücret tespit görüşmeleri öncesinde Eminönü’nde bir eylem düzenledi.

“Asgari Ücret Köleliğine, Tespit Komisyonu Tiyatrosuna Hayır” başlığıyla düzenlenen eylem Eğitim İlke-Sen başkanı Ahmet Örs’ün konuşmasıyla başladı.

Ahmet Örs konuşmasında süregiden sermaye düzenine karşı durmaya devam edeceklerini, “Hakça Bölüşüm, Adil Paylaşım” ilkesi doğrultusunda yeni bir dünya için mücadeleyi ara vermeksizin sürdüreceklerini söyledi.

Emek mücadelesinin öncü isimlerinden Cemal Bilgin’in emek düşmanlarına karşı birleşme çağrısını dillendirdiği konuşmasının ardından topluluk adına açıklamayı ise Cahit Erdem Örs okudu.

Eylem boyunca, “Asgari Ücret Köleliktir, Emekçiler Köle Olmayacak, Yaşasın Emeğin Dayanışması, Zulme Karşı Direneceğiz, Tespit Komisyonu Dağıtılsın, Zam Zulüm Yağma Düzenine Hayır, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Yoksulluk Sürüyor Açlık Derinleşiyor, Kahrolsun Kapitalist Yağma Düzeni” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde

ASGARÎ ÜCRET KÖLELİĞİNE,

TESPİT KOMİSYONU TİYATROSUNA HAYIR!

Bismillahirrahmanirrahim

Arkadaşlar,

Asgari ücret tespit görüşmeleri önümüzdeki günlerde başlıyor.

Biz, bu süreç hakkındaki sözlerimizi peşinen ve net bir şekilde söylemek, hakikati haykırmak için yine alanlara çıktık.

Yoksulluğun, enflasyonun zirve yaptığı; açlığın derinleşip yaygınlaştığı bir dönemdeyiz.

Herkesin iliklerine kadar hissettiği; insanımızı, emekçi yoksul kitleleri yakıp kavuran bir açlık hakikati karşısındayız.

Sahte TÜİK rakamlarının bile gizleyemediği bir enflasyon gerçeği var.

ENAG ölçümlerine göre ise enflasyon yüzde 200’lere dayanmış durumda.

Halkımızın alım ve geçim gücü alabildiğine düşmüş bulunuyor.

Kapitalist işleyiş kıskacında insanımız hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Bugün ekmek, zalim sömürücü düzen tarafından gasp edilmiştir.

Kitleler, bırakalım yoksulluğu, açık ve kalıcı bir açlık tehdidi altındadır.

Yoksullaştırılan halkımız!

Bakın, hepimizin yakinen kavrayıp tespit ettiği hakikati rakamlar tüm çıplaklığıyla nasıl koyuyor ortaya!

Farklı sendikaların araştırma raporlarına göre açlık sınırı 8, yoksulluk sınırı 26 bin liralık seviyelere dayanmıştır. Bu durumda karşımızda net bir tablo oluşmuş durumda:

Zam, sömürü ve yağma düzeninde alabildiğine açlık, alabildiğine yoksulluk!

Şimdi böyle bir anda, asgari ücret köleliğinin ülkede genel ücret seviyesi olduğu bir evrede alışıldık tiyatronun yeni bir perdesi sahnelenecek.

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu” hafta içi görüşmelere başlayacak.

Emeğin ve emekçilerin dostları!

Alışık olduğumuz bu tiyatronun her perdesine, bileşenine açıkça karşıyız.

Sermaye ve hükümet temsilcilerinin sayısal çokluğuyla emekçilerin sahte temsiliyetinde bir görüşme yapılıyor, sahte müzakereler yürütülüyor.

Sarı sendikalar, örgütlenme özgürlüğünün iyice baskılandığı bir vasatta egemenler tarafından emeği ve emekçileri güya temsil etmek için emir eri olarak görevlendirilmiştir.

Bu sahteliği elbette emekçilerin hiçbir şekilde kabul etme ihtimali yoktur!

İşbirlikçi sendika ağaları işçileri temsil edemez, alın teri ve emek hakkında tek kelime edemez!

Açlık sınırının 8 bin lira seviyesine ulaştığı bugün asgari ücret 5 bin 500 liradır.

Korkunç ve acımasız bir açlık baskısında yaşam mücadelesi veren emekçiler için bu işbirlikçi sendikaların elbette ortalığı ayağa kaldırması beklenemezdi!

Şimdi de bu utanmazlar açlık sınırına razı olduklarına dair beyanatlar veriyorlar.

Zaten sermaye ve iktidar çevrelerinin emir kullarından başkası da beklenemezdi!

Adaletin yılmaz savunucuları!

Şunu her geçen gün bir kez daha idrak etmiş bulunuyoruz ki bütün bu sahteliklere karşı kendi hak ve hukukumuzu yine kendimiz savunacağız!

Zulüm ve sömürüye karşı kenetlenmiş saflar hâlinde güçlü direnişler sergileyeceğiz!

Kimseden bir lütûf beklemiyoruz!

“Hakça Bölüşüm ve Âdil Paylaşım”ın egemen olduğu yeni bir dünya, yeni bir düzen kuracağız.

Devlet ve sermaye baskısından özgürleşerek eşit ve adil bir geleceği birlikte inşa edeceğiz!

Buradan açlığa mahkûm ettikleri emeğin ve emekçilerin dostları olarak haykırıyoruz:

Elinizi alın terinden, emekten ve emekçilerden çekin!

Şunu bilin ki emekçiler asla köle olmayacak!

Sizin zulüm ve sömürü düzeniniz türlü çeşit tiyatroyla belki biraz daha sürebilir.

İşte sömürülüp köleleştirilmek istenenlerin bu zaman zarfında öfkesi katlanacaktır.

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın herkes için yarattığı nimetlere el koyup yoksulluk ve açlığı halklara dayatanlar ezilenlerin ayağa kalkışından korksun!

Şüphesiz ki Allah adildir, direnenlerle beraberdir ve zalimlerden hesap sorucudur!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

 ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

(Topluluk adına, Cahit Erdem Örs)

Haberler

Üsküdar’da Eylem: İsrail’i Tanıma, Tam Ambargo Uygula!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Özgür Yazarlar Birliği ve Sağlık İlke-Sen, 01 Nisan 2025-Ramazan Bayramının üçüncü gününde Üsküdar’da, “Bizde Bayram, Gazze’de Katliam Var! Katil İsrail’e Tam Ambargo!” temalı bir eylem düzenledi.

Eylemde, Türkiye’nin İsrail’le süren ticareti ve yine Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından İsrail’e petrol sevk edilmesi protesto edildi ve İsrail’e “tam ambargo” çağrısında bulunuldu. Ayrıca İsrail’i koruyan İncirlik-Kürecik üslerinin kapatılması talebi yinelendi.

Eylemde ayrıca Filistin’e özgürlük mücadelesi veren Rümeysa Öztürk’ün ABD’de tutuklanması da protesto edilerek Türkiye’deki hükümet yetkililerinin bu olayı kınarken kendilerinin Filistin eylemleri yapanları işkenceyle göz altına alıp hapis istemleriyle yargılamaları eleştirildi.

Üsküdar sahilde yapılan eylem boyunca “Katil İsrail, Filistin’den Defol, İşbirlikçi Hainler Hesap Verecek, Bakü-Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, Vanaları Kapat Petrolü Kes, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Ya Teslimiyet Ya Direniş, Zalimlerin Dostu Olmayacağız, Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor, İhtirası Bırak Direniş’e Destek Ol, İsrail’i Tanıma Tam Ambargo Uygula, Hamaseti Bırak Tam Ambargo Uygula, Rümeysa Öztürk Onurumuzdur, Filistin Davası Yargılanamaz, Yaşasın Filistin Direnişimiz, Yaşasın Gazze Direnişimiz” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde Meryem Karayıl ve Ahmet Orhan’ın okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

BİZDE BAYRAM, GAZZE’DE KATLİAM VAR! KATİL İSRAİL’E TAM AMBARGO!

Bismillâhirrahmânirrahîm

Gazze’de Siyonist soykırım savaşı tüm hızıyla devam ediyor!

İsrail’in, Batı Şeria’daki mülteci kamplarına, köylere, mahallelere yaptığı baskın ve kuşatmalar sürüyor; işgal devleti zaten yetersiz olan alt yapıyı tahrip ediyor, kardeşlerimizi katlediyor!

Ateşkesi bozan katil İsrail, Ramazan ve bayram içerisinde yine binlerce Filistinliyi katletti!

Gazze’de Ramazan; açlık, susuzluk, ölüm ve sürgün ikliminde geçti.

Oruçlar bombayla, kan ve göz yaşıyla açıldı!

Bayramda Filistinli çocuklar sevinç ve mutlulukla koşup oynamak yerine ölüm kıskacına, çaresizlik girdabına mahkûm edildi!

Koca bir yalan ve iki yüzlülük sûretindeki İslam âlemi, bütün bunları görmemek için olan bitene gözlerini kapattı; işbirlikçilik ve ihanet utancı kara bulut gibi coğrafyalarımıza ve gönüllerimize çöküverdi!

 

İstanbul halkı!

Gazze’de katliamlar 18 aydır devam ediyor.

Tarihin hiçbir evresinde böyle bir katliam silsilesi görülmedi!

Dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde sokağa çıkan milyonlar, İsrail’e verilen destekleri durdurmaya çalıştı.

Biz de elimizden geldiğince bunun için mücadele ettik.

İsrail’i, bu mel’ûn Siyonist soykırım makinesini besleyen kaynakları kurutmak için çağrılarda bulunduk!

“İsrail’e akan petrolü kesin!” diye haykırdık!

“Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından akarak İsrail’e ulaşan Azerbaycan petrolü, Siyonistlerin tank ve uçaklarını çalıştırıyor ve ölüm olarak Filistinli kardeşlerimizin üzerine yağıyor!” dedik.

Ama Türkiye’yi yönetenler vanaları kapatıp petrolü kesmediler!

Aynı uyarıyı, çağrıyı yineliyoruz:

Derhâl vanaları kapatın, petrolü kesin!

Mazlumların dostları!

Yine yıllarca “İsrail’le ticareti kesin!” diye haykırdık.

Aksâ Tûfânı’ndan sonra da “İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet” sloganını ülkenin dört bir yanında dillendirdik.

Ancak, Türkiye’yi yönetenler, İsrail’i besleyen diğer bütün kalemleri, bütün bir lojistiği kâğıt üzerindeki birtakım numaralarla gizlemeye çalıştılar.

Tekrar uyarıyoruz, tekrar haykırıyoruz:

Ticareti kesin, limanları Siyonist gemilere kapatın!

İşte bu meydanlar, bu Üsküdar iskelesi, karşıdaki Eminönü meydanı ve daha nice sokak ve meydanlar da şahittir ki yine yıllarca “İsrail’i koruyan Kürecik NATO radarını sökün, İncirlik ABD üssünü kapatın!” diye sayısız eylem yaptık.

Ancak, Kürecik NATO radarı kendi döneminde açılan AKP iktidarı bu çağrılara da kulak asmadı.

Evet, bunların hiçbirini yapmadılar ama yine de Filistin’i çok sevmeye devam ettiler!

Kırmızı çizgi hamaseti yapıp durdular!

Peki, soruyoruz bu iktidar sahiplerine:

Neyi bekliyorsunuz? Filistin halkının tümüyle yok edilmesini mi!

Kıymetli halkımız,

Katil ve işgalci ABD ile katil ve işgalci İsrail, Ortadoğu’yu/Batı Asya’yı dizayn etmek için katliamlarına, savaş ve işgallerine hız vermiş durumdadır.

Suriye’de mevzi kazanan bu güçler; Lübnan, Filistin ve Yemen’de direnişi boğmak için 18 aydır amansız bir saldırı dalgası vâr ettiler.

İran’ı kuşatma plânlarının son aşamasına geldiklerini dost-düşman herkes bilmektedir.

Tarihin kritik bir evresindeyiz.

Türkiye, bu kritik eşikte nerede duracaktır? Buna iyi karar vermek zorundadır.

Egemen dünya düzeninden yana saf tutup mazlum ve mustazaf halklarımızın, coğrafyalarımızın karşısına mı dikilecektir yoksa yoksul Yemen halkı gibi şeref ve haysiyeti tercih edip ABD ve İsrail’i bölgeden kazımak isteyenlerle mi birlikte olacaktır?

İşte karşı karşıya kaldığımız/kalacağımız kritik seçim budur; tablo, bu kadar açık ve nettir.

Direnişin dostları,

Gazzeli çocukların, Gazzeli annelerin yürek parçalayan görüntüleri bizi, insanlığımızdan utanma aşamasına getirmedi mi?

Şu mübarek günlerde bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekeri, lokumu kursağımızdan geçirebiliyor muyuz?

Kerbela ıssızlığına, ölüm ve çaresizliğe sürgün edilen yavrularımız rüyalarımıza girmiyor mu?

Bugün vicdanlı insanlar için insanlık tümüyle ölmüştür.

Bizdeki iktidar sahipleri ise birtakım alicengiz oyunları marifetiyle iktidarlarını daha çok pekiştirmek ve uzatmak derdine düşmüşlerdir.

Sahte Filistin duyarlılıkları bir kez daha ortaya çıkmış, son günlerdeki protesto eylemlerinde tutabildikleri gençleri hapsederek asıl gündem ve niyetlerini açık etmişlerdir.

Ey iktidar sahipleri!

Bu ucuz numaraları bırakın!

Açlık ve yoksullukla boğuşan halkımızın gerçek gündemine yoğunlaşın.

Adaletsizlik ve hukuksuzluklardan vazgeçin!

Hemen yanı başınızda bir halk günde yüzlercesiyle katledilirken birazcık olsun utanın!

Neyle meşgulsünüz?

İktidarınız, o çok övündüğünüz hassasiyetleriniz, İHA ve SİHA’larınız neye yarıyor?

İmkânlarınızı mazlumların kurtuluşu için kullanmayacaksanız da ne için kullanacaksınız?

İsrail’i tanımaktan vaz geçin!

İsrail’i koruyan Kürecik NATO Radarını ve İncirlik ABD üssünü kapatın!

İsrail’e hilesiz hurdasız TAM AMBARGO uygulayın!

Biz sizin hamasetinizden bıkıp usandık; ya bunları hemen, derhâl yapın ya da artık susun, gölge etmeyin!

Kardeşler!

Filistin halkının özgürlüğü için mücadele eden Rümeysa Öztürk kardeşimizi haydut ABD gözaltına aldı.

Kardeşimizi hemen serbest bırakın!

Rümeysa Öztürk kardeşimiz de Rachel ve Ayşenur gibi size asla boyun eğmeyecektir!

Tutuklamalarla intifada yârenlerini yıldıramazsınız.

Bu hususta bir sözümüz de Rümeysa Öztürk’ü tutuklayan ABD’yi kınayan hükümet yetkililerinedir:

Siz ne yüzle böyle bir açıklama yapıyorsunuz?

“Gemileri durdurun, İsrail’le ticareti kesin!” diyen kardeşlerimizi işkenceyle göz altın alıp hapis istemleriyle yargılayan siz değil misiniz?

Bu iki yüzlülüğünüzü tarih affetmeyecektir!

Filistin dostları!

Allah’ın izniyle egemen dünya düzenine, emperyalizme, Siyonizm’e, işbirlikçilik ve ihanete karşı mücadelemiz sürecektir!

Şu şehir, şu deniz, şu gök yüzü, şu insanlar şahit olsun ki mazlumların yanında saf tutmaktan geri durmayacağız!

Herkesi bu cephede toplanmaya çağırıyoruz!

Allah’ın izniyle emperyalistler, Siyonistler yenilecekler ve cehenneme sürüleceklerdir.

Yeter ki biz doğru cephede saf tutalım!

EĞİTİM İLKE-SEN, SAĞLIK İLKE-SEN

TOKAD, ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ

Devamını Okuyun

Haberler

17. Dünya Vicdan Haftası Panel & Forumu – 2. Oturum

Yayınlanma:

-

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim  ve Dayanışma Derneği) tarafından düzenlenen 17. Dünya Vicdan Haftası münasebetiyle “Ayşenur Ezgi Eygi ve Aaron Bushnell”e ithaf ettiği Ortadoğu merkezli gelişmelerin tartışıldığı iki oturumlu panel ve forum düzenlendi.

Panel-forumun Ahmet Örs başkanlığında yapılan ikinci oturumunda Muammer Bilgiç ile Ahmet Kaya konuşmacı olarak yer aldı.

Muammer Bilgiç, “Ortadoğu’da Şekillenen Yeni Eksenler” başlıklı konuşmasında emperyalizmin farklı araç ve imkânlarıyla özelde Ortadoğu’da, genelde bütün dünyada hegemonyasını nasıl kurduğunu tartıştı, direnişin yol ve yöntemleri hakkında önerilerde bulundu.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Ahmet Kaya ise “Kürt Meselesindeki Yeni Sürecin Etkileşime Gireceği Dinamikler” başlıklı sunumunda Kürt meselesi bağlamında aktörleri, süreci, risk ve imkânları değerlendirdi.

Konuşmaların devamında katılımcıların soru ve değerlendirmeleri ile etkinliğin birinci bölümü sona erdi.

Konuşmalar video kaydından takip edilebilir.

Devamını Okuyun

Haberler

17. Dünya Vicdan Haftası Panel & Forumu – 1. Oturum

Yayınlanma:

-

Sacide Uras

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim  ve Dayanışma Derneği) tarafından düzenlenen 17. Dünya Vicdan Haftası münasebetiyle “Ayşenur Ezgi Eygi ve Aaron Bushnell”e ithaf ettiği Ortadoğu merkezli gelişmelerin tartışıldığı iki oturumlu panel ve forum düzenlendi.

Panel-forumun Sacide Uras başkanlığında yapılan birinci oturumunda Siyonist Sisteme Karşı Gençlik Kolektifi kurucusu Gülşah Eldemir ile Ortadoğu uzmanı gazeteci İslam Özkan konuşmacı olarak yer aldı.

Programın başında panel başkanı Sacide Uras, Dünya Vicdan Haftasının ortaya çıkışını ve yıllar içinde nasıl anılıp işlendiğini anlattıktan sonra Aksâ Tûfânı sürecinde dünyada ve Türkiye’deki direniş hareketlerinin nasıl seyredip şekillendiğini özetledi.

Gülşah Eldemir, “Gazze Direnişine Türkiye’den Omuz Vermek” başlıklı konuşmasında Türkiye’deki farklı grupların direnişe verdiği destek biçimlerini tartıştı.

İkinci konuşmacı olarak söz alan İslam Özkan ise “Filistin-Lübnan-Suriye Üçgeninde Siyonist İşgal ve Direniş” başlıklı bir konuşma yaparak aktörlerin geldiği noktalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmaların devamında katılımcıların soru ve değerlendirmeleri ile etkinliğin birinci bölümü sona  erdi.

Konuşmalar video kaydından takip edilebilir.

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x