Connect with us

Haberler

Üsküdar’da Eylem: Gazze Barış Kurulu Soykırım Oyunudur; Katil ABD, İran’dan Defol!

Yayınlanma:

-

Üsküdar’da, 1 Mart 2026 Pazar günü Eğitim İlke-Sen, TOKAD, ÖYB ve Sağlık İlke-Sen’in tertip ettiği eylemde ABD ve İsrail’in İran saldırısı ve Trump önderliğinde kurulan Gazze Barış Kurulu protesto edilirken Türkiye limanlarından İsrail’e devam eden sevkiyat ve petrol transferi eleştirildi.

Eylem boyunca; “İran, ABD’ye Mezar Olacak, Yaşasın Gazze Direnişimiz, Yaşasın Küresel İntifada, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, İstanbul’dan Gazze’ye Direnişe Bin Selam, İşbirlikçi Hainler Hesap Verecek, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, Katil ABD Katil İsrail, Katil ABD Ortadoğu’dan Defol, Katil ABD İran’dan Defol, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Bakü Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, Barış Kurulu Soykırım Oyunu” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına Gülşah Eldemir’in okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

SİYONİST KATLİAMIN SÜRDÜĞÜ GAZZE’DEKİ “BARIŞ KURULU” SOYTARILIĞINA;

İSRAİL’LE DEVAM EDEN TİCARETE VE SOYKIRIMA PETROL SEVKİYATINA;

KATİL İSRAİL VE ABD’NİN İRAN MUHASARASI VE SALDIRISINA;

İŞBİRLİKÇİLİK VE İHANETE HAYIR!

   Bismillâhirrahmânirrahîm,

   Kıymetli dostlar,

Aksâ Tûfânı’nın başlangıcından bu yana eşi benzeri olmayan günlerden geçiyoruz. İnsanlık tarihinin görüp göreceği en büyük soykırımlardan birine ve bağlantılı olarak insan havsalasının alamayacağı boyutlarda bir direnişe tanık olduk.

Batı Asya’daki emperyalist-Siyonist kuşatma bugün bambaşka bir aşamaya geçmiş bulunuyor.

Dün itibariyle İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan yeni ve büyük savaş, tarihin yeni bir kırılma ânı olarak kaydedilecektir.

Egemen dünya düzeninin kibri, Batı Asya’daki her bir İslam beldesini birer birer yutan azgın bir canavara dönüşmüş; yeni ve son bir hamle olarak gidip İran’ın kapısına dayanmıştır!

Gazze’de iki yılı aşkın bir süre boyunca yüz binlerce kardeşimizi Siyonist lejyonu aracılığıyla katledip ölçülemez bir yıkım gerçekleştiren emperyalizm, Suriye’yi yeni bir mevzii olarak ele geçirdikten sonra 1979’daki İslam Devriminden bugüne en büyük düşmanı ilan ettiği İran’a karşı plânlayıp durduğu ölümcül darbe için türlü bahane ve gerekçelerle okyanustan körfeze, işbirlikçi rejimlerin yönetimindeki bölge ülkelerine konuşlu üslerine kadar tarih boyunca görülebilecek en büyük yığınaklardan birini “muhasara” için kurduktan sonra 12 Gün Savaşında olduğu gibi sözüm ona “müzakereler” esnasında alçakça yeni bir saldırı başlatmıştır.

   Emperyalizmin ve Siyonizm’in karşısına dikilen yürekler!

Bugün İran etrafında boy veren muhasara ve saldırganlık ancak farklı halkaların oluşturduğu bir zincir metaforu ile anlaşılabilir. “Arap Baharı” diye adlandırılan sürecin son ve çetin halkaları Suriye, Lübnan, Yemen ve Filistin’de yaşanmıştır. Küresel hegemonyaya karşı itirazın yoğunlaştığı cephelerde, emperyalistlere ve işbirlikçi rejimlere karşı kıyasıya bir mücadele sergilenirken Gazze Direnişi, sadece Batı Asya’da/Ortadoğu’da değil bütün bir dünyada küresel hegemonyaya itirazın ete kemiğe bürünmüş hâli oldu.

İşte bu iradeyi kırmak, küresel şeytanî işleyişin temel amacı olmuş ve bunu da ya doğrudan ya da işbirlikçi rejimleri koşullamak sûretiyle yapmıştır.

Filistin halkının Gazze’de gösterdiği eşsiz direniş, sadece Siyonist savaş makinesinin karşısına dikilmedi! Katil İsrail’in işgal ettiği Filistin coğrafyasına ya da genel anlamda bütün bir Batı Asya’ya/Ortadoğu’ya tutunması ancak bölgedeki işbirlikçi rejimler marifetiyle mümkün olduğu için Direniş, önce bölgedeki bu rejimlerle dolayısıyla da hepsinin ipini elinde tutan Büyük Şeytan Amerika’ya ve onun Egemen Dünya Düzeni içindeki ortaklarına karşı mücadele etmişti.

Türkiye’de, sizler gibi yürek ve bilinçleri İntifada saflarında harlanan devrimci halkalar; ülkenin dört bir yanında, şehirlerin cadde ve meydanlarında Siyonist katliam makinesini besleyen bütün atardamarları söküp parçalamak için mücadele etti.

Azerbaycan’dan Gazze’ye ölüm akıtan BTC boru hattının vanalarının kapatılması, İsrail’in her türlü ihtiyacını temin eden tedarik zincirinin kırılması, İsrail’in güvenliği için çalışan Kürecik NATO Radarı ile İncirlik Amerikan Üssünün kapatılması bu mücadelenin temel hedefleri olmuştu.

Halkımızın Filistin hassasiyetini sonuna kadar istismar eden AKP iktidarı ise işte bu mücadeleyi yükselten İntifada dostlarının karşısına dikilmekte gecikmedi; tutuklamalar, hapsetmeler ve uzayan yargılamalarla hakikatin bilinç ve yüreklerde mayalanmasının önüne geçmek istedi.

Şimdi ise Gazze’de direnişi yok etmek için Büyük Şeytan ABD’nin şefi Trump’ın başkanlığını yürüttüğü ve işbirlikçi bölge rejimlerinin de yer aldığı BARIŞ KURULU soytarılığı ile yeni ve bambaşka bir durum çıktı ortaya!

Herkes bilmelidir ki bütün bu şarlatanlıkları reddediyoruz! Katillerden barış güvercini çıkarma hipnozuna elbette teslim olmayacak ve Gazze direnişini bütün unsurlarıyla yok ederek işgali kalıcılaştırmak isteyen bu iradenin karşısında durmaya devam edeceğiz!

Direnişin dostları!

2002-2022 arasındaki AKP iktidarı yılları boyunca İsrail’le ticaretin 1,5 milyar dolardan 9,5 milyar dolara çıktığını; siyasî ilişkilerdeki tüm kriz iddialarına rağmen ticarî münasebetlerin istikrarlı bir şekilde sürdüğünü gördük ve yıllar boyunca bu iş birliğine karşı mücadele ettik.

Aksâ Tûfânı sürecinde “İsrail’le ticaret, Filistin’e ihanet!” itirazımızın nasıl kitleselleştiğini hatırlayalım; “Gemiler Gazze’ye, Hayfa’ya değil!” sloganının da öyle…

AKP iktidarının İsrail’le önce reddettiği sonra kısıtladığı daha sonra da baskıları savuşturmak için tümden yasakladığını iddia ettiği ticaretin hileli yollarla nasıl sürdüğünü herkes çok iyi hatırlıyor.

Şimdi artık bambaşka bir gerçeklik var. Suriye’de az önce bahsettiğimiz dönüşüm ve egemenlerin umursamadığı katliam, açlık ve sefaletle devam eden sözüm ona ateşkesle birlikte düşen duyarlıktan faydalanarak İsrail’le ticaret ve işgale petrol sevkiyatı artık çok daha pervasız bir şekilde yapılıyor.

Arkadaşlarımızın takibini yaptığı KİMOLOS adlı gemi bu pervasızlığın açık bir örneği olarak kayda geçmiştir. 7 Ekim’den sonra yapılan tüm sevkiyatlar perdelenirken son iki sevkiyat (Nissos Christiana ve Kimolos) perdelenmedi. Bu iki sevkiyatta 2 milyon varil ham petrol İsrail’e ulaştı ve elbette bu saldırılarda kullanılıyor çünkü KİMOLOS adlı gemiyle yapılan son sevkiyat, İsrail’in en stratejik ve askerî tesislerine de enerji aktaran Aşkelon’a yapıldı.

   Arkadaşlar!

   Bir yandan Filistin hassasiyetini sonuna kadar istismar etmek; diğer yandan para kazanmaktan vaz geçmemek için İsrail’e mal ve hizmet temin etmek; diğer yandan Epstein sapıklığının baş aktörlerinden bir katilin başkanlığını yaptığı ve soykırımcı Netanyahu’nun üyesi olduğu kurula girmek taktir edersiniz ki akla, vicdana ve hakikate ziyan bir tutumdan başkası değildir! Bu işbirlikçilik ve ihanet tablosuna karşı hakikatin gür sadâsını yükseltmekten başka bir seçeneğimiz yoktur!

Kıymetli kardeşler!

Batı Asya’yı alabildiğine küresel kapitalizmin sömürüsüne açmak için uzun yıllar boyunca adım adım ilerleyen süreç, konuşmamızın başında da belirttiğimiz gibi gelip 1979 İslam Devrimi ile bu sömürgeci hattan kopup bağımsızlaşan İran’ın kapılarına dayandı.

Bölgemiz yine ağır bir muhasara ve yeni bir saldırganlık ile karşı karşıya. İşbirlikçi rejimler sayesinde bölgemizde sayısız üsse sahip olan ABD; İsrail adlı karakolunu tehlikelerden korumak ve Venezuela’da olduğu gibi enerji kaynaklarına çökmek ve küresel rekabette avantajlı duruma geçmek için Küresel 28 Şubat’ı dâimî kılmaya çalışıyor.

Bir yandan 28 Şubat, diğer yandan 1 Mart sembolizmi arasında, bambaşka bir tarihî eşikte bulunuyoruz. “1 Mart tezkeresi” Irak işgaliyle başlayan utanç verici işbirlikçiliğin güçlü bir göstergesiydi. Şimdi bu utanç levhası, sınırlarını çok çok aşıp bambaşka bir tehdit çemberi oluşturdu ancak yağma yok!

Herkes duyup bilsin ki zalimlere, tağutlara geçit vermeyeceğiz! İşbirlikçilik ve ihanet zincirini kırıp parçalayacak ve Allah’ın izniyle asla diz çökmeyeceğiz!

Yaşasın Küresel İntifada!

   Kahrolsun İsrail, Kahrolsun ABD!

   Katil İsrail, Filistin’den Defol!

   Katil ABD, İran’dan Defol!

EĞİTİM İLKE-SEN               

TOKAD

ÖYB                                               

SAĞLIK İLKE-SEN

Haberler

“NATO’ya Hayır” İmza Kampanyasına Engel: ‘Vicdan Çağrısı’ Sitesine Erişim Engellendi

Yayınlanma:

-

Ankara’nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi’ne karşı İslami ve antiemperyalist çevreler tarafından başlatılan “Vicdan Çağrısı – NATO’ya Karşı Hayır İmza Kampanyası“nın yürütüldüğü web sitesi mahkeme kararıyla erişime kapatıldı. Özellikle müslüman muhafazakar kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve çeşitli ulusal haber organlarınca gündeme taşınan kampanya, yasak kararı gelmeden önce 3.000 imza barajına yaklaşmıştı.

Erişim Engeli Kararının Detayları

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üzerinden Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla alan adı sağlayıcı şirkete iletilen resmi bildirimle vicdancagrisi.com adresi 6 Temmuz’dan itibaren askıya alındı ve site üzerinden yapılan yayınlar tamamen durduruldu.

Kampanya 3 Bin İmzaya Yaklaşmıştı

“NATO’ya Hayır İnisiyatifi” adlı bağımsız bir platform tarafından hayata geçirilen imza kampanyası, kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştı. Ulusal basında da haberleştirilen inisiyatif, muhafazakar ve İslami çevrelerden destek görerek kapatılmadan hemen önce 3.000 imza sayısına ulaşmak üzereydi.

‘Vicdan Çağrısı’ Neyi Savunuyordu?

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız” şiarıyla yola çıkan platform, NATO’yu bir güvenlik kalkanı olarak değil; küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının “kanlı bir askerî aygıtı” olarak nitelendiriyordu. Kampanya bildirisinde öne çıkan başlıklar şunlardı:

  • Gazze Vurgusu: Bildiride, NATO’nun Gazze’deki işgal ve yıkımın en büyük suç ortağı olduğu ifade edilmiş, İsrail’in cesaretini bu emperyalist zırhtan aldığı savunulmuştu.

  • Dini Referanslar: Hûd Suresi (11/113) ve Âl-i İmrân Suresi (3/160) gibi Kur’an-ı Kerim ayetlerine atıfta bulunularak, zulmedenlere meyletmemenin dini bir sorumluluk olduğu vurgulanmıştı.

  • Zirveye Tepki: 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen zirve “ihanet” olarak nitelendirilmiş ve emperyalist güçlerin Türkiye topraklarında ağırlanmasının kabul edilemez olduğu belirtilmişti.

İnisiyatif üyeleri, sitenin kapatılmasının ardından hukuki haklarını arayacaklarını belirtirken, karara Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz edilmesi bekleniyor.

İmza Kampanyası’nın Bildiri Metni

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Devamını Okuyun

Haberler

NATO’ya Hayır İmza Kampanyası Sürüyor

Yayınlanma:

-

Ankara’nın 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapmaya hazırlandığı NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’deki antiemperyalist ve İslami çevrelerden itirazlar yükselmeye devam ediyor. NATO’ya Hayır İnisiyatifi tarafından başlatılan ve Vicdan Çağrısı sitesinde kamuoyuna duyurulan imza kampanyası, kısa sürede 2000 imza barajını aştı.

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız”

Kampanya web sitesinde yer alan “Biz kimiz?” içeriğinde şu açıklamaya yer verildi: “NATO’ya Hayır İnisiyatifi, emperyalist savaşlara, işgallere ve mazlum halklara yönelik saldırılara karşı Müslümanların ortak vicdanını ve sorumluluğunu ortaya koymak amacıyla bir araya gelmiş gönüllülerin oluşturduğu bağımsız bir platformdur. İnancımız bize, zulme ortak olmamayı ve zalimlere meyletmemeyi emretmektedir. Nitekim Rabbimiz, “Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur…” (Hud, 11/113) buyurmaktadır. Bu bilinçle, zulmü meşrulaştıran ve savaş politikalarını besleyen yapılara karşı sesimizi yükseltiyor; adaletin, hakkın ve mazlumların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.”

İmza kampanyası bildirisi ise şöyle:

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Vicdan Çağrısı sitesi üzerinden devam eden kampanyanın, zirve boyunca devam ederek kitlesel bir bilince dönüşmesi hedefleniyor.

İmza kampanyasına katılmak için www.vicdancagrisi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yenipencere.com

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x