Connect with us

Haberler

Ateşkes Süreci, Gazze’yi ve Direnişi Nasıl Etkileyecek?-I

Yayınlanma:

-

Gazze’de ilan edilen ateşkesi, ateşkese giden süreci, ateşkes sonrası muhtemel gelişmeleri Aksâ Tûfânı boyunca sahada aktif mücadele içinde de yer alan Filistin dostları, Yeni Pencere için değerlendirdi. Değerlendirmelerin ilk bölümünü ilginize sunuyoruz.  

Gülşah Eldemir:

İki yıldır süren Aksâ Tûfânı, yeni bir ateşkes anlaşması ile direniş zaferini kutluyor. Zalimlerin ebedi kalmayacağını ve mazlumun elbet hâkim olacağına iman ediyoruz.

“Bir soykırım ateşine tüm dünya neden seyirci kaldık ve neden hâlâ insanlar ölüyor?” diye dönüp bakmamız gerekiyor. Pek çok toplum, ülkesinin soykırımcı ile olan bağlarının koparılması için direniyor. Hükümetler nerede durursa dursun, önemli olan halkların ne yaptığıdır.

Türkiye’de yaşayan halklar olarak terör örgütü İsrail ile yıllarca “normalleştirilmiş” ilişkilerimiz ile 2 yıldır yüzleşmek zorunda kaldık. İsrail’in %7 elektriğini biz sağladık. %28 petrol ihtiyacı bizim topraklarımızdan akıyor. Lojistik hizmet gücünü limanlarımızdan biz sağladık. Meyve-sebzeden demir-çeliğe kadar İsrail’in soykırımı sürdürmesinde yanında olduk. Hatta Amerika’dan tedarik edilen silah mühimmatlarını taşıyan gemilere bizim limanlarımız ev sahipliği yaptı.

Hâl böyleyken gücüne güç katan İsrail, soykırımı 2 yıldır en dehşet verici şekilde sürdürebildi. Bunca güce rağmen sonunda yenilen elbette İsrail oldu. Tüm uluslararası prestijini kaybetti. Gazze’nin bütün hastanelerini yıkmış olsa da bir avuç Gazzelinin direnişi sayesinde bugün yitik bir terör örgütü ile karşı karşıyayız.

Öldüğümüzde Allah, bize neden İsrail’i yok etmediğimizin hesabını doğrudan sormayabilir ama zalime bir sakız ile bile neden ortak olduğumuzdan muhakkak ki hesaba çekileceğiz. Allah’ın bizlerden beklentisi de budur. Musa’nın âsâsı ile yarılan denizden kimlerin geçeceğine dair imtihanımız sürerken Akdeniz’den İsrail’e giden ticaret gemileri hâlâ önümüzde bir sınav kağıdı olarak durmaktadır.

Soykırımcı ile yapılan anlaşmalar kesilseydi ve İsrail’e tam ambargo uygulansaydı, 1 milyona yakın insanın tüm dünyanın gözleri önünde öldürülmesini izlemeyecektik.

Gazze’de taş üstünde taş kalmadı ama bu çaresizliği herkes sahiplenme yarışında! Kimin daha fazla ateşkese öncülük ettiğine bakmak yerine neden 2 yıldır soykırıma ortak olduğumuzu sorgulamamız gerekiyor.

İşte tam da sivil inisiyatif hükümeti harekete geçirmek için bu noktada elinden geleni yapmak zorundadır. Bu tarihî, imanî, vicdanî ve insanî bir sorumluluğumuzdur.

Gazze’de ateş bir süreliğine durdu ama İsrail ile olan ilişkilerimiz hâlâ devam ediyor. 5. seviye kıtlığın yaşandığı Gazze’de halkın yaralarını elbette saracağız fakat Gazze için yapılacak en faydalı şey, İsrail’i besleyen damarları keserek onu yalnızlaştırmaktır.

Türkiye olarak;

-Limanlarımızdan İsrail’e giden gemileri engelleyerek İsrail’in lojistik hizmetlerini zayıflatmamız,

-“Türkiye limanlarından İsrail’e giden bir petrol yoktur!” diyerek petrol sevkiyatı gerçeğinin üstünü kapatmaya çalışanlara ve petrol sevkiyatına devam edenlere derhal yaptırımda bulunmamız,

-İsrail’i bir devlet olarak tanımaktan vazgeçip diplomatik ilişkileri kesmemiz; direnişe, insanlık onuruna, Gazze halkına ve ateşkes sürecine karşı yüzü ak eyleyecektir.

Harun Özkarakaş :

2 yıllık soykırım sürecinde bölge ülkelerinin edilgen pozisyonu bu sürecin nasıl çözüleceği konusunda da yine edilgenlikle kendisini gösterdi. Bölgenin göbeğinde yaşanan bu büyük krize yalnızca kınamalarla cevap veren bölge ülkeleri bu krizin aşılması için herhangi bir formül üretemedi. Yine 2 yıl boyunca yaptıklarını devam ettirip yönlerini Amerika’ya çevirdiler. Bizatihi soykırım sürecinin gerek siyasi gerek ekonomik gerek askerî açıdan ortağı olan Amerika, dayatmış olduğu bir metinle krizi çözeceğini savunuyor. 2 yıl boyunca yalnız bırakılan Filistin direnişi, dayatılan bu metne yine imkânları çerçevesinde bir direniş gösterdi. Bölge ülkeleri Trump’ın dayatmış olduğu barış plânına gerekli tepkiyi göstermek yerine takdirde bulundular. Cephede tek başına savaşan Filistin direnişi, diplomasi alanında da kendi yöntemleriyle bazı kazanımlar elde etme çabası içerisine girdi.

Bölgedeki siyasi erkler, eğer kendileri bir teklif üretmiş olsalardı bugün sıkışmış olan İsrail olacaktı. Teklifi üreten Trump olunca ve bölge işbirlikçileri de buna destek verince sıkışan ne yazık ki Filistin direnişi oldu! Küresel aktivizm Filistin tarafını tutuyorken egemenler İsrail’den yana tavır alıyorlar. Bugün bu plânla Filistin’deki sıcak çatışma bitmiş olabilir. Yine kırılgan bir zemin olduğunu parantez açarak belirtmiş olalım ancak küresel aktivizm ve egemen siyaset arasındaki bu gerilim, önümüzdeki yıllarda yeni koşullara ve yeni gelişmelere muhatap olacağımızı göstermektedir. Bugün olmazsa yarın Filistin direnişi ve küresel intifada kazanacaktır. Asırlara dayanan bölgedeki sömürü düzeni kararlı ve zaman gerektirecek bir direnişle bölgeden uzaklaştırılacaktır.

Gülsüm Süslü:

Bu süreci defalarca deneyimleyen Filistin/Gazze halkı için bir nefes alma, toparlanma süreci oluyor. Ayrıca Şehit Yahya Sinvar’ın dediği gibi “Bu şehir, normalleşenleri ifşa edecek!” sözüyle Direniş, tüm dünya ile mücadele etti ve onları bir anlaşma masasına mecbur kıldı. Hamas ve tüm direniş grupları, halkın da desteğiyle çok bedel ödemiş olsa da Gazze’yi iki-üç ayda dümdüz etmeyi plânlayan işgalciye karşı 2 yılı aşkın direnişiyle destansı bir süreç yaşatmıştır. Tabii bunu nihâî bir zafer olarak nitelememek; doğasına, “yok etmeyi” yerleştiren Siyonist çeteye güvenmemek, ülkemizin üstlendiği garantörlük (Ne şekilde üstlendiğini henüz yeterince inceleyemedim.) ile çok tedbirli, temkinli olmak gerekir.

Ateşkes ile hiçbir şey son bulmadı Gazze’de. Rehinelerini aldıktan sonraki süreç belirleyici olacak çünkü haftasına kalmadan sil baştan ve daha şedit katliamlarla geri döndü Siyonist çete! İnşallah Siyonist çete bunu bir daha yapamaz!

Mehmet Ali Başaran:

İsrail’in saf bir kötülük olarak sadece güçten anladığı mâlum. Diş geçirebileceği zayıf devletlere karşı hiçbir hukuk ve ahlak kuralı, anlaşma filan tanımaz. Lübnan’da ve Filistin’de sayısız kez ateşkes anlaşmalarını ihlâl etmiştir. Bu defa da öyle olacaktır. İsrail; çalmadan, çökmeden, Müslüman kanı dökmeden duramaz. Bu insanlar ruh hastası ve psikopat! Siyonist derken, eğlence olsun diye çocuk katleden aşağılık insanlardan bahsediyoruz. İsrail, soykırım ve katliamlarla elde edemediğini dayatılan plânla masa başında alamazsa eğer, soykırıma kaldığı yerden devam etmek için bahane arama zahmetine bile girmeyecektir. Ortada, tarafları bir araya getirip “barış”a ikna etmek için en basit şekil şartı bile yok. Ortada “adil veya hakkaniyetli” bir plân için zahiren bir görüntü bile yok! Siyonist soykırımcı İsrail’i temsilen, hakkında arama kararı bulunan bir sanık olan (Netanyahu) ile onun hâmisi ABD’nin başkanı Trump’ın tek taraflı kotardıkları bir dayatma plânının giriş kısmı yürürlükte. Emperyalizm ve Siyonizm el ele kol kola, işbirlikçileri ile Filistin’e, Gazze’ye barış getirecekler! Ateşkes de bunun ilk adımı! Siz, “Olmayacak duaya ‘âmin’ diyeyim!” derken bir bakmışsınız İsrail, o duayı da çalmış!

Faruk Yeşil:

Trump’ın açıkladığı “Gazze Barış Plânı”; Filistin direnişini/Hamas’ı tasfiye etmeye dönük, soykırımı aklayan ve Direniş’in sahadaki kazanımlarını masada teslim almak isteyen bir reçetedir. Buna aracılık eden, taşeronluk yapan bölge ülke liderlerine yazıklar olsun!

Trump plânına taşeronluk yapanlar, iki yıldır Filistin direnişi karşısında acziyet yaşayan Siyonist rejime sahada elde edemediklerini masada altın tepside sunmaya çalışmasınlar; bunun bedeli, çok ağır olur!

Bu plâna destek veren bölgesel aktörlerin, halkların iradesine rağmen hareket etmeleri bölge barışına hizmet etmeyeceği gibi tarih önünde de ciddi bir sorumluluk doğuracaktır.

Sezai Ocaktan:

Dünyanın hiçbir eğitim kurumu, Gazze mektebinde yazılan, okutulan ve yaşanan müfredatı asla yaşayamadı veya yaşatamadı. Dünyanın hiçbir ideolojisi Gazze’de yaşanan bilinci sahaya aktarma noktasında kendini gösteremedi. Dünyanın inanç ve Allah tasavvuru Gazze’de yeniden bir gözden geçirilme ihtiyacına kapı açtı ve özellikle dünyayı kendi tekeline geçirmek isteyen küresel müstekbir sermaye, şeytan ve dostları, Gazze mektebinin müfredatının dünyanın eğitim sistemini değiştireceğini fark ettikleri için erdemli davranışın, vefanın, dayanışmanın, inancın, mücadelenin, direnişin “son mohikanı/son samurayı” olan bu topluluğu yok etme plânlarını yaptı ancak başarılı olamadı. Şimdi onların bu müfredatını tahrif etme plânlarını hain ve istikametini Allah’a yöneltmemiş ama kâmet’ini zalimlerden yana yöneltmiş olan İslam ülkeleriyle tahrif etme boyutuna ve yöntemine girmiştir.

Ama Allah’ın yardım ettiği bir topluluğu dünyanın tamamı bir araya gelse zelil edemez! “Allah’ın İzzet verdiği bir mücadeleyi, dünyanın en zalimi bir araya gelse ezemez!” gerçeği, tarihte tekrar tekerrür etti. Her ne olursa olsun tüm dünyada aynelyakîn olarak şu ortaya çıktı:

Bir dönem önce, “İslamofobi” olan, bugün artık İslamohobi”ye dönüştü!

Bundan sonrası direniş ruhunun; sabır, metanet, hikmet, merhamet, ilim, yaşanırlık ve Allah’ın yardımı ile sürdürülmesine bağlıdır.

Haberler

Dr. Ertuğrul Zengin ile İslam Düşüncesi Atölyesi, “Fuad Zekeriya” ile Devam Etti

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliğinin tertip ettiği “Dr. Ertuğrul Zengin ile İslam Düşüncesi Atölyesi”nin dördüncü programı 12 Nisan 2026 pazar günü yapıldı.

Atölyenin dördüncü programında Fuad Zekeriya’nın “Çağdaş İslami Hareketlerde Hakikat ve Hayal” kitabı müzakere edildi. Kitabın ele tartıştığı hususları kritik eden Dr. Ertuğrul Zengin’den sonra söz alan katılımcılarla atölye devam etti.

Atölyenin son programında Abdulvahhab el-Efendi’nin “Nasıl Bir Devlet?” adlı kitabı müzakere edilecek.

Devamını Okuyun

Haberler

Eğitim İlke-Sen: Okul Saldırıları, Güvenlik Tartışmalarını Aşan Bir Derinliğe Sahip

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Kahramanmaraş’taki okul saldırısından sonra bir açıklama yayımlayarak iş bırakma kararı aldı. Sendikanın açıklaması şu şekilde:

“Henüz Şanlıurfa-Siverek Ahmet Koyuncu Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesindeki silahlı saldırı hâdisesinin etkisi altında iken Kahramanmaraş-Onikişubat Ayser Çalık Ortaokulunda, öğrencilerimizin ve öğretmen arkadaşımızın can verdiği başka bir saldırı haberi ile sarsıldık.

Üzgün ve öfkeliyiz!

Okullarda büyük bir süratle yükselen şiddetin ne denli vahim boyutlara ulaştığına ve ulaşabileceğine benzersiz bir acıyla ülke olarak tanık olduk.

Bu silahlı saldırılar, hakikatsizlik batağına itilen genç kuşakların nasıl bir vâroluşsal tehditle karşı karşıya olduğunu, meselenin güvenlik boyutunu çok çok aşan bir derinliğe kök saldığını bir kez daha çarpıcı bir şekilde göstermiştir.

EĞİTİM İLKE-SEN olarak kaybettiğimiz canlara Rabbimizden rahmet diliyor; öğrencisi, öğretmeni ve diğer tüm bileşenleriyle toplumumuzu bir bütün hâlinde tehdit eden bu şiddet, cinayet ve hakikatsizlik batağına sebebiyet veren kusur ve ihmâlleri işaret ve protesto etmek için 16-17 Nisan 2026 Perşembe ve Cuma günleri Türkiye genelinde İŞ BIRAKIYORUZ!”

Devamını Okuyun

Haberler

Üsküdar’da Yeni NATO Üslerine Reddiye; İran, Küba, Lübnan ve Filistinli Esirlerle Dayanışma Eylemi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve Özgür Yazarlar Birliği; 12 Nisan 2026 Pazar günü Üsküdar’da “Katil ABD-İsrail, Küba ve İran’dan; Katil NATO, Beykoz ve Adana’dan; Katil İsrail, Filistin ve Lübnan’dan Defol!” başlıklı bir eylem tertip etti.

Beykoz’da NATO üssünün, Adana’da NATO kolordusun kurulmasının protesto edildiği ve Küba, Lübnan ve İran’la dayanışma mesajlarının verildiği eylemde ayrıca Filistinli esirler selamlandı ve İsrail’in Filistinli esirlere dönük idam kararı protesto edildi.

Eylem boyunca, “Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil NATO Adana’dan Defol, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, NATO’ya Sığınma İşgale Ortak Olma, Katil ABD Ortadoğu’dan Defol, Katil ABD Küba’dan Defol, Katil ABD İran’dan Defol, Küba Halkı Yalnız Değildir, Yaşasın Küba Direnişimiz, Yaşasın İran Direnişimiz, Şehitlerin Hesabı Sorulacak, İstanbul’dan Tahran’a Direnişe Bin Selam, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, İşbirlikçi Rejimler Hesap Verecek, ABD’nin Değil Direniş’in Dostu Ol, NATO’nun Askeri Olmayacağız, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil NATO Adana’dan Defol, Bakü-Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Katil İsrail Lübnan’dan Defol, Yaşasın Lübnan Direnişimiz, Yaşasın Küresel İntifada, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Filistinli Esirler Onurumuzdur, Kahrolsun Siyonist İdam Rejimi” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylem, video kaydından takip edilebilir.

Topluluk adına Şilan Deniz’in okuduğu açıklamanın tam metni:

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kıymetli Üsküdar halkı,

Doğrudan söze girelim:

Emperyalizm ve Siyonizm’in İran’a saldırısını fırsata çevirerek Türkiye içindeki gücünü ve etkisini iyice artıran NATO, peşi sıra Türkiye’de yeni üsler ve karargâhlar kurma hazırlığına girişmiştir.

Boğaz’ın kalbinde, hemen az ilerimize, komşu ilçemiz Beykoz’da, Anadolu Kavağı’na emperyalist bir karargâh olarak NATO’nun taşeron komutanlığı kurulacak!

Yani NATO’nun taşeronu olacak bu üs, Karadeniz’i bir savaş denizi yapacak!

Bu komutanlık Ukrayna’yı koruma bahanesiyle kurulan askerî koalisyona bağlı olacak. İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği bu koalisyonun ağırlığını NATO ülkeleri oluşturuyor.

Diğer bir yandan NATO’nun Batı Asya’ya müdahale için hazırlıkları kapsamında Adana’da kolordu kurma hazırlığı içinde olduğunu öğrendik.

Adana İncirlik’teki Amerikan güçlerinin yanı sıra bir NATO kolordusunun kurulması ancak ve ancak Anadolu’nun, Batı Asya’nın/Ortadoğu’nun tam ve kesin olarak işgalini hedeflemektir!

Yıllardır hazırlığı yapılan NATO kolordusunun, 2023 NATO Güneydoğu Bölgesel Plânı’nda kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Değerli halkımız,

Tavrımızı Üsküdar’dan peşinen ilan edelim:

Beykoz’daki NATO deniz üssünün de Adana’daki NATO kolordusunun da kurulmasına izin vermeyeceğiz; bunun için sonuna kadar direneceğiz!

Bu vesileyle NATO sevdalısı AKP iktidarına sesleniyoruz:

ABD ve İsrail’in İran ve Lübnan saldırılarında, Gazze soykırımında bu katillere çalışan Kürecik NATO Radarını kapatmadınız, aksine sürekli olarak NATO’ya bağlılık deklare ettiniz!

Kürecik NATO Radarını kapatın, Beykoz ve Adana’da yeni NATO unsurlarının yerleşmesine ön ayak olmayın!

Temmuz ayında Ankara’da toplanmayı plânlayan bu katil ve işgalci sürüsüne ev sahipliği yapmayın! Unutmayın ki tarihe, halklara ve en önemlisi de Allah’a vereceğiniz hesabınız kabarıyor!

Kıymetli dostlar,

Birkaç ay önce yine bu meydanda ABD’nin Venezüella’ya müdahalesini ve Maduro’nun eşiyle birlikte kaçırılmasını protesto etmiştik.

Dünyanın dört bir yanında baskın ve işgallerle sömürü politikalarını derinleştirmek isteyen ABD, şimdilerde Küba’yı ölümcül bir muhasara altında tutmaktadır.

ABD kıyısından yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Küba, Fidel Castro liderliğinde 1959 yılında gerçekleşen devrimden bu yana Washington için bir endişe kaynağı oldu. Küba, ABD nüfûzunu reddettiği için her zaman hedefteydi.

Trump’ın talebi üzerine, Venezuela’da Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, Ocak ayında Küba’ya yönelik hâlihazırda kısıtlanan petrol ihracatını tamamen durdurdu. Ocak ayının sonundan beri de ABD, Karayipler’deki ülkeye giden deniz yollarını bloke ediyor ve Küba’ya sevkiyat plânlayan ülkeleri yaptırımlarla tehdit ediyor.

Küba hükümeti ülkeye üç aydır petrol sevkiyatı yapılmadığını belirtiyor. Yıllardır gerilemekte olan yerli üretim ise 2024 yılında ülkenin petrol ihtiyacının ancak yüzde 30’undan azını karşılayabiliyordu. Elektrik üretimi önemli ölçüde petrol santrallerine bağlı olan Küba’da son dönemde sıklaşan elektrik kesintileri de doğrudan bununla bağlantılı.

Biz buradan, İstanbul’dan sesleniyor ve ABD kuşatmasına direnen Küba halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu gururla haykırıyoruz!

Büyük şeytan Amerika ve emperyalizmin şefi Trump’ın baskı ve tehditlerine karşı Küba halkının yanındayız. Dünyanın pek çok yerinden Küba’ya insani yardım seferberliği başlatan herkesi selamlıyor ve onlarla birlikte olduğumuzu ilan ediyoruz!

Direniş dostları,

Büyük şeytan Amerika ve emperyalizmin ileri karakolu İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları amansız 40 günlük savaş; Allah’ın izniyle İran’ın zaferi, ABD ve İsrail’in kibrinin yerlere serilmesiyle neticelendi. Bu zafer için Allah’a şükrediyor, şehitleri ve bombalara göğüslerini siper ederek sabahlara kadar meydanları dolduran, canlı kalkan olan kahraman İran halkını tebrik ediyoruz.

Soykırımcı Epstein koalisyonunun 170 kız evladımızı okullarında vurarak katletmesiyle başlayan savaş, nasıl bir küresel canavarlık rejimiyle karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha göstermiştir!

Uzun süredir mahzun olan İslam ümmeti ve bütün mazlum halklar, İran’ın ABD ve İsrail haydutluğuna karşı gösterdiği olağanüstü direnişle tekrar büyük cesaret ve özgüven kazanmış; emperyalizme ve Siyonizm’e karşı mücadele azim ve kararlılığını tekrar kuşanmıştır.

Şunu da ayrıca belirtmeliyiz ki ateşkes müzakerelerinde ABD ve İsrail tarafının hiçbir sözüne güvenilemez, bunu daha önce pek çok defa gördük. Bize düşen sorumluluk bellidir: Bütün bölge ülkeleri, halklar, müslümanlar olarak yekvücut hâlinde bu emperyalist-Siyonist saldırganlığın karşısına dikilerek zafere kadar mücadele etmek! Tek seçenek budur ve bu seçenekte sebat etmektir.

Arkadaşlar;

Bu süreçte İslam dünyasının içinde bulunduğu acziyet bir kez daha yüreğimizi yakmıştır. İşbirlikçi bölge rejimleri ABD’ye açtıkları üslerle İran karşıtı cephede yer almışlar, İsrail karşısında dut yemiş bülbüle dönmüşler, üstüne bir de İran’ı suçlamışlardır.

Diğer yandan savaş boyunca AKP hükümeti sadece İsrail’i suçlayıp durmuş, asıl fâil ABD ve Trump hakkında tek bir eleştiri ve kınama sarf etmemiştir. Bu suskunluğu not ediyoruz. İslam coğrafyasına, mazlum halklara, kardeşlerimize yapılan saldırılar karşısında susmak zulmü onaylamak değil de nedir!

Herkes bilip duysun ki bu işbirlikçilik ve ihanetlere karşı meydanlarda hakikati haykırmaya devam edeceğiz!

İntifada yârenleri,

Gazze’de ateşkes sürecine rağmen katliamlar sürmekte, Filistin halkı açlık ve sürgünle mücadele etmektedir.

Bir yandan da gâsıp ve işgalci Siyonist rejim, direnişi bastıramadığı için Filistin halkını idamlarla tehdit etmekte ve bu istikamette yasalar çıkarmaktadır.  Siyonistler, sayısız evladı özgürlük mücadelesinde şehit olmuş Filistin halkını idamlarla korkutabileceklerini sanmaktadır.

Filistinli esirlerin, Filistin direnişinin idamla tehdit edilmesi karşısında Direniş ve dayanışmayı yükseltmekten başka seçeneğimiz yoktur! İsrail’i besleyen can damarları hâlâ faaliyettedir ve İsrail bundan güç almaktadır. Siyonistlere BTC boru hattından petrol sevkiyatı sürmekte; türlü kılıflarla her geçen gün ciro artışı yaşanan ticaret büyümektedir.

Yılmadan, usanmadan bu işbirlikçilik ve ihanet sarmalına karşı çıkmaya devam etmeliyiz!

Direnişin dostları,

Biliyorsunuz, katil İsrail, bütün gücüyle Lübnan’a saldırmakta, Hizbullah’ın direnişini yok etmeye çalışmakta, katliamlarına yenilerini eklemekte, bu süreçte yüz binlerce insanı yerinden etmektedir.

Lübnan’da Hizbullah tarafından sayısız kere mağlubiyetlere uğratılan korkak Siyonistler, karadan ilerleme sağlayamadıkça hava bombardımanlarıyla sivillerin hayatına kastetmekte, Lübnan için de Gazze senaryosunu hayata geçirmek istemektedir.

Ancak yağma yok! Siyonizm’e geçit yok!

Bütün dünya görüp duydu ki artık çanlar Siyonizm için çalmaktadır!

Artık çanlar emperyalizm için çalmaktadır!

Artık çanlar işbirlikçiler için çalmaktadır!

Aksâ Tûfânı’ndan bugüne yeryüzünde bambaşka bir hareketlenme vardır. İnsanlık boğucu şeytanî düzenlere karşı ayağa kalkmış, İNTİFADA ateşiyle yeni ve bambaşka bir ufkun farkına varmıştır!

İşte bu dalga Gazze’yi, Lübnan’ı, bütün bir Batı Asya’yı, zulüm ve sömürü altındaki coğrafyaları özgürleştirecek; İran’da, Küba’da, Venezüella’da emperyalist şeytanların sonunu getirecek ve egemen dünya düzenini alt edecektir!

Yaşasın İran direnişmişiz!

Yaşasın Filistin direnişimiz!

Yaşasın Küba direnişimiz!

Yaşasın Lübnan direnişimiz!

Katil NATO, Beykoz’dan, Adana’dan, İncirlik’ten defol!

Katil ABD, İran’dan, Küba’dan elini çek!

Siyonist idam yasasına hayır!

EYLEM videosu bu linkten takip edilebilir:

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x