Connect with us

Haberler

Şişhane’de “Filistin Toprak Günü” Eylemi

Yayınlanma:

-

30 Mart 2024 günü “Filistin Toprak Günü” vesilesiyle “Filistin İçin 1000 Genç Hareketi” Şişhane’de bir eylem düzenledi. Tünel’den Şişhane meydanına yürüyüşle başlayan eylem boyunca İsrail’le yapılan ticaret kınandı; siyasi, ekonomik ve askeri ilişkiler lânetlendi. Sık sık “Küresel İntifada” çağrısı yapıldı.

Eylem boyunca “İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, Gemiler Yürüyor Soykırım Sürüyor, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Siyonist Sermaye Hesap Verecek, Yaşasın Küresel İntifada” gibi sloganlar atıldı.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

76 senedir işgale boyun eğmeyen, 48 sene önce bugün, “Bu toprak bizim!” diyerek işgalin ve işgalcinin üstüne üstüne yürüyen onurlu Filistin halkını ve başta Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Hamas olmak üzere tüm Filistinli direniş gruplarını ve direnişlerini selamlıyoruz! Dünyanın tüm onurlu halkları, imkânları yettiğince bu mücadeleye omuz vermeye çalışıyor, dört bir yandan işgali ve işgalciyi ifşalamaya ve işgalin karşısında durmaya devam ediyor. Biz de Toprak Gününü anmak, Filistin direnişini bulunduğumuz topraklara taşımak ve aylardır defaatle devam ettiğimiz gibi yerli işbirlikçileri ifşa etmek adına bugün burada buluştuk.

NEHİRDEN DENİZE ÖZGÜR FİLİSTİN!

30 Mart 1976 tarihinde Filistin halkı işgalci siyonist İsrail hükümetinin yeni yerleşim yerleri açmak ve işgali yaygınlaştırmak amacıyla çıkarttığı yasa tasarısına karşı yüzbinlerle birlikte şenlik havasında bir yürüyüş organize etmişti. Filistin halkının onlarca yıldır süren sistematik işgale ve soykırıma bu güçte bir cevap vermiş olması üzerine saldırıya geçen İsrail, 6 sivili öldürdü ve yüzlercesini yaraladı. Filistin halkı o gün bu gündür işgalciye karşı 30 Mart tarihini topraklarını geri alacağı iradesiyle kutluyor.

Aynı iradeyi kuşanan ve 7 Ekim tarihinde işgalcinin yıllardır propagandasını yaptığı duvarların, kubbelerin ne kadar kâğıttan olduğunu bize gösteren direnişi selamlıyoruz.

YAŞASIN KÜRESEL İNTİFADA!

Arkasına ABD başta olmak üzere; tüm küresel emperyalist batıyı alan İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze’nin her bir köşesini bombalayarak, on binlerce sivili katlederek bu güçlü iradeyi kırmaya çalışıyor. Emperyalistler açısından bu soykırım; bir ileri karakol olarak dizayn edilen İsrail devletinin güçsüz görünmesi ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla meşrulaştırılıyor.

Tüm ideolojik ve zor aygıtlarını devreye sokan emperyalist devletler direnişi ve Filistin halkını öldürülmesi gereken hayvanlar diye niteleyerek soykırımı ve ortaklıklarını gizleyebileceklerini zannediyorlar. Ama onurlu dünya halkları bu uygulamaları Nazilerden hatırlayacaktır.

Türkiye’deki soykırım ortakları ise ya ticaret yaptığını reddediyor ya devletin şemsiyesi altına saklanıyor ya da açıktan soykırım propagandası yapıyor. Aylardır en küçük sermaye grubundan en büyük tekeline kadar ifşaladığımız bu emperyalist ilişki ağının tamamı bu soykırımın ortağıdır ve düşmanımızdır.

İŞBİRLİKÇİ ŞİRKETLER HESAP VERECEK!

Düşmanımız TÜSİAD, üye şirketleri ile birlikte değişen Ortadoğu piyasasında emperyalist pazar bölüşümünde yerini garanti etmek amacıyla İsrail ile olan ticareti devam ettiriyor, işgalcinin nerede bir ihtiyacı varsa ilk koşan soykırım ortağı oluyor.

Düşmanımız Zorlu, 3 elektrik santrali ile işgalciye elektrik sağlıyor.

KATİL İSRAİL, İŞBİRLİKÇİ TÜSİAD!

Düşmanımız MÜSİAD, bir yandan Filistin halkının yanındaymış gibi gözükürken, yardım kampanyaları ve kitlesel yürüyüşler düzenlerken, karşısına dikildiğimizde ticarete devam eden üyelerini uzaklaştıracağını söylerken ticarete ve bir avuç üye patronun sermaye biriktirmesi için soykırım ortaklığına devam ediyor.

Düşmanımız İÇDAŞ, işgalciden aldığı ödüllerle övünüp soykırımın başladığı tarihten beri ticaretini sürdürüyor.

KATİL İSRAİL, İŞBİRLİKÇİ MÜSİAD!

Düşmanımız SOCAR, bir yandan Türkiye’deki en büyük dış yatırımcı olarak devletler arası ilişkileri belirlerken, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden Azerbaycan ve Kazakistan petrolünü Türkiye taşımacılığı yoluyla işgalciye taşıyor ve soykırım devam ettikçe karına kar katıyor.

Tüm bunlar yaşanırken, düşmanlarımızın garantörü Türkiye hükümeti ise bir yandan meydanlarda Filistin halkına dua gönderip, kitlesel mitingler düzenlerken diğer yanda ise işgalcinin en büyük destekçilerinden biri. Türkiyeli sermayedarlar, işgal askerlerini iç çamaşırına kadar giydirirken, İsrail’in en büyük meyve sebze tedarikçisi olurken, hükümet uluslararası ticaret anlaşmalarıyla bu işe önayak olup kolaylaştırıyor.

KATİL İSRAİL, İŞBİRLİKÇİ AKP!

Düzen muhalefeti, kendi sandık hesapları için Filistin halkının onurlu direnişini hamaset siyasetlerine meze ediyor. Soykırımcı sermayeyi küçük hesapları gereği direkt olarak karşılarına almaktan aciz oldukları için, Filistin halkının sesini bu topraklara taşıyanları görmezden geliyor veya bu bağımsız inisiyatifleri içermeye çalışıyor. Bir yandan 7 Ekim’den sonra Hamas’a “terörist” diyenler, bugün çıkarları uğruna “Ticareti kes!” çağrısında bulunuyor.

Öte yandan şunu da vurgulamalıyız ki Türkiye’nin İsrail’le normalleşme politikalarında fail olan ya da buna sessiz kalan siyasi figürler, bugünkü muhalefet siyasetlerine bizi ve Filistin davasını alet edemezler!  Kendi sandık hesaplarınız uğruna tutturduğunuz dille ellerinizdeki kanı da bugüne dek yaptıklarınızın izlerini de halktan silemeyeceksiniz! Tebriklerinize, “alnımızdan öpmeleriniz”e ihtiyacımız olmadığı gibi siyasi çıkarlarınıza âlet olmayı da reddediyoruz!

İŞBİRLİKÇİ SERMAYE HESAP VERECEK!

Bahsetmiş olduğumuz tüm bu emperyalist ablukaya, kesintisiz soykırıma rağmen Filistin halkının onurlu direnişi kırılmıyor, kırılamıyor! Filistin halkı elbet işgalciyi Gazze’nin her bir karışında yenilgiye mahkûm edecek ve işgalciyi defedecektir! 76 yıldır parça parça işgal edilen, sivil yerleşimciler tarafından yağmalanan topraklarını geri alacak! Tüm dünyada ayağa kalkan onurlu halkların iradesi bu ablukayı da dağıtacak, zafer direnen Filistin halkının olacaktır!

Nehirden Denize özgür Filistin!

BİRRÛH, BİDDEM, NEFDÎKE YÂ GAZZE!

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Üsküdar’da Eylem: İsrail’i Tanıma, Tam Ambargo Uygula!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Özgür Yazarlar Birliği ve Sağlık İlke-Sen, 01 Nisan 2025-Ramazan Bayramının üçüncü gününde Üsküdar’da, “Bizde Bayram, Gazze’de Katliam Var! Katil İsrail’e Tam Ambargo!” temalı bir eylem düzenledi.

Eylemde, Türkiye’nin İsrail’le süren ticareti ve yine Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından İsrail’e petrol sevk edilmesi protesto edildi ve İsrail’e “tam ambargo” çağrısında bulunuldu. Ayrıca İsrail’i koruyan İncirlik-Kürecik üslerinin kapatılması talebi yinelendi.

Eylemde ayrıca Filistin’e özgürlük mücadelesi veren Rümeysa Öztürk’ün ABD’de tutuklanması da protesto edilerek Türkiye’deki hükümet yetkililerinin bu olayı kınarken kendilerinin Filistin eylemleri yapanları işkenceyle göz altına alıp hapis istemleriyle yargılamaları eleştirildi.

Üsküdar sahilde yapılan eylem boyunca “Katil İsrail, Filistin’den Defol, İşbirlikçi Hainler Hesap Verecek, Bakü-Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, Vanaları Kapat Petrolü Kes, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Ya Teslimiyet Ya Direniş, Zalimlerin Dostu Olmayacağız, Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor, İhtirası Bırak Direniş’e Destek Ol, İsrail’i Tanıma Tam Ambargo Uygula, Hamaseti Bırak Tam Ambargo Uygula, Rümeysa Öztürk Onurumuzdur, Filistin Davası Yargılanamaz, Yaşasın Filistin Direnişimiz, Yaşasın Gazze Direnişimiz” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde Meryem Karayıl ve Ahmet Orhan’ın okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

BİZDE BAYRAM, GAZZE’DE KATLİAM VAR! KATİL İSRAİL’E TAM AMBARGO!

Bismillâhirrahmânirrahîm

Gazze’de Siyonist soykırım savaşı tüm hızıyla devam ediyor!

İsrail’in, Batı Şeria’daki mülteci kamplarına, köylere, mahallelere yaptığı baskın ve kuşatmalar sürüyor; işgal devleti zaten yetersiz olan alt yapıyı tahrip ediyor, kardeşlerimizi katlediyor!

Ateşkesi bozan katil İsrail, Ramazan ve bayram içerisinde yine binlerce Filistinliyi katletti!

Gazze’de Ramazan; açlık, susuzluk, ölüm ve sürgün ikliminde geçti.

Oruçlar bombayla, kan ve göz yaşıyla açıldı!

Bayramda Filistinli çocuklar sevinç ve mutlulukla koşup oynamak yerine ölüm kıskacına, çaresizlik girdabına mahkûm edildi!

Koca bir yalan ve iki yüzlülük sûretindeki İslam âlemi, bütün bunları görmemek için olan bitene gözlerini kapattı; işbirlikçilik ve ihanet utancı kara bulut gibi coğrafyalarımıza ve gönüllerimize çöküverdi!

 

İstanbul halkı!

Gazze’de katliamlar 18 aydır devam ediyor.

Tarihin hiçbir evresinde böyle bir katliam silsilesi görülmedi!

Dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde sokağa çıkan milyonlar, İsrail’e verilen destekleri durdurmaya çalıştı.

Biz de elimizden geldiğince bunun için mücadele ettik.

İsrail’i, bu mel’ûn Siyonist soykırım makinesini besleyen kaynakları kurutmak için çağrılarda bulunduk!

“İsrail’e akan petrolü kesin!” diye haykırdık!

“Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından akarak İsrail’e ulaşan Azerbaycan petrolü, Siyonistlerin tank ve uçaklarını çalıştırıyor ve ölüm olarak Filistinli kardeşlerimizin üzerine yağıyor!” dedik.

Ama Türkiye’yi yönetenler vanaları kapatıp petrolü kesmediler!

Aynı uyarıyı, çağrıyı yineliyoruz:

Derhâl vanaları kapatın, petrolü kesin!

Mazlumların dostları!

Yine yıllarca “İsrail’le ticareti kesin!” diye haykırdık.

Aksâ Tûfânı’ndan sonra da “İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet” sloganını ülkenin dört bir yanında dillendirdik.

Ancak, Türkiye’yi yönetenler, İsrail’i besleyen diğer bütün kalemleri, bütün bir lojistiği kâğıt üzerindeki birtakım numaralarla gizlemeye çalıştılar.

Tekrar uyarıyoruz, tekrar haykırıyoruz:

Ticareti kesin, limanları Siyonist gemilere kapatın!

İşte bu meydanlar, bu Üsküdar iskelesi, karşıdaki Eminönü meydanı ve daha nice sokak ve meydanlar da şahittir ki yine yıllarca “İsrail’i koruyan Kürecik NATO radarını sökün, İncirlik ABD üssünü kapatın!” diye sayısız eylem yaptık.

Ancak, Kürecik NATO radarı kendi döneminde açılan AKP iktidarı bu çağrılara da kulak asmadı.

Evet, bunların hiçbirini yapmadılar ama yine de Filistin’i çok sevmeye devam ettiler!

Kırmızı çizgi hamaseti yapıp durdular!

Peki, soruyoruz bu iktidar sahiplerine:

Neyi bekliyorsunuz? Filistin halkının tümüyle yok edilmesini mi!

Kıymetli halkımız,

Katil ve işgalci ABD ile katil ve işgalci İsrail, Ortadoğu’yu/Batı Asya’yı dizayn etmek için katliamlarına, savaş ve işgallerine hız vermiş durumdadır.

Suriye’de mevzi kazanan bu güçler; Lübnan, Filistin ve Yemen’de direnişi boğmak için 18 aydır amansız bir saldırı dalgası vâr ettiler.

İran’ı kuşatma plânlarının son aşamasına geldiklerini dost-düşman herkes bilmektedir.

Tarihin kritik bir evresindeyiz.

Türkiye, bu kritik eşikte nerede duracaktır? Buna iyi karar vermek zorundadır.

Egemen dünya düzeninden yana saf tutup mazlum ve mustazaf halklarımızın, coğrafyalarımızın karşısına mı dikilecektir yoksa yoksul Yemen halkı gibi şeref ve haysiyeti tercih edip ABD ve İsrail’i bölgeden kazımak isteyenlerle mi birlikte olacaktır?

İşte karşı karşıya kaldığımız/kalacağımız kritik seçim budur; tablo, bu kadar açık ve nettir.

Direnişin dostları,

Gazzeli çocukların, Gazzeli annelerin yürek parçalayan görüntüleri bizi, insanlığımızdan utanma aşamasına getirmedi mi?

Şu mübarek günlerde bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekeri, lokumu kursağımızdan geçirebiliyor muyuz?

Kerbela ıssızlığına, ölüm ve çaresizliğe sürgün edilen yavrularımız rüyalarımıza girmiyor mu?

Bugün vicdanlı insanlar için insanlık tümüyle ölmüştür.

Bizdeki iktidar sahipleri ise birtakım alicengiz oyunları marifetiyle iktidarlarını daha çok pekiştirmek ve uzatmak derdine düşmüşlerdir.

Sahte Filistin duyarlılıkları bir kez daha ortaya çıkmış, son günlerdeki protesto eylemlerinde tutabildikleri gençleri hapsederek asıl gündem ve niyetlerini açık etmişlerdir.

Ey iktidar sahipleri!

Bu ucuz numaraları bırakın!

Açlık ve yoksullukla boğuşan halkımızın gerçek gündemine yoğunlaşın.

Adaletsizlik ve hukuksuzluklardan vazgeçin!

Hemen yanı başınızda bir halk günde yüzlercesiyle katledilirken birazcık olsun utanın!

Neyle meşgulsünüz?

İktidarınız, o çok övündüğünüz hassasiyetleriniz, İHA ve SİHA’larınız neye yarıyor?

İmkânlarınızı mazlumların kurtuluşu için kullanmayacaksanız da ne için kullanacaksınız?

İsrail’i tanımaktan vaz geçin!

İsrail’i koruyan Kürecik NATO Radarını ve İncirlik ABD üssünü kapatın!

İsrail’e hilesiz hurdasız TAM AMBARGO uygulayın!

Biz sizin hamasetinizden bıkıp usandık; ya bunları hemen, derhâl yapın ya da artık susun, gölge etmeyin!

Kardeşler!

Filistin halkının özgürlüğü için mücadele eden Rümeysa Öztürk kardeşimizi haydut ABD gözaltına aldı.

Kardeşimizi hemen serbest bırakın!

Rümeysa Öztürk kardeşimiz de Rachel ve Ayşenur gibi size asla boyun eğmeyecektir!

Tutuklamalarla intifada yârenlerini yıldıramazsınız.

Bu hususta bir sözümüz de Rümeysa Öztürk’ü tutuklayan ABD’yi kınayan hükümet yetkililerinedir:

Siz ne yüzle böyle bir açıklama yapıyorsunuz?

“Gemileri durdurun, İsrail’le ticareti kesin!” diyen kardeşlerimizi işkenceyle göz altın alıp hapis istemleriyle yargılayan siz değil misiniz?

Bu iki yüzlülüğünüzü tarih affetmeyecektir!

Filistin dostları!

Allah’ın izniyle egemen dünya düzenine, emperyalizme, Siyonizm’e, işbirlikçilik ve ihanete karşı mücadelemiz sürecektir!

Şu şehir, şu deniz, şu gök yüzü, şu insanlar şahit olsun ki mazlumların yanında saf tutmaktan geri durmayacağız!

Herkesi bu cephede toplanmaya çağırıyoruz!

Allah’ın izniyle emperyalistler, Siyonistler yenilecekler ve cehenneme sürüleceklerdir.

Yeter ki biz doğru cephede saf tutalım!

EĞİTİM İLKE-SEN, SAĞLIK İLKE-SEN

TOKAD, ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ

Devamını Okuyun

Haberler

ABD’de Tutuklanan Rümeysa Öztürk Kimdir?

Yayınlanma:

-

Tufts Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Türk vatandaşı Rumeysa Öztürk, 26 Mart’ta Massachusetts eyaletinin Somerville kentinde sivil göçmenlik memurları tarafından tutuklandı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Öztürk’ün Hamas’ı destekleyen faaliyetlerde bulunduğunu ve bu nedenle vizesinin iptal edildiğini iddia etse de herhangi bir suçlamada bulunulmadı

Tufts Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Türk vatandaşı Rumeysa Öztürk, Salı günü Massachusetts eyaletinin Somerville kentindeki kampüs dışındaki konutunun yakınlarında federal göçmenlik memurları tarafından “pusuya düşürüldü”.

Olay, hukuk uzmanları, üniversite yetkilileri ve sivil haklar savunucuları arasında gözaltına alınma koşulları ve tutuklanmasının yasal dayanağı konusunda endişelere yol açtı.

Müslüman bir öğrenci olan Öztürk’ün Ramazan orucunu açmak üzere bir iftar davetine gittiği sırada İç Güvenlik Bakanlığı’na (DHS) bağlı sivil polisler tarafından yolunun kesildiği bildirildi.

Avukatı Mahsa Khanbabai’ye göre Öztürk, gözaltına alındığı sırada geçerli bir öğrenci vizesine sahipti. Buna rağmen fiziksel olarak kısıtlanmış, kelepçelenmiş ve derhal bir açıklama yapılmadan gözaltına alınmıştır.

Tutuklama videosu tartışmalara yol açtı                                       

Öztürk’ün tutuklanmasına kadar geçen anlar mahalledeki güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Videoda, gündelik kıyafetler giymiş bir adam, uzaklaşmasını engellemek için yoluna çıkmadan önce ona el sallıyor.

Rümeysa Öztürk, adamın etrafında manevra yapmaya çalıştığında adam onu tekrar engelliyor ve aniden ellerini tutmadan önce kısa bir tartışmaya giriyor. İrkilen kadın bir çığlık atarak “Neler oluyor?” diye sorarken diğer ajanlar onu zapt etmek için harekete geçiyor.

Bir memurun “Biz polisiz, sakin ol!” dediği, diğerinin ise “Tamam, sorun yok!” diye güvence verdiği duyuluyor.

Hepsi sivil giyimli olan polisler, Öztürk’ü plâkasız bir cipe bindirip uzaklaşmadan önce yüzlerini bez maskeler ve güneş gözlükleriyle kapattılar. Video, o zamandan beri viral hale geldi ve tutuklamanın yapılış biçimine yönelik yaygın eleştirilere yol açtı.

Kaynak: firstpost.com

Devamını Okuyun

Haberler

17. Dünya Vicdan Haftası Panel & Forumu – 2. Oturum

Yayınlanma:

-

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim  ve Dayanışma Derneği) tarafından düzenlenen 17. Dünya Vicdan Haftası münasebetiyle “Ayşenur Ezgi Eygi ve Aaron Bushnell”e ithaf ettiği Ortadoğu merkezli gelişmelerin tartışıldığı iki oturumlu panel ve forum düzenlendi.

Panel-forumun Ahmet Örs başkanlığında yapılan ikinci oturumunda Muammer Bilgiç ile Ahmet Kaya konuşmacı olarak yer aldı.

Muammer Bilgiç, “Ortadoğu’da Şekillenen Yeni Eksenler” başlıklı konuşmasında emperyalizmin farklı araç ve imkânlarıyla özelde Ortadoğu’da, genelde bütün dünyada hegemonyasını nasıl kurduğunu tartıştı, direnişin yol ve yöntemleri hakkında önerilerde bulundu.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Ahmet Kaya ise “Kürt Meselesindeki Yeni Sürecin Etkileşime Gireceği Dinamikler” başlıklı sunumunda Kürt meselesi bağlamında aktörleri, süreci, risk ve imkânları değerlendirdi.

Konuşmaların devamında katılımcıların soru ve değerlendirmeleri ile etkinliğin birinci bölümü sona erdi.

Konuşmalar video kaydından takip edilebilir.

Devamını Okuyun

GÜNDEM