Connect with us

Haberler

ABD’nin Maduro’yu Kaçırmasına Tepkiler Sürüyor: Firavun Trump, Venezuela’dan Defol!

Yayınlanma:

-

ABD’nin Venezuela’ya saldırarak devlet başkanı Maduro’yu ve eşini kaçırması 4 Ocak 2026 Pazar günü Üsküdar’da protesto edildi. Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve ÖYB tarafından düzenlenen eylemde egemen dünya düzenine, emperyalist saldırganlığa karşı durulması çağrısı yapıldı.

Katil ABD Venezuela’dan Defol, Venezuela Halkı Yalnız Değildir, Katil ABD Katil İsrail, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, NATO’dan Çıkılsın Emperyalist Üsler Kapatılsın, Borular Sökülsün İşgalciler Sürülsün, Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Direniş Var Yılgınlık Yok, Firavun Trump Venezuela’dan Defol, Trump’ın Değil Halkların Dostu Ol” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına açıklamayı Şilan Deniz, Meryem Karayıl ve Gülşah Eldemir okurken yazar Şükrü Hüseyinoğlu da bir konuşma yaptı.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Firavun Trump, Venezuela’dan Defol!

Bismillâhirrahmânirrahîm,

Bugün, Latin Amerika’nın kalbi Venezuela’ya yapılan haydutça saldırılara karşı sesimizi yükseltmek; emperyalizmin karşısına dikilmek için buradayız! Katil, emperyalist, yağmacı ABD’nin askerî müdahalesi yalnızca Venezuela’yı değil, tüm dünya halklarının özgürlük ve bağımsızlık iradesini hedef almaktadır.

ABD yönetimi, on yıllardır sürdürdüğü “arka bahçe” zihniyetiyle, Venezuela’yı ekonomik abluka, siyasi darbe girişimleri, hibrit savaş yöntemleri ve açık askerî müdahale tehditleriyle diz çöktürmek için her yolu denemiştir. Venezuela’ya yönelen bu saldırganlık, tesadüfî ya da geçici değildir; bu saldırı, emperyalizmin küresel ölçekte yaşadığı hegemonya krizinin açık bir sonucudur.

Kıymetli dostlar!

ABD’nin son yıllarda yayımladığı Ulusal Güvenlik ve Savunma Strateji belgeleri, Washington’un sömürgeci niyetlerini artık gizleme ihtiyacı duymadığını göstermektedir. Bu belgelerde Batı Yarımküresi üzerinde ilan edilen sözde “özel haklar”, 19. yüzyıldan kalma karanlık Monroe Doktrini’nin güncellenmiş ve militarize edilmiş bir versiyonudur.

ABD, Latin Amerika’yı hâlâ kendi münhasır nüfûz alanı olarak görmekte; bölge halklarının iradesini tanımamakta; bağımsız devletlerin kendi siyasi, ekonomik ve diplomatik tercihlerini yapmasını bir “ulusal güvenlik tehdidi” olarak ilan etmektedir. Venezuela’nın hedefe konulmasının temel nedeni de budur: Emperyalizme boyun eğmeyen, bağımsız bir iktisat ve dış politika hattı izleme ısrarı!

Venezuela halkı, Amerikan strateji belgelerinin bir piyonu olmayacak kadar onurludur!

Emperyalizmin karşısına dikilen bilinçler!

Bugün Venezuela’ya yönelen saldırıyı yalnızca ikili bir ABD-Venezuela gerilimi olarak okumak, gerçeği perdelemek olur. Bu müdahale, küresel sistemde yaşanan derin güç kaymasının, ABD hegemonyasının zayıflamasının ve çok kutuplu bir dünya düzeninin doğuş sancılarının bir parçasıdır.

ABD, Çin’in yükselişini, Rusya’nın askerî ve diplomatik yeniden konumlanışını ve Küresel Güney’in bağımsızlaşma eğilimlerini kendi egemenliği için bir tehdit olarak görmektedir. Venezuela ise, Çin ve Rusya ile geliştirdiği ekonomik, enerji ve diplomatik ilişkiler nedeniyle Washington açısından “cezalandırılması gereken” bir örnek haline getirilmiştir.

Ancak altını çiziyoruz:
Bizler, emperyalizme karşı mücadelede hiçbir büyük gücü masumlaştırmıyoruz. Rusya ve Çin’in de kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden küresel güçler olduğu açıktır. Ne var ki Venezuela halkının bu ülkelerle kurduğu ilişkiler, ABD’nin dayattığı sömürü ve bağımlılık zincirlerine alternatif arayışlarının bir sonucudur. Emperyalizmin tahakkümüne karşı manevra alanı yaratma çabası, işgal gerekçesi olamaz!

Ezilen halkların omuzdaşları!

Egemen dünya düzeni, hiçbir zaman kendi ilkelerine, yaldızlı laflarına sadakat göstermedi. Uluslararası hukuk gibi palavraların öteden beri ne anlama geldiğini biliyoruz!

Biz uluslararası hukuk denen ve sömürüyü perdeleme vazifesi gören şarlatanlıkların ne manaya geldiğini Afganistan ve Irak işgallerinden, Filistin’e karşı yürütülen soykırım savaşından biliyoruz!

Beyaz Saray koridorlarında yazılan senaryolar, dışarıdan atanan “geçici başkanlar”, ekonomik boğma politikaları ve asker! tehditler; egemen dünya düzeninin gerçek işleyişidir; herhangi bir hukukla ilgisi yoktur, bu uygulamalar ancak ve ancak sömürge dönemlerinin zorbalığıyla açıklanabilir!

Direnen halkların yanında saf tutan yürekler!

Bizler çok iyi biliyoruz ki ABD’nin Venezuela’ya yönelik “demokrasi”, “insan hakları” ve “insanî yardım” söylemleri Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da ve Suriye’de milyonlarca insanın hayatına mal olan yalanların birebir aynısıdır.

Venezuela’ya yönelen bu saldırganlığın temel nedeni, ülkenin sahip olduğu devasa petrol rezervleri, doğal gaz yatakları, altın ve stratejik madenlerdir. Yaptırımlar yoluyla halkı açlığa mahkûm etmek, sağlık sistemini çökertmek ve ardından “insani kriz” bahanesiyle askerî müdahaleyi meşrulaştırmak, emperyalizmin bilinen kirli bir yöntemidir.

Kardeşler,

ABD’nin Venezuela saldırısı, sadece bu ülkeyle sınırlı değildir. Bu müdahale; Küba’ya, Nikaragua’ya, Kolombiya’ya ve emperyalizmin çizdiği sınırlara sığmayan tüm halkçı hareketlere verilmiş açık bir gözdağıdır. Latin Amerika’da yeniden yükselen bağımsızlık ve entegrasyon arayışları, Washington açısından kabul edilebilecek bir yönelim değildir!

Aynı saldırgan zihniyetin Batı Asya’da İran’a, Yemen’e ve Filistin halkına yönelmiş olması tesadüf değildir. Emperyalizm, coğrafya tanımaz; bir yerde açılan gedik, tüm mazlum halkların geleceğini tehdit eder.

ABD öncülüğünde ve İsrail’in tetikçiliğinde ilerleyen egemen zorbalık; Suriye ve Libya’dan sonra İran’da, Lübnan’da, Yemen’de yeni gedikler açmak istiyor. Baştan başa bütün dünyaya diz çöktürmek istiyor ancak yağma yok! Emperyalizme de Siyonizm’e de geçit vermeyeceğiz!

Venezuela’daki bu aşağılık müdahalede İsrail’in ABD’ye verdiği açık destek, saldırının ideolojik ve stratejik boyutunu açıkça gözler önüne sermektedir. Evet, Batı Asya’yı/Ortadoğu’yu işgal, abluka ve katliamlarla kana bulayanlar ile Latin Amerika’da darbe plânları yapanlar aynı küresel çıkar ağlarının parçasıdır.

İsrail’in Venezuela’yı direniş hareketleriyle ilişkilendiren suçlamaları boşuna değildir. Bu, halklara karşı kurulmuş küresel bir zorbalık ittifakıdır.

Venezuela’nın istikametini Washington’daki savaş lobileri değil ancak zulme, sömürüye direnen Venezuela halkı belirleyebilir!

Bizler, emperyalizmin, zorbalık ve işgalin karşısına dikilen vicdanlar olarak;

Haysiyet sahibi bütün insanlardan, bütün siyasi hareket ve topluluklardan Venezuela’ya yapılan ABD müdahalesinin karşısına dikilmesini,

Yine bu çevrelerden İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere Anadolu’nun dört bir yanına konuşlu ABD-NATO üslerinin sökülüp atılması için mücadeleyi büyütmelerini istiyoruz.

Evet, Anadolu baştan başa ABD-NATO üsleriyle işgal edilmiştir. Bunu, çok uzun seneler boyunca söyledik. Bu üsler Gazze’deki soykırım savaşında aktif rol üslendi. Venezuela’daki şeytanlık ve hoyratlığa verilecek en güzel cevap bu üslerin kapatılmasını sağlamak için azim ve kararlılığı lâyıkıyla kuşanmak olacaktır!

Egemen dünya düzeninin muârızları,

Madem emperyalizmi hayatta tutan kan, petroldür madem o petrolü taşıyan damarlar petrol botu hatları, küresel gemi rotalarıdır; o hâlde üzerimize düşen sorumluluk bellidir! Irak’ta petrol için ABD’nin yaptığı aşağılık işgali ve milyonların katledilişini biliyorsunuz.

Bugün de en büyük emperyalist projelerden biri olan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, emperyalizme ve Siyonizm’e çalışmaktadır ve Gazze’deki soykırım makinesinin can suyudur. O hâlde ABD’nin petrol için, enerji kaynakları için Venezuela’daki darbesine, küstahlığına verilecek en muhteşem cevap BTC boru hattının Anadolu’dan sökülüp atılması olacaktır!

Bir sözümüz de AKP iktidarınadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Maduro ile yakın ilişkisi herkesin malumudur. Eşiyle birlikte konutundan alınıp kaçırılan Maduro için tek kelime etmeyip sanki ortada eşit taraflar varmış gibi “itidal” çağrısı içeren 5 cümlelik bir Dış İşleri açıklamasıyla yetinmek son derece düşündürücü ve ibretlik bir durumdur! Unutmayalım ki tarihi ancak adil, cesur ve kararlı adımlar kurar; ezilen halklara, mazlum ve mustazaflara ancak onlar umut olur; güçlüden korkup sinenler değil!

Küresel İntifada’nın yârenleri!

Emperyalizm ne kadar saldırgan olursa olsun, Allah’ın izniyle direnen halkların iradesini kıramayacaktır. Bütün bu sancılar, Gazze’den Latin Amerika’ya uzanan Küresel İntifada’nın serpilip büyümesini müjdelemektedir!

Venezuela halkı yalnız değildir. Onların direnişi, bizim direnişimizdir!

Kahrolsun Emperyalizm!
Yaşasın Tam Bağımsız Venezuela!
Kahrolsun Küresel Emperyalizm ve İşbirlikçileri!
Yankee Go Home!

EĞİTİM İLKE-SEN       

SAĞLIK İLKE-SEN

TOKAD (TOPLUMSAL DAYANIŞMA KÜLTÜR EĞİTİM VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ)

ÖYB (ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ)

Haberler

“NATO’ya Hayır” İmza Kampanyasına Engel: ‘Vicdan Çağrısı’ Sitesine Erişim Engellendi

Yayınlanma:

-

Ankara’nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi’ne karşı İslami ve antiemperyalist çevreler tarafından başlatılan “Vicdan Çağrısı – NATO’ya Karşı Hayır İmza Kampanyası“nın yürütüldüğü web sitesi mahkeme kararıyla erişime kapatıldı. Özellikle müslüman muhafazakar kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve çeşitli ulusal haber organlarınca gündeme taşınan kampanya, yasak kararı gelmeden önce 3.000 imza barajına yaklaşmıştı.

Erişim Engeli Kararının Detayları

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üzerinden Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla alan adı sağlayıcı şirkete iletilen resmi bildirimle vicdancagrisi.com adresi 6 Temmuz’dan itibaren askıya alındı ve site üzerinden yapılan yayınlar tamamen durduruldu.

Kampanya 3 Bin İmzaya Yaklaşmıştı

“NATO’ya Hayır İnisiyatifi” adlı bağımsız bir platform tarafından hayata geçirilen imza kampanyası, kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştı. Ulusal basında da haberleştirilen inisiyatif, muhafazakar ve İslami çevrelerden destek görerek kapatılmadan hemen önce 3.000 imza sayısına ulaşmak üzereydi.

‘Vicdan Çağrısı’ Neyi Savunuyordu?

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız” şiarıyla yola çıkan platform, NATO’yu bir güvenlik kalkanı olarak değil; küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının “kanlı bir askerî aygıtı” olarak nitelendiriyordu. Kampanya bildirisinde öne çıkan başlıklar şunlardı:

  • Gazze Vurgusu: Bildiride, NATO’nun Gazze’deki işgal ve yıkımın en büyük suç ortağı olduğu ifade edilmiş, İsrail’in cesaretini bu emperyalist zırhtan aldığı savunulmuştu.

  • Dini Referanslar: Hûd Suresi (11/113) ve Âl-i İmrân Suresi (3/160) gibi Kur’an-ı Kerim ayetlerine atıfta bulunularak, zulmedenlere meyletmemenin dini bir sorumluluk olduğu vurgulanmıştı.

  • Zirveye Tepki: 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen zirve “ihanet” olarak nitelendirilmiş ve emperyalist güçlerin Türkiye topraklarında ağırlanmasının kabul edilemez olduğu belirtilmişti.

İnisiyatif üyeleri, sitenin kapatılmasının ardından hukuki haklarını arayacaklarını belirtirken, karara Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz edilmesi bekleniyor.

İmza Kampanyası’nın Bildiri Metni

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Devamını Okuyun

Haberler

NATO’ya Hayır İmza Kampanyası Sürüyor

Yayınlanma:

-

Ankara’nın 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapmaya hazırlandığı NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’deki antiemperyalist ve İslami çevrelerden itirazlar yükselmeye devam ediyor. NATO’ya Hayır İnisiyatifi tarafından başlatılan ve Vicdan Çağrısı sitesinde kamuoyuna duyurulan imza kampanyası, kısa sürede 2000 imza barajını aştı.

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız”

Kampanya web sitesinde yer alan “Biz kimiz?” içeriğinde şu açıklamaya yer verildi: “NATO’ya Hayır İnisiyatifi, emperyalist savaşlara, işgallere ve mazlum halklara yönelik saldırılara karşı Müslümanların ortak vicdanını ve sorumluluğunu ortaya koymak amacıyla bir araya gelmiş gönüllülerin oluşturduğu bağımsız bir platformdur. İnancımız bize, zulme ortak olmamayı ve zalimlere meyletmemeyi emretmektedir. Nitekim Rabbimiz, “Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur…” (Hud, 11/113) buyurmaktadır. Bu bilinçle, zulmü meşrulaştıran ve savaş politikalarını besleyen yapılara karşı sesimizi yükseltiyor; adaletin, hakkın ve mazlumların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.”

İmza kampanyası bildirisi ise şöyle:

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Vicdan Çağrısı sitesi üzerinden devam eden kampanyanın, zirve boyunca devam ederek kitlesel bir bilince dönüşmesi hedefleniyor.

İmza kampanyasına katılmak için www.vicdancagrisi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yenipencere.com

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x