Connect with us

Haberler

Üsküdar’da Asgarî Ücret Eylemi: Kölelik Düzeni Derinleşiyor, İtiraz Et!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve Özgür Yazarlar Birliği, her 1 Ocak’ta olduğu gibi 2026’nın 1 Ocak günü de “kölelik” olarak tanımladığı asgarî ücret uygulamasını protesto etti.

Kölelik Düzeni Derinleşiyor, İtiraz Et!” başlığı ile düzenlenen eylemde “Asgarî Ücret Köleliktir, Allah Adaleti Emreder, İşçiler Ölüyor Sermaye Büyüyor, Emekçiler Köle Olmayacak, Yaşarken Kölelik Ölürken Cinayet, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Rakamlar Sahte Sömürü Gerçek, Yoksulluk Büyüyor Açlık Derinleşiyor, Aileler Yoksul Çocuklar Aç,  Sömürücü AKP Hesap Verecek, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Sömürüye Razı Olma İtiraz Et, Uyan Diren Özgürleş” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına Cahit Erdem Örs’ün okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Bismillâhirrahmânirrahîm

 Kıymetli dostlar,

Bugün 2026’nın ilk günündeyiz.

Her 1 Ocak’ta olduğu gibi bu 1 Ocak’ta da meydanlardayız.

Yeni bir yıl daha açlıkla, sefaletle, sömürüyle, kölelikle başladığı için meydanlardayız!

Açlık ve yoksulluk her geçen yıl, bir önceki yıla göre daha da derinleştiği; sömürü ve kölelik düzeni daha bir pekiştiği için meydanlardayız!

İnsan haysiyet ve özgürlüğünü hedef alan, insan onurunu çiğneyen bu harâmî düzene karşı yılın bütün günlerinde itirazlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz!

Susmayacağız!

Hakikati haykırmanın öncelikli ödevimiz olduğu bilinciyle hareket edeceğiz.

Âlemlerin Rabbi Allah’tan başka kimseye kul olacak değiliz!

Bütün egemenler; devlet ve sermaye sahipleri de bunu böylece bilsinler!

Emeğin, haysiyetin, ezilenlerin yanında saf tutan kardeşler!

Geçtiğimiz hafta Asgarî Ücret Tespit Komisyonunun kararıyla 2026 yılı için geçerli olacak Asgarî Ücret, 28 bin 75 lira, 50 kuruş olarak ilan edildi.

Böylece bir önceki yıla göre sadece yüzde 27’lik bir artış yapılmış oldu.

TÜRK-İŞ’in düzenli olarak yaptığı araştırmada 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 30 Aralık 2025 itibariyle 98 bin188 lira olarak ölçülmüş ve artık 100 bin lira seviyesine dayanmıştır!

Yine aynı araştırmaya göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 30 bin lirayı aşarak 30 bin 143 lira olarak tespit edilmiştir.

Sevgili halkımız, dikkat ediniz, işçiler yeni yıl artışına göre belirlenen yeni ücretlerini ancak 31 Ocak 2026 tarihinde alabilecekler.

O vakte kadar açlık sınırının, enflasyonun hangi rakamlarda seyredeceğini düşünmek bile istemiyoruz!

Arkadaşlar!

Önceki yıllarda hükümet ve sermaye temsilcilerinin çoğunluğunu oluşturduğu Asgarî Ücret Tespit Komisyonu, artışları nispeten de olsa açlık sınırının üzerinde yapar; asgarî ücret ancak bir-iki ay sonra açlık sınırının altına düşerdi.

Şimdi ise egemen sınıfların gözlerini tamamen kararttığını görüyoruz.

Şimdi henüz Aralık ayında açlık sınırının altında bir Asgarî Ücret ilan ediyorlar!

Sahte TÜİK rakamlarına göre hedef enflasyon numaralarıyla emekçileri kesin olarak köleliğe, en vahşî sömürü koşullarına maruz bırakıyorlar!

Bu ülkede çalışanların en az yarısı doğrudan Asgarî Ücretlidir.

Önemli bir kesim ise “Asgarî Ücret akrabalığı” dediğimiz oranlarda, Asgarî Ücret’in en fazla birkaç bin lira üzerinde bir ücret almaktadır.

Artık Asgarî Ücret, genel geçer ücret olmuştur.

Asgarî Ücret bile alamadan çalışanların, mülteci işçilerin sayısını ise hesap edebilmek imkânsızdır.

Halkını, kanının ve alın terinin son damlasına kadar sömürmeye ahdetmiş bu harâmî düzeni, bu cesaret ve pervasızlığı maalesef büyük sessizlikten almaktadır.

Evet, büyük sessizlik!

Sadece birkaç küçük grubun göstereceği bir tepki, takdir edersiniz ki yetmez!

Adalet arayan; yağmacı, talancı düzenden hesap sormak isteyen herkes, yüksek sesle itiraz etmedikçe sömürü ve kölelik bitmez; bitmeyeceği gibi bir de alabildiğine kök salar!

Emeğin ve emekçilerin dostları!

İş cinayetleri çocuk-yetiştin demeden can almaya devam ediyor!

2025 yılında bir kısmı MESEM’li olan en az 91 çocuğumuz, iş cinayetlerinde hayattan kopartıldı.

Son 13 yılda ise en az 827 çocuk, evet çocuk, iş cinayetlerinde katledildi!

Yine 2025 yılında 2 binin üzerinde emekçi kardeşimiz iş cinayetlerinde can vermiştir!

Son 23 yılda ise 35 binden fazla emekçi kardeşimiz iş cinayetlerinde öldürülmüştür!

Bizim “Yaşarken kölelik, ölürken cinayet!” dediğimiz bu deveran elbette halkımızın hâşâ kaderi değildir.

Allah kimseye zulmetmez; müstekbirler, azgınlar, gözü dönmüş Karun artıkları, sermaye çevreleri bu zulümleri yapar!

Tabiatla barışık, kendi ürettiğiyle geçinen, dayanışmayı temel ilke olarak benimsemiş bir insan modeli istemeyen egemenler, yoksullaştırdıkları geniş kitlelerin sadece ve sadece kendileri için çalışıp ölmesini istiyor!

Ama yağma yok!

Musa peygamberin, Firavun’un köleleştirdiği İsrailoğullarını Mısır’daki kölelik çarklarından çekip çıkardığı gibi biz de bu kölelik sarmalını parçalayacağız!

Zalimlerin, tâğutların, sermaye sahiplerinin sömürü düzeninin karşısına “Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” şiârıyla onların korkusu; ezilenlerin, mazlum ve mustazafların umudu olarak çıkmaya devam edeceğiz!

Adaletin yılmaz savunucuları!

Ebu Zer Gıfârî’yi hepiniz bilirsiniz.

Haksızlığın, sömürünün, yolsuzluğun, sınıf ayrımcılığının yılmaz düşmanlarındandır.

Onun meşhur bir sözü vardır:

“Evinde yiyecek ekmeği olmayıp da kınından çekilmiş bir kılıç gibi isyan etmeyen kişiye nasıl şaşmam!”

Bugün emekçi halkımızı, vergilere bağlanan halkımızı, yoksul halkımızı daha derin bir açlık ve yoksulluğa mahkûm ettiler!

Yoksulluk sınırının artık zenginlik sayıldığı günlere geldik.

Açlık sınırının altında başladıkları Asgarî Ücret nedeniyle Ebu Zer’in bahsettiği, isyan ve itiraza davet ettiği ekmeğe ulaşamayan insanımızın sayısı katlanmış bulunuyor.

Motorine 2025 yılı boyunca 45 defa zam yapan AKP iktidarı Asgarî Ücret için senede sadece bir kez artışı dayatıyor.

İşte bu tablo karşısında hayatın durması gerekir.

İrili ufaklı bütün siyasal, toplumsal çevreler, sendikalar, sivil inisiyatifler sarsıcı grevler yapmalı ve bu harâmî düzenden hesap sormalı, sömürü düzeninin fişini çekmelidir.

İstanbul halkı!

2015’ten bu yana ortalama fiyatlar 13 katına çıktı!

Gıda ve kira enflasyonunda zirvedeyiz!

Dikkatinizi çekiyoruz:

İnsanların en temel ihtiyaçları olan barınma ve beslenmeden bahsediyoruz.

Her 3 çocuktan 1’i okula aç gidiyor, sınıflarda açlıktan bayılan öğrenciler varken okullarda 1 öğün ücretsiz yemek verilmesi talebi görmezden geliniyor!

Açlık sınırının altında geliri olan bir ailenin çocukları okula nasıl tok gitsin arkadaşlar, soruyoruz sizlere!

Şair Turgut Uyar’ın o meşhur dizesini bu meydanlarda her eylemde haykırıyoruz:

“Açlık çoğunluktadır!” Evet, açlık çoğunluktadır!

Allah’ın herkes için adil bir şekilde verdiği nimetlere el koyan bir avuç yerel ve küresel azgın azınlık, bütün bir insanlık için hayatı cehenneme çeviriyor!

Bu azgınlığa geçit vermeyeceğiz!

Tabiatın ve insanın yağmalanmadığı yeni bir dünyayı kurmak mümkün ve gereklidir.

Rabbimizin özgür olarak yarattığı kullarını kimse köleleştirmeye çalışmasın!
İnsanlığın tarihi Firavunların, Nemrutların nasıl yere serildiğinin, direniş ve devrimlerin tarihidir.

Evet açlık çoğunluktadır ancak sömürü düzeninin çarklarına çomak sokan birer Ebu Zer olma azim ve kararlılığımız asla yok olmayacaktır!

Şüphesiz ki Allah adaleti emreder, kötülük ve zulmü yasaklar!

EĞİTİM İLKE-SEN        SAĞLIK İLKE-SEN            TOKAD                       ÖYB

Haber: Şilan Deniz

Haberler

NATO’ya Hayır İmza Kampanyası Sürüyor

Yayınlanma:

-

Ankara’nın 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapmaya hazırlandığı NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’deki antiemperyalist ve İslami çevrelerden itirazlar yükselmeye devam ediyor. NATO’ya Hayır İnisiyatifi tarafından başlatılan ve Vicdan Çağrısı sitesinde kamuoyuna duyurulan imza kampanyası, kısa sürede 2000 imza barajını aştı.

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız”

Kampanya web sitesinde yer alan “Biz kimiz?” içeriğinde şu açıklamaya yer verildi: “NATO’ya Hayır İnisiyatifi, emperyalist savaşlara, işgallere ve mazlum halklara yönelik saldırılara karşı Müslümanların ortak vicdanını ve sorumluluğunu ortaya koymak amacıyla bir araya gelmiş gönüllülerin oluşturduğu bağımsız bir platformdur. İnancımız bize, zulme ortak olmamayı ve zalimlere meyletmemeyi emretmektedir. Nitekim Rabbimiz, “Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur…” (Hud, 11/113) buyurmaktadır. Bu bilinçle, zulmü meşrulaştıran ve savaş politikalarını besleyen yapılara karşı sesimizi yükseltiyor; adaletin, hakkın ve mazlumların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.”

İmza kampanyası bildirisi ise şöyle:

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Vicdan Çağrısı sitesi üzerinden devam eden kampanyanın, zirve boyunca devam ederek kitlesel bir bilince dönüşmesi hedefleniyor.

İmza kampanyasına katılmak için www.vicdancagrisi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yenipencere.com

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Mehmet Ali Başaran’dan Yeni Anlatı: “Uzun Bir Cumartesi”

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran’ın “Uzun Bir Cumartesi” adlı kitabı okuyucuyla buluştu. Otobiyografik bir hat üzerinde ilerleyen anlatı, en az 25 yıllık bir arka plâna sahip. Aynı zamanda avukat olan Mehmet Ali Başaran, bu kitapta kendine ve okuruna adeta ifade verir gibi geçmişin bir muhasebesini yapıyor.
Kitabın arka kapak yazısı ise şöyle:
“Mehmet Ali Başaran hukuk ve edebiyatın kestiği yerlerde çiçeklenen hikâyelerle çıkıyor okurun huzuruna.
Bazen tek başına bazen sanıklarla yan yana. Bu, bir yazarın büyüme yolculuğu aynı zamanda.
“Uzun Bir Cumartesi” başta hikâye, deneme ve röportaj olmak üzere farklı anlatı türlerinden oluşuyor. Yazar; öğrenci evlerinden üniversitelere, eylemlerden cezaevlerine, arka sokaklardan ıssız sapaklara geçip gidiyor. Okuru, Türkiye’nin yakın tarihinden kendi hafızasının kıyılarına uzanan bir atlı gezintiye davet ediyor.
Türkiye’de yargılanıyorsanız şüpheden genellikle devlet yararlanır. Bir Mehmet Ali Başaran kitabına yaslanıyorsanız şüpheden de şiirden de özellikle siz yararlanırsınız.”
“Uzun Bir Cumartesi”, Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) tarafından yayımlanıyor ve 450 sayfadan oluşuyor.
YeniPencere

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x