Connect with us

Haberler

TOKAD: Kudüs Günü, Küresel Özgürlük Mücadelesinin Sembolüdür

Yayınlanma:

-

TOKAD, Dünya Kudüs Günü ile ilgili bir açıklama yayımladı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Kudüs Günü, Küresel Özgürlük Mücadelesinin Sembolüdür

Kudüs Günü, emperyalist saldırganlık ve kuşatmaya karşı Ortadoğu’dan başlayarak bütün bir yeryüzüne umut aşılayan küresel direnişin sembolüdür!

Bizler biliyoruz ki Siyonist muhasaranın, gaspın arkasında küresel emperyalist mekanizma vardır, ancak o mekanizmanın mağlup edilmesiyle Siyonizm mağlup edilir, Kudüs ve işgal altındaki Filistin kurtarılır, Ortadoğu ve yeryüzüne dalga dalga yayılan özgürleşme coşkusu bütün halkları sarar!

Emperyalizmin çok boyutlu kuşatması İslam beldelerini derinlemesine etkilemektedir. Ekonomik, kültürel ve siyasal kuşatmalar halklarımızın geleceğini karartmayı amaçlamakta, bu iklimden beslenen Siyonist pervasızlık işgalini pekiştirmektedir. Ortadoğu’nun birçok noktasına konuşlanan emperyalist üsler, işbirlikçi rejimler ve her geçen gün artan ihanet anlaşmaları Kudüs’ün özgürleşme mücadelesinin önündeki yığınağı tahkim etmeyi amaçlamaktadır.

Bu tabloyu net bir şekilde kavrayarak yola çıkmak temel ödev ve sorumluluğumuz olmalıdır. Küresel şer şebekeleri ABD-İngiltere ve dostlarının küresel sermaye destekli ittifakına hayatın her bir noktasında indirilecek irili ufaklı darbeler, Kudüs’ün özgürleşme mücadelesinin yoluna birer taş döşeyecektir.

Örgütlü boykot faaliyetlerinden emperyalist üslerin coğrafyalarımızdan def edilmesine, emperyalist-Siyonist işbirlikçiliklerin siyasal-kültürel her alanda mahkûm ve ifşa edilmesine varan çok boyutlu çabaların örgütlenmesi zorunludur.

Filistin ve Kudüs bağlamında karşımıza çıkarılan ulus-devlet tarzı çapsız çözüm önerilerini yeni tuzaklar olarak görmeliyiz. Tevhidi bilinçten yoksun bir zeminde boy veren entelektüel tıkanmışlığın İslam halklarını ne hale getirdiği ortadayken egemen popülist söylemlere fırsat vermenin yeni sapmaları beraberinde getireceği açıktır.

Kendi yerellerimizden Kudüs’e uzanan direniş hatlarını, herhangi bir aşama ve parçayı küçümseyip ihmal etmeden örme bilinç ve kararlılığıyla yol sürmezsek asla mesafe alamayız. İnsanlığın ufkunda belirmesini arzuladığımız adil ve özgür bir gelecek bu kararlılığa muhtaçtır. “Dünya Kudüs Günü”nü bu bilinç ve iradenin imgesel karşılığı olarak okuyoruz.

Selam olsun Kudüs’ün özgürleşmesi için direnen bilinç ve kalplere!

Selam olsun Kudüs’ten bütün yeryüzüne yayılan özgürlük mücadelesinin neferlerine!

TOKAD

(Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği)

Haberler

ÖYB’de “Cezaevinde Yazar Olmak” Programı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin tertip ettiği “Cezaevinde Yazar Olmak” söyleşisi Avukat Mehmet Ali Başaran moderatörlüğünde 14 Şubat 2026 Pazar günü yapıldı.

Programın konukları Nevzat Güngör ve Eyyüp Bozkurt, cezaevi gerçeği çerçevesinde konuştular ve yazarlık tecrübelerinin cezaevi süreçlerinde nasıl şekillendiğini dinleyenlerle paylaştılar.

Mahpusların hem duygu dünyalarının hem de sosyal çevrelerinin uzun yıllar boyunca süren tutukluluktan nasıl etkilendiğinin ve devletin rolünün ve hukuk sisteminin tartışılıp konuşulduğu programı, video kaydından takip edebilirsiniz.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

M. Ali Başaran ve Ahmet Örs ile Yeni Romanları Hakkında Söyleşi

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran ve Ahmet Örs, yeni yayımlanan romanları çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bir söyleşi ve imza programında bir araya geldiler.

Mehmet Ali Başaran, 2025 yılının Kasım ayında yayımlanan “272-Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” adlı romanı; Ahmet Örs ise 2026 Ocak ayında yayımlanan “35C” romanı hakkında Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun sorularını yanıtlayıp edebiyata yükledikleri anlam çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular.

Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşinin sonunda yazarlar, kitaplarını imzaladı.

Program, video kaydından takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Sağlık İlke-Sen’den Tuğba Tanık Açıklaması: Sosyal Güvenlik Temel Haktır!

Yayınlanma:

-

İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Çalışanları Dayanışma Sendikası (Sağlık İlke-Sen), nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden ve bir kutusu 700 bin liraya yakın olan ancak SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıyan 23 yaşındaki Tuğba Tanık’la ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Nadir görülen kronik bir hastalık olan “Nörofibromatozis Tip 1”den mustarip 23 yaşındaki Tuğba Tanık’ın bugüne kadar SGK tarafından karşılanan ilacı Koseluga’nın temini, Sağlık Bakanlığı’nın onayına rağmen SGK tarafından reddedilmiştir. Mevcut kapitalist yağma düzeninin bir gereği olarak astronomik fiyattan satışa sunulması sebebiyle, Türkiye’de söz konusu hastalıkla mücadele eden kişilerin bu ilacı kendi imkânlarıyla temin etmesi fiilen olanaksızdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, özü ve rûhu gereği bu ve benzeri ilaçları ihtiyaç sahibi herkes için erişilebilir kılmak gibi mukaddes bir vazifeyle yükümlüdür. Haddizatında sosyal güvenlik, bir toplum hâlinde yaşayabilmeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Zira kardeşçe yaşayabilmemiz, aramızdan birinin başına beklenmedik bir musibet geldiğinde hepimizin onu makul şekilde destekleyeceğine dâir inancımızla ilişkilidir.

Buna rağmen neoliberal politikaların etkisiyle SGK’nın gitgide kâr etmesi gereken bir şirket gibi işletildiğine tanık olmanın derin üzüntü ve öfkesiyle doluyuz. EYT’yle ilgili düzenlemeden sonra emekli maaşlarının “emekli harçlıklarına” çevrilmesi sonucunda yüz binlerce ileri yaştaki insanımız, çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bırakılmış, adeta kulu kula kul etmenin maddi koşulları inşa edilmiştir.

Buna benzer şekilde sıklıkla daha önce SGK tarafından ödemesi yapılan kritik ilaçların ödenmediğine şahit oluyoruz. Nitekim, bu trend hepimizin ülkenin tüm meydan ve caddelerinde sürekli “ilaç için yardım taleplerine” tanık olmamıza yol açıyor. Bu güvencesizleştirme insanların onur ve haysiyetlerine sistematik bir saldırı niteliği taşıdığı gibi, bu yolla kula kulluğun maddi zeminini de büyütüyor. Tüm bu hengâmede, sosyal güvenlik hakkı târumâr edilirken biraz daha iktisadî imkânı olanlara ise el altından kendi tedbirlerini almaları salık veriliyor. Biraz gelir elde edebilenler, gemilerini kurtarmak için bireysel emeklilik sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları gibi kapitalist piyasanın tiksindirici “ürünlerinin” insafına havale ediliyorlar.

Onurlu, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için sosyal güvenlik hakkına yönelik saldırılara hep birlikte göğüs germek mecburiyetindeyiz. Nadir hastalığı için kullandığı ilacı temin edilmeyen Tuğba Tanık, olağan dava yolları sonuçsuz bırakıldığı için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru aracılığıyla bu hakkını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Mevcut politik eğilimleri değil, adaletin gereklerini esas almakla mükelleftir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kısıtlayıcı uygulamalarından derhâl vazgeçmelidir!

Sağlık İlke-Sen olarak, kimseye el açıp yalvarmadan, birbirimizle onurlu bir dayanışma ilişkisi içinde yaşamamızı sağlayan kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumsallaşmasının önemini şiddetle vurguluyor, vurgulamaya gayret ettiğimiz ilkeleri şahsında sembolleştiren Tuğba Tanık kardeşimizle ilgili sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x