Connect with us

Haberler

Fatih’te 1 Mayıs Eylemi (Video)

Yayınlanma:

-

TOKAD, Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği, İstanbul Fatih’te 1 Mayıs eylemi gerçekleştirdi.

Eylemin başlangıcında Eğitim İlke-Sen başkanı Ahmet Örs, Hasret Aktaş ve Nihat Topçu 1 Mayıs ve emek mücadelesi bağlamında birer selamlama konuşması yaptılar. Topluluk adına açıklamayı ise Özgür Yazarlar Birliği başkanı Afra Tek okudu.

Eylem boyunca “1 Mayıs Direniş Zulme İsyan, Tevhid Adalet Özgürlük, Zulme Karşı Omuz Omuza, Emekçiler Köle Olmayacak, Kapitalizme Köle Olmayacağız, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Asgari Ücret Köleliktir, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Tevhid Adalet Özgürlük, Zam Sömürü Yağma Düzenine Hayır, Zulme Karşı Omuz Omuza, Allah Ekmek Özgürlük, Kürt Sorununa Adil Barışçıl Çözüm, Yaşasın Küresel İntifada, Hak Hukuk Adalet Direnişle Gelecek, Mülteciler Bizim Kardeşimizdir, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Zulme Karşı Direneceğiz” sloganları atıldı; tekbir getirildi ve marşlar söylendi.

Haber: Yeni Pencere

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

EZİLENLERİN YANINDA; TEVHİD, ADALET,

ÖZGÜRLÜK ŞİARIYLA 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Ezilenlerin safında bu 1 Mayıs’ta da yine bir araya geldik arkadaşlar, ne mutlu!

Ne mutlu işçilerin, emekçilerin, yoksulların, horlanıp dışlananların, hürriyeti çalınanların, mültecilerin yanında saf tutanlara!

Ne mutlu tevhid ve adalet hattında ısrar edip durmaksızın hakikati haykıranlara!

Evet kıymetli dostlar, insanlığın kadim adalet arayışının önemli sembol günlerinden 1 Mayıs’ta yine bu uzun adalet yürüyüşünü adımlamaya geldik.

Biliyoruz ki bütün adalet arayışları bizimdir.

Zulme ve zalime karşı koyan bütün meydan okuyuşlar bizimdir ve bizim sesimiz ancak zulmün perdesini yırtmaya ayarlı oldukça kıymetlidir.

Arkadaşlar,

Görüyoruz ki zulüm, katlanıp derinleşerek insanlığın ufkunu kalın ve karanlık bir duvar gibi kuşatmak istiyor.

Kıtalar dolaşan çağdaş Ebu Cehiller, Firavun ve Nemrutlar bugün insanı ve tabiatı tutsak etmiştir.

Kölelik zincirleri işyerlerimizden okullara, evlerimizden tarlalara, yakın coğrafyalarımızdan uzak diyarlara yayılmakta, zulüm ve sömürü halkaları birbirine eklenmektedir.

İşte bizi bugün 1 Mayıs’ta bir araya getiren irade o zincirleri kırıp parçalama arzusudur!

Zulüm zincirleri sayısız halkadan oluşuyor. Her bir halka insanlığın ve tabiatın mahkûm edildiği bir mahpushane olarak çıkıyor karşımıza.

Kapitalizm, bir avuç azınlık dışındaki insanlar için yeryüzünü yaşanabilir olmaktan çoktan çıkarmış durumdadır.

İnsanlık ve tabiat iyice nefessiz kalmıştır.

Dereler, denizler, dağlar ve ovalar sermayenin iştiha ve yağmasına devredilmiştir. Tabiat boğazlanmakta, insanlık boğulmaktadır.

Sermaye tarafından çalışma kamplarına dönüştürülen kentlerde emekçiler sadece hayatta kalabilmek için çırpınmakta, şeytani çalışma rejimi kira ve pahalılık kıskacında insanlığı tam manasıyla köleleştirmektedir.

Yerli-mülteci, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden emek ve alın terinin her türlüsü azgın sermaye tarafından alabildiğine yağmalanmaktadır.

Asgari ücret köleliğine mahkûm edilen, iş cinayetlerinde her ay yüzlerce ve yüzlerce katledilen emekçilerin âhı arşı titretmekte, zalimlerin hesap sorulacak günahlarını katlamaktadır.

Savaş düzeni kıtaları, yakın ve uzak bölgeleri teslim almıştır. Ortadoğu’nun her bir noktasından Doğu Avrupa’ya sıçrayan savaşlar yoksul, emekçi halklara hayatı dar etmekte, savaş ekonomisinin çarkları küresel kapitalistlerce döndürülmekte, emperyalizm türlü usûl ve yöntemlerle insanlığı rehin almaktadır.

Bütün bu namussuzluğa çomak sokmak için buradayız!

Alabildiğine küreselleşen, her bir mıntıkaya iyice yayılan bu alçaklığı ancak Tevhid ve Adaletin, özgürlük muştusunu beraberinde taşıyan çağrısıyla aşabiliriz!

Ancak onun gür sedasıyla insanlığın Rabbimiz karşısında aynı safta hizalanmasının kurtuluşa giden asıl ve hakiki başlangıç olduğunu haykırabiliriz.

Dostlar,

Zam, zulüm, savaş, soygun, talan ve yağma düzeninin bizi köleleştirmek isteyen zincirin tabi bir sonucu olduğu gerçeğinden hareketle ne yapabileceğimize odaklanmak durumundayız.

Ekmeği ve emeği çalınan halklarımıza gerçek kurtuluşun ne olduğunu işaret etmek ve yürüyeceği yolda onlara omuz vermekle mükellefiz.

Bu harami düzeni alaşağı edecek, onun arsız mekanizmalarını parçalayacak, tutsaklık zincirini kıracak irade ve yol haritasını ortaya koyma sorumluluğumuz vardır.

Ancak bu sorumlulukla ezilenlerin ayağa kalkmasına, emek ve ekmeğin üzerindeki tasallut ve tahakkümün kırılmasına, hukuksuzluklarla desteklenen sermaye düzeninin parçalanmasına vesile olabiliriz!

Ancak bu sorumluluk bilinci yaralarımızın sağaltılmasını mümkün kılabilir, adalet bekleyen Roboskilere umut olabilir, yakıcılığı devam edip duran Kürt meselesini barış ve adalet ikliminde çözüme kavuşturabilir, sevinç ve acıyı ana dilinde terennüm ettirebilir!

Ancak bu sorumluluk bilinci işbirlikçilik ve ihanet sarmalında esareti derinleşen Kudüs’ü özgürleştirebilir, Kudüs’ten başlayan bir muştuyla emperyalizmin kıskacında çırpınan ülke ve halklara nefes ve umut olabilir.

Direniş hattına omuz veren dostlar,

KHK’lılardan üniversitelere, oradan en temel ifade özgürlüklerine uzanan alanlarda yaşanan hukuksuzluklarla teslim alınıp susturulmak istenen iradelerin yanında durmayacak mıyız?

Şu koca dünyada ekmek ve hürriyetinin peşinde sığınacak yer ararken ırkçı saldırganlıklara maruz kalan mülteci kardeşlerimizle dayanışmayacak mıyız?

Yağmalanan, her türlü yıkıma uğratılıp ifsad edilen tabiatı savunmayacak mıyız?

Açlık sınırı altında ve tam teşekküllü kölelik koşullarındaki emek ve emekçiler için hakça üretimle bölüşümü ve adil paylaşımı talep etmeyecek miyiz?

Hayatı cezaevine çeviren hukuksuzluklara karşı kimlik kontrolü yapmadan adaleti dillendirmeyecek miyiz?

Bütün bu sorulara cevabımız yüksek sesle “evet”tir. Bunun için buradayız ve bunun için burada ve direniş meydanlarında olmaya devam edeceğiz.

Herkes duysun ve bilsin ki, temel amacımız ülkemizden tutun da dünyanın dört bir yanına yayılmış bütün zulüm mekanizmalarını kırıp parçalamaktır.

Gerisi, Rabbimizin insana bahşettiği temiz fıtrata kalmıştır.

Biz karanlıkla kapışmaya ahdettik!

Ne mutlu ahitlerine sadakat gösteren direniş ehline!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

(Topluluk adına; Afra Tek, ÖYB başkanı)

Haberler

Üsküdar’da Eylem: İsrail’i Tanıma, Tam Ambargo Uygula!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Özgür Yazarlar Birliği ve Sağlık İlke-Sen, 01 Nisan 2025-Ramazan Bayramının üçüncü gününde Üsküdar’da, “Bizde Bayram, Gazze’de Katliam Var! Katil İsrail’e Tam Ambargo!” temalı bir eylem düzenledi.

Eylemde, Türkiye’nin İsrail’le süren ticareti ve yine Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından İsrail’e petrol sevk edilmesi protesto edildi ve İsrail’e “tam ambargo” çağrısında bulunuldu. Ayrıca İsrail’i koruyan İncirlik-Kürecik üslerinin kapatılması talebi yinelendi.

Eylemde ayrıca Filistin’e özgürlük mücadelesi veren Rümeysa Öztürk’ün ABD’de tutuklanması da protesto edilerek Türkiye’deki hükümet yetkililerinin bu olayı kınarken kendilerinin Filistin eylemleri yapanları işkenceyle göz altına alıp hapis istemleriyle yargılamaları eleştirildi.

Üsküdar sahilde yapılan eylem boyunca “Katil İsrail, Filistin’den Defol, İşbirlikçi Hainler Hesap Verecek, Bakü-Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, Vanaları Kapat Petrolü Kes, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Ya Teslimiyet Ya Direniş, Zalimlerin Dostu Olmayacağız, Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor, İhtirası Bırak Direniş’e Destek Ol, İsrail’i Tanıma Tam Ambargo Uygula, Hamaseti Bırak Tam Ambargo Uygula, Rümeysa Öztürk Onurumuzdur, Filistin Davası Yargılanamaz, Yaşasın Filistin Direnişimiz, Yaşasın Gazze Direnişimiz” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde Meryem Karayıl ve Ahmet Orhan’ın okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

BİZDE BAYRAM, GAZZE’DE KATLİAM VAR! KATİL İSRAİL’E TAM AMBARGO!

Bismillâhirrahmânirrahîm

Gazze’de Siyonist soykırım savaşı tüm hızıyla devam ediyor!

İsrail’in, Batı Şeria’daki mülteci kamplarına, köylere, mahallelere yaptığı baskın ve kuşatmalar sürüyor; işgal devleti zaten yetersiz olan alt yapıyı tahrip ediyor, kardeşlerimizi katlediyor!

Ateşkesi bozan katil İsrail, Ramazan ve bayram içerisinde yine binlerce Filistinliyi katletti!

Gazze’de Ramazan; açlık, susuzluk, ölüm ve sürgün ikliminde geçti.

Oruçlar bombayla, kan ve göz yaşıyla açıldı!

Bayramda Filistinli çocuklar sevinç ve mutlulukla koşup oynamak yerine ölüm kıskacına, çaresizlik girdabına mahkûm edildi!

Koca bir yalan ve iki yüzlülük sûretindeki İslam âlemi, bütün bunları görmemek için olan bitene gözlerini kapattı; işbirlikçilik ve ihanet utancı kara bulut gibi coğrafyalarımıza ve gönüllerimize çöküverdi!

 

İstanbul halkı!

Gazze’de katliamlar 18 aydır devam ediyor.

Tarihin hiçbir evresinde böyle bir katliam silsilesi görülmedi!

Dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde sokağa çıkan milyonlar, İsrail’e verilen destekleri durdurmaya çalıştı.

Biz de elimizden geldiğince bunun için mücadele ettik.

İsrail’i, bu mel’ûn Siyonist soykırım makinesini besleyen kaynakları kurutmak için çağrılarda bulunduk!

“İsrail’e akan petrolü kesin!” diye haykırdık!

“Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından akarak İsrail’e ulaşan Azerbaycan petrolü, Siyonistlerin tank ve uçaklarını çalıştırıyor ve ölüm olarak Filistinli kardeşlerimizin üzerine yağıyor!” dedik.

Ama Türkiye’yi yönetenler vanaları kapatıp petrolü kesmediler!

Aynı uyarıyı, çağrıyı yineliyoruz:

Derhâl vanaları kapatın, petrolü kesin!

Mazlumların dostları!

Yine yıllarca “İsrail’le ticareti kesin!” diye haykırdık.

Aksâ Tûfânı’ndan sonra da “İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet” sloganını ülkenin dört bir yanında dillendirdik.

Ancak, Türkiye’yi yönetenler, İsrail’i besleyen diğer bütün kalemleri, bütün bir lojistiği kâğıt üzerindeki birtakım numaralarla gizlemeye çalıştılar.

Tekrar uyarıyoruz, tekrar haykırıyoruz:

Ticareti kesin, limanları Siyonist gemilere kapatın!

İşte bu meydanlar, bu Üsküdar iskelesi, karşıdaki Eminönü meydanı ve daha nice sokak ve meydanlar da şahittir ki yine yıllarca “İsrail’i koruyan Kürecik NATO radarını sökün, İncirlik ABD üssünü kapatın!” diye sayısız eylem yaptık.

Ancak, Kürecik NATO radarı kendi döneminde açılan AKP iktidarı bu çağrılara da kulak asmadı.

Evet, bunların hiçbirini yapmadılar ama yine de Filistin’i çok sevmeye devam ettiler!

Kırmızı çizgi hamaseti yapıp durdular!

Peki, soruyoruz bu iktidar sahiplerine:

Neyi bekliyorsunuz? Filistin halkının tümüyle yok edilmesini mi!

Kıymetli halkımız,

Katil ve işgalci ABD ile katil ve işgalci İsrail, Ortadoğu’yu/Batı Asya’yı dizayn etmek için katliamlarına, savaş ve işgallerine hız vermiş durumdadır.

Suriye’de mevzi kazanan bu güçler; Lübnan, Filistin ve Yemen’de direnişi boğmak için 18 aydır amansız bir saldırı dalgası vâr ettiler.

İran’ı kuşatma plânlarının son aşamasına geldiklerini dost-düşman herkes bilmektedir.

Tarihin kritik bir evresindeyiz.

Türkiye, bu kritik eşikte nerede duracaktır? Buna iyi karar vermek zorundadır.

Egemen dünya düzeninden yana saf tutup mazlum ve mustazaf halklarımızın, coğrafyalarımızın karşısına mı dikilecektir yoksa yoksul Yemen halkı gibi şeref ve haysiyeti tercih edip ABD ve İsrail’i bölgeden kazımak isteyenlerle mi birlikte olacaktır?

İşte karşı karşıya kaldığımız/kalacağımız kritik seçim budur; tablo, bu kadar açık ve nettir.

Direnişin dostları,

Gazzeli çocukların, Gazzeli annelerin yürek parçalayan görüntüleri bizi, insanlığımızdan utanma aşamasına getirmedi mi?

Şu mübarek günlerde bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekeri, lokumu kursağımızdan geçirebiliyor muyuz?

Kerbela ıssızlığına, ölüm ve çaresizliğe sürgün edilen yavrularımız rüyalarımıza girmiyor mu?

Bugün vicdanlı insanlar için insanlık tümüyle ölmüştür.

Bizdeki iktidar sahipleri ise birtakım alicengiz oyunları marifetiyle iktidarlarını daha çok pekiştirmek ve uzatmak derdine düşmüşlerdir.

Sahte Filistin duyarlılıkları bir kez daha ortaya çıkmış, son günlerdeki protesto eylemlerinde tutabildikleri gençleri hapsederek asıl gündem ve niyetlerini açık etmişlerdir.

Ey iktidar sahipleri!

Bu ucuz numaraları bırakın!

Açlık ve yoksullukla boğuşan halkımızın gerçek gündemine yoğunlaşın.

Adaletsizlik ve hukuksuzluklardan vazgeçin!

Hemen yanı başınızda bir halk günde yüzlercesiyle katledilirken birazcık olsun utanın!

Neyle meşgulsünüz?

İktidarınız, o çok övündüğünüz hassasiyetleriniz, İHA ve SİHA’larınız neye yarıyor?

İmkânlarınızı mazlumların kurtuluşu için kullanmayacaksanız da ne için kullanacaksınız?

İsrail’i tanımaktan vaz geçin!

İsrail’i koruyan Kürecik NATO Radarını ve İncirlik ABD üssünü kapatın!

İsrail’e hilesiz hurdasız TAM AMBARGO uygulayın!

Biz sizin hamasetinizden bıkıp usandık; ya bunları hemen, derhâl yapın ya da artık susun, gölge etmeyin!

Kardeşler!

Filistin halkının özgürlüğü için mücadele eden Rümeysa Öztürk kardeşimizi haydut ABD gözaltına aldı.

Kardeşimizi hemen serbest bırakın!

Rümeysa Öztürk kardeşimiz de Rachel ve Ayşenur gibi size asla boyun eğmeyecektir!

Tutuklamalarla intifada yârenlerini yıldıramazsınız.

Bu hususta bir sözümüz de Rümeysa Öztürk’ü tutuklayan ABD’yi kınayan hükümet yetkililerinedir:

Siz ne yüzle böyle bir açıklama yapıyorsunuz?

“Gemileri durdurun, İsrail’le ticareti kesin!” diyen kardeşlerimizi işkenceyle göz altın alıp hapis istemleriyle yargılayan siz değil misiniz?

Bu iki yüzlülüğünüzü tarih affetmeyecektir!

Filistin dostları!

Allah’ın izniyle egemen dünya düzenine, emperyalizme, Siyonizm’e, işbirlikçilik ve ihanete karşı mücadelemiz sürecektir!

Şu şehir, şu deniz, şu gök yüzü, şu insanlar şahit olsun ki mazlumların yanında saf tutmaktan geri durmayacağız!

Herkesi bu cephede toplanmaya çağırıyoruz!

Allah’ın izniyle emperyalistler, Siyonistler yenilecekler ve cehenneme sürüleceklerdir.

Yeter ki biz doğru cephede saf tutalım!

EĞİTİM İLKE-SEN, SAĞLIK İLKE-SEN

TOKAD, ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ

Devamını Okuyun

Haberler

ABD’de Tutuklanan Rümeysa Öztürk Kimdir?

Yayınlanma:

-

Tufts Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Türk vatandaşı Rumeysa Öztürk, 26 Mart’ta Massachusetts eyaletinin Somerville kentinde sivil göçmenlik memurları tarafından tutuklandı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Öztürk’ün Hamas’ı destekleyen faaliyetlerde bulunduğunu ve bu nedenle vizesinin iptal edildiğini iddia etse de herhangi bir suçlamada bulunulmadı

Tufts Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Türk vatandaşı Rumeysa Öztürk, Salı günü Massachusetts eyaletinin Somerville kentindeki kampüs dışındaki konutunun yakınlarında federal göçmenlik memurları tarafından “pusuya düşürüldü”.

Olay, hukuk uzmanları, üniversite yetkilileri ve sivil haklar savunucuları arasında gözaltına alınma koşulları ve tutuklanmasının yasal dayanağı konusunda endişelere yol açtı.

Müslüman bir öğrenci olan Öztürk’ün Ramazan orucunu açmak üzere bir iftar davetine gittiği sırada İç Güvenlik Bakanlığı’na (DHS) bağlı sivil polisler tarafından yolunun kesildiği bildirildi.

Avukatı Mahsa Khanbabai’ye göre Öztürk, gözaltına alındığı sırada geçerli bir öğrenci vizesine sahipti. Buna rağmen fiziksel olarak kısıtlanmış, kelepçelenmiş ve derhal bir açıklama yapılmadan gözaltına alınmıştır.

Tutuklama videosu tartışmalara yol açtı                                       

Öztürk’ün tutuklanmasına kadar geçen anlar mahalledeki güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Videoda, gündelik kıyafetler giymiş bir adam, uzaklaşmasını engellemek için yoluna çıkmadan önce ona el sallıyor.

Rümeysa Öztürk, adamın etrafında manevra yapmaya çalıştığında adam onu tekrar engelliyor ve aniden ellerini tutmadan önce kısa bir tartışmaya giriyor. İrkilen kadın bir çığlık atarak “Neler oluyor?” diye sorarken diğer ajanlar onu zapt etmek için harekete geçiyor.

Bir memurun “Biz polisiz, sakin ol!” dediği, diğerinin ise “Tamam, sorun yok!” diye güvence verdiği duyuluyor.

Hepsi sivil giyimli olan polisler, Öztürk’ü plâkasız bir cipe bindirip uzaklaşmadan önce yüzlerini bez maskeler ve güneş gözlükleriyle kapattılar. Video, o zamandan beri viral hale geldi ve tutuklamanın yapılış biçimine yönelik yaygın eleştirilere yol açtı.

Kaynak: firstpost.com

Devamını Okuyun

Haberler

17. Dünya Vicdan Haftası Panel & Forumu – 2. Oturum

Yayınlanma:

-

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim  ve Dayanışma Derneği) tarafından düzenlenen 17. Dünya Vicdan Haftası münasebetiyle “Ayşenur Ezgi Eygi ve Aaron Bushnell”e ithaf ettiği Ortadoğu merkezli gelişmelerin tartışıldığı iki oturumlu panel ve forum düzenlendi.

Panel-forumun Ahmet Örs başkanlığında yapılan ikinci oturumunda Muammer Bilgiç ile Ahmet Kaya konuşmacı olarak yer aldı.

Muammer Bilgiç, “Ortadoğu’da Şekillenen Yeni Eksenler” başlıklı konuşmasında emperyalizmin farklı araç ve imkânlarıyla özelde Ortadoğu’da, genelde bütün dünyada hegemonyasını nasıl kurduğunu tartıştı, direnişin yol ve yöntemleri hakkında önerilerde bulundu.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Ahmet Kaya ise “Kürt Meselesindeki Yeni Sürecin Etkileşime Gireceği Dinamikler” başlıklı sunumunda Kürt meselesi bağlamında aktörleri, süreci, risk ve imkânları değerlendirdi.

Konuşmaların devamında katılımcıların soru ve değerlendirmeleri ile etkinliğin birinci bölümü sona erdi.

Konuşmalar video kaydından takip edilebilir.

Devamını Okuyun

GÜNDEM