Connect with us

Haberler

Fatih’te 1 Mayıs Eylemi (Video)

Yayınlanma:

-

TOKAD, Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği, İstanbul Fatih’te 1 Mayıs eylemi gerçekleştirdi.

Eylemin başlangıcında Eğitim İlke-Sen başkanı Ahmet Örs, Hasret Aktaş ve Nihat Topçu 1 Mayıs ve emek mücadelesi bağlamında birer selamlama konuşması yaptılar. Topluluk adına açıklamayı ise Özgür Yazarlar Birliği başkanı Afra Tek okudu.

Eylem boyunca “1 Mayıs Direniş Zulme İsyan, Tevhid Adalet Özgürlük, Zulme Karşı Omuz Omuza, Emekçiler Köle Olmayacak, Kapitalizme Köle Olmayacağız, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Asgari Ücret Köleliktir, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Tevhid Adalet Özgürlük, Zam Sömürü Yağma Düzenine Hayır, Zulme Karşı Omuz Omuza, Allah Ekmek Özgürlük, Kürt Sorununa Adil Barışçıl Çözüm, Yaşasın Küresel İntifada, Hak Hukuk Adalet Direnişle Gelecek, Mülteciler Bizim Kardeşimizdir, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Zulme Karşı Direneceğiz” sloganları atıldı; tekbir getirildi ve marşlar söylendi.

Haber: Yeni Pencere

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

EZİLENLERİN YANINDA; TEVHİD, ADALET,

ÖZGÜRLÜK ŞİARIYLA 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Ezilenlerin safında bu 1 Mayıs’ta da yine bir araya geldik arkadaşlar, ne mutlu!

Ne mutlu işçilerin, emekçilerin, yoksulların, horlanıp dışlananların, hürriyeti çalınanların, mültecilerin yanında saf tutanlara!

Ne mutlu tevhid ve adalet hattında ısrar edip durmaksızın hakikati haykıranlara!

Evet kıymetli dostlar, insanlığın kadim adalet arayışının önemli sembol günlerinden 1 Mayıs’ta yine bu uzun adalet yürüyüşünü adımlamaya geldik.

Biliyoruz ki bütün adalet arayışları bizimdir.

Zulme ve zalime karşı koyan bütün meydan okuyuşlar bizimdir ve bizim sesimiz ancak zulmün perdesini yırtmaya ayarlı oldukça kıymetlidir.

Arkadaşlar,

Görüyoruz ki zulüm, katlanıp derinleşerek insanlığın ufkunu kalın ve karanlık bir duvar gibi kuşatmak istiyor.

Kıtalar dolaşan çağdaş Ebu Cehiller, Firavun ve Nemrutlar bugün insanı ve tabiatı tutsak etmiştir.

Kölelik zincirleri işyerlerimizden okullara, evlerimizden tarlalara, yakın coğrafyalarımızdan uzak diyarlara yayılmakta, zulüm ve sömürü halkaları birbirine eklenmektedir.

İşte bizi bugün 1 Mayıs’ta bir araya getiren irade o zincirleri kırıp parçalama arzusudur!

Zulüm zincirleri sayısız halkadan oluşuyor. Her bir halka insanlığın ve tabiatın mahkûm edildiği bir mahpushane olarak çıkıyor karşımıza.

Kapitalizm, bir avuç azınlık dışındaki insanlar için yeryüzünü yaşanabilir olmaktan çoktan çıkarmış durumdadır.

İnsanlık ve tabiat iyice nefessiz kalmıştır.

Dereler, denizler, dağlar ve ovalar sermayenin iştiha ve yağmasına devredilmiştir. Tabiat boğazlanmakta, insanlık boğulmaktadır.

Sermaye tarafından çalışma kamplarına dönüştürülen kentlerde emekçiler sadece hayatta kalabilmek için çırpınmakta, şeytani çalışma rejimi kira ve pahalılık kıskacında insanlığı tam manasıyla köleleştirmektedir.

Yerli-mülteci, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden emek ve alın terinin her türlüsü azgın sermaye tarafından alabildiğine yağmalanmaktadır.

Asgari ücret köleliğine mahkûm edilen, iş cinayetlerinde her ay yüzlerce ve yüzlerce katledilen emekçilerin âhı arşı titretmekte, zalimlerin hesap sorulacak günahlarını katlamaktadır.

Savaş düzeni kıtaları, yakın ve uzak bölgeleri teslim almıştır. Ortadoğu’nun her bir noktasından Doğu Avrupa’ya sıçrayan savaşlar yoksul, emekçi halklara hayatı dar etmekte, savaş ekonomisinin çarkları küresel kapitalistlerce döndürülmekte, emperyalizm türlü usûl ve yöntemlerle insanlığı rehin almaktadır.

Bütün bu namussuzluğa çomak sokmak için buradayız!

Alabildiğine küreselleşen, her bir mıntıkaya iyice yayılan bu alçaklığı ancak Tevhid ve Adaletin, özgürlük muştusunu beraberinde taşıyan çağrısıyla aşabiliriz!

Ancak onun gür sedasıyla insanlığın Rabbimiz karşısında aynı safta hizalanmasının kurtuluşa giden asıl ve hakiki başlangıç olduğunu haykırabiliriz.

Dostlar,

Zam, zulüm, savaş, soygun, talan ve yağma düzeninin bizi köleleştirmek isteyen zincirin tabi bir sonucu olduğu gerçeğinden hareketle ne yapabileceğimize odaklanmak durumundayız.

Ekmeği ve emeği çalınan halklarımıza gerçek kurtuluşun ne olduğunu işaret etmek ve yürüyeceği yolda onlara omuz vermekle mükellefiz.

Bu harami düzeni alaşağı edecek, onun arsız mekanizmalarını parçalayacak, tutsaklık zincirini kıracak irade ve yol haritasını ortaya koyma sorumluluğumuz vardır.

Ancak bu sorumlulukla ezilenlerin ayağa kalkmasına, emek ve ekmeğin üzerindeki tasallut ve tahakkümün kırılmasına, hukuksuzluklarla desteklenen sermaye düzeninin parçalanmasına vesile olabiliriz!

Ancak bu sorumluluk bilinci yaralarımızın sağaltılmasını mümkün kılabilir, adalet bekleyen Roboskilere umut olabilir, yakıcılığı devam edip duran Kürt meselesini barış ve adalet ikliminde çözüme kavuşturabilir, sevinç ve acıyı ana dilinde terennüm ettirebilir!

Ancak bu sorumluluk bilinci işbirlikçilik ve ihanet sarmalında esareti derinleşen Kudüs’ü özgürleştirebilir, Kudüs’ten başlayan bir muştuyla emperyalizmin kıskacında çırpınan ülke ve halklara nefes ve umut olabilir.

Direniş hattına omuz veren dostlar,

KHK’lılardan üniversitelere, oradan en temel ifade özgürlüklerine uzanan alanlarda yaşanan hukuksuzluklarla teslim alınıp susturulmak istenen iradelerin yanında durmayacak mıyız?

Şu koca dünyada ekmek ve hürriyetinin peşinde sığınacak yer ararken ırkçı saldırganlıklara maruz kalan mülteci kardeşlerimizle dayanışmayacak mıyız?

Yağmalanan, her türlü yıkıma uğratılıp ifsad edilen tabiatı savunmayacak mıyız?

Açlık sınırı altında ve tam teşekküllü kölelik koşullarındaki emek ve emekçiler için hakça üretimle bölüşümü ve adil paylaşımı talep etmeyecek miyiz?

Hayatı cezaevine çeviren hukuksuzluklara karşı kimlik kontrolü yapmadan adaleti dillendirmeyecek miyiz?

Bütün bu sorulara cevabımız yüksek sesle “evet”tir. Bunun için buradayız ve bunun için burada ve direniş meydanlarında olmaya devam edeceğiz.

Herkes duysun ve bilsin ki, temel amacımız ülkemizden tutun da dünyanın dört bir yanına yayılmış bütün zulüm mekanizmalarını kırıp parçalamaktır.

Gerisi, Rabbimizin insana bahşettiği temiz fıtrata kalmıştır.

Biz karanlıkla kapışmaya ahdettik!

Ne mutlu ahitlerine sadakat gösteren direniş ehline!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

(Topluluk adına; Afra Tek, ÖYB başkanı)

Haberler

“NATO’ya Hayır” İmza Kampanyasına Engel: ‘Vicdan Çağrısı’ Sitesine Erişim Engellendi

Yayınlanma:

-

Ankara’nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi’ne karşı İslami ve antiemperyalist çevreler tarafından başlatılan “Vicdan Çağrısı – NATO’ya Karşı Hayır İmza Kampanyası“nın yürütüldüğü web sitesi mahkeme kararıyla erişime kapatıldı. Özellikle müslüman muhafazakar kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve çeşitli ulusal haber organlarınca gündeme taşınan kampanya, yasak kararı gelmeden önce 3.000 imza barajına yaklaşmıştı.

Erişim Engeli Kararının Detayları

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üzerinden Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla alan adı sağlayıcı şirkete iletilen resmi bildirimle vicdancagrisi.com adresi 6 Temmuz’dan itibaren askıya alındı ve site üzerinden yapılan yayınlar tamamen durduruldu.

Kampanya 3 Bin İmzaya Yaklaşmıştı

“NATO’ya Hayır İnisiyatifi” adlı bağımsız bir platform tarafından hayata geçirilen imza kampanyası, kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştı. Ulusal basında da haberleştirilen inisiyatif, muhafazakar ve İslami çevrelerden destek görerek kapatılmadan hemen önce 3.000 imza sayısına ulaşmak üzereydi.

‘Vicdan Çağrısı’ Neyi Savunuyordu?

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız” şiarıyla yola çıkan platform, NATO’yu bir güvenlik kalkanı olarak değil; küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının “kanlı bir askerî aygıtı” olarak nitelendiriyordu. Kampanya bildirisinde öne çıkan başlıklar şunlardı:

  • Gazze Vurgusu: Bildiride, NATO’nun Gazze’deki işgal ve yıkımın en büyük suç ortağı olduğu ifade edilmiş, İsrail’in cesaretini bu emperyalist zırhtan aldığı savunulmuştu.

  • Dini Referanslar: Hûd Suresi (11/113) ve Âl-i İmrân Suresi (3/160) gibi Kur’an-ı Kerim ayetlerine atıfta bulunularak, zulmedenlere meyletmemenin dini bir sorumluluk olduğu vurgulanmıştı.

  • Zirveye Tepki: 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen zirve “ihanet” olarak nitelendirilmiş ve emperyalist güçlerin Türkiye topraklarında ağırlanmasının kabul edilemez olduğu belirtilmişti.

İnisiyatif üyeleri, sitenin kapatılmasının ardından hukuki haklarını arayacaklarını belirtirken, karara Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz edilmesi bekleniyor.

İmza Kampanyası’nın Bildiri Metni

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Devamını Okuyun

Haberler

NATO’ya Hayır İmza Kampanyası Sürüyor

Yayınlanma:

-

Ankara’nın 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapmaya hazırlandığı NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’deki antiemperyalist ve İslami çevrelerden itirazlar yükselmeye devam ediyor. NATO’ya Hayır İnisiyatifi tarafından başlatılan ve Vicdan Çağrısı sitesinde kamuoyuna duyurulan imza kampanyası, kısa sürede 2000 imza barajını aştı.

“Zulme Karşı Müslümanların Ortak Vicdanıyız”

Kampanya web sitesinde yer alan “Biz kimiz?” içeriğinde şu açıklamaya yer verildi: “NATO’ya Hayır İnisiyatifi, emperyalist savaşlara, işgallere ve mazlum halklara yönelik saldırılara karşı Müslümanların ortak vicdanını ve sorumluluğunu ortaya koymak amacıyla bir araya gelmiş gönüllülerin oluşturduğu bağımsız bir platformdur. İnancımız bize, zulme ortak olmamayı ve zalimlere meyletmemeyi emretmektedir. Nitekim Rabbimiz, “Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur…” (Hud, 11/113) buyurmaktadır. Bu bilinçle, zulmü meşrulaştıran ve savaş politikalarını besleyen yapılara karşı sesimizi yükseltiyor; adaletin, hakkın ve mazlumların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.”

İmza kampanyası bildirisi ise şöyle:

NATO’YA HAYIR!

NATO ZİRVESİ İHANETTİR!

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur! Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd Suresi, 11/113)

Bizler; adaleti, halkların özgürlüğünü ve ümmetin onurunu savunan, yeryüzündeki sömürü düzenine itirazı olan Müslümanlar olarak NATO’nun bir “güvenlik kalkanı” değil, küresel kapitalist sistemin ve ABD hegemonyasının kanlı bir askerî aygıtı olduğunu savunuyoruz. Kurulduğu günden bu yana dünyaya barış yerine işgal, darbe, sömürü ve bağımlılık ihraç eden bu ittifak, bugün başta Gazze’de yaşanan soykırım olmak üzere coğrafyamızdaki sömürü ve yıkımın en büyük suç ortağıdır.

Tarihsel gerçekler açıkça göstermektedir ki NATO; bir savunma paktı, güvenlik şemsiyesi veya barışın koruyucusu değildir. ABD’nin öncülüğünü yaptığı emperyalizmin jandarmasıdır. Bu jandarmalığın bölgemizdeki en stratejik karakolu ise Siyonist İsrail’dir. NATO belgelerinde açıkça “doğal ortak” ilan edilen İsrail, 7 Ekim’den bu yana başta Gazze olmak üzere Batı Asya’da yürüttüğü işgal ve soykırım savaşlarında cesaretini doğrudan bu emperyalist zırhtan almaktadır.

Türkiye’nin NATO içindeki rol ve konumu, bölgemizi küresel güçlerin stratejik hesaplarına mahkûm eden bir vesayet üretmeye ayarlıdır. Tarihsel olarak NATO; kontrgerilla yapılanmalarıyla cinayetler işleyen, katliamlar yapan ve iç siyasetleri dizayn eden uzantılarıyla açık bir kontrol örgütü ve baskı mekanizmasıdır.

Öncülüğünü, şefliğini ABD’nin yaptığı bu ittifak, egemenlerin çıkarlarına odaklıdır. Başta Batı Asya olmak üzere dünyada derinleşen yoksulluğun ve adaletsizliğin, savaşların ve soykırımların asıl kaynaklarından biri bu ittifak olmuştur. Unutulmamalıdır ki NATO, emperyalist hegemonyanın ve küresel sermayenin yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları bu neoliberal sömürü düzeninin sorunsuz işlemesine hizmet eden kolluğun ta kendisidir!

Ankara; Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve işgal edilmiş tüm coğrafyaların kanı ellerinde olan bu küresel zulüm şebekesinin 7-8 Temmuz 2026’da yapılması plânlanan zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Gazze soykırımını destekleyen emperyalist şeflerin bu topraklarda ağırlanacak olması, inancımız adına kabul edilemez bir utanç, başta Gazze olmak üzere emperyalizme direnen tüm halklara karşı bir ihanettir!

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, size yardım ederse hiç kimse sizinle baş edemez ama ya O sizi terk ederse kim, size yardım edebilir? O hâlde mü’minler Allah’a güvensinler!” (Âl-i İmrân, 3/160) Bu vahyî ilke nerede durmamız, izzet ve şerefi nerede aramamız gerektiğini beyan ederken hem katil ve mel’un NATO’ya hem Âlemlerin Rabbine aynı anda hürmet ve hayranlık yöneltmenin açık şirk olduğu izahtan vârestedir.

İmzamız ve eylemimiz; zulme karşı adaletin, bâtıla karşı hakkın, tahakküme karşı özgürlüğün ve emperyalizme karşı direnişin ilanıdır. İslam’ın bizlere yüklediği Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğuyla, yeryüzünde fitne çıkaranlara ve onlarla masaya oturanlara karşı direniş bilincini kuşanıyoruz.

Zulüm üreten güç odaklarına yaslanmayı, onların gölgesinde güvenlik aramayı reddediyoruz! Emperyalist saldırganlık ve organizasyonlara, işbirlikçilik ve ihanete karşı Tevhid ve Adalet cephesinde duruyor ve direnenlerin yanında saf tutuyoruz!

Bu tarihî günlerde kesin bir dille NATO’YA HAYIR diyor ve halkımızı bu sesi yükseltmeye davet ediyoruz!

Vicdan Çağrısı sitesi üzerinden devam eden kampanyanın, zirve boyunca devam ederek kitlesel bir bilince dönüşmesi hedefleniyor.

İmza kampanyasına katılmak için www.vicdancagrisi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yenipencere.com

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x