Connect with us

Haberler

17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü: Gelecek Gıda Egemenliğinde!

Yayınlanma:

-

Çiftçi-Sen, “17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü” dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Gelecek Gıda Egemenliğinde!

1996 yılının 17 Nisan ‘ında Brezilya’da Topraksız Kır İşçileri- MST’li çiftçiler toprağa erişmek için verdikleri meşru mücadele sırasında şirket ve devletin güvenlik güçleri tarafından saldırıya uğradı. 19 MST üyesi acımasızca katledildi. Çiftçilerin küresel örgütü La Via Campesina 17 Nisan’ın Çiftçi Mücadele Günü olarak anılmasını kararlaştırdı. O tarihten bu yana 17 Nisan’lar Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü her yıl farklı bir konu öne çıkartılarak dünya ölçeğinde anılmakta.

Halkların Kendi Kültürlerine Uygun, Doğayla Uyumlu Bir Gıda Sistemi

Yine 1996 yılının 13-17 Kasım’ında BM- FAO tarafından düzenlenen Dünya Gıda Zirvesi’nde, La Via Campesina açlığa, yetersiz beslenmeye, obeziteye, eşitsizliğe, ekolojik sistemlerin örselenmesine ve iklim krizine sebep olan endüstriyel kapitalist gıda sistemine karşı halkın gıda sistemini, yani “Gıda Egemenliği”ni ifade etti. “Gıda Egemenliği” merkezinde küçük çiftçilerin ve gıdaya ihtiyaç duyanların olduğu ve onların ortak karar alma mekanizmalarını yaratarak her halkın kendi kültürlerine uygun gıdayı üretme ve tüketme biçimlerini oluşturabilme hakkıdır.

Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü’nün ilan edilişinin ve Gıda Egemenliğinin ilk defa dillendirilişinin 25. yılındayız. Çiftçiler Sendikası’nın da bileşeni olduğu La Via Campesina bu yılın konusunu Gıda Egemenliği mücadelesini yükseltmek olarak belirledi.

Bileşeni olduğumuz La Via Campesina yıllardır şirketlerin gıda sistemine karşı Gıda Egemenliği için mücadele ediyor ve önemli mesafeler kat edilmiş durumda. 2018’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Köylülerin ve Kırsalda Çalışan Diğer İnsanların Hakları Deklarasyonu’nu kabul etmesi, Gıda ve Tarım Örgütü- FAO gibi bir örgütün gıda egemenliğini kabul ettiğini ifade etmesi, Ekvator, Venezuella, Mali, Bolivya, Nepal ve Senegal gibi bazı hükümetlerin gıda egemenliğini politikaları içerisine, bazılarının da anayasalarına dahil etmeleri gibi örnekler gıda egemenliği mücadelesinin kazanımlarıdır.

Elde edilen bütün bu kazanımları yok edebilmek için şirketler hız kesmeden Birleşmiş Milletler ve uluslararası kurumlar üzerinde çalışmalar yapmaktadırlar. Üstelik, şirketler Covid 19 pandemisini gerekçe yaparak kendi gıda sistemlerini güçlendirecek kararların alınmasını sağlayabilmektedirler. Gıda Egemenliği’nin halkın gıda sistemi olduğunu kavramayıp gıda egemenliğini bir ülkenin tarımsal üretimini ithalat ve ihracat meselesine indirgeyen, ikinci gıda rejimine özlem duyan ve bu nedenle de endüstriyel üretim tarzına laf söylemeyen anlayışların da şirketlerin gıda sistemine katkıları az değildir.

Oysa salgın, sağlıklı gıdaları üretmenin ve onlara ulaşmanın, yetersiz beslenme ve açlığa karşı yerel gıda sistemlerinin önemini ve dirençliliğini, gıdanın giderek daha az sayıda şirketin eline geçmesinin tehlikesini göstermiştir. Daha adil ve onurlu, halkların kendi kültürlerine uygun, doğayla uyumlu bir gıda sistemi bugün daha fazla ihtiyaçtır ve bunun için kolektif bir çaba gereklidir.

“17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü” vesilesiyle “Gıda Egemenliği” için birlikte mücadele etme çağrımızı yineliyoruz.

Geleceğimiz Gıda Egemenliğindedir.

Dayanışma gücümüzdür!

Çiftçi-Sen Genel Başkanı : Ali Bülent Erdem

Çiftçi-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri: Adnan Çobanoğlu

KAYNAK: karasaban.net

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Irkçı Saldırı ve Katliamlara Karşı Dayanışma Çağrısı

Yayınlanma:

-

EĞİTİM İLKE-SEN, ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ, TOKAD ve SAĞLIK İLKE-SEN ortak bir açıklama yayımlayarak ırkçı saldırılara karşı dayanışma çağrısında bulundu.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Irkçı Saldırılara Karşı Dayanışmayı Yükseltelim!

Dün akşam saatlerinde (30.07.2021, 18:00 civarı) Konya Meram’da yaşayan Kürt Dedeoğlu ailesinin 7 ferdi silahlı saldırıya uğradı ve katledildi!

Ülkede günbegün artmakta olan ırkçı nefret dilinin, yalan haber ve dezenformasyonun ve istikrarlı siyasal ve hukuki ayrıştırıcı tutumun toplam bir sonucu olan bu saldırıyı şiddetle kınıyor, failleri lânetliyoruz ancak ırkçılığa ve açıkça katliama dönüşmüş faşizanlığa karşı sadece kınamaların yetersiz olduğu gerçeğinin de gün gibi ortada olduğunun farkındayız.

Kürt halkına yönelik bu ırkçı saldırılara karşı barış, kardeşlik ve adaletten yana olan herkesin dayanışma içinde olması bir zorunluluktur.

Son günlerde özellikle ülkenin yoğun siyasal gündemini depolitize etmek için ortaya saçılan ırkçı nefret söylemlerinin sayısındaki artış hem Kürt halkına, hem de bir başka dezavantajlı grup  olan mültecilere yönelik tehditleri artırmaktadır. Adaleti savunan herkes bu konuda uyanık ve müteyakkız olmalıdır. Kamusal otoriteyi işgal edenlerin sorumsuzluğu ise tehdidin boyutunu daha da artırmaktadır. Bu nefret diline ve şiddete karşı ortak yaşama iradesi ve adalet mücadelesini öne çıkaran herkes birlikte mücadele etmelidir.

Herkes bilmelidir ki arz Allah’ındır, diller ve renkler Allah’ın ayetleridir. Irkçılık ve nefret ise Şeytanın işidir. Şüphesiz ki Allah iyilik ve adaleti emreder, kötülük ve zorbalığı yasaklar.

EĞİTİM İLKE-SEN

ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ

TOKAD

SAĞLIK İLKE-SEN

Devamını Okuyun

Haberler

Kürtlere Yönelik Irkçı Saldırılara Tepkiler Sürüyor

Yayınlanma:

-

Kürtlere yönelik öldürmelere varan linç girişimlerine tepkiler sürüyor. Adıyaman, Dersim, Muş, Ağrı, Diyarbakır, Siirt, Batman, Hakkari, Şanlıurfa, Bingöl, Kars, Şırnak, Bitlis, Mardin ve Van baroları “Kürt kimliği ve Kürtçe diline ilişkin her türlü ırkçı saldırılara zemin hazırlayan ve toplumsal barışı zedeleyen açıklamalardan vazgeçilmesini, saldırılarla ilgili ivedi ve etkin bir şekilde bütün yönleriyle soruşturmanın yürütülmesini” talep eden bir açıklama yayımladı.

İHD Diyarbakır şubesi de ayrımcı ve ötekileştirici dilden vazgeçilmesini talep ederken “cezasızlık sona erdirilmeli” çağrısında bulundu.

TOKAD da yaptığı açıklamada Kürt halkına dönük ırkçı saldırılara karşı dayanışma çağrısında bulundu.

TOKAD açıklamasının tam metni şu şekilde:

Kürt Halkına Dönük Irkçı Saldırılara Karşı Dayanışmayı Pekiştirelim!

Ülkenin farklı şehir ve bölgelerinde inşaat ya da mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan veya mukim Kürt emekçilere ve ailelere dönük ırkçı saldırılar sürmektedir.

Egemen faşizan siyasal söylemin bu saldırıları motive etmedeki payı büyüktür. Yasalar nezdinde mezkûr saldırganlıkların cezasız kalması da linç kültürüne yol veren önemli bir faktördür.

Kürt halkına dönük bu saldırılara karşı harekete geçmeyen kamu vicdanı ve devlet otoritesine karşı tek yol barış, kardeşlik ve adaletten yana duranların dayanışmayı pekiştirmesidir.

Ortak yaşamı zehirleyen ve ülkeyi yaşanmaz hâle getiren bu şeytani tavırlara karşı herkesi sorumluluk bilincine davet ediyoruz.

Yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve köklü bir sorun olarak vâr olagelen Kürt meselesini adalet temelinde çözmek için adım atmayan siyasal iradenin bu çerçevede ortaya çıkan her türlü kötülükten birinci derecede sorumlu olduğunu tekrar hatırlatıyoruz.

Şüphesiz ki Allah Adaleti emreder, kötülük ve zorbalığı yasaklar.

TOKAD

(Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği)

Devamını Okuyun

Haberler

Sedat Yenigün’ü Katleden Karanlık Derinleşiyor

Yayınlanma:

-

İslami düşünce ve siyasetin her türlü kirlilikten arınması için mücadele eden Sedat Yenigün’ün şehadetinin üzerinden 41 yıl geçti.

O günden bu yana Türkiye’nin fail-i meçhuller karnesi kabarırken Şehit Yenigün’ün kendisine karşı mücadele verdiği siyasal-düşünsel iklim varlığını pekiştirdi.

Bu vesileyle İslami Hareketin öncülerinden şehit Sedat Yenigün’ü rahmetle anıyoruz.

YeniPencere 

Devamını Okuyun

GÜNDEM