Connect with us

Haberler

Üsküdar’da 1 Mayıs Yürüyüşü: Emeği Yağmalayan, Tabiatı Talan Eden Sermayeye Karşı Omuz Omuza!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve ÖYB, Üsküdar’da 1 Mayıs yürüyüşü düzenledi.

Mimar Sinan Kapalı Otoparkından başlayan yürüyüş, Marmaray önünden devam ederek sahile ulaştı ve vapur iskelesi yanında yapılan konuşmalarla sona erdi.

Konuşmalarla ilerleyen yürüyüş boyunca, “1 Mayıs Direniş Zulme İsyan, Yaşasın Küresel İntifada, Tevhid Adalet Özgürlük, Sermaye Büyüyor Kölelik Sürüyor, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Yoksulluk Büyüyor Açlık Derinleşiyor, Asgari Ücret Köleliktir, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Emekçiler Köle Olmayacak, İşçiler Ölüyor Sermaye Büyüyor, Yaşarken Kölelik Ölürken Cinayet, Kahrolsun Kapitalist Yağma Düzeni, Sermayeyi Değil Hayatı Savun, Zam Sömürü Yağma Düzenine Hayır,  Esnaf Batıyor Sermaye Büyüyor, Irkçılık Değil Dayanışma, Rekabet Değil Dayanışma, Roboski Kanıyor Adalet Bekliyor, Kürt Sorununa Adil Barışçıl Çözüm, Yaşasın Gazze Direnişimiz, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, Bakü Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Emekçiler Yoksul Emekliler Aç, Sumud Filosu Onurumuzdur” sloganları atıldı, tekbir getirilip “Dağlardayız Biz Ovalarda” marşı söylendi. Yürüyüş boyunca Doruk Maden işçileri ile Şık Makas işçileri özelinde işçi direnişleri ve tabiatlarına yapılan saldırılara karşı mücadele eden köylülerin direnişleri selamlandı.

Topluluk adına açıklamaları Şilan Deniz ve Meryem Karayıl okudu. Yürüyüş sonunda okuman açıklamanın tam metni aşağıda yer alıyor. Yürüyüşten bir kesit, video kaydından takip edilebilir.

TEVHİD, ADALET, ÖZGÜRLÜK ŞİÂRI VE BATI ASYA DİRENİŞİNİN YÜKSELTTİĞİ 

KÜRESEL İNTİFADA ÇAĞRISIYLA 1 MAYIS’TA, ALANLARA!

     Bismillahirrahmânirrahim

    Kıymetli dostlar,

Son yıllarda olduğu gibi bu seneki 1 Mayıs’a da “Küresel İntifada”nın ayak sesleriyle girdik.

Batı Asya direnişinin her bir coğrafyada vicdanları ayaklandırdığı, insanlığın yeni bir evreye geçtiği günlere ulaştık.

Çok şükür ki yeryüzünün pek çok noktasında zulme isyan eden, kölelik zincirlerini parçalama niyetini açık eden, tutsaklığı reddeden özgür bilinçlerin doğumuna tanıklık etmekteyiz.

Öncelikle, bütün bu eşsiz ufukları insanlığa armağan eden Filistin direnişimizi, Gazze müdafaamızı, Lübnan ve İran direnişimizi büyük bir minnet, takdir ve saygıyla selamlıyoruz!

     Şehitlere, direnenlere selam olsun!

Biz de emek ve alın teri mücadelesinin, haysiyet ve özgürlük davasının billûrlaştığı; zulme ve zalime isyanın dalga dalga bütün şehirlere, sokak ve caddelere yayıldığı bu 1 Mayıs gününde, Küresel İntifada’nın bir parçası olmaktan onur ve kıvanç duymaktayız!

     Kardeşler,

Her 1 Mayıs’ta, emeğin ve emekçinin gür sadâsı meydanları doldurmaktadır.

İnsanlığa, ağaçlara, kuşlara, dere ve ırmaklara, yaylalara, börtü böceğe, kara ve denizlere musallat olan sermaye düzenine isyan eden yüreklerin çığlıkları; sınırları, engelleri aşarak birbiriyle buluşmakta ve benzersiz bir isyan korosu oluşturmaktadır.

Biz de bugün burada; İstanbul’da, Üsküdar’da, İstanbul Boğazının hemen yanında “Tevhid, Adalet ve Özgürlük” şiarıyla bu koroya katılıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki örgütlü kötülüğe karşı ancak örgütlü bir adalet hattı tahkim edilerek karşı durulabilir.

Çünkü biliyoruz ki küresel zulüm ve sömürü düzenine karşı ancak küresel direniş ağlarıyla irtibatlanarak sağlam cepheler kurulabilir.

Çünkü biliyoruz ki ancak “Küresel İntifada” çağrısıyla yükseltilebilecek bir mücadele Egemen Dünya Düzeninin küresel şeytanlığını alt edebilir!

 

     Emeğin ve emekçilerin dostları,

Şeytânî sermaye düzeni halkımızı amansız bir cendereye almıştır.

Milyonlarca emekçiye, açlık sınırının altında yaşamlar dayatılmaktadır.

Kölelik, rıza gösterilmesi istenen bir statü olarak kabul ettirilmek istenmektedir.

Sermayesever AKP düzeni, sömürücü politikalarıyla hâneleri yangın yerine çevirmiştir.

Halkımız kira-pazar kıskacında sıkışmıştır.

Alın teri yağmalanmış, emek kıymetsizleştirilmiştir.

Üretimden, topraktan, tabiattan kopartılan geniş kitleler birer Gregor Samsa adayı olarak kapitalist işleyişin çarklarına yem olarak sunulmuştur.

Faturası yoksullara kesilen sözüm ona “krizler”, kapitalistler için daha büyük ve yeni fırsatlar yaratmakta; işçilerden, emekçilerden çalınanlarla harâmîler, servetlerine servet katmaktadır!

Şunu peşinen söylemeliyiz ki kölelik düzeninin en açık, en net göstergesi asgarî ücrettir!

Asgarî ücret hâl-i hazırda 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak uygulanırken açlık sınırı 35 bin liraya dayanmıştır!

Şair Turgut Uyar’ın mısralarına yansıdığı üzere “Açlık Çoğunluktadır!”

Bu hakikat, ülkedeki mevcut durumun en net fotoğraflarından biridir.

Hakça Üretim ve Bölüşüm, Âdil Paylaşım” ilkesini reddeden bu sömürü düzeninde, emekçilere ancak kölelik rolü biçilmiştir!

Buradan güçlü bir şekilde bir kez daha haykırıyoruz:

Elbette emekçiler köleliğe asla rıza göstermeyecekler ve bu kölelik düzenini mutlaka yıkacaklardır!

     1 Mayıs’ta direniş alanlarına akan yürekler,

Türkiye, emekçiler için bir cehennem konumundadır.

43 büyük ülke ekonomisi arasında sömürü oranının yüksekliğinde Meksika’dan sonra ikinci sıradayız.

Türkiye’deki emek rejimi; Çin, Tayvan, Güney Kore gibi ülkelerden bile kötü durumdadır.

Köleci kapitalist düzen, işçileri kesintisiz bir katliama tâbi tutmaktadır.

     İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2025 yılında en az 2 bin 105 yakın emekçi, iş cinayetlerinde katledilmiştir.

MESEM öğrencisinden mevsimlik tarım işçisine, gencinden yaşlısına, mültecisinden yerlisine, kadınından erkeğine kadar onca işçi kardeşimiz yollarda, makine başlarında, inşaatların tepelerinde, yollarda katledilmiş; sermayedarlarların daha çok kazanma hırsları için yaşamlarından kopartılmıştır.

Her ay 200’e yakın emekçi, yoksul halkımızın evlatları bu cinayet düzeninde katledilmek üzere sırasını beklemektedir.

Bu süregiden katliam düzenini egemenler sorun etmemekte, halkımızın gündeminden kaçırmaktadır.

İşçiye “Yaşarken kölelik, ölürken cinayet!” dayatılmakta; üstüne üstlük bu katliamcı düzen, “kader” söylemiyle Allah’ın dinine iftira atmak sûretiyle aklanmak istenmektedir.

Oysa Allah, kimseye zulmetmez fakat egemen azınlıklardır ezilenlere, mazlum ve mustazaflara zulmeden!

O hâlde şundan eminiz ki Âlemlerin Rabbi olan Allah, bu katliamcı fâillerin hesabını ahirette mutlaka görecektir; biz de bu hesabı bu dünyada sormak için elimizden geleni yapacağız!

     Arkadaşlar,

İnsana ve tabiata musallat olan kapitalist yağma düzeni, ülkenin dört bir yanını talan etmektedir.

Ormanlarımız, dağlarımız, su kaynaklarımız altın madenlerinin, taş ocaklarının, siyanür havuzlarının tehdidi altında zehirlenmekte; yaşam, çok boyutlu olarak ifsad ve imha tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

Her zaman dillendirdiğimiz bir ayet olan Rum Sûresi 41’de Rabbimiz, “İnsanların kendi elleriyle yapıp-ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma başladı: Bu şekilde [Allah], belki [doğru yola] geri dönerler diye yaptıklarının bazı [kötü] sonuçlarını onlara tattıracaktır.” buyurarak bu hakikate işaret etmektedir.

1 Mayıs vesilesiyle çıktığımız bu direniş alanlarında her zaman hayatı, tabiatı ve insanı savunmak; ekolojik tahribat ve kıyımın karşısına dikilmek temel ve öncelikli sorumluluğumuz olmalıdır.

     Akbelen ormanları, Kaz Dağları, Kelkit vadileri, Dersim Dağları, HES’lerle kelepçelenen Karadeniz dereleri; başta Ordu’nun, Giresun’un olmak üzere Anadolu yaylaları, yağma ve talancıların gözüne kestirdikleri Kanal İstanbul güzergâhı, rezerv alan yağması, katliâma tâbi tutulmak istenen hayvanlar bir başka direniş korosu oluşturmakta ve neoliberal yağma düzeninin saldırısına direnecek halkaların çoğalmasını beklemektedir.

İşte biz de bu bilinç ve duyarlıkla o zincirin halkaları olmaya azmederek termik santrale karşı İkizköy’ün tabiatını savunduğu için tutuklanan Esra Işık’ın; Perşembe yaylasını ve bütün bir doğayı savunan onurlu insanların yanında durmak için 1 Mayıs alanlarına çıktık; tabiatın ve yaşamın gür sesi olmaya ahdettik!

     Köleliği reddeden yürekler,

Açlık seviyesinde hayatların dayatıldığı milyonlar adına meydanlardayız!

Örgütlü, örgütsüz bütün ezilenlerin, yoksulların, hürriyeti gasp edilenlerin sesi olabilmek için meydanlardayız!

Ülkemizde zam, sömürü, yağma düzeni derinleşmektedir.

Milyonlar geçim savaşı içinde çırpınmaktadır.

Banka, kredi, kredi kartı düzeni halkımızın iliğini emmektedir.

24 Ocak neoliberalizminin şampiyonu AKP, hükümetinin rantçı ekonomi, zam ve faiz politikaları, barınma ve beslenme hakkından başlayarak bütün temel hakları halkımız için ulaşılmaz kılmıştır.

Bugün öğrenciler açlık ve barınamama tehdidiyle karşı karşıyadır.

Yoksulluk, yaygın bir gerçeklik olarak halkımızın bugününü ve yarınını boğmaktadır.

Gençler için gelecek belirsiz, emekliler için hayat ölüm öncesi bir işkence zorbalığıdır. Türkiye, OECD üyeleri arasında işsizliğin en yüksek olduğu ülkedir.

Küçük köylülük ve küçük esnaflık banka-kredi sarmalı ve tekelleşme marifetleriyle sermaye lehine imha edilmiştir.

Ülkenin her bir kamusal varlığı neoliberal yağmanın iştihasına özelleştirme politikalarıyla yem edilmiştir.

Tabiatın talan edilmedik tek bir metrekaresinin kalmayacağı pek yakın zamanda açıklanan ve resmî kurumlardan elde edilen bilgilerle kesinleşmiştir.

Bütün bu gerçeklikler ise iktidarın hamaset söylemleriyle örtülmek istenmektedir.

Yapılması gerekenleri, hakça bölüşüm ve adil paylaşım için nasıl bir işleyişin gerekli olduğunu tartışmak için yine bir 1 Mayıs’ta meydanlardayız!

     Adalet ve özgürlükten yana duran bilinçler!

Bütün bir yeryüzü için mültecilik acil ve öncelikli gündem maddesi hâline gelmiştir.

Egemen dünya düzeninin insanlığı ve coğrafyaları alt üst eden sömürü faaliyetlerinin doğurduğu bu meselede adaleti amaçlamak temel öncelik olmalıdır.

Mülteciliği doğuran koşulların tespiti ve onlarla mücadele yolları önceliğimiz olmazsa meselenin kavranılıp çözülmesi de mümkün olmaz.

Geri gönderme merkezleriyle mülteci hayatların tehdit edilmesine, yükseltilen ırkçılıkla mültecilerin hedef gösterilmesine, mülteci emeğinin sömürülüp yağmalanmasına izin vermeyeceğiz!

     Dostlar,

Roboski katliamı sembolüyle kanayıp duran Kürt meselesi bölgesel ve küresel bir vaziyet almıştır.

Bölge halklarının barış ve kardeşlik içinde yaşamasına engel olan yerel ve küresel fitne merkezlerine karşı başka bir anlayışı egemen kılmalıyız.

Amacı, yöntemi kesin olarak belirlenmeyen ve halktan sakınarak yürütülen birtakım çözüm plânlarına kanmadan Kürt sorununa adil ve barışçıl çözümler üretmek boynumuzun borcu olmalıdır.

Dilden politik alanlara kadar en geniş yelpazede yasak, baskı ve dayatmaların, yok saymaların son bulduğu bir çözüm mümkündür.

Biz, vahyî ilkelerle biçimlenen bir çözümde ısrar ediyoruz. Hem Kürt halkının hem bölge halklarının hakiki kurtuluşunun ancak Âl-i İmrân sûresi 103. ayette belirtilen “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın!” ilâhî uyarısına göre olabileceğine inanıyoruz.

Şunu biliyoruz ki pek çok sebeple kanayıp duran Batı Asya’nın/Ortadoğu’nun barış ve huzuru, bütün bir yeryüzünün barış ve özgürlüğü olacaktır.

     Direnişin yoldaşları,

Bu 1 Mayıs’a Küresel İntifada’nın ayak sesleriyle girdik, demiştik.

Yerelden küresele ulaşan ve birbiriyle irtibatlı bütün meselelerimiz için Filistin halkının müdafaası; Gazze, Lübnan ve İran direnişleri önümüze İNTİFADA seçeneğini tekrar koymuştur.

İşbirlikçilik ve ihanetin kıskacında boy veren ve Siyonist rejimi meşrulaştıran bölge ülkelerinin zavallılık ve pespayelik maskelerini indiren Direniş, uzak Asya meydanlarından Amerikan kampüslerine, Güney Afrika’dan Norveç’e, Yemen’den Avrupa başkentlerine kadar bütün vicdanları ayağa kaldırmıştır.

Siyonist İsrail’le zaten uzun yıllardır hız kazanıp savaş boyunca da arsızca sürdürülen ticari ilişkiler; ABD’nin İran saldırılarına açık tavır almayışı AKP iktidarının işbirlikçi yüzünü bir kez daha göstermiştir.

İsrail’i korumak için kurulduğu öteden beri herkesin bildiği Kürecik Radarı ve emperyalist müdahalelerin hava üssü İncirlik, zaten NATO üyesi olan Türkiye’nin emperyalist bloktaki yerini her türlü tartışma ve izahtan uzak bir biçimde göstermektedir.

Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından sayısız şehidin kanıyla yıkanan paraları utanmadan savunan işbirlikçi AKP iktidarı ve TÜSİAD-MÜSİAD fark etmeksizin kâra iman etmiş işbirlikçi sermaye, katliam ortakları olarak çoktan insanlığın ufkuna kara bir leke olarak asılmıştır.

Siyasetçileri ve şirketleriyle egemenler bilsinler ki Siyonist katliam ve soykırım ortaklıklarını kesip atacağız!

Başta, İsrail’in kalkanı olarak çalışan ve ABD ile İsrail’in İran saldırılarında aktif bir şekilde kullanılan Kürecik Radarı ve işgal üssü İncirlik olmak üzere bütün emperyalist merkezleri söküp atacak ve ülkemizi NATO’dan çıkaracağız!

     Arkadaşlar,

Soykırım ve katliamcı emperyalist-Siyonist cephe karşısında Gazze’den başlayan Batım Asya direnişi insanlığın elinden tutacaktır; umutluyuz!

Direniş ateş ve coşkusu Batı Asya’daki işbirlikçi rejimleri alt edecektir; inançlıyız!

Küresel İntifada çağrısı bütün mazlumların, ezilenlerin kurtuluş parolası olacaktır; heyecanlıyız!

Yükselecek bu yeni ve gür sadâ, üzerimize çöken ataleti kaldırıp atacaktır.

Emperyalizme, küresel kapitalizme karşı ayaklanan vicdanlar hakikatle buluşacak ve yeni bir geleceğin kapılarını birlikte aralayacaklardır.

Sayısız havzada süren işçi mücadelelerini Doruk maden işçilerinin ve Şık Makas emekçilerinin zorlu ve umut aşılayan direnişleri özelinde selamlıyoruz!

Bütün bu direniş ateşleri, sermayenin yerel ve küresel militarizm iş birliğiyle kurduğu yerel ve küresel tahakküm düzenine karşı mücadele azmimizi bilevlemektedir.

Tevhid-Adalet-Özgürlük hattı olarak biz de işte tam bu noktada, bu direniş meydanlarında insanlığın ve tabiatın kurtuluşu ve özgürleşmesi için sözümüzle, gücümüzle her türlü katkıyı vereceğimizi ilan ediyoruz!

     Yaşasın 1 Mayıs

     Yaşasın Küresel İntifada!

     Selam olsun Direniş etrafında kenetlenen halklara!

     Selam olsun emek ve alın terine sahip çıkıp haysiyet mücadelesini yükseltenlere!

     EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikasıwww.egitimilkesen.org)

     SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma  Sendikası, www.saglikilkesen.org)

     TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneğiwww.tokad.org)

     ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

 

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

İstanbul’da, İsrail Saldırganlığına Karşı Sumud Filosuna Destek Eylemi

Yayınlanma:

-

Filistin Eylem Komitesi (FEK), 19 Mayıs 2026 Salı günü İstanbul’da Taksim-Tünel Meydanında bir eylem tertip ederek işgal devleti İsrail’in ablukasını kırmak ve Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla Akdeniz’de seyreden Küresel Sumud Filosu gemilerine yönelik saldırısını protesto etti ve işgal ve işbirlikçiliğe karşı mücadele çağrısında bulundu.

Topluluk adına Görkem Duru‘nun okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

SUMUD’A, UMUDA, DİRENİŞE BİN SELAM!

Gazze, 7 Ekim 2023’ten bu yana Siyonist rejimin soykırım saldırıları altında. Bu süreçte binlerce Filistinli yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı ve halkın tüm yaşam alanları sistematik olarak enkaz yığınına çevrildi. Ancak Siyonist varlığın bu barbarlığı karşısında geri adım atmayan Filistin halkının direnişi tüm dünyada yankı buldu ve işgalcileri kâğıt üzerinde de olsa geri adım atmaya zorladı. Ancak ilan edilen hiçbir ateşkes katliamcı rejimi durdurmaya yetmedi. Anlaşmaları ve uluslararası hukuku pervasızca çiğneyen işgal rejimi, bir yandan sınır hatlarını aşarak askeri yığınaklarını büyütüyor, diğer yandan Gazze’yi en temel insani yardımlardan mahrum bırakarak soykırım politikasını kesintisiz bir biçimde uygulamaya devam ediyor.

Küresel Sumud Filosu da bu yıl tam da bu koşullarda; bu sahte ateşkesi teşhir etmek, Gazze’ye dönük ablukayı kırmak ve Gazze’ye insani yardım malzemelerini ulaştırmak için yola çıktı. 15 Nisan’da Barselona’dan yola çıkan filo, 26 Nisan’da İtalya’nın Augusta limanından da katılan gemilerden sonra bugüne kadarki en büyük uluslararası filo girişimi olarak yoluna devam etmişti. Ancak işgal rejimi hiçbir somut yaptırım uygulanmayan koşullarda 29 Nisan gecesi Sumud Filosu’na saldırarak, 180 kişiyi gemi hapishanesinde rehin alacak kadar ileri gitmiş ve bu Siyonist korsanlık saldırısı sonucu 22 gemiye müdahale edilmişti. Bu saldırıdan kurtulan 31 gemi, Türkiye’den ve Yunanistan’dan katılan yeni gemilerle birlikte Marmaris Limanı’ndan 15 Mayıs’ta yeniden yola çıktılar. Yolda Özgürlük Filosu Koalisyonu’ndan da eklenen gemilerle toplam 52 gemiye ulaştılar. Deniz filosuna aynı zamanda Kuzey Afrika’dan yola çıkan kara konvoyu eşlik etmeye başladı. Ancak 18 Mayıs sabahı itibariyle Gazze’den yaklaşık 350 deniz mili mesafede uluslararası sularda Siyonist varlık filoya yeniden saldırmaya başladı. Bugün de devam eden saldırılar sonrasında şuan 45 Gemi ve 320 aktivist korsanlık faaliyeti ile alıkonulmuş durumda. Bu operasyon Siyonizmin uluslararası hukuku hiçe saydığının, Akdeniz’de korsanlık girişimi yürüttüğünün açık bir göstergesidir.

Filistin’de şuan sahte bir barış planı söz konusu. Bu maske altında işgal, soykırım ve abluka sürüyor ve bu durum normalleştirilmeye çalışılıyor. Küresel Sumud Filosu, 39 ülkeden 52 gemi ve 426 katılımcıyla, bu normalleştirmeye hayır demek için, ablukayı yıkmak için yola çıktı. Siyonist varlığın bu korsanlık saldırısına derhal son vermesi, alıkoyduğu katılımcıları ve Filistinli tüm politik esirleri serbest bırakması için bulunduğumuz tüm alanlarda Siyonist varlıkla tüm ilişkilerin kesilmesi için seferber olmalıyız. Siyonist varlıkla ilişkiler kesilmedikçe, soykırım, işgal ve abluka sürüyor!

Siyonist varlık, bu saldırıları AB hükümetlerinin ve ABD’nin desteğiyle gerçekleştirebildi. ABD emperyalizmi ve Trump yönetimi Siyonizmin en azılı hamisiyken, AB ve hükümetleri de Siyonizmin ve soykırımın bir diğer asli finansörü ve destekçisi konumunda. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması çerçevesinde AB, 43 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle İsrail’in en büyük ekonomik partneri. Siyonizme karşı zaman zaman eleştirel sesler yükselten hükümetler de, Marmaris limanını Filo’ya açmasına rağmen Türkiye’deki siyasal iktidar da bu tablodan azade değil. Siyonist saldırganlığın kağıt üzerindeki kınama mesajlarıyla durdurulamayacağı açık. Siyasal iktidar istediği kadar kınasın, Türkiye vanaları kapamadıkça, günlük ortalama 100 bin varil Azerbaycan ham petrolü Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden Siyonizme can damarı olmayı sürdürüyor. Siyonist varlığı tanıma kararını geri alıp tam ambargo uygulamadıkça, stratejik hammadde akışı sürdükçe, işgal ordusunun çeliği ve mühimmatı bu limanlardan gönderildikçe, askeri istihbarat protokolleri feshedilmedikçe ve tüm ilişkiler kesilmedikçe Filistin’in özgürlük mücadelesine gerçek bir destek söz konusu değildir! Hamaset bırakılmalı, tüm ilişkiler kesilmelidir!

  • Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı, tanıma kararı geri alınmalı, her türlü siyasi, ticari, askeri ve akademik ilişki derhal kesilmelidir!
  • Limanlar soykırımı besleyen gemilere kapatılmalı, Bakü-Ceyhan hattından soykırımcılara giden petrol akışı durdurulmalıdır!
  • Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere, siyonizme güvenlik kalkanı olan tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır!

Filistin Eylem Komitesi olarak; tüm emekçileri, sendikalar, meslek örgütlerini, üniversiteleri; Küresel Sumud Filosu katılımcılarının serbest bırakılması, Siyonizmin hapishanelerindeki 9 binin üzerinde Filistinli politik tutsağın özgür kalması, Gazze’deki abluka ve işgalin son bulması için bu talepler etrafında sesini yükseltmeye ve seferberliği büyütmeye çağırıyoruz. Soykırımı besleyen hiçbir gemiye, hiçbir şirkete, hiçbir askerî anlaşmaya, hiçbir akademik işbirliğine geçit vermeyelim. Filistin halkıyla dayanışmayı meydanlardan işyerlerine, kampüslere ve limanlara taşıyalım! Siyonist varlığın tüm hukuksuz uygulamalarına karşı, nehirden denize özgür Filistin için eylemlerle, grevlerle, ortak kampanyalarla Filistin halkının mücadelesini destekleyelim.

Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak!

Nehirden denize özgür Filistin!

Yaşasın küresel intifada!

Yaşasın işçilerin, emekçilerin ve dünya halklarının Filistin’le enternasyonalist dayanışması!

Devamını Okuyun

Haberler

Filistin Eylem Komitesinden Yıldönümünde NAKBA Yürüyüşü

Yayınlanma:

-

Filistin Eylem Komitesi (FEK), NAKBA’nın yıldönümü vesilesiyle İstanbul’da 16 Mayıs 2026 günü bir yürüyüş tertip etti.

Sirkeci Büyük Postane önünde başlayan yürüyüş, Eminönü Meydanında sona erdi.

Topluluk adına Gülyeter Aktepe’nin okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

NAKBA SOYKIRIMLA SÜRÜYOR, FİLİSTİN HALKI DİRENİYOR!

Filistin halkının kolektif hafızasında bir kırılma noktası olan ve Büyük Felaket olarak anılan Nakba’nın üzerinden 78 yıl geçti. 1948 yılında siyonist yerleşimcilerin silahlı çeteleri, işgal ettikleri toprakların sahibi olan Filistinlileri sürgüne zorlayıp gayrimeşru bir devlet kurabilme hedefiyle birçok katliama girişti. Emperyalistlerden alınan icazet ve aleni destekle başlatılan bu saldırı silsilesinde 800 bini aşkın Filistinli toprağından koparıldı, en az 15 bin Filistinli katledildi, 400’den fazla Filistin köyü haritadan silindi. Nakba’nın ardından işgal devletinin ilanıyla birlikte Filistin halkının topraklarına ve evlerine el konuldu, siyonist yerleşimciler sürgüne zorlanan Filistinli nüfusun yaşam alanlarına yerleştirildi, köylerin, kasabaların, şehirlerin isimleri değiştirildi ve işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinli Arap nüfus, hakları ellerinden alınarak ırk-ayrımcı apartheid rejimine tabi kılındı.

Bugün bu meydanda andığımız Nakba, 1948’de başlayıp biten bir tarihsel kesitten ibaret değil. Siyonist işgal rejimi her sabah Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te soykırım, etnik temizlik, abluka ve işgal saldırılarıyla Filistin halkını sürgüne zorluyor ve Nakba devam ediyor. 7 Ekim 2023’te bir direniş hamlesi olarak gerçekleştirilen Aksa Tufanı’nın ardından işgal rejiminin Gazze’yi hedef alan soykırım saldırılarında binlerce Filistinli katledildi, binlercesi yaralandı ve yaşam alanları yok edildi. İşgale karşı direnişin kazanımla sonuçlanması ve küresel intifada sesinin tüm dünyayı sarmasıyla birlikte ateşkes ilan edilse de işgal rejimi saldırılarını sürdürüyor. Ateşkes defalarca ihlal edildi, işgalciler sınırların ötesine geçip askeri inşaatlarını sürdürüyor, temel ihtiyaç malzemelerinin Gazze’ye geçişi sınırlanıyor ve soykırım saldırıları devam ediyor.

Siyonist işgal rejiminin kesintisiz saldırılarına karşı Filistin halkı yüz yılı aşkın süredir direnişini ve geri dönüş başta olmak üzere tüm tarihsel haklarına kavuşmak için özgürlük mücadelesini sürdürüyor. Mülksüzleştirme, sistematik işgal, tehcir ve katliamla inşa edilen yerleşimci sömürgeci apartheid rejimi, bugün sadece Filistin’i değil; Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi ve İran’ı hedef alıyor. ABD başta olmak üzere emperyalist suç ortaklarının desteğiyle beslenen siyonist saldırganlık tüm bölgeyi savaşa sürüklüyor.

Soykırımcı apartheid rejimi, işgal hapishanelerinde tutulan Filistinli esirler için yakın zamanda ilan ettiği insanlık dışı “idam yasası” ile hiçbir hukuki kaideyi tanımadığını bir kez daha tescilledi. Netanyahu başta olmak üzere soykırım suçluları dokunulmazlık zırhıyla dolaşırken tüm dünya halkları uluslararası hukukun iflasına tekrar tanıklık etti. Hiçbir somut yaptırım uygulanmayan koşullarda işgal rejimi her geçen gün suçlarına bir yenisini ekledi. Gazze’deki ablukayı kırmak için yola çıkan Sumud Filosu gönüllülerini uluslararası sularda rehin alacak kadar ileri giden bu haydutluk, bütün cesareti hesap sorulmamasından almaktadır. Siyonist saldırganlığın kağıt üzerindeki kınama mesajlarıyla durdurulamayacağı açıktır. Soykırım ateşkesle bitmemiştir ve Trump’ın planıyla kurulan “barış meclisi” Filistin halkına yerleşimci sömürgeciliğin devamını dayatmaktadır. Barış; direnişi silahsızlandırmaya çalışanların diplomasisiyle değil, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolunu kuşatanların mücadelesiyle tesis edilecektir.

Türkiye’de siyasal iktidar, soykırım süreci boyunca kürsülerde işlevsiz hamaseti sürdürürken imzacısı olduğu Bogota Bildirisi’ni hayata geçirmemiş ve yaptırım uygulamamıştır. Siyonist işgal rejimini 1949’da ilk tanıyan bölge ülkelerinden biri olmanın tarihsel utancıyla yüzleşilmemiştir. İsrail’i bir “devlet” olarak tanımaya devam etmek, Nakba’yı, etnik temizlik ve mülksüzleştirme saldırılarını meşru görmektir. Hükümet bu tanıma kararını geri alıp tam ambargo uygulamadıkça, petrol sevkiyatını kesip vanaları kapatmadıkça, stratejik hammadde akışı sürdükçe, işgal ordusunun çeliği ve mühimmatı bu limanlardan gönderildikçe, SAHA EXPO ve IDEF gibi savunma sanayii fuarlarında soykırımı besleyen silah şirketleri ağırlandıkça, askeri istihbarat protokolleri feshedilmedikçe ve tüm ilişkiler kesilmedikçe kürsülerdeki sahte öfke nöbetlerinin ve dökülen timsah gözyaşlarının hiçbir hükmü yoktur.

  • Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı, tanıma kararı geri alınmalı, her türlü siyasi, ticari, askeri ve akademik ilişki derhal kesilmelidir!
  • Limanlar soykırımı besleyen gemilere kapatılmalı, Bakü-Ceyhan hattından soykırımcılara giden petrol akışı durdurulmalıdır!
  • Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere, siyonizme güvenlik kalkanı olan tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır!

Bu ülkenin işçilerine, liman emekçilerine, sendikalarına, meslek örgütlerine, üniversitelerine, gençliğine ve tüm emekçi halkına çağrımızdır: Soykırımı besleyen hiçbir gemiye, hiçbir şirkete, hiçbir askerî anlaşmaya, hiçbir akademik işbirliğine geçit vermeyelim. Filistin halkıyla dayanışmayı meydanlardan işyerlerine, kampüslere ve limanlara taşıyalım.

Filistin Eylem Komitesi olarak, Nakba’nın 78. yılını anmak için toplandığımız bu meydanda bir kez daha küresel intifadanın sesini yükselteceğimizi, ablukaya, işgale ve soykırıma direnen Filistin halkının onurlu mücadelesine omuz vereceğimizi ilan ediyoruz. 1948’de gasp edilen her bir karış toprak özgürleşene, sökülen zeytin ağaçları yeniden yeşerene, sürgünde anahtarına tutunan son Filistinli evine geri dönene ve “nehirden denize” özgür bir Filistin kurulana kadar bu kavgayı büyüteceğiz.

Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak!

Nehirden denize özgür Filistin!

Yaşasın küresel intifada!

Yaşasın işçilerin, emekçilerin ve dünya halklarının Filistin’le enternasyonalist dayanışması!

Filistin Eylem Komitesi

16 Mayıs 2026

Devamını Okuyun

Haberler

Yaşam Savunucuları, Esra Işık İçin Nöbette

Yayınlanma:

-

Akbelen İstanbul Dayanışması, İkizköy’deki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına itiraz ettiği için tutuklanan Esra Işık için başlattığı nöbetlerine devam ediyor.

Ormanlık arazilerin madene açılmasına bölge halkı ve köylüleriyle birlikte karşı çıkan Işık’ın tutukluluğuna itiraz eden Akbelen İstanbul Dayanışması, Kadıköy Yoğurtçu Parkı ve Beşiktaş Meydanındaki nöbetlerin ardından üçüncü nöbetinde Üsküdar Mimar Sinan Parkında bir araya gelerek Esra Işık ve bütün doğa savunucuları için özgürlük çağrısı yaptı.

“Doğa İçin Sanat Derneği”nden sanatçıların Esra Işık ve ninesinin direnişini resmettikleri ve bilgilendirici konuşmaların yapıldığı nöbet yaklaşık iki saat sürdü.

Topluluk üyelerinden Aslı Kahraman Eren’le yaptığımız söyleşiyi video kaydından izleyebilirsiniz.

Haber: Ahmet Örs, YeniPencere  

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x