Connect with us

Haberler

Sağlık Çalışanları Yorgun, Motivasyonları Yaralı!

Yayınlanma:

-

Sağlık İlke-Sen Genel Sekreteri Hemşire Mine Yıldız, ilerleyen coronavirüs salgınının ve salgına bağlı olarak gelişen sağlık politikalarının sağlık çalışanları üzerindeki etkilerini sitemiz için değerlendirdi.

Coronavirüs salgını ağırlaşıyor. Ekonomik kaygılarla esnetilen önlemler ve “yeni normal” kavramı ile zaten insanüstü çaba sarf ederek süreci yönetmeye çalışan sağlık çalışanlarının tüm emekleri hiçe sayılmış ve zoraki koruyabildikleri motivasyonları derinden yaralanmıştır.

Biz, bu salgın ile mücadelenin her şeyin normal, olağan kabul edildiği ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, ülkeyi yönetenlerin sağlık çalışanlarını görmezden geldiği ve hızla değişen yönetmeliklerin sorgusuzca dayatıldığı bir anlayışla sürdürülemeyeceğine inanıyoruz.

Sağlık çalışanları olarak yorulduk! Bu süre içindeki iş yükü, yıpranmışlık ve hak kayıpları ne yazık ki sahadaki sağlık çalışanının virüse maruziyetini ve görevden çekilme eğilimini arttırmıştır.

Sosyal, ekonomik ve özlük haklarında iyileştirme talebinde bulunmak maksatlı çeşitli sosyal mecralarda sesini duyurmaya çalışan sağlık emekçileri olarak bizlere “tavandan ek ödemeler vs.” gibi gerçekliği olmayan vaad ve söylemlerle toplum nezdinde “nankör” imajı çizilmesi ise gerçekten çok yaralayıcıdır.

Bizler, dışarıda üniforması ile görülünce kendisinden kaçılan, sağlık çalışanı olduğu için çocuğunu emanet edebilecek bir bakıcı bulamayan, istifayı düşündüğünde ise korkaklık ve hainlikle suçlanan, toplum zararlısı olarak kabul edilen bir sınıf olma yönünde ilerliyoruz. Bu şartlarda çalışarak, evde ailesine hastalık bulaştırma endişesiyle çalışmanın maddi bir karşılığı yoktur. Bugün arkadaşlarımızın çoğu bedensel yıpranmanın yanında ruhsal olarak da çöküntüdedir ve rehabilite edilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Bugüne kadar virüsten etkilenen sağlık çalışanı sayısı 8 bine, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 50’ye yaklaşmıştır. Salgının toplumsal ayağının iyi yönetilemediği ve toplumun günlük yaşamında bir pandemi bilinci oluşturulamadığı bugünkü tabloda Sağlık Bakanlığı özelinde ülke yöneticilerinin bir başarısından söz edilemez.

Tüm eğlence mekânlarının, alışveriş merkezlerinin açık; konserlerin ve spor müsabakalarının serbest olduğunu da hesaba kattığımızda sahada mücadele eden biz sağlık çalışanları anlıyoruz ki gösterdiğimiz özverinin devlet ve toplum nezdinde bir karşılığı yoktur!

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

ÖYB’de “Cezaevinde Yazar Olmak” Programı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin tertip ettiği “Cezaevinde Yazar Olmak” söyleşisi Avukat Mehmet Ali Başaran moderatörlüğünde 14 Şubat 2026 Pazar günü yapıldı.

Programın konukları Nevzat Güngör ve Eyyüp Bozkurt, cezaevi gerçeği çerçevesinde konuştular ve yazarlık tecrübelerinin cezaevi süreçlerinde nasıl şekillendiğini dinleyenlerle paylaştılar.

Mahpusların hem duygu dünyalarının hem de sosyal çevrelerinin uzun yıllar boyunca süren tutukluluktan nasıl etkilendiğinin ve devletin rolünün ve hukuk sisteminin tartışılıp konuşulduğu programı, video kaydından takip edebilirsiniz.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

M. Ali Başaran ve Ahmet Örs ile Yeni Romanları Hakkında Söyleşi

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran ve Ahmet Örs, yeni yayımlanan romanları çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bir söyleşi ve imza programında bir araya geldiler.

Mehmet Ali Başaran, 2025 yılının Kasım ayında yayımlanan “272-Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” adlı romanı; Ahmet Örs ise 2026 Ocak ayında yayımlanan “35C” romanı hakkında Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun sorularını yanıtlayıp edebiyata yükledikleri anlam çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular.

Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşinin sonunda yazarlar, kitaplarını imzaladı.

Program, video kaydından takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Sağlık İlke-Sen’den Tuğba Tanık Açıklaması: Sosyal Güvenlik Temel Haktır!

Yayınlanma:

-

İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Çalışanları Dayanışma Sendikası (Sağlık İlke-Sen), nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden ve bir kutusu 700 bin liraya yakın olan ancak SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıyan 23 yaşındaki Tuğba Tanık’la ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Nadir görülen kronik bir hastalık olan “Nörofibromatozis Tip 1”den mustarip 23 yaşındaki Tuğba Tanık’ın bugüne kadar SGK tarafından karşılanan ilacı Koseluga’nın temini, Sağlık Bakanlığı’nın onayına rağmen SGK tarafından reddedilmiştir. Mevcut kapitalist yağma düzeninin bir gereği olarak astronomik fiyattan satışa sunulması sebebiyle, Türkiye’de söz konusu hastalıkla mücadele eden kişilerin bu ilacı kendi imkânlarıyla temin etmesi fiilen olanaksızdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, özü ve rûhu gereği bu ve benzeri ilaçları ihtiyaç sahibi herkes için erişilebilir kılmak gibi mukaddes bir vazifeyle yükümlüdür. Haddizatında sosyal güvenlik, bir toplum hâlinde yaşayabilmeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Zira kardeşçe yaşayabilmemiz, aramızdan birinin başına beklenmedik bir musibet geldiğinde hepimizin onu makul şekilde destekleyeceğine dâir inancımızla ilişkilidir.

Buna rağmen neoliberal politikaların etkisiyle SGK’nın gitgide kâr etmesi gereken bir şirket gibi işletildiğine tanık olmanın derin üzüntü ve öfkesiyle doluyuz. EYT’yle ilgili düzenlemeden sonra emekli maaşlarının “emekli harçlıklarına” çevrilmesi sonucunda yüz binlerce ileri yaştaki insanımız, çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bırakılmış, adeta kulu kula kul etmenin maddi koşulları inşa edilmiştir.

Buna benzer şekilde sıklıkla daha önce SGK tarafından ödemesi yapılan kritik ilaçların ödenmediğine şahit oluyoruz. Nitekim, bu trend hepimizin ülkenin tüm meydan ve caddelerinde sürekli “ilaç için yardım taleplerine” tanık olmamıza yol açıyor. Bu güvencesizleştirme insanların onur ve haysiyetlerine sistematik bir saldırı niteliği taşıdığı gibi, bu yolla kula kulluğun maddi zeminini de büyütüyor. Tüm bu hengâmede, sosyal güvenlik hakkı târumâr edilirken biraz daha iktisadî imkânı olanlara ise el altından kendi tedbirlerini almaları salık veriliyor. Biraz gelir elde edebilenler, gemilerini kurtarmak için bireysel emeklilik sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları gibi kapitalist piyasanın tiksindirici “ürünlerinin” insafına havale ediliyorlar.

Onurlu, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için sosyal güvenlik hakkına yönelik saldırılara hep birlikte göğüs germek mecburiyetindeyiz. Nadir hastalığı için kullandığı ilacı temin edilmeyen Tuğba Tanık, olağan dava yolları sonuçsuz bırakıldığı için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru aracılığıyla bu hakkını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Mevcut politik eğilimleri değil, adaletin gereklerini esas almakla mükelleftir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kısıtlayıcı uygulamalarından derhâl vazgeçmelidir!

Sağlık İlke-Sen olarak, kimseye el açıp yalvarmadan, birbirimizle onurlu bir dayanışma ilişkisi içinde yaşamamızı sağlayan kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumsallaşmasının önemini şiddetle vurguluyor, vurgulamaya gayret ettiğimiz ilkeleri şahsında sembolleştiren Tuğba Tanık kardeşimizle ilgili sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x