Connect with us

Haberler

Ali El-Hemdan’ın öldürülmesinin üstü örtülmemeli

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Suriyeli mülteci Ali El-Hemdan’ın bir polis memuru tarafından öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. 18 yaşındaki Ali El-Hemdan’ı öldüren şüpheli 27 yıllık polis hakkında kasten adam öldürmekten dava açıldı. Duruşma 9 Temmuz’da.

Evrensel’de yer alan bilgilere göre olayda kovalamaca meydana gelmedi, Ali El-Hemdan’ın yüzü şüpheli polise dönüktü.

“Sendeledim, oruçluydum” diyen şüpheli polisin, iddianamede yer alan kamera kayıtlarına göre de sendelemediği ortaya çıktı. İddianameye göre olay şöyle gelişti: “Sokağın başından içeriye doğru Ali El-Hemdan’ın yürüdüğü, yaklaşık 15-20 metre arkasından da şüpheli polis memurunun yürüdüğü, kısa süre sonra Ali El-Hemdan’ın yüzünü polis memuruna dönerek geri geri yürüdüğü, bu sırada şüpheli polis memurunun elinde bulunan silahın namlusuna mermiyi sürdüğü, ölene doğrultarak ateş ettiği, aynı anda Ali El-Hemdan’ın yere yığıldığı anlaşılmaktadır. Polis memurunun savunması hiçbir şekilde kamera görüntüleri ile örtüşmemektedir. Olayın görgü tanığının anlatımlarından ve görüntülerden polis memurunun sendelemesi, düşmesi gibi bir durumun ve herhangi bir koşma-kovalamacanın yaşanmadığı anlaşılmaktadır.”

Tüm bu iddialar, olayı balkondan gördüğünü söyleyen bir tanığın ifadeleriyle de uyumlu.

Olayın takipçisi bir avukat olan Tugay Bek’in yine Evrensel’de yer alan söyleyişinde skandal olarak nitelendirdiği bir rapor ise şüpheli polise, olay bütün gerçek boyutlarıyla ortaya çıkmasına rağmen hala nasıl sahip çıkıldığını gözler önüne seriyor. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, “Ali El-Hemdan’ın üzerinden çıkan tişörtün sol göğüs bölgesinde bulunan deliğin sert bir yüzeyden (taş-duvar-metal-cam vb) sekerek çarparak gelen mermi çekirdeği veya mermi çekirdeğine ait parçanın oluşturduğu delinme olduğu ve söz konusu delinme üzerindeki atış artıklarının oluşturduğu renk dağılımı göz önünde bulundurulduğunda delinmenin aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştiği fikir ve kanaatine varılmıştır. Ancak atış mesafesi hakkında kesin bir kanıya varmak mümkün değildir.”

Rapor, 18 yaşında öldürülen bir genç hakkında gerçeği ortaya çıkarmak yerine, olay hakkında temelsiz delil üreterek, gerçeğin üzerini örtmekle daha fazla ilgileniyor. Hatırlarsanız, olayın olduğu gün sosyal medyaya düşüp hafızalarımıza kazınan o görüntülerde, Suriyeli gencin göğsü kanlar içindeydi ve kocaman bir delik görülüyordu. Ve o görüntülere rağmen iktidar güdümlü medyada gencin kaçarken bacağından vurulduğu yazıldı. Biri kaçarken nasıl olur da kalbinden vurulur?

Cumhuriyet Savcılığı ise mezkur raporun diğer delillerle çeliştiğini belirtip Ali El-Hemdan’ın tişörtünü İstanbul Adli Tıp Kurumu’na tekrar incelenmesi için göndermiş ve “Suçun sabitliği ortadadır.” demiş.

Tüm bu görgü tanıkları, kamera kayıtları ve diğer deliller, şüpheli polisin, kaçmayan, direnmeyen, yüzü kendisine dönük, silahsız veya başka bir şekilde tehdit oluşturmayan bir genci hedef gözeterek, doğrudan doğruya öldürdüğüne işaret ediyor.

Sadece para cezası verilmesi gereken bir ihlal, bir insanın yaşamına mâl oldu. Olayın örtbas edilmek istenmesine yönelik çabalar ise toplumun kamusal alandaki güvenliğine yönelmiş bir tehdit teşkil ediyor.

Emniyet görevlilerinin karıştıkları bazı suçlara yönelik bürokratik bir koruma, yaygın bir takipsizlik, cezasızlık politikası olduğu yönünde birçok örnek var. Oysa etkin bir soruşturma ve adil bir yargılama sonucunda suça göre cezalandırma olmadığı müddetçe kamu görevlilerinin hak ihlallerini önlemek mümkün değil. Bunun sağlamaması ise toplumdaki güvenlik algısını zedelemekte, onarılması imkânsız acılara yol açmaktadır.

Alaattin Uras

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Tasfiye’nin 55. Sayısı Çıktı

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Tasfiye edebiyat-düşünce dergisinin 55. sayısı çıktı. 55. sayıda yer alan isim ve çalışmalar şu şekilde: (daha&helliip;)

Devamını Okuyun

Videolar

Mart Ayında 142 İşçi Öldü, Kod 29’la İşten Atmalar Sürüyor

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Mart Ayında 142 İşçi İş Cinayetlerinde Can Verirken Günde Ortalama 500 İşçi Kod 29’la İşten Atılıyor

İSİG Meclisi’nin, Beşiktaş İskele Meydanında açıkladığı iş cinayetlerine ilişkin rapora göre Mart ayında en az 142 işçi ölürken 2020 yılında 177 bin işçi Kod 29 ile işten çıkarıldı.

Kod 29 Zulmü Sürüyor

Mart ayı iş cinayetleri raporunu açıklayan Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, Kod 29’un işçilerin hayatını çok kötü etkilediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Kod 29’dan atılan işçinin kıdem tazminatı gasp ediliyor, işsizlik maaşına da hak kazanamıyor. Ayrıca ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller’ nedeniyle işten atıldığı için fişleniyor ve iş bulması imkânsız hale getiriliyor. Oysa bu dönemde sadece salgında ölümüne çalıştırma koşullarına karşı çıkan, haklarını isteyen ve bu yüzden sendikalaşan işçiler Kod-29 nedeniyle işten atıldı. Yani Kod-29 bir sermaye keyfiyetidir ve temel olarak işçilerin haklarının baskı altına alınması ve örgütlenmesinin engellenmesinin bir ifadesidir.” dedi.

Mart Ayında 142 İşçi İş Cinayetlerinde Can Verdi

İSİG raporuna göre;

“*DİSK-AR’ın açıklamasına göre 2020 yılında 34 bini kadın ve 143 bini erkek işçi olmak üzere toplam 177 bin işçi Kod-29 maddesi ile işten çıkarıldı. Yani her ay yaklaşık 15 bin işçi Kod-29 gerekçesiyle işten atıldı.

*Ulusal ve yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, meslek örgütleri ve sendikalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Mart ayında en az 142 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

*142 emekçinin 123’ü ücretli (işçi ve memur), 19’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

*Ölenlerin 7’si kadın işçi, 135’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, eğitim ve sağlık işkollarında gerçekleşti.

*Üç çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi ölümleri tarım işkolunda gerçekleşti.

*51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 40 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, maden, büro, eğitim, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama ve belediye işçileri.

*4 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 2’si Suriyeli, 1’i Afganistanlı ve 1’i Sırbistan’lı.

*Ölen işçilerin 8’i sendikalı. Sendikalı işçiler eğitim, metal, sağlık, güvenlik ve belediye işkollarında çalışıyordu.

*Ölümler en çok ticaret, eğitim, büro, tarım, taşımacılık, inşaat, sağlık, maden, metal, konaklama, güvenlik ve belediye işkollarında gerçekleşti.

* En fazla ölüm nedenleri sırasıyla kovid-19, trafik, servis kazası, ezilme, göçük, yüksekten düşme, kalp krizi ve intihar.

* En çok ölüm İstanbul, İzmir, Sakarya, Ankara, Kocaeli, Antalya ve Gaziantep şehirlerinde meydana geldi.”

YeniPencere

(Basın açıklamasının tamamını buradan izleyebilirsiniz.)

Devamını Okuyun

Haberler

KOD 29’a Karşı İşçi Eylemleri Sürüyor

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

KOD 29 uygulamasıyla işten atmalara karşı işçi direnişleri sürüyor. 99 gündür eylem yapan PTT-Sen ve PTT Kargo-Sen üyesi işçiler İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde bir eylem yaparak uygulamayı protesto ettiler.

Topluluk adına okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:

BASINA VE KAMUOYUNA

Bizler anayasal haklarımızı kullandığımız için KOD 29’la işinden edilen Bağımsız PTT-Sen sendikası yöneticileriyiz. PTT’de çalışan 14 bin taşeron işçinin sesiyiz.

PTT taşeron tarihinde, koskoca konfederasyonlara üye sendikaların yapamadığını başarıp Toplu Sözleşme imzaladık ve kurulduğumuz günden beri canla başla çalışıp taşeron işçilerin cebine üç kuruş daha fazla girmesini sağladık. Bunun bize bedeli ise KOD 29’la işten atılıp, ahlaksızlıkla yaftalanıp işsizlik maaşından bile faydalanamadan açlığa mahkum edilmek oldu. Patronların ahlakını zaten tanıyoruz. Onlara göre hak aramak, boyun eğmemek ahlaksızlık demek.

Peki, bunu duyacak yetkililer nerede? Tam 99 gündür İstanbul ve İzmir PTT müdürlükleri önünde direniyoruz ve soruyoruz: Sendika anayasal bir hak değil mi? Sendikal hakları güvence altına alan Anayasanın 51. maddesi ve sendikalar kanununun 24 ve 25. maddeleri kaldırıldı mı? Bir yetkili çıkıp açık açık söylesin: “İşçilerin sendika kurma, hak ve talep etme gibi bir hakkı yoktur, buna cür’et edenler de işten atılır!” Ya biz işçileri oyalamayın ya da yasaları uygulayın!

Ülkenin dört bir yanında yasal haklarını talep eden işçiler KOD 29’la ahlaksız ilan ediliyor. Belediyelerden tekstil fabrikalarına, metal iş kolundan depolara kadar birçok farklı işkolunda, birçok farklı şehirde KOD 29 zulmüne karşı 10’dan fazla direniş var. Pandemi döneminde zaten yoğun risk altında çalışan işçilere, evinde kalamayan biz milyonlara bunu reva görenler kimler? İşten atmak yasaktı madem, biz, bu kadar insan neden günlerdir sokaklardayız?

Buradan tüm işçi kardeşlerimize çağrımızdır: Bu zulme karşı hep birlikte direnelim! “ASIL AHLAKSIZ PATRONLARDIR!” demeye, bu ikiyüzlülüğü teşhir etmeye hep birlikte devam edelim.

Hiçbir işçi kardeşimiz unutmasın:

BİZ MİLYONLARIZ, PATRONLAR İSE BİR AVUÇ!

Haber: YeniPencere.com

(Daha uzun video için tıklayın.)

Devamını Okuyun

GÜNDEM