Connect with us

Haberler

Ağır İroniler Barışı!

Yayınlanma:

-

BAE ve Bahreyn’in ABD öncülüğünde İsrail’le yaptığı tanıma/normalleşme(!) anlaşmasının ve Trump’ın 5 ülkenin daha benzer anlaşmalar yapacağını söylemesi ile ilerleyen sürecin Filistin meselesine ve bir bütün hâlinde Ortadoğu’nun geleceğine etkilerini akademisyen ve BDS gönüllüsü Dr. Selim Sezer değerlendirdi:

Geçtiğimiz ay Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le “normalleşme” kararı aldığı ilan edildiği zaman ortaya çıkan mutabakat metninde, başka ülkelerin de “diplomatik atılım” yapacağı beklentisinden söz ediliyordu. Yani yakın zamanda başka Arap rejimlerinin de aynı doğrultuda adımlar atacağı haber veriliyordu. 2019 yılında “Yüzyılın Anlaşması”nın ekonomik ayağı olan Manama Çalıştayı’na ev sahipliği yapan Bahreyn’in BAE’den sonra İsrail’le “normalleşme” kararı alan ilk ülke olması şaşırtıcı değildir, beklenen şey olmuştur. Üstelik bu sürecin BAE ve Bahreyn’le de sınırlı kalmayacağı anlaşılmaktadır.

Aslında hiçbir açıdan sürpriz olmayan ve son yıllarda izlenen politikaların bir anlamda doğal ve mantıksal sonucu olan bu normalleşme adımlarının sonuçları iki ayrı düzlemde gözlemlenmelidir. Bunlardan birincisi sürecin Filistin sorununa etkileridir. Ağustos ayında BAE, anlaşma karşılığında İsrail’i Batı Şeria ilhakından vazgeçirdiğini iddia etmişti. Oysa Tel Aviv’deki siyasetçiler bir dizi nedenden ötürü ilhakın en azından şu anda uygulanabilir olmadığına zaten bu anlaşmadan bağımsız olarak kanaat getirmişlerdi ve bunu daha sonra bir bakan (Maliye Bakanı Yisrael Katz) düzeyinde de söylediler. Yani retorikten bağımsız olarak bu anlaşmalar Filistinlileri herhangi bir İsrail saldırısından korumuyor ve Filistinlilere herhangi bir tarihsel hakkını iade etmiyor. Tam tersine İsrail’e yeni hak ihlalleri gerçekleştirmesi ve işgali genişletmesi için yeşil ışık yakıyor. Zira bugüne kadar ödediği suçların hiçbiri için bedel ödememiş olması, Siyonist rejimin uluslararası planda tecrit edilmesini, yalnızlaştırılmasını ve bu rejime karşı yaptırım uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Tam tersi bir yol izlenmesiyle Arap nüfus çoğunluklu ülkelerin var olan haliyle İsrail’i meşru bir devlet olarak kabul etmesi ve bununla da yetinmeyerek kapsamlı ikili (ya da çoklu) işbirliklerine girmesi, bugüne kadar işlediği tüm suçlar yanına kalmış olan İsrail’in elinin daha da serbest hale gelmesi demektir.

İkinci olarak, bu anlaşmalar bölgede yeni bir eksenin inşa edilmesi veya güçlendirilmesi anlamına da geliyor. Hâlihazırda BAE-Suudi Arabistan ikilisinin bölgedeki kalabalık bir ittifak grubuna öncülük ettiğini, Suriye’den Yemen’e kadar pek çok bölge ülkesine yıkım getiren süreçlerin içinde olduğunu biliyoruz. “Ortadoğu”daki tüm eksenler ve ittifaklar içinde ABD’yle en yakın ilişkileri olan da bu gruptur. Şimdi, zımnen İsrail’in de dâhil olduğu bu yeni ittifak zinciri, bölge halklarının aleyhine olacak şekilde kendi nüfuzunu genişletmeye çalışacak, aynı zamanda birinci derecede İran’a karşı, ikinci derecede ise Türkiye’ye karşı önemli bir güç merkezi haline gelecektir. Bir cümleyle ifade etmek gerekirse, Yemen gibi ülkeleri yıkan Körfez ülkeleri ile Gazze’yi yıkan İsrail’in, birbirleriyle gerçekte hiç savaşmadıkları halde, üçüncü ülkeler aleyhine güç birliği yapmasının adının “barış” konulması ağır bir ironidir.

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Mehmet Ali Başaran’dan Yeni Anlatı: “Uzun Bir Cumartesi”

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran’ın “Uzun Bir Cumartesi” adlı kitabı okuyucuyla buluştu. Otobiyografik bir hat üzerinde ilerleyen anlatı, en az 25 yıllık bir arka plâna sahip. Aynı zamanda avukat olan Mehmet Ali Başaran, bu kitapta kendine ve okuruna adeta ifade verir gibi geçmişin bir muhasebesini yapıyor.
Kitabın arka kapak yazısı ise şöyle:
“Mehmet Ali Başaran hukuk ve edebiyatın kestiği yerlerde çiçeklenen hikâyelerle çıkıyor okurun huzuruna.
Bazen tek başına bazen sanıklarla yan yana. Bu, bir yazarın büyüme yolculuğu aynı zamanda.
“Uzun Bir Cumartesi” başta hikâye, deneme ve röportaj olmak üzere farklı anlatı türlerinden oluşuyor. Yazar; öğrenci evlerinden üniversitelere, eylemlerden cezaevlerine, arka sokaklardan ıssız sapaklara geçip gidiyor. Okuru, Türkiye’nin yakın tarihinden kendi hafızasının kıyılarına uzanan bir atlı gezintiye davet ediyor.
Türkiye’de yargılanıyorsanız şüpheden genellikle devlet yararlanır. Bir Mehmet Ali Başaran kitabına yaslanıyorsanız şüpheden de şiirden de özellikle siz yararlanırsınız.”
“Uzun Bir Cumartesi”, Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) tarafından yayımlanıyor ve 450 sayfadan oluşuyor.
YeniPencere

Devamını Okuyun

Haberler

Mısralara Yaslanan Bir Yol Haritası: Ahmet Örs’ün Şiir Tahlilleri Kitabı Çıktı

Yayınlanma:

-

Sitemiz yazar ve editörlerinden Ahmet Örs’ün “Şairi Devrime Çağırmak-Şiir Tahlilleri” kitabı, Tasfiye Kitaplığı tarafından yayımlandı.

Kitapta tahlilleri yapılan şiirler, şairleriyle birlikte şu şekilde sıralanıyor:

İsmet Özel – “Muş’ta Bir Güz İçin Prelüdler” ve “Aynı Adam”,

Cahit Külebi – “Tokat’a Doğru”,

Ece Ayhan –  “Meçhul Öğrenci Anıtı”,

Erdem Bayazıt – “Sürüp Gelen Çağlardan”,

Ali Emre – “Nuh’un Dağa Çıkan Oğlu İçin Takdir Belgesi”,

Necip Fazıl Kısakürek – “Destan”,

Fazıl Hüsnü Dağlarca – “Siyah ve Karanlık”,

Yahya Kemâl – “Rindlerin Akşamı”,

Metin Önal Mengüşoğlu’nun – “Babam, Köylüler ve Tren”,

Mustafa Celep – “Mecburi İstikamet”,

Yavuz Bülent Bâkiler, “Sivas’ta Yoksul Çocuklar”,

Rıfat Ilgaz – “Alişim”,

Nazım Hikmet – “Kerem Gibi”,

M. Sadi Karademir – “Savaş Uçakları Yuva Yapmazlar”.

Bu şiirlerin tahlillerinin yanı sıra kitapta, iki de şiir eleştirisi var:

“Sosyal Adalet Söyleminin “Erbain”deki Evrimi” ile “Erdem Bayazıt Şiirinde Şehir: Madenî Böğürme”.

Kitabın girişinde ve arka kapağında ise şu kısa izah yer alıyor:

MISRALARA YASLANAN BİR YOL HARİTASI

On dört şairi, hayatı kıskıvrak yakalama niyetindeki şiirleriyle ağırlayan bu kitap; evet, üst başlığı ile kendine devrimci bir alan açmak amacındadır edebiyat âleminde: Bir “Direnen Edebiyat” meydan okumasıdır bu! “Şairi Devrime Çağırmak”, şiir tahlillerini her iki cenâhı da gözeterek yapmak, o maksadı işaret etmektir aynı zamanda!

YeniPencere

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x