Connect with us

Videolar

Filistin İçin 1000 Genç: Gençleri Değil, Siyonist’i Yargıla!

Yayınlanma:

-

“Filistin İçin 1000 Genç” hareketi, tutuklanan üyeleri ve hükûmetin İsrail’le ticaretin kesilmesine dâir açıklamalarıyla ilgili olarak Beşiktaş’ta bir eylem düzenledi.

İngilizce ve Arapça konuşmaların da yapıldığı eylemde, önceki eylemlerde atılan sloganlar gerekçe gösterilerek tutuklanan 1000 Genç üyelerinin serbest bırakılması talep edildi.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Filistin İçin 1000 Genç” olarak aylardır “İsrail’le ticaret, Filistin’e ihanettir!” diyorduk. Filistin’e çelik, çimento, sebze ve meyve satan Türkiye sermayedarlarına ve buna mâni olmayan AKP iktidarına, “Siyonist soykırımın işbirlikçiliğinden vazgeçin!” diyorduk.

Önce 6 Nisan Taksim eylemimizden sonra 54 ürün grubunda ihracat yasaklandı. Bunun bizim mücadelemizin kazanımı olduğunu ve “Sadece 54 ürün grubunda değil, tüm kalemlerde süresiz ambargo” talebimizi ifade ettik.

Şimdi ise İsrail’le ithalat ve ihracat tamamen durduruldu. Bu hepimizin, İsrail’le devam eden ticareti durdurmaya yönelik sesi yükselten her iradenin kazanımıdır. Gururluyuz, sevinçliyiz ama aynı zamanda bir buruklukla buradayız. Zira bu adım çok daha önce, 35 bin insan hayatını kaybetmeden, Gazze yerle yeksan olmadan önce de atılabilirdi!

Yedi aydır devam eden bu ticareti iktidar trolleri türlü şekillerde savunurken bir gram utanmadılar. Yetmedi, “Ticareti kes!” talebimizi türlü iftiralarla yaftalamaya çalıştılar. Tutmadı, tutmayacak! Kirsiz, passız sözümüz onların kirli algı oyunlarını aştı.

Ancak unutmuyoruz ki bu yasak kalıcı değil. İsrail, Gazze’ye insani yardım girişine kalıcı izin verdiği takdirde ticarete devam edilecek. Hükümete sesleniyoruz: “İsrail’le ticareti kesintisiz bir şekilde sonlandırmak için neyi bekliyorsunuz? Siyonist varlığın haritadan silinmesi, Filistin’in nehirden denize özgürleşmesi için İsrail’i besleyen damarları, sürdürdüğünüz her türlü ilişkiyi derhal ve tamamen kesin!”

Hükümet, ticaretin devam etmesini istiyor ki şart olarak Siyonist orduların Gazze’den tamamen çekilmesini bile öne sürmüyor. AKP iktidarı, Gazzelilere insani yardımın ulaşmasını, ticaretin devamı için yeterli görüyor. AKP iktidarı, Gazzelileri insani yardıma muhtaç eden sebebi kökünden kazımak istemiyor. AKP iktidarı, işgalci İsrail’in Refah’ı bombalamasını, mülteci kamplarına saldırmasını değil; işbirlikçi sermayedarlarının işgalciyle en hızlı şekilde bir rant anlaşması yapmasını önemsiyor. En kısa sürede Türkiye sermayedarlarına çok kâr getiren ticareti yeniden başlatmaya bakıyor.

Biz, “Filistin İçin 1000 Genç” olarak kâr hırsını ve ticaret hacmini Filistin’in özgürlüğünün önüne koyan her türlü odakla mücadele etmeye ant içtik. Filistin özgür olana dek mücadelemiz sürecek!

Biz, “İsrail’le ticaret, Filistin’e ihanet!” dedik diye birileri rahatsız oldu. Hükümet, eninde sonunda geri adım attı, ticareti sonlandırdı. Ama bizim bu talebi en yüksek perdeden dile getirmiş olmamızdan ve attıkları hiçbir iftiranın tutmamasından rahatsız olanlar hınçlarını çıkartmaya çalışıyorlar.

“1 Mayıs’ta emekçiye Taksim yasaklanamaz!” diyerek Taksim’e yürüyen arkadaşlarımızın gözaltı süresi, “Filistin İçin 1000 Genç” üyesi oldukları sebebiyle uzatıldı. Gözaltı süresi boyunca “Filistin İçin 1000 Genç” olarak düzenlediğimiz eylemlere yönelik sorguya tabii tutuldular ve dün hâkim karşısına çıkarılan arkadaşlarımızdan 5’inin tutukluluğuna karar verildi.

Bu haksızlığı asla kabul etmiyoruz! 8 ay boyunca iktidara karşı Gazze halkını bu topraklara taşıyan arkadaşlarımıza Gazze halkının lehine işgalcinin aleyhine alınan bu kararın bedeli ödetilmeye çalışılıyor.

Yargılanan 5 arkadaşımız değil, topyekûn Filistin mücadelesidir; hapse mahkûm edilen 5 genç değil “İsrail’le ticaret, soykırıma ortak olmaktır!” diyen binlerce gençtir! Arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşana kadar durmadan mücadeleye devam edeceğiz! İktidar asla geri adım atacağımızı, ürkeceğimizi düşünmesin zira arkadaşlarımızın tutukluluğu bizi kamçılayan bir borç olacak, eskisinden daha büyük bir azimle meydanlarda olacağız!

İktidar, Filistin meselesinde iki yüzlü davranırken muhalefet, direnişin adına leke sürmeye çalışıyor. İBB başkanı ve muhalefetin liderlerinden biri olan Ekrem İmamoğlu, yabancı basına verdiği bir demeçte “Aksâ Tûfânı” harekâtını yürüten HAMAS’a yönelik terör örgütü söyleminde bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun şahsında tüm muhalefete sesleniyoruz: Sizin çapınız Filistin direniş örgütlerinin hiçbirini yaftalamaya yetmez! HAMAS da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de Siyonist işgale karşı meşru özgürlük mücadelesi veren onurlu savaşçılardır!

Son olarak; ABD, Avrupa ve dünyanın dört bir yanında üniversiteleri işgal ederek Siyonist işbirlikçi kurumlarla üniversitelerin ilişkilerini kesmesini talep eden öğrenci eylemlerini selamlıyoruz! Maruz kaldıkları polis şiddetini ve siyasal baskıyı tanıyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun, “Siyonistlerle ilişkileri kesin!” dediğinizde benzer bir sindirme politikasıyla karşılaşıldığını görüyoruz.

Biz de “Filistin İçin 1000 Genç” olarak ulus ötesindeki öğrenci arkadaşlarımızın sözünü buraya taşımak için kampüslerdeki eylemlerimizi artırıyoruz. Bu bağlamda Bursa Uludağ Üniversitesi’nde çadır kurma girişimimiz, alanda iktidara yakın STK’ların çadırları da bulunmasına rağmen keyfî şekilde engellenmiştir. Biliyoruz ki bizim orada olma ihtimalimiz dahî birilerini rahatsız etti. Bizim çadırımız diğer çadırların aksine, Türkiye akademisinin ilişkilerini kesmesini gündeme alacağı için üniversite yönetimi bize mâni olmaya çalıştı.

Siyonist işbirlikçilerinin bizden rahatsız olmasından gurur duyarız. Türkiye akademisi Siyonist destekçisi kurumlarla ilişkilerini kesene dek kampüsleri kalemiz belleyeceğiz.

Haberler

Dr. Ertuğrul Zengin ile İslam Düşüncesi Atölyesi, “Fuad Zekeriya” ile Devam Etti

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliğinin tertip ettiği “Dr. Ertuğrul Zengin ile İslam Düşüncesi Atölyesi”nin dördüncü programı 12 Nisan 2026 pazar günü yapıldı.

Atölyenin dördüncü programında Fuad Zekeriya’nın “Çağdaş İslami Hareketlerde Hakikat ve Hayal” kitabı müzakere edildi. Kitabın ele tartıştığı hususları kritik eden Dr. Ertuğrul Zengin’den sonra söz alan katılımcılarla atölye devam etti.

Atölyenin son programında Abdulvahhab el-Efendi’nin “Nasıl Bir Devlet?” adlı kitabı müzakere edilecek.

Devamını Okuyun

Haberler

Üsküdar’da Yeni NATO Üslerine Reddiye; İran, Küba, Lübnan ve Filistinli Esirlerle Dayanışma Eylemi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve Özgür Yazarlar Birliği; 12 Nisan 2026 Pazar günü Üsküdar’da “Katil ABD-İsrail, Küba ve İran’dan; Katil NATO, Beykoz ve Adana’dan; Katil İsrail, Filistin ve Lübnan’dan Defol!” başlıklı bir eylem tertip etti.

Beykoz’da NATO üssünün, Adana’da NATO kolordusun kurulmasının protesto edildiği ve Küba, Lübnan ve İran’la dayanışma mesajlarının verildiği eylemde ayrıca Filistinli esirler selamlandı ve İsrail’in Filistinli esirlere dönük idam kararı protesto edildi.

Eylem boyunca, “Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil NATO Adana’dan Defol, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, NATO’ya Sığınma İşgale Ortak Olma, Katil ABD Ortadoğu’dan Defol, Katil ABD Küba’dan Defol, Katil ABD İran’dan Defol, Küba Halkı Yalnız Değildir, Yaşasın Küba Direnişimiz, Yaşasın İran Direnişimiz, Şehitlerin Hesabı Sorulacak, İstanbul’dan Tahran’a Direnişe Bin Selam, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, İşbirlikçi Rejimler Hesap Verecek, ABD’nin Değil Direniş’in Dostu Ol, NATO’nun Askeri Olmayacağız, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil NATO Adana’dan Defol, Bakü-Ceyhan Hattından Akan Petrol Değil Kan, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Katil İsrail Lübnan’dan Defol, Yaşasın Lübnan Direnişimiz, Yaşasın Küresel İntifada, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Filistinli Esirler Onurumuzdur, Kahrolsun Siyonist İdam Rejimi” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylem, video kaydından takip edilebilir.

Topluluk adına Şilan Deniz’in okuduğu açıklamanın tam metni:

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kıymetli Üsküdar halkı,

Doğrudan söze girelim:

Emperyalizm ve Siyonizm’in İran’a saldırısını fırsata çevirerek Türkiye içindeki gücünü ve etkisini iyice artıran NATO, peşi sıra Türkiye’de yeni üsler ve karargâhlar kurma hazırlığına girişmiştir.

Boğaz’ın kalbinde, hemen az ilerimize, komşu ilçemiz Beykoz’da, Anadolu Kavağı’na emperyalist bir karargâh olarak NATO’nun taşeron komutanlığı kurulacak!

Yani NATO’nun taşeronu olacak bu üs, Karadeniz’i bir savaş denizi yapacak!

Bu komutanlık Ukrayna’yı koruma bahanesiyle kurulan askerî koalisyona bağlı olacak. İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği bu koalisyonun ağırlığını NATO ülkeleri oluşturuyor.

Diğer bir yandan NATO’nun Batı Asya’ya müdahale için hazırlıkları kapsamında Adana’da kolordu kurma hazırlığı içinde olduğunu öğrendik.

Adana İncirlik’teki Amerikan güçlerinin yanı sıra bir NATO kolordusunun kurulması ancak ve ancak Anadolu’nun, Batı Asya’nın/Ortadoğu’nun tam ve kesin olarak işgalini hedeflemektir!

Yıllardır hazırlığı yapılan NATO kolordusunun, 2023 NATO Güneydoğu Bölgesel Plânı’nda kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Değerli halkımız,

Tavrımızı Üsküdar’dan peşinen ilan edelim:

Beykoz’daki NATO deniz üssünün de Adana’daki NATO kolordusunun da kurulmasına izin vermeyeceğiz; bunun için sonuna kadar direneceğiz!

Bu vesileyle NATO sevdalısı AKP iktidarına sesleniyoruz:

ABD ve İsrail’in İran ve Lübnan saldırılarında, Gazze soykırımında bu katillere çalışan Kürecik NATO Radarını kapatmadınız, aksine sürekli olarak NATO’ya bağlılık deklare ettiniz!

Kürecik NATO Radarını kapatın, Beykoz ve Adana’da yeni NATO unsurlarının yerleşmesine ön ayak olmayın!

Temmuz ayında Ankara’da toplanmayı plânlayan bu katil ve işgalci sürüsüne ev sahipliği yapmayın! Unutmayın ki tarihe, halklara ve en önemlisi de Allah’a vereceğiniz hesabınız kabarıyor!

Kıymetli dostlar,

Birkaç ay önce yine bu meydanda ABD’nin Venezüella’ya müdahalesini ve Maduro’nun eşiyle birlikte kaçırılmasını protesto etmiştik.

Dünyanın dört bir yanında baskın ve işgallerle sömürü politikalarını derinleştirmek isteyen ABD, şimdilerde Küba’yı ölümcül bir muhasara altında tutmaktadır.

ABD kıyısından yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Küba, Fidel Castro liderliğinde 1959 yılında gerçekleşen devrimden bu yana Washington için bir endişe kaynağı oldu. Küba, ABD nüfûzunu reddettiği için her zaman hedefteydi.

Trump’ın talebi üzerine, Venezuela’da Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, Ocak ayında Küba’ya yönelik hâlihazırda kısıtlanan petrol ihracatını tamamen durdurdu. Ocak ayının sonundan beri de ABD, Karayipler’deki ülkeye giden deniz yollarını bloke ediyor ve Küba’ya sevkiyat plânlayan ülkeleri yaptırımlarla tehdit ediyor.

Küba hükümeti ülkeye üç aydır petrol sevkiyatı yapılmadığını belirtiyor. Yıllardır gerilemekte olan yerli üretim ise 2024 yılında ülkenin petrol ihtiyacının ancak yüzde 30’undan azını karşılayabiliyordu. Elektrik üretimi önemli ölçüde petrol santrallerine bağlı olan Küba’da son dönemde sıklaşan elektrik kesintileri de doğrudan bununla bağlantılı.

Biz buradan, İstanbul’dan sesleniyor ve ABD kuşatmasına direnen Küba halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu gururla haykırıyoruz!

Büyük şeytan Amerika ve emperyalizmin şefi Trump’ın baskı ve tehditlerine karşı Küba halkının yanındayız. Dünyanın pek çok yerinden Küba’ya insani yardım seferberliği başlatan herkesi selamlıyor ve onlarla birlikte olduğumuzu ilan ediyoruz!

Direniş dostları,

Büyük şeytan Amerika ve emperyalizmin ileri karakolu İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları amansız 40 günlük savaş; Allah’ın izniyle İran’ın zaferi, ABD ve İsrail’in kibrinin yerlere serilmesiyle neticelendi. Bu zafer için Allah’a şükrediyor, şehitleri ve bombalara göğüslerini siper ederek sabahlara kadar meydanları dolduran, canlı kalkan olan kahraman İran halkını tebrik ediyoruz.

Soykırımcı Epstein koalisyonunun 170 kız evladımızı okullarında vurarak katletmesiyle başlayan savaş, nasıl bir küresel canavarlık rejimiyle karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha göstermiştir!

Uzun süredir mahzun olan İslam ümmeti ve bütün mazlum halklar, İran’ın ABD ve İsrail haydutluğuna karşı gösterdiği olağanüstü direnişle tekrar büyük cesaret ve özgüven kazanmış; emperyalizme ve Siyonizm’e karşı mücadele azim ve kararlılığını tekrar kuşanmıştır.

Şunu da ayrıca belirtmeliyiz ki ateşkes müzakerelerinde ABD ve İsrail tarafının hiçbir sözüne güvenilemez, bunu daha önce pek çok defa gördük. Bize düşen sorumluluk bellidir: Bütün bölge ülkeleri, halklar, müslümanlar olarak yekvücut hâlinde bu emperyalist-Siyonist saldırganlığın karşısına dikilerek zafere kadar mücadele etmek! Tek seçenek budur ve bu seçenekte sebat etmektir.

Arkadaşlar;

Bu süreçte İslam dünyasının içinde bulunduğu acziyet bir kez daha yüreğimizi yakmıştır. İşbirlikçi bölge rejimleri ABD’ye açtıkları üslerle İran karşıtı cephede yer almışlar, İsrail karşısında dut yemiş bülbüle dönmüşler, üstüne bir de İran’ı suçlamışlardır.

Diğer yandan savaş boyunca AKP hükümeti sadece İsrail’i suçlayıp durmuş, asıl fâil ABD ve Trump hakkında tek bir eleştiri ve kınama sarf etmemiştir. Bu suskunluğu not ediyoruz. İslam coğrafyasına, mazlum halklara, kardeşlerimize yapılan saldırılar karşısında susmak zulmü onaylamak değil de nedir!

Herkes bilip duysun ki bu işbirlikçilik ve ihanetlere karşı meydanlarda hakikati haykırmaya devam edeceğiz!

İntifada yârenleri,

Gazze’de ateşkes sürecine rağmen katliamlar sürmekte, Filistin halkı açlık ve sürgünle mücadele etmektedir.

Bir yandan da gâsıp ve işgalci Siyonist rejim, direnişi bastıramadığı için Filistin halkını idamlarla tehdit etmekte ve bu istikamette yasalar çıkarmaktadır.  Siyonistler, sayısız evladı özgürlük mücadelesinde şehit olmuş Filistin halkını idamlarla korkutabileceklerini sanmaktadır.

Filistinli esirlerin, Filistin direnişinin idamla tehdit edilmesi karşısında Direniş ve dayanışmayı yükseltmekten başka seçeneğimiz yoktur! İsrail’i besleyen can damarları hâlâ faaliyettedir ve İsrail bundan güç almaktadır. Siyonistlere BTC boru hattından petrol sevkiyatı sürmekte; türlü kılıflarla her geçen gün ciro artışı yaşanan ticaret büyümektedir.

Yılmadan, usanmadan bu işbirlikçilik ve ihanet sarmalına karşı çıkmaya devam etmeliyiz!

Direnişin dostları,

Biliyorsunuz, katil İsrail, bütün gücüyle Lübnan’a saldırmakta, Hizbullah’ın direnişini yok etmeye çalışmakta, katliamlarına yenilerini eklemekte, bu süreçte yüz binlerce insanı yerinden etmektedir.

Lübnan’da Hizbullah tarafından sayısız kere mağlubiyetlere uğratılan korkak Siyonistler, karadan ilerleme sağlayamadıkça hava bombardımanlarıyla sivillerin hayatına kastetmekte, Lübnan için de Gazze senaryosunu hayata geçirmek istemektedir.

Ancak yağma yok! Siyonizm’e geçit yok!

Bütün dünya görüp duydu ki artık çanlar Siyonizm için çalmaktadır!

Artık çanlar emperyalizm için çalmaktadır!

Artık çanlar işbirlikçiler için çalmaktadır!

Aksâ Tûfânı’ndan bugüne yeryüzünde bambaşka bir hareketlenme vardır. İnsanlık boğucu şeytanî düzenlere karşı ayağa kalkmış, İNTİFADA ateşiyle yeni ve bambaşka bir ufkun farkına varmıştır!

İşte bu dalga Gazze’yi, Lübnan’ı, bütün bir Batı Asya’yı, zulüm ve sömürü altındaki coğrafyaları özgürleştirecek; İran’da, Küba’da, Venezüella’da emperyalist şeytanların sonunu getirecek ve egemen dünya düzenini alt edecektir!

Yaşasın İran direnişmişiz!

Yaşasın Filistin direnişimiz!

Yaşasın Küba direnişimiz!

Yaşasın Lübnan direnişimiz!

Katil NATO, Beykoz’dan, Adana’dan, İncirlik’ten defol!

Katil ABD, İran’dan, Küba’dan elini çek!

Siyonist idam yasasına hayır!

EYLEM videosu bu linkten takip edilebilir:

Devamını Okuyun

Haberler

Aksâ Tûfânı, Kürt Meselesi ve İran Savaşı Üçgeninde Türkiye ve Batı Asya – Kadrican Mendi

Yayınlanma:

-

Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği (TOKAD) tarafından 18.si düzenlenen VİCDAN HAFTASI vesilesiyle Kadrican Mendi’nin konuşmacı olduğu bir konferans düzenledi.

“Aksâ Tûfânı, Kürt Meselesi ve İran Savaşı Üçgeninde Türkiye ve Batı Asya” başlıklı konferansta konuşan Kadrican Mendi, aktüel durumun tarihsel kökenlerini ve muhtemel geleceğini tartıştı.

Konuşmanın kaydı videodan izlenebilir.  

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x