Connect with us

Haberler

FÖP’ten Dr. Hussam Abu Safiye İçin Özgürlük Çağrısı

Yayınlanma:

-

Filistin’e Özgürlük Platformu (FÖP) tarafından Üsküdar’da düzenlenen bir eylemle İsrail’in tutukladığı Kemal Adwan Hastanesi başhekimi Dr. Hussam Abu Safiya için özgürlük çağrısı yapıldı.

Eylemde, topluluk adına açıklamayı Dr. Fatma Örgel okudu.

Dr. Fatma Örgel açıklamasında İsrail’in Gazze’de, özellikle sağlık alanında yaptığı yıkıma değindi, Dr. Hussam Abu Safiya’nın özgürlüğü için herkesin ve ilgili tüm kurumların harekete geçmesini istedi.

Açıklama metninin tamamı şu şekilde:

Dr. Husam Abu Safiya İçin Özgürlük!

İsrail, 7 Ekim’den bu yana kadın, çocuk demeden Gazze halkını katlediyor.

Bütün uluslararası insani hukuk yasalarını çiğneyerek hastanelere; doktor, hemşire bütün sağlık çalışanlarına saldırıyor, her birini açıkça hedef alarak öldürüyor. İçinde yatmakta olan hastaları, yoğun bakımdaki yaşlıları, kuvözlerde bebekleri, onları tedavi eden sağlık çalışanları olduğu halde hastaneleri direkt hedef alarak bombalıyor, ateşe veriyor. Bunların hepsi kameraların önünde, canlı yayında bütün dünya ile beraber izlediğimiz canilikler!

İsrail, apaçık bir SOYKIRIM suçu, savaş suçları ve insanlığa karşı olan bütün suçları işliyor.

Bu korkunç saldırılarda Gazze’nin neredeyse tamamı harap oldu.

Resmi olarak tespit edilebilen 50 bine yakın, tahmini olarak en az 200 bin insan hayatını kaybetti. Ölenlerin en az üçte ikisi kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşuyor. Yüz binlerce insan yaralandı; bir fiziksel yetisini, uzvunu kaybetti.

2 milyona yakın insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bebekler, çocuklar kış şartlarında ya soğuktan ya açlıktan ya da bulaşıcı hastalıklardan hayatını kaybediyor.

100 bine yakın çocuk akut acil malnütrisyon ile karşı karşıya. Hastane ve diğer sağlık merkezlerinin en az üçte ikisi İsrail işgal güçlerinin saldırıları ile yok edildi. İlaçlar, temel ameliyat malzemeleri çok sınırlı sayıda; ameliyatlar, çocuklarda bile anestezi olmadan yapılmaya çalışılıyor.

Sağlık alt yapısı bu kadar harap edilmiş, hasta ve yaralı yükü bu kadar artmış şartlarda Filistinli doktorlar, hemşireler, acil ambulans ekipleri insan üstü bir özveri, çaba ile sağlık hizmetlerini yürütmeye çalışmaktadır.

İsrail, bu şekilde sağlık hizmetlerini yürütmeye çalışan ve “SOYKIRIM” amacına engel olarak gördüğü sağlık çalışanlarını da açıkça hedef almakta, yeni yapay zekâ ile donatılmış silahları ile onları katletmektedir. Bu şekilde en az 1000 sağlık çalışanını; 262’si resmi BM yardım çalışanı olmak üzere 400’e yakın insani yardım çalışanını öldürdü.

Gazze’nin kuzeyinde sağlık hizmeti verebilen sadece bir hastane kalmıştı; Kemal Adwan Hastanesi…

Hastanenin başhekimi Dr. Hussam Abu Safiya, hem insani haklarına sahip çıkan onurlu bir Filistinli hem de tıp yemini etmiş bir hekim olarak bütün zor şartlarda mesleğine duyduğu sadakat ve saygı ile sağlık hizmetleri vermeye devam etti; ta ki İsrail bombardımanı ile hastane, içindeki hastaların, sağlık çalışanlarının varlığını önemsemeden yakılana dek!

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki tek çalışan hastanenin sağlık hizmeti vermesini sürdürmeye çalışması nedeniyle, yani bir doktor olarak sorumlu olduğu, yapmakta olduğu işini yaptığı, insanlara, hastalara sağlık, şifa sunduğu için Dr. Hussam’ı hedef almıştı.

Önce oğlunu hedef alarak hastane bahçesinde katletmiş, kendisini de yaralamıştı. 27 Aralık günü hastanesini yerle bir eden, ateşe veren İsrail tanklarının üzerine korkusuzca, yaptığı kutsal işin onuruyla, elinde hiçbir silahı olmadan yürüyen Dr. Hussam, İsrail işgal güçleri tarafından tutuklandı ve hapsedildi.

Hapishaneden çıkan şahitliklere göre Dr. Hussam işkenceye tâbi tutuluyor. İlk günlerde bütün kamera görüntülerine rağmen Dr. Hussam’ı tutukladıklarını inkâr eden İsrail işgal güçleri, dün itibariyle Dr. Hussam’ın ellerinde olduğunu kabul ettiler. Hangi şartlarda olduğu konusunda ise hiçbir bilgi vermiyorlar! İsrail, dünyadan birçok insani ve medikal yardım ekiplerinin, insan hakları gruplarının görüşme taleplerini ısrarla reddediyor!

Bütün uluslararası kanunlarda, savaş ve çatışma durumlarında bile sağlık çalışanları ve sağlık merkezleri dokunulmazdır. İsrail, 80 yılı aşkındır yaptığı gibi yine bütün bu insanlığın ortak kanunlarını açıkça çiğnemekte, bütün dünyanın gözleri önünde bir “Soykırım” gerçekleştirmekte, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemektedir.

Öncelikle bir insan, doktor olarak, bütün dünyada çağrıda bulunan hekimler olarak gözümüzün önünde insanlığa karşı işlenen bu SOYKIRIMIN acilen durdurulmasını; başta Dr. Hussam Abu Safiya olmak üzere İsrail tarafından tutuklanan bütün sağlık çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Başta BM, DSÖ, Amerika Sağlık idaresi, bütün insan hakları kuruluşlarını bu konuda ivedi olarak inisiyatif almaya çağırıyoruz!

Açıklamamızı bitirmeden Filistin’de bu kadar ağır saldırılar altında görevlerini büyük bir onur ve özveriyle yapmaya çalışan bütün doktorları ve sağlık çalışanlarını saygıyla selamlıyoruz!

Son olarak da Dr Hussam’ın sözlerini tekrar etmek istiyorum;

“Boşuna uğraşıyorsunuz, devrimci için yok oluş yoktur!

Ben kıyamet günü gibiyim, bir gün mutlaka geleceğim!”

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

Mısralara Yaslanan Bir Yol Haritası: Ahmet Örs’ün Şiir Tahlilleri Kitabı Çıktı

Yayınlanma:

-

Sitemiz yazar ve editörlerinden Ahmet Örs’ün “Şairi Devrime Çağırmak-Şiir Tahlilleri” kitabı, Tasfiye Kitaplığı tarafından yayımlandı.

Kitapta tahlilleri yapılan şiirler, şairleriyle birlikte şu şekilde sıralanıyor:

İsmet Özel – “Muş’ta Bir Güz İçin Prelüdler” ve “Aynı Adam”,

Cahit Külebi – “Tokat’a Doğru”,

Ece Ayhan –  “Meçhul Öğrenci Anıtı”,

Erdem Bayazıt – “Sürüp Gelen Çağlardan”,

Ali Emre – “Nuh’un Dağa Çıkan Oğlu İçin Takdir Belgesi”,

Necip Fazıl Kısakürek – “Destan”,

Fazıl Hüsnü Dağlarca – “Siyah ve Karanlık”,

Yahya Kemâl – “Rindlerin Akşamı”,

Metin Önal Mengüşoğlu’nun – “Babam, Köylüler ve Tren”,

Mustafa Celep – “Mecburi İstikamet”,

Yavuz Bülent Bâkiler, “Sivas’ta Yoksul Çocuklar”,

Rıfat Ilgaz – “Alişim”,

Nazım Hikmet – “Kerem Gibi”,

M. Sadi Karademir – “Savaş Uçakları Yuva Yapmazlar”.

Bu şiirlerin tahlillerinin yanı sıra kitapta, iki de şiir eleştirisi var:

“Sosyal Adalet Söyleminin “Erbain”deki Evrimi” ile “Erdem Bayazıt Şiirinde Şehir: Madenî Böğürme”.

Kitabın girişinde ve arka kapağında ise şu kısa izah yer alıyor:

MISRALARA YASLANAN BİR YOL HARİTASI

On dört şairi, hayatı kıskıvrak yakalama niyetindeki şiirleriyle ağırlayan bu kitap; evet, üst başlığı ile kendine devrimci bir alan açmak amacındadır edebiyat âleminde: Bir “Direnen Edebiyat” meydan okumasıdır bu! “Şairi Devrime Çağırmak”, şiir tahlillerini her iki cenâhı da gözeterek yapmak, o maksadı işaret etmektir aynı zamanda!

YeniPencere

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesi Öncesi Sansür Dalgası Genişliyor

Yayınlanma:

-

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yapılacak 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, başkentteki olağanüstü güvenlik önlemleri dijital alana da sıçradı. Küresel politikaları eleştiren, Filistin direnişine destek veren ve NATO karşıtı yayınlar yapan çok sayıda X (eski Twitter) hesabı, Türkiye’den erişime kapatıldı. Siyasi yelpazenin hem solundan hem de İslami kesiminden muhalif sesleri hedef alan bu sansür dalgası, ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir operasyon olarak değerlendiriliyor.

Farklı Kutuplar, Ortak Hedef: Kapatılan Hesaplar

NATO zirvesine sayılı günler kala devreye sokulan erişim engelleri, ideolojik fark gözetmeksizin emperyalizm ve İsrail karşıtı çizgide duran kişi ve kurumları hedef aldı.

Bu çerçevede sol ve sosyalist hareketten pek çok kurum ve kişinin hesabı Türkiye’de görünmez kılındı. Toplumsal Muhalefet, Halkevleri, Devrimci Gençlik Dernekleri, Kızıl Parti, Emek Gençliği, SOL Genç ve Birleşik İşçi Hareketi gibi kurumsal hesapların yanı sıra kişisel hesaplar da karartıldı. On binlerce takipçili bu hesaplar, NATO’nun savaş politikalarına karşı örgütlenen protestoların dijital alandaki güçlü sesleri konumundaydı.

Dijital sansürün bir diğer hedefi ise İslami kesimden isimler oldu. NATO karşıtı ve küresel politikaları eleştiren söylemleriyle bilinen Tevhid camiasına bağlı hesaplara kısıtlama getirildi. Halis Bayancuk  gibi isimlerin resmi hesapları ile camiaya ait çeşitli yayın organları X platformu üzerinden Türkiye erişimine kapatıldı.

Direniş çadırının x hesabı da erişime engellendi.

Direniş Çadırı’nın Hesabı da Kapatıldı

Sansür dalgasının en dikkat çekici hedeflerinden biri de Gazze meselesindeki kesintisiz eylemlilikleri ile bilinen Direniş Çadırı oldu. x.com/direniscadiri_ adresinden faaliyetlerine devam eden, İsrail’le ticaretin tamamen kesilmesi ve emperyalist üslerin kapatılması talebiyle meydanlarda olan Direniş Çadırı, özellikle direniscadiri.com/nato.pdf adresi üzerinden yayımladığı “14 Soruda NATO-İsrail İlişkileri” raporuyla ittifakın gerçek yüzünü kamuoyuna sunmuştu. NATO’nun Siyonist rejimle kurduğu istihbarat ağı, lojistik destek ve askeri entegrasyonun tüm çıplaklığıyla deşifre edildiği bu kritik raporun yayılmasının ardından gelen sansür, engellemelerin asıl motivasyonunun suç ortaklıklarını gizlemek olduğunu gösteriyor.

Sol çevreden kapatılan bazı hesaplar

“Milli Güvenlik” Kılıfı ve Tebliğ Edilmeyen Mahkeme Kararları

X (Twitter) yönetimi, söz konusu hesaplara getirdiği kısıtlamaları platformun ve idarelerin can simidi haline gelen “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle açıklıyor. Bu “görünmez kılma” (withheld) yöntemiyle hesaplar dünya genelinde açık kalırken yalnızca Türkiye’den bağlanan kullanıcıların erişimine kapatılıyor.

Diğer taraftan önemli bir hukuksuzluk bu süreçte yaşandı: Hesabı görünmez kılınan kişi ve kurumlara hiçbir mahkeme kararı tebliğ edilmedi. Hangi içeriğin, hangi paylaşımın veya siyasi faaliyetin “kamu düzenini” bozduğuna dair bir bildirim yapılmaksızın gerçekleştirilen bu toptancı sansür, X platformunun idari kurumlardan gelen hukuksuz taleplere hiçbir yargı denetimi aramaksızın boyun eğdiğini kanıtlıyor. Gizli kararlarla veya doğrudan idari talimatlarla yürütülen bu “önleyici sansür” süreci, yargı denetimini tamamen devre dışı bırakarak dijital kamusal alanı küresel ittifakların etki alanında tutmayı amaçlıyor.

Kapatılan bazı hesaplar

2026 Ankara NATO Zirvesi: Güvenlik Çemberi Daralıyor

Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul zirvesinden tam 22 yıl sonra, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da 36. NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Ankara’da düzenlenecek olan ve üye ülkelerin devlet ile hükümet başkanlarını ağırlayacak dev organizasyon, NATO ve ABD açısından hayli kritik.

Ukrayna savaşının sürdüğü, Gazze’deki soykırımın bölgesel bir yangına dönüştüğü ve İran savaşının tamamen sonlanmadığı tarihi bir kırılma anında toplanan bu zirve öncesi Ankara’da geniş çaplı gösteri ve toplantı yasakları devrede. Sokağın ve fiziki mekanların yoğun güvenlik çemberine alındığı bir ortamda, sosyal medyadaki muhalif birikimin de zirve öncesi susturulması, antiemperyalist örgütlenmelerin ve teşhir faaliyetlerinin önüne geçme hamlesi olarak öne çıkıyor.

Emperyalizme Karşı Direnişin Sesi Susmayacak

Küresel hegemonya krizini savaşlarla, askeri genişlemeyle ve soykırımlara verdiği açık destekle aşmaya çalışan NATO, Ankara’daki kapalı kapılar ardında yeni stratejilerini çizerken dışarıda en ufak bir itiraza dahi tahammül edemiyor. Sokakları polis barikatlarıyla, dijital platformları ise ucu açık “milli güvenlik” algoritmalarıyla kapatarak itirazlar susturulmaya çalışılıyor.

YeniPencere.com

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesini Protesto Eylemleri Sürüyor: NATO Zirvesi İhanettir!

Yayınlanma:

-

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve ABD başkanı Trump’ın zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de bu organizasyonlara karşı sürdürdükleri nöbet eylemlerini Üsküdar sahilde, 17 Haziran 2026 çarşamba günü tertip ettikleri bir eylemle devam ettirdiler. Eylemde Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi.

Eylem boyunca, “NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x