Connect with us

Haberler

Zoom, Facebook ve YouTube, Üniversitedeki Filistin Dersini Yasakladı

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Big Tech’in ifade özgürlüğüne ve akademik özgürlüğe tehlikeli saldırısı: Zoom, Facebook ve YouTube, San Francisco Eyalet Üniversitesi’ndeki Filistin dersini yasakladı.

 “Bu, ifade özgürlüğüne ve akademik özgürlüğe, Big Tech tarafından yapılmış büyük bir saldırıdır: Zoom, ülkemizdeki dersliklerin ve halka açık etkinliklerin içeriği üzerinde veto yetkisi olduğunu iddia edemez!”

Üç teknoloji devi, İsrail yanlısı grupların şikayeti üzerine San Francisco Eyalet Üniversitesi’ndeki Filistinli, Siyahi, Yahudi ve Güney Afrikalı aktivistlerin yer aldığı online dersi iptal etti.

Filistinli aktivist Leyla Halid’in katılacağı “Kimin Hikayesi?: Cinsiyet, Adalet & Direniş” isimli açık ders, Zoom, Facebook ve YouTube’dan kaldırılmadan önce 12:30’a planlanmıştı.

Etkinlikten bir gün önce Zoom, Halid’in programda yer almasına izin verilmeyeceğini duyurdu. Zoom, programın yapılmasına izin vermeleri halinde Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nin bütün Zoom hesaplarını kapatmakla tehdit etti.

Facebook ise etkinliğin yapılacağı gün etkinlik sayfasını kaldırdı. YouTube da her canlı yayın girişimini engelledi.

Palestine Legal’in yöneticisi Dima Khalidi, “Bu, ifade özgürlüğüne ve akademik özgürlüğe, Big Tech tarafından yapılmış büyük bir saldırıdır: Zoom, ülkemizdeki dersliklerin ve halka açık etkinliklerin içeriği üzerinde veto yetkisi olduğunu iddia edemez! Zoom’un Filistin özgürlüğü tartışmasını bastırma kararının, İsrail hükümeti ve müttefikleri tarafından yürütülen baskı kampanyasına destek olmasıyla demokrasiye olan tehdit daha da artmaktadır!” diye konuştu.

Etkinlik, Arab and Muslim Ethnicities and Diasporas (AMED) Studies Programı ve SFSU’daki Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları Programı tarafından düzenlendi ve Leyla Halid’in, Siyahi ve Güney Afrika Kurtuluş Hareketlerinden ve Barış İçin Yahudilerin Sesi’nden önde gelen birkaç aktivistle sohbetini içeriyordu.

Etkinlik kaydı, çarşamba sabahı itibariyle Zoom’da açılmış, yine etkinlik sayfası da Facebook’ta yayımlanmıştı. İki sayfa da 9:30’a kadar kaldırıldı.

Dr. Rabah Abdulhadi ve ortak düzenleyicilerden Tomomi Kinukawa, SFSU dekanına yazdıkları mailde “Bu sansür, ifade özgürlüğünü ve fakülte olarak akademik özgürlüğü ihlal ediyor, öğrencilerimizi öğrenme hakkından mahrum bırakıyor  ve halkı ana akım medyada yer almayan konuşmacıları dinleme haklarından yoksun bırakıyor.” dedi.

Profesör Abdulhadi’nin temsilcisi Dan Siegel, “Pandemi boyunca online eğitimde böylesi önemli bir rol oynayan Zoom’un CSU ile olan anlaşmasını tamamen bitirmekle tehdit ederek üniversite onaylı bir etkinliğe müdahele etmesi kendisi için utanç verici bir durum.” dedi.

Zoom’un yaptıklarını The Lawfare Project ve sansürlemede de yer alan İsrail hükümeti sponsorlu bir uygulamayı içeren sağ kanat Siyonist organizasyonların baskıları takip etti.

Bu sağcı gruplar, 76 yaşındaki Leyla Halid‘i direniş, cinsiyet ve cinsel adalet gibi eleştirel anlatıları tartışmak üzere ağırlamanın suç teşkil ettiğini belirten tehlikeli derecede geniş bir teoriyi pazarlıyorlar. Leyla Halid’in ABD’nin terör örgütü olarak tanımladığı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ile alenen bağlantısı olduğu için San Francisco eyaletindeki profesörlerin onu konuşmacı olarak davet etmelerine yasal hakları olmadığını iddia ediyorlar.

Khaled’in konuşması telafi edilmedi ve üniversite ortamındaki fikir alış verişi anayasal olarak korunuyor.

Önde gelen bir akademisyen-aktivist Filistinli Dr. Rabab Abdulhadi, daha 2019‘da Kaliforniya Üniversitesi‘nde verdiği ve Siyonizmi, beyazların üstünlüğüne benzeyen bir siyasi üstünlük ideolojisi olarak eleştirdiği konuşmasından sonra            Siyonist örgütlerden acımasız saldırılara maruz kaldı.

Kaliforniya Üniversitesi, Abdulhadi’nin görüşlerine katılmayan bir öğrenciden gelen şikâyet üzerine yapılan araştırmada, konuşmada herhangi bir kanuna aykırılık olmadığını açıkladı.

Buna karşılık, sağ kanat Siyonist grup StandWithUs UCLA’ya karşı Ekim 2019’da, konuşma üzerine, federal sivil haklar şikayetinde bulundu. Trump yönetimi ise bunu 2020’nin Ocak ayında, Filistin hakları savunuculuğunu hedef alan, antisemitizmin çarpıtılmış yeni bir tanımını içeren bir yürütme emrinin çıkarılmasının ardından resmi bir dava olarak başlattı.

Geçtiğimiz ay, 120’den fazla İsrail yanlısı grup Facebook’a Israil’e yapılan eleştirileri, Trump’ın antisemitizm tanımını kullanarak, nefret söylemi olarak tanımlayıp sansürlemesi için baskı yapan bir mektup gönderdi.

Dima Khalidi, bununla ilgili olarak “Trump’ın dış politikasının Filistin meselesini ortadan kaldırmayı amaçladığı bir zamanda, sağ-kanat İsrail yanlısı gruplar, Trump yönetimi, ve Big Tech firmaları, Filistin özgürlüğü hakkındaki herhangi bir tartışmayı veya savunuculuğu yasaklamak için birleşiyor ama başaramayacaklar, çünkü demokasiye, muhalefete ve herkes için özgürlüğe inanan insanlar susturulamayacaklar.” diye konuştu.

SFSU’daki Filistin Öğrencileri Genel Birliği şu açıklamayı yayımladılar:

Eğer SFSU eleştirel etnik çalışmaların değerleriyle ve tüm etnik köken ve ırkların müfredattaki temsiliyle gurur duyuyorsa, kendisi bir kuruluş olarak bu değerleri muhafaza etmeli ve kendi fakültesini yasaklara ve saldırılara karşı korumalıdır. SFSU, Zoom’un kendi müfredatı üzerinde kontrol sahibi olmadığından emin olmalıdır.”

Kaynak: mondoweiss.net

(Kısaltılarak çevrilmiştir. YeniPencere)

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Tasfiye’nin 55. Sayısı Çıktı

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Tasfiye edebiyat-düşünce dergisinin 55. sayısı çıktı. 55. sayıda yer alan isim ve çalışmalar şu şekilde: (daha&helliip;)

Devamını Okuyun

Videolar

Mart Ayında 142 İşçi Öldü, Kod 29’la İşten Atmalar Sürüyor

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

Mart Ayında 142 İşçi İş Cinayetlerinde Can Verirken Günde Ortalama 500 İşçi Kod 29’la İşten Atılıyor

İSİG Meclisi’nin, Beşiktaş İskele Meydanında açıkladığı iş cinayetlerine ilişkin rapora göre Mart ayında en az 142 işçi ölürken 2020 yılında 177 bin işçi Kod 29 ile işten çıkarıldı.

Kod 29 Zulmü Sürüyor

Mart ayı iş cinayetleri raporunu açıklayan Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, Kod 29’un işçilerin hayatını çok kötü etkilediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Kod 29’dan atılan işçinin kıdem tazminatı gasp ediliyor, işsizlik maaşına da hak kazanamıyor. Ayrıca ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller’ nedeniyle işten atıldığı için fişleniyor ve iş bulması imkânsız hale getiriliyor. Oysa bu dönemde sadece salgında ölümüne çalıştırma koşullarına karşı çıkan, haklarını isteyen ve bu yüzden sendikalaşan işçiler Kod-29 nedeniyle işten atıldı. Yani Kod-29 bir sermaye keyfiyetidir ve temel olarak işçilerin haklarının baskı altına alınması ve örgütlenmesinin engellenmesinin bir ifadesidir.” dedi.

Mart Ayında 142 İşçi İş Cinayetlerinde Can Verdi

İSİG raporuna göre;

“*DİSK-AR’ın açıklamasına göre 2020 yılında 34 bini kadın ve 143 bini erkek işçi olmak üzere toplam 177 bin işçi Kod-29 maddesi ile işten çıkarıldı. Yani her ay yaklaşık 15 bin işçi Kod-29 gerekçesiyle işten atıldı.

*Ulusal ve yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, meslek örgütleri ve sendikalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Mart ayında en az 142 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

*142 emekçinin 123’ü ücretli (işçi ve memur), 19’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

*Ölenlerin 7’si kadın işçi, 135’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, eğitim ve sağlık işkollarında gerçekleşti.

*Üç çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi ölümleri tarım işkolunda gerçekleşti.

*51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 40 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, maden, büro, eğitim, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama ve belediye işçileri.

*4 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 2’si Suriyeli, 1’i Afganistanlı ve 1’i Sırbistan’lı.

*Ölen işçilerin 8’i sendikalı. Sendikalı işçiler eğitim, metal, sağlık, güvenlik ve belediye işkollarında çalışıyordu.

*Ölümler en çok ticaret, eğitim, büro, tarım, taşımacılık, inşaat, sağlık, maden, metal, konaklama, güvenlik ve belediye işkollarında gerçekleşti.

* En fazla ölüm nedenleri sırasıyla kovid-19, trafik, servis kazası, ezilme, göçük, yüksekten düşme, kalp krizi ve intihar.

* En çok ölüm İstanbul, İzmir, Sakarya, Ankara, Kocaeli, Antalya ve Gaziantep şehirlerinde meydana geldi.”

YeniPencere

(Basın açıklamasının tamamını buradan izleyebilirsiniz.)

Devamını Okuyun

Haberler

KOD 29’a Karşı İşçi Eylemleri Sürüyor

Yeni Pencere

Yayınlanma:

-

KOD 29 uygulamasıyla işten atmalara karşı işçi direnişleri sürüyor. 99 gündür eylem yapan PTT-Sen ve PTT Kargo-Sen üyesi işçiler İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde bir eylem yaparak uygulamayı protesto ettiler.

Topluluk adına okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:

BASINA VE KAMUOYUNA

Bizler anayasal haklarımızı kullandığımız için KOD 29’la işinden edilen Bağımsız PTT-Sen sendikası yöneticileriyiz. PTT’de çalışan 14 bin taşeron işçinin sesiyiz.

PTT taşeron tarihinde, koskoca konfederasyonlara üye sendikaların yapamadığını başarıp Toplu Sözleşme imzaladık ve kurulduğumuz günden beri canla başla çalışıp taşeron işçilerin cebine üç kuruş daha fazla girmesini sağladık. Bunun bize bedeli ise KOD 29’la işten atılıp, ahlaksızlıkla yaftalanıp işsizlik maaşından bile faydalanamadan açlığa mahkum edilmek oldu. Patronların ahlakını zaten tanıyoruz. Onlara göre hak aramak, boyun eğmemek ahlaksızlık demek.

Peki, bunu duyacak yetkililer nerede? Tam 99 gündür İstanbul ve İzmir PTT müdürlükleri önünde direniyoruz ve soruyoruz: Sendika anayasal bir hak değil mi? Sendikal hakları güvence altına alan Anayasanın 51. maddesi ve sendikalar kanununun 24 ve 25. maddeleri kaldırıldı mı? Bir yetkili çıkıp açık açık söylesin: “İşçilerin sendika kurma, hak ve talep etme gibi bir hakkı yoktur, buna cür’et edenler de işten atılır!” Ya biz işçileri oyalamayın ya da yasaları uygulayın!

Ülkenin dört bir yanında yasal haklarını talep eden işçiler KOD 29’la ahlaksız ilan ediliyor. Belediyelerden tekstil fabrikalarına, metal iş kolundan depolara kadar birçok farklı işkolunda, birçok farklı şehirde KOD 29 zulmüne karşı 10’dan fazla direniş var. Pandemi döneminde zaten yoğun risk altında çalışan işçilere, evinde kalamayan biz milyonlara bunu reva görenler kimler? İşten atmak yasaktı madem, biz, bu kadar insan neden günlerdir sokaklardayız?

Buradan tüm işçi kardeşlerimize çağrımızdır: Bu zulme karşı hep birlikte direnelim! “ASIL AHLAKSIZ PATRONLARDIR!” demeye, bu ikiyüzlülüğü teşhir etmeye hep birlikte devam edelim.

Hiçbir işçi kardeşimiz unutmasın:

BİZ MİLYONLARIZ, PATRONLAR İSE BİR AVUÇ!

Haber: YeniPencere.com

(Daha uzun video için tıklayın.)

Devamını Okuyun

GÜNDEM