Connect with us

Haberler

Marmara Bölgesindeki Hapishanelerde 1609 Hak İhlali

Yayınlanma:

-

İHD (İnsan Hakları Derneği) İstanbul Şubesi, Ekim-Kasım-Aralık 2022 döneminde yapılan  57 başvuruya göre Marmara Bölgesi hapishanelerinde bu dönemde en az 1609 hak ihlali tespit edildiğini duyurdu.

Basın taraması yolu ile tespit edilen 364 hak ihlali ile  ihlal sayısının 1973’e çıktığının belirtildiği rapora göre, yaşam hakkı, sağlık hakkı, iletişim hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi haklar başta olmak üzere temel haklara erişimde önemli sorunlar yaşandığı vurgulandı.

Rapora göre İHD İstanbul şubesine Ekim, Kasım, Aralık aylarında Silivri Kampüs Ceza İnfaz Kurumu (CİK), Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi CİK, Kocaeli CİK, Maltepe 1 Nolu L Tipi CİK, Edirne F Tipi CİK, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi CİK, Bolu F Tipi CİK, Silivri Açık CİK, Bakırköy Kadın Kapalı CİK, Gebze M Tipi CİK, Bursa H Tipi Kapalı CİK, Erzurum Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli CİK, Antalya S Tipi CİK, Ahlat T Tipi Kapalın CİK, Sincan Kadın Kapalı CİK, Adana Kürkçüler 1 Nolu T Tipi CİK, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı CİK, Şakran T Tipi Kapalı CİK, R Tipi Kapalı CİK, Sincan 2 Nolu F Tipi CİK, Diyarbakır Kadın Kapalı CİK olmak üzere 21 hapishaneden 57 başvuru yapılmış.

Raporda, söz konusu aylarda ihlaller şu şekilde sınıflandırılmış:

Yaşam hakkı ihlali/ Yaşama Yönelik Saldırılar

Ölüm (6) -İntihar girişimi (2) -İntihara zorlama (2) -Ölümle tehdit ve Can güvenliği endişesine neden olacak davranışlar (19)

Ayrıca basın taraması yoluyla tespit edilen ve sayısal veri olarak toplamda gösterilen 6 ölümlü vaka söz konusu olup, tespitlere göre bu rapor döneminde dördü hapisliği devam ederken ve ikisi serbest bırakıldıktan sadece günler sonra olmak üzere 6 hasta mahpus (Tahir Gürdal, Emre Abalak, Ehettin Kaynar, Süphan Çabuk ve Kemal Mutlum, Vural Avar) yaşamını yitirmiştir.

Kötü Muamele, Onur Kırıcı Muamele, Darp, İşkence

Kötü muamele (75) -Psikolojik baskı ( 55 ) – Hücreye koyma (35) – Çıplak aramaya zorlanma (24) – Ağız içine araması (6) – Dayak, işkence (6) – Baskın hücre araması (33) –Aramalarda hücrelerin dağıtılması, eşyalara el koyma ( 50) -Irkçı söylem, etnik ayrımcılık (36) – Ailelere küfür, hakaret (11) – Pişmanlık dayatması (15) – Havalandırmasının üzeri tellerle kaplı hücreye koyma ( 5) – mahpusların darp raporu almasının engellenmesi(11) -Sürgün sevk (38) -mahpuslar hakkında gerçeğe aykırı tutanak tutma (57) – Oda değişikliği talebinin karşılanmaması (10) – Mahpusu tekli hücreye götürerek sorgulama girişimi (1) -Politik mahpusların yanına geçme talebinin karşılanmaması (2) – Kalabalık koğuş (15) – Aramalarda kadınların iç çamaşırlarının teşhir edilmesi (13) – Disiplin cezası (24) – Keyfi ve sık hücre araması(35) – Erkek gardiyanın kadın mahpusun vajinal bölgesine tekme ile vurması (1) – Aramalarda kadın mahpusların havalandırmaya kilitlenmesi (15) -Aramalarda kantin fişi, defter, günlük, mektup vb. el koyma (40) – Giysilere el koyma (15) – mahpusun ameliyat yerine tekme atılarak dikişlerinin açılması(1) -Çıplak süngerli hücreye koyma (4) -Hücreye itfaiye hortumuyla su tutma (1) – darp sonucu mahpusun ayağının kırılması(1) -gerçeğe aykırı tutulan tutanağa dayanılarak 11 gün hücre cezası verilmesi (1) – 3 kişilik odaya 7 kişinin konulması(3) – Elleri arkadan ters kelepçeli hücreye koyma (2) -Mahpusların bulunduğu koğuşun havalandırmasına mermi atılması (1) – Türkü söylediği ve oda değişikliğinde ısrarcı olduğu için disiplin cezası verilmesi(1) -“Terör kimliği” takma dayatması (5) – Sürgün sevk sonrasında 2 ay aile ve avukat görüşü engellemesi (1) -Aileye yakın cezaevine sevk talebinin karşılanmaması (9) – Aramalara jandarmanın hücrelere girmesi (20) – Sivil polislerin aramalara girdiği iddiası (3) – Mahpusun kaldığı hücrenin penceresinin ikinci bir tel örgü ile kapatılıp yeterince hava almasının engellenmesi (3) – Etkinliklere katılmama cezası (5) – Arama sırasında mahpusun boynuna kafasına basma ve copla darp(1) -Kantinden alınan eşyalara el konulması(3) – El yazılı 10 adet deftere el konulması(1) – Kuranı Kerim’i arama sırasında çöpe atma (1) -İtirafçıların politik mahpusların yanına konması (2) -Ağırlaştırılmış müebbet cezası olan mahpusların günlük 3 saat olan havalandırma hakkının 1 saat uygulanması (8) -5 kişilik odaya 1 yatak verilmesi (2) -Odaya giysi dolabı konmaması (1) – Mahpusları tarafsız odaya geçmeye zorlama (7) – FETÖ davası tutukluları ile diğer politik mahpuslar arasında provokasyon yaratma girişimi (5)

Sağlık Hakkı İhlali

Hastane sevklerinin iptali (28) -Revire çıkarılmama (35 ) -Düzenli kullanılan ilaçların verilmemesi(3) -Ameliyatların ertelenmesi ( 2) -Laboratuvar ve tetkik sonuçlarının verilmemesi (16 ) – diş tedavisinin yapılmaması( 27) -Diyet yemeği verilmemesi (18 ) -Kelepçeli muayene zorlanma(19) -Sağlık raporlarının verilmemesi(15) -Hastaneye hücreli ring aracıyla götürme(8) – Hastaneye yatırılan mahpusun tedavi edilmeden aynı gün hapishaneye geri götürülmesi (1) -Doktorun kelepçeyle muayene etmek istemesi (2) -Mahpusa hastalığı ile ilgili bilgi verilmemesi (14) -Revir doktorunun darp raporu vermemesi (2) -Mahpusun hastaneye yatırıldığı bilgisinin aileye bildirilmemesi ( 3) -Ameliyattan hemen sonra mahpusun hücreli ring aracıyla cezaevine götürülmesi (1) – Mahpusun sağlığı için gerekli havadar bir odaya geçme talebinin karşılanmaması (1) – Kalabalık koğuş nedeniyle salgın hastalık riski (2) – Mahpusun sağlık dosyasının aile ve vasisine verilmemesi (3) – Hastaneye geç götürülme nedeniyle hastalığın ileri aşamada teşhisi (1) – Mahpusun kontrol randevusuna götürülmemesi (3) – Doktor tarafından verilen ortopedik yastık ve mindere el konulması( 1) -Kemoterapiye gitmesi gereken mahpusun götürülmemesi (1) -Ağır hasta mahpuslara ATK’nın cezaevinde kalabilir raporu vermesi(9)

Yeterli ve Sağlıklı Beslenme ve Temiz Suya Erişim Hakkı İhlali, Öz Bakım İhtiyaçlarının Karşılanmaması

Yemeklerin az ve kalitesiz verilmesi (75) -Suların kirli akması (3) -Sıcak ve soğuk suya kota uygulaması (2) -Temizlik malzemelerinin verilmemesi (14) – Kantinde çeşit azlığı, fahiş fiyat uygulaması (25) – 7 kişilik koğuşa 3 kişilik yemek verilmesi (5) – Yemeklerin çürük, bayat sebzelerden yapılması, içerisinden böcek ve kıl çıkması (4) – Sabun, bulaşık deterjanı, şampuan, kadın pedi verilmemesi (5) -Yemeklerin az ve kalitesiz oluşuna ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun gerekçe gösterilmesi (5) -Elektrik faturalarının çok yüksek gelmesi, faturayı ödeyememe (18)

Adalete Erişim Hakkı İhlali

Dilekçelerin işleme konmaması (24 ) – -Dilekçelere cevap ermeme(23) – -Dilekçelerin çıkış numaralarının mahpuslara verilmemesi (7) – – İnfaz hakimliğine yazılan dilekçenin gönderilmemesi(1) – -İtiraz dilekçelerinin içleme konmaması (9 ) – -Dilekçelerin yırtılması ( 1) – -Mahpuslara asılsız suçlamalarla dava açılması (5)

İletişim Hakkı İhlalleri

Tecrit -Sohbet, spor, ortak kullanım alanlarının kullandırılmaması (60 ) -Görüş yasağı, görüş iptali (26) – Telefon hakkının engellenmesi(19) – Süreli süresiz yayın, kitap ve mektup yasakları (49) – Kitap sınırlaması (7) -Politik mahpusların görüntülü telefon görüşmesinden faydalanamaması ( 21) – Gönderilen mektupların adresine ulaşmaması, sakıncalı diyerek el koyma (9) -Muhalif televizyon kanallarının izlenmesinin engellenmesi (11) -Koğuş değişikliği talebinin karşılanmaması (9) -Gelen kargonun verilmemesi (7) İHD’ ye gönderilen mektubun gönderilmemesi (1) -Dışarıyla iletişimi kesme ( 2) – Ailelere bilgi vermeme (7) – Telefon görüş süresinin kısaltılması (13) -Görüş süresinin kısaltılması( 8 ) – Mahpusların APS gönderdiği mektupların çıkış barkodunun mahpuslara verilmemesi (2 ) – Mektupların yerine ulaşmaması(15) – Aynı hücrede bulunan mahpusların aynı kişiye gönderdikleri mektupları aynı zarf içinde gönderememesi (2) – Mahpusun mektubunu korku, panik, yalan yanlış bilgi verdiği gerekçesiyle karalanması (1) – Görüntülü telefon görüşünden yararlanamama (18) – kargoların 2 ayda bir kabul edilmesi( 6) – Kürtçe kitapların alınmaması (3) – Kürtçe kitabın tercüme parasının mahpuslardan istenmesi (3)

Haksız Tutukluluk ve Adil Yargılanma Hakkı, İnfazda Ayrımcılık İhlalleri

Tahliye tarihi geldiği halde “iyi halli değil” denilerek bırakılmama (4) -“Toplumla bütünleşmeye hazır değil” gerekçesiyle tahliye edilmeme(1) – Mahpusun koşullu salıverilmesinin 2 kez 6 şar ay süreyle ertelenmesi (1) – Eski tarihli disiplin cezaları gerekçesiyle tahliyenin engellenmesi (1) – 5-6 ay cezası kalan mahpusun açık cezaevine geçirilmemesi (1) – İnfaz yakma (2) -Adil yargılanmama iddiası (25 ) – Denetimli serbestlik hakkının kullandırılmaması (8 ) – Mahpuslara iyi hal puanı uygulaması (9 ) – Açık cezaevine geçmesi gereken mahpusların bu haktan yararlandırılmaması (4 )

Açlık Grevleri ve Yaşanan İhlaller

Açlık grevi (4) – Ölüm Orucu (1)

Kaynak: ihd.org.tr

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

İstanbul’da, İsrail Saldırganlığına Karşı Sumud Filosuna Destek Eylemi

Yayınlanma:

-

Filistin Eylem Komitesi (FEK), 19 Mayıs 2026 Salı günü İstanbul’da Taksim-Tünel Meydanında bir eylem tertip ederek işgal devleti İsrail’in ablukasını kırmak ve Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla Akdeniz’de seyreden Küresel Sumud Filosu gemilerine yönelik saldırısını protesto etti ve işgal ve işbirlikçiliğe karşı mücadele çağrısında bulundu.

Topluluk adına Görkem Duru‘nun okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

SUMUD’A, UMUDA, DİRENİŞE BİN SELAM!

Gazze, 7 Ekim 2023’ten bu yana Siyonist rejimin soykırım saldırıları altında. Bu süreçte binlerce Filistinli yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı ve halkın tüm yaşam alanları sistematik olarak enkaz yığınına çevrildi. Ancak Siyonist varlığın bu barbarlığı karşısında geri adım atmayan Filistin halkının direnişi tüm dünyada yankı buldu ve işgalcileri kâğıt üzerinde de olsa geri adım atmaya zorladı. Ancak ilan edilen hiçbir ateşkes katliamcı rejimi durdurmaya yetmedi. Anlaşmaları ve uluslararası hukuku pervasızca çiğneyen işgal rejimi, bir yandan sınır hatlarını aşarak askeri yığınaklarını büyütüyor, diğer yandan Gazze’yi en temel insani yardımlardan mahrum bırakarak soykırım politikasını kesintisiz bir biçimde uygulamaya devam ediyor.

Küresel Sumud Filosu da bu yıl tam da bu koşullarda; bu sahte ateşkesi teşhir etmek, Gazze’ye dönük ablukayı kırmak ve Gazze’ye insani yardım malzemelerini ulaştırmak için yola çıktı. 15 Nisan’da Barselona’dan yola çıkan filo, 26 Nisan’da İtalya’nın Augusta limanından da katılan gemilerden sonra bugüne kadarki en büyük uluslararası filo girişimi olarak yoluna devam etmişti. Ancak işgal rejimi hiçbir somut yaptırım uygulanmayan koşullarda 29 Nisan gecesi Sumud Filosu’na saldırarak, 180 kişiyi gemi hapishanesinde rehin alacak kadar ileri gitmiş ve bu Siyonist korsanlık saldırısı sonucu 22 gemiye müdahale edilmişti. Bu saldırıdan kurtulan 31 gemi, Türkiye’den ve Yunanistan’dan katılan yeni gemilerle birlikte Marmaris Limanı’ndan 15 Mayıs’ta yeniden yola çıktılar. Yolda Özgürlük Filosu Koalisyonu’ndan da eklenen gemilerle toplam 52 gemiye ulaştılar. Deniz filosuna aynı zamanda Kuzey Afrika’dan yola çıkan kara konvoyu eşlik etmeye başladı. Ancak 18 Mayıs sabahı itibariyle Gazze’den yaklaşık 350 deniz mili mesafede uluslararası sularda Siyonist varlık filoya yeniden saldırmaya başladı. Bugün de devam eden saldırılar sonrasında şuan 45 Gemi ve 320 aktivist korsanlık faaliyeti ile alıkonulmuş durumda. Bu operasyon Siyonizmin uluslararası hukuku hiçe saydığının, Akdeniz’de korsanlık girişimi yürüttüğünün açık bir göstergesidir.

Filistin’de şuan sahte bir barış planı söz konusu. Bu maske altında işgal, soykırım ve abluka sürüyor ve bu durum normalleştirilmeye çalışılıyor. Küresel Sumud Filosu, 39 ülkeden 52 gemi ve 426 katılımcıyla, bu normalleştirmeye hayır demek için, ablukayı yıkmak için yola çıktı. Siyonist varlığın bu korsanlık saldırısına derhal son vermesi, alıkoyduğu katılımcıları ve Filistinli tüm politik esirleri serbest bırakması için bulunduğumuz tüm alanlarda Siyonist varlıkla tüm ilişkilerin kesilmesi için seferber olmalıyız. Siyonist varlıkla ilişkiler kesilmedikçe, soykırım, işgal ve abluka sürüyor!

Siyonist varlık, bu saldırıları AB hükümetlerinin ve ABD’nin desteğiyle gerçekleştirebildi. ABD emperyalizmi ve Trump yönetimi Siyonizmin en azılı hamisiyken, AB ve hükümetleri de Siyonizmin ve soykırımın bir diğer asli finansörü ve destekçisi konumunda. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması çerçevesinde AB, 43 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle İsrail’in en büyük ekonomik partneri. Siyonizme karşı zaman zaman eleştirel sesler yükselten hükümetler de, Marmaris limanını Filo’ya açmasına rağmen Türkiye’deki siyasal iktidar da bu tablodan azade değil. Siyonist saldırganlığın kağıt üzerindeki kınama mesajlarıyla durdurulamayacağı açık. Siyasal iktidar istediği kadar kınasın, Türkiye vanaları kapamadıkça, günlük ortalama 100 bin varil Azerbaycan ham petrolü Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden Siyonizme can damarı olmayı sürdürüyor. Siyonist varlığı tanıma kararını geri alıp tam ambargo uygulamadıkça, stratejik hammadde akışı sürdükçe, işgal ordusunun çeliği ve mühimmatı bu limanlardan gönderildikçe, askeri istihbarat protokolleri feshedilmedikçe ve tüm ilişkiler kesilmedikçe Filistin’in özgürlük mücadelesine gerçek bir destek söz konusu değildir! Hamaset bırakılmalı, tüm ilişkiler kesilmelidir!

  • Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı, tanıma kararı geri alınmalı, her türlü siyasi, ticari, askeri ve akademik ilişki derhal kesilmelidir!
  • Limanlar soykırımı besleyen gemilere kapatılmalı, Bakü-Ceyhan hattından soykırımcılara giden petrol akışı durdurulmalıdır!
  • Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere, siyonizme güvenlik kalkanı olan tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır!

Filistin Eylem Komitesi olarak; tüm emekçileri, sendikalar, meslek örgütlerini, üniversiteleri; Küresel Sumud Filosu katılımcılarının serbest bırakılması, Siyonizmin hapishanelerindeki 9 binin üzerinde Filistinli politik tutsağın özgür kalması, Gazze’deki abluka ve işgalin son bulması için bu talepler etrafında sesini yükseltmeye ve seferberliği büyütmeye çağırıyoruz. Soykırımı besleyen hiçbir gemiye, hiçbir şirkete, hiçbir askerî anlaşmaya, hiçbir akademik işbirliğine geçit vermeyelim. Filistin halkıyla dayanışmayı meydanlardan işyerlerine, kampüslere ve limanlara taşıyalım! Siyonist varlığın tüm hukuksuz uygulamalarına karşı, nehirden denize özgür Filistin için eylemlerle, grevlerle, ortak kampanyalarla Filistin halkının mücadelesini destekleyelim.

Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak!

Nehirden denize özgür Filistin!

Yaşasın küresel intifada!

Yaşasın işçilerin, emekçilerin ve dünya halklarının Filistin’le enternasyonalist dayanışması!

Devamını Okuyun

Haberler

Filistin Eylem Komitesinden Yıldönümünde NAKBA Yürüyüşü

Yayınlanma:

-

Filistin Eylem Komitesi (FEK), NAKBA’nın yıldönümü vesilesiyle İstanbul’da 16 Mayıs 2026 günü bir yürüyüş tertip etti.

Sirkeci Büyük Postane önünde başlayan yürüyüş, Eminönü Meydanında sona erdi.

Topluluk adına Gülyeter Aktepe’nin okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

NAKBA SOYKIRIMLA SÜRÜYOR, FİLİSTİN HALKI DİRENİYOR!

Filistin halkının kolektif hafızasında bir kırılma noktası olan ve Büyük Felaket olarak anılan Nakba’nın üzerinden 78 yıl geçti. 1948 yılında siyonist yerleşimcilerin silahlı çeteleri, işgal ettikleri toprakların sahibi olan Filistinlileri sürgüne zorlayıp gayrimeşru bir devlet kurabilme hedefiyle birçok katliama girişti. Emperyalistlerden alınan icazet ve aleni destekle başlatılan bu saldırı silsilesinde 800 bini aşkın Filistinli toprağından koparıldı, en az 15 bin Filistinli katledildi, 400’den fazla Filistin köyü haritadan silindi. Nakba’nın ardından işgal devletinin ilanıyla birlikte Filistin halkının topraklarına ve evlerine el konuldu, siyonist yerleşimciler sürgüne zorlanan Filistinli nüfusun yaşam alanlarına yerleştirildi, köylerin, kasabaların, şehirlerin isimleri değiştirildi ve işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinli Arap nüfus, hakları ellerinden alınarak ırk-ayrımcı apartheid rejimine tabi kılındı.

Bugün bu meydanda andığımız Nakba, 1948’de başlayıp biten bir tarihsel kesitten ibaret değil. Siyonist işgal rejimi her sabah Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te soykırım, etnik temizlik, abluka ve işgal saldırılarıyla Filistin halkını sürgüne zorluyor ve Nakba devam ediyor. 7 Ekim 2023’te bir direniş hamlesi olarak gerçekleştirilen Aksa Tufanı’nın ardından işgal rejiminin Gazze’yi hedef alan soykırım saldırılarında binlerce Filistinli katledildi, binlercesi yaralandı ve yaşam alanları yok edildi. İşgale karşı direnişin kazanımla sonuçlanması ve küresel intifada sesinin tüm dünyayı sarmasıyla birlikte ateşkes ilan edilse de işgal rejimi saldırılarını sürdürüyor. Ateşkes defalarca ihlal edildi, işgalciler sınırların ötesine geçip askeri inşaatlarını sürdürüyor, temel ihtiyaç malzemelerinin Gazze’ye geçişi sınırlanıyor ve soykırım saldırıları devam ediyor.

Siyonist işgal rejiminin kesintisiz saldırılarına karşı Filistin halkı yüz yılı aşkın süredir direnişini ve geri dönüş başta olmak üzere tüm tarihsel haklarına kavuşmak için özgürlük mücadelesini sürdürüyor. Mülksüzleştirme, sistematik işgal, tehcir ve katliamla inşa edilen yerleşimci sömürgeci apartheid rejimi, bugün sadece Filistin’i değil; Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi ve İran’ı hedef alıyor. ABD başta olmak üzere emperyalist suç ortaklarının desteğiyle beslenen siyonist saldırganlık tüm bölgeyi savaşa sürüklüyor.

Soykırımcı apartheid rejimi, işgal hapishanelerinde tutulan Filistinli esirler için yakın zamanda ilan ettiği insanlık dışı “idam yasası” ile hiçbir hukuki kaideyi tanımadığını bir kez daha tescilledi. Netanyahu başta olmak üzere soykırım suçluları dokunulmazlık zırhıyla dolaşırken tüm dünya halkları uluslararası hukukun iflasına tekrar tanıklık etti. Hiçbir somut yaptırım uygulanmayan koşullarda işgal rejimi her geçen gün suçlarına bir yenisini ekledi. Gazze’deki ablukayı kırmak için yola çıkan Sumud Filosu gönüllülerini uluslararası sularda rehin alacak kadar ileri giden bu haydutluk, bütün cesareti hesap sorulmamasından almaktadır. Siyonist saldırganlığın kağıt üzerindeki kınama mesajlarıyla durdurulamayacağı açıktır. Soykırım ateşkesle bitmemiştir ve Trump’ın planıyla kurulan “barış meclisi” Filistin halkına yerleşimci sömürgeciliğin devamını dayatmaktadır. Barış; direnişi silahsızlandırmaya çalışanların diplomasisiyle değil, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolunu kuşatanların mücadelesiyle tesis edilecektir.

Türkiye’de siyasal iktidar, soykırım süreci boyunca kürsülerde işlevsiz hamaseti sürdürürken imzacısı olduğu Bogota Bildirisi’ni hayata geçirmemiş ve yaptırım uygulamamıştır. Siyonist işgal rejimini 1949’da ilk tanıyan bölge ülkelerinden biri olmanın tarihsel utancıyla yüzleşilmemiştir. İsrail’i bir “devlet” olarak tanımaya devam etmek, Nakba’yı, etnik temizlik ve mülksüzleştirme saldırılarını meşru görmektir. Hükümet bu tanıma kararını geri alıp tam ambargo uygulamadıkça, petrol sevkiyatını kesip vanaları kapatmadıkça, stratejik hammadde akışı sürdükçe, işgal ordusunun çeliği ve mühimmatı bu limanlardan gönderildikçe, SAHA EXPO ve IDEF gibi savunma sanayii fuarlarında soykırımı besleyen silah şirketleri ağırlandıkça, askeri istihbarat protokolleri feshedilmedikçe ve tüm ilişkiler kesilmedikçe kürsülerdeki sahte öfke nöbetlerinin ve dökülen timsah gözyaşlarının hiçbir hükmü yoktur.

  • Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı, tanıma kararı geri alınmalı, her türlü siyasi, ticari, askeri ve akademik ilişki derhal kesilmelidir!
  • Limanlar soykırımı besleyen gemilere kapatılmalı, Bakü-Ceyhan hattından soykırımcılara giden petrol akışı durdurulmalıdır!
  • Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere, siyonizme güvenlik kalkanı olan tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır!

Bu ülkenin işçilerine, liman emekçilerine, sendikalarına, meslek örgütlerine, üniversitelerine, gençliğine ve tüm emekçi halkına çağrımızdır: Soykırımı besleyen hiçbir gemiye, hiçbir şirkete, hiçbir askerî anlaşmaya, hiçbir akademik işbirliğine geçit vermeyelim. Filistin halkıyla dayanışmayı meydanlardan işyerlerine, kampüslere ve limanlara taşıyalım.

Filistin Eylem Komitesi olarak, Nakba’nın 78. yılını anmak için toplandığımız bu meydanda bir kez daha küresel intifadanın sesini yükselteceğimizi, ablukaya, işgale ve soykırıma direnen Filistin halkının onurlu mücadelesine omuz vereceğimizi ilan ediyoruz. 1948’de gasp edilen her bir karış toprak özgürleşene, sökülen zeytin ağaçları yeniden yeşerene, sürgünde anahtarına tutunan son Filistinli evine geri dönene ve “nehirden denize” özgür bir Filistin kurulana kadar bu kavgayı büyüteceğiz.

Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak!

Nehirden denize özgür Filistin!

Yaşasın küresel intifada!

Yaşasın işçilerin, emekçilerin ve dünya halklarının Filistin’le enternasyonalist dayanışması!

Filistin Eylem Komitesi

16 Mayıs 2026

Devamını Okuyun

Haberler

Yaşam Savunucuları, Esra Işık İçin Nöbette

Yayınlanma:

-

Akbelen İstanbul Dayanışması, İkizköy’deki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına itiraz ettiği için tutuklanan Esra Işık için başlattığı nöbetlerine devam ediyor.

Ormanlık arazilerin madene açılmasına bölge halkı ve köylüleriyle birlikte karşı çıkan Işık’ın tutukluluğuna itiraz eden Akbelen İstanbul Dayanışması, Kadıköy Yoğurtçu Parkı ve Beşiktaş Meydanındaki nöbetlerin ardından üçüncü nöbetinde Üsküdar Mimar Sinan Parkında bir araya gelerek Esra Işık ve bütün doğa savunucuları için özgürlük çağrısı yaptı.

“Doğa İçin Sanat Derneği”nden sanatçıların Esra Işık ve ninesinin direnişini resmettikleri ve bilgilendirici konuşmaların yapıldığı nöbet yaklaşık iki saat sürdü.

Topluluk üyelerinden Aslı Kahraman Eren’le yaptığımız söyleşiyi video kaydından izleyebilirsiniz.

Haber: Ahmet Örs, YeniPencere  

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x