Connect with us

Haberler

TİHV’nin İhlal Raporu Kabarık

Yayınlanma:

-

TİHV’nin 2020 yılının ilk 8 ayını kapsayan raporu aşağıdaki özet sunumla tanıtıldı:

“TİHV (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan, 1 Ocak – 31 Ağustos 2020 Tarihleri Arasında  İfade, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlükleri İhlal Raporu yayımlandı.

İfade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerine yönelen ve elinizdeki çalışmanın konusunu oluşturan ihlaller silsilesi, Türkiye’nin mevcut koşullarında giderek ağırlaşan insan hakları sorunumuzun aynı zamanda bir demokrasi sorunu olduğunu gösteriyor. Söz konusu özgürlüklerin yaygın ve sistematik ihlali yurttaşların sivil ve siyasal topluma özgürce katılım koşullarını tahrip ederken, yurttaş merkezli demokratik alanının tahribatı da insan haklarının savunulmasını zorlaştırıyor ve hakların her daim daha pervasızca ihlal edilebilmesini mümkün kılıyor.

2020 yılının ilk sekiz ayında Türkiye’de ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerine yönelik gerçekleşen ihlalleri dile getiren bu rapor, yazılı ve görsel basının, uzmanlık ve meslek örgütleri ile diğer insan hakları örgütlerinin yaptığı açıklama ve raporların taranması yoluyla hazırlanmıştır. Raporda yer alan ihlaller Dokümantasyon Merkezi’nin tespit edebildikleri ile sınırlıdır ve hakikatin ancak bir bölümünü ifade etmektedir.

1 Ocak 2020 ile 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında Türkiye’de:

  • 38 gazeteci ve 1 yazar gözaltına alındı. 17 gazeteci tutuklanırken 9 gazeteci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
  • 53 habere, 75 internet sitesine, 2 internet sayfasına ve 5 sosyal medya hesabına, 59 internet içeriğine ve 143 internet adresine erişim mahkeme kararlarıyla engellendi. Ayrıca henüz basılmamış olan bir kitap ile bir gazete sayısı da mahkeme kararıyla yasaklandı.
  • “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla en az 24 kişi gözaltına alındı, 3 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. 1 kişi ise hakkında bu gerekçeyle açılan davada Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen 299. madde uyarınca değil, hakaret suçunu düzenleyen 125. madde uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldı.
  • 18 sanatçı hakkında “örgüt propagandasını yapmak”, “Cumhurbaşkanına hakaret” vb. gerekçeler ile açılmış olan davaların görülmesine devam edildi, 2 sanatçı hakkında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.
  • En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 1346 kişi işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındı, 54 kişi yaralandı ve 1’i çocuk olmak üzere 9 kişi de tutuklandı.
  • Valilikler tarafından 33 ilde en kısası 2, en uzunu 30 gün olmak üzere 89 kez tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı.
  • Valilik ve kaymakamlıklar tarafından en az 24 etkinlik yasaklandı.
  • Belediye eş başkanı, belediye meclisi üyesi ve muhtarlardan oluşan yerel yönetimlere seçilmiş 79 kişi gözaltına alındı. Yerel yönetimlere seçilmiş 16 kişi tutuklandı.
  • 284’ü HDP, 7’si DBP, 2’si EMEP, 10’u ESP, 5’i Gelecek Partisi, 1’i CHP, 4’ü EHP, 1’i SYKP üye ve yöneticisi olan en az 314 kişi gözaltına alındı. 69’u HDP’nin, 2’si DBP’nin, 1’i CHP’nin, 1’i SYKP’nin üye ve yöneticisi olan en az 73 kişi tutuklandı.
  • Dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütlerinin üye ve yöneticisi olan en az 160 kişi gözaltına alındı, 70 kişi tutuklandı, 73 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
  • “Örgüte yardım ve yataklık etmek”, “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” gibi gerekçeler ile en az 675 kişi gözaltına alındı, 72 kişi tutuklandı, 117 kişi adli kontrol şartıyla, 19 kişi ise ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.
  • 2’si il, 11’i ilçe ve 2’si belde olmak üzere toplam 14 belediyenin başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine kayyım atandı. 1 il belediye başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı, 1 ilçe belediye başkanın da mazbatası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından, hakkında kesinleşmiş hapis cezası hükmü olduğu gerekçesiyle iptal edildi.
  • Haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak vekillikleri düşürülen 3 milletvekili tutuklandı.
  • AKP’den 1 milletvekili hakkında 1 fezleke, CHP’den 6 milletvekili hakkında 9 fezleke, DBP’den 1 milletvekili hakkında 12 fezleke, HDP’den 37 milletvekili hakkında 135 fezleke ve İYİ Parti’den 3 milletvekili hakkında 4 fezleke hazırlandı.”

Kaynak: tihv.org.tr

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Üniversite Öğrencilerinin Barınma Problemi İle İlgili Tepkiler Sürüyor!

Yayınlanma:

-

Üniversite öğrencilerinin barınma problemine karşı mücadelesiyle ilgili tepkiler artarak devam ediyor. Eğitim İlke-Sen de yaptığı açıklama ile meseleyi değerlendirdi. Açıklama şu şekilde:

Öğrencilerin Barınma Problemi Mevcut Politikaların Açık İflasıdır!

Üniversitelerin açılış tarihleri yaklaşırken öğrenciler ciddi bir barınma krizi ile karşı karşıya!

4 milyona yaklaşan üniversite öğrencisi için KYK yurtları sadece yüzde 20’lik bir oranda barınma imkânı sağlamaktadır. Bu durum öğrencilerin sahipsiz bırakıldığının ve başka koşulların insafına terk edildiğinin açık göstergesidir!

Pandemi koşullarının üzerini örttüğü acziyet, hazırlıksızlık okulların açılmasıyla birlikte kendini açık etmiştir. Okulların, üniversitelerin kapalı olduğu sıralarda sonrası dönemler için hiçbir tedbirin alınmadığı ortaya çıkmıştır. Bu, affedilemez bir sorumsuzluktur!

Evlerinden uzakta, başka şehirlerde üniversite eğitimi almak durumunda olan öğrenciler ve onların aileleri için ürkütücü bir dönem başlıyor. Derinleşen ekonomik kriz, geniş yoksulluk baskısı halkın belini bükmüşken öğrencilerin ve ailelerin karşı karşıya olduğu bu yeni travmatik aşama kolaylıkla aşılacak gibi görünmüyor.

Saray düzeninin israfçılığı sınır tanımaz boyutlara ulaşmışken üniversite öğrencilerinin sokaklarda kalması, barınamaması ibretamiz bir tablo sunmaktadır.

Aylık 2 bin 500 liralara varan özel yurt ücretlerinin yanı sıra akıl almaz seviyelere ulaştırılan ev kiralarına karşı da uyarı vazifemizi yerine getirmeliyiz. Krizi fırsata çevirmeye çalışan piyasa ahlaksızlığına teslim olmuş zihin ve tutumların yoksulluğun pençesinde kıvranan halkımıza son darbeyi indirmeye çalışması kabul edilemez! Buna karşı kesin ve net itirazımızı her koşulda sürdüreceğiz!

Sınırsız masraflarla tamamladıkları üniversite eğitimleri sonunda işsizlik baskısıyla yüzleşen öğrencilerin okul aşamasında maruz kaldıkları bu zulüm ülkede yaşanan ağır tablonun açık bir kanıtıdır.

Salgın döneminde KYK, vakıf ya da özel yurtlarda kontenjanların üzerinde sağlıksız koşullarda barınmaya zorlanan öğrencilerin herhangi bir özene lâyık görülmemesi ülkedeki politik iradenin ciddiyetini ele vermektedir.

Lüks, israf, şatafat ve adaletsizliğin yiyip bitirdiği ülkede bir bütün hâlinde yokluk ve yoksulluğa teslim edilen halkımız ve onların evlatları için hakkın ve adaletin şahitliğine durmak temel yükümlülüğümüzdür. Allah’ın bütün kulları için vâr ettiği nimetleri gasp edenlerden bu dünyada hesap sorulmadığı sürece adalet tecelli etmeyecektir.

Şüphesiz ki Allah’ın hesabı daha çetindir!

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

Haberler

Yeni Pencere 1 Yaşında!

Yayınlanma:

-

Sürüp giden hayatı başka bir zaviyeden görmeye, kavramaya katkı sunsun diye açılan penceremiz 1 yaşını tamamladı.

Yazan, söyleşen ve takip edenlerine hayırlı olsun!

Birçok pencere var elbette hayatımızda bizi çevreleyen ancak başka, yeni bir pencereye neden ihtiyaç duyulduğu umulur ki bu bir yıllık çabayla ortaya konulanlar sayesinde görülmüştür.

Yeni Pencere’nin katkılarla zenginleştirilmeye ihtiyacı var, bu kesin. Bunun için dost ve takipçilerine çağrısı dâimîdir.

İnşallah, Yeni Pencere’den kavrayışlara dolan ışık çoğalacaktır. Kararıp duran dünyamızın o ışığa ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor.

Yeni Pencere’nin en büyük dileği ışığı, aydınlığı çoğaltma, hakikati işaret etme çabasında katkı ve desteğin artmasıdır.

Bu vesileyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Yeni Pencere Yazar ve Editörleri

Devamını Okuyun

Yazılar

Almanya’da Seçimler Yaklaşırken

Yayınlanma:

-

Ülkede eylül ayında yapılacak genel seçimler için partiler pozisyonlarını, politik duruşlarını ve yeni gündemlere (pandemi, iklim vb.) ilişkin önerilerini somut olarak belirledi. Aslında partiler belirli periyotlarla gelişmelere dönük fikirlerini kamuoyuyla paylaşıyordu ama seçime doğru bu fikirler kamuoyuna bir seçim programı olarak açıklandı. Bu programlarda partilerin temel konulara ilişkin vaatlerini şeffaf bir şekilde açıkladıklarını görebilirsiniz.

Kısa bir süredir Almanya’da bulunmama rağmen elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Dün bulunduğum şehir olan Bremen’de Yeşiller’in adayı Annalena Baerbock halka seslendi. Büyük bir kitleye seslenen Baerbock’un gündemi çevre felaketiydi elbette. Özellikle Yeşiller’den başlamak istedim çünkü Merkel’in yerine olası aday durumundalar. Kısa sürede ana teması çevre olan bir partinin liderliğe oynaması iklim konusunda gelinen noktanın ne kadar ciddi olduğunu ve buna dönük duyarlılığın da zirveye oynadığını görebiliyoruz. Çevre konusunun hayati bir mesele olduğuna Almanya’da yakın zamanda yaşanan sel felaketi ile birebir tanık olduk. Bu konu birçok boyutuyla tartışılıyor şu anda.

Yeşillere dönük en ciddi eleştiri ise elbette Sol Parti (Die Linke)’den. Kapitalizmle hakkıyla mücadele etmeden çevre konusundabaşarıya ulaşmanın imkânsız olduğunu özellikle belirtiyorlar. Sol, iktidara oynayacak bir güce sahip olamasa da yine de bütün bu felâketlere karşı en somut önerileri seçim programında belirtiyor. Özellikle silah ihracatının sonlanması ve dış ülkelere asker gönderilmesi konularında barışı önemseyen bir tutum sergiliyorlar.

Bütün dünyanın gündeminde olduğu gibi pandemi konusu da burada seçime dönük tartışılıyor. Bir genel kural olarak sağ kesimler kısıtlama ve aşı karşıtlığının temsilciliğini yaparken sol ve liberal taraftan da sağlığı önceleyen bir eğilim gözlemleyebiliyoruz.

Tabi sağ demişken aklımıza hemen AFD geliyor. Sağ diyorum ama daha çok ‘ırkçı’ parti diye isimlendiriliyor. Mülteci karşıtlığı ve İslam düşmanlığı üzerinden politika yapan bu parti yüzde 10 civarı oy oranıyla hafife alınmayacak bir potansiyele sahip.

Buradan da mülteci politikasına geçersek sağ AFD dışında mülteci ve yabancı karşıtlığı yapan bir siyasi eğilim yok. Şuan iktidarda bulunan sağı temsil eden Hristiyan Demokrat partiler bile mülteci kabulü konusunda çok pozitif bir siyaset izlediler.

Ayrıca şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sol ve özgürlükçü kesimlerin psikolojik bir saha üstünlüğü var, elbette sağın bir nebze güçlü olduğu yerleri istisna tutarsak.

Peki, Almanya bağlamında konuştuğumuz ve bütün insanlığı ilgilendiren çevre felâketleri başta olmak üzere yeni siyasal değişimler ve eğilimler bu kötü gidişe dur diyebilecek mi? Çok zor görünüyor. Küçük reform hareketleriyle sorunları düzeltemeyiz, sadece biraz ileriye atmış oluruz. Yeşil duyarlılığı yükselmesi bir umut ama esas köklü değişimler için bu yeter mi?

YeniPencere, M. Salih Kaya – Almanya

Devamını Okuyun

GÜNDEM