Connect with us

Haberler

Küçük Çiftçilerin Kendi Topraklarında Kendi Üretimlerini Yapması Esastır

Yayınlanma:

-

Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, verdiği bir söyleşide gıda fiyatlarını kontrol altına almanın tek yolunun küçük çiftçilerin kendi topraklarında kendi üretimlerini yapması olduğunu söyledi.

Tarımı ve gıdayı ele geçiren şirketlerin, fiyatların düşmesini veya artmasını sağladıklarını belirten Erdem, şöyle konuştu:

Dünya gıda fiyatlarını belirleyen bir merkez var

“Dünya gıda fiyatlarının artması veya düşmesi ile ilgili her şeyi belirleyen bir merkez var. Bu da tarımı ve gıdayı eline geçiren küresel tarım ve gıda şirketleri. Kendi ülkemize baktığımızda ise şunu görüyoruz ki birincisi, pandemi dönemi ile birlikte, tarımda çalışan nüfusun yaş ortalamasının büyümesi sebebiyle 65 yaş üstü pek çok insan tarlaya ulaşamadı. İkinci olarak söyleyebiliriz ki çiftçiler çok zor koşullarda ürettiler. Üçüncüsü, mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı problemler pandemi ile birlikte katlanarak büyüdü. Üretimde ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir de üretilen ürünlerin pazara ulaşmasında problemler yaşanıyor.  Bu ve daha pek çok sorunu bir araya getirdiğimizde, gıda fiyatlarının artışının sebeplerini görebiliyoruz.”

Pandemi sürecinde gıdanın denetimi şirketlerin eline geçti

“Pandemi döneminde “aç mı kalacağız” korkusuyla gıdaya artan talep ile birlikte, gıdanın denetimini eline geçiren hem gıda şirketleri hem de bunu pazarlayan market zincirleri büyük bir avantaj sağladılar. Ama çiftçilerin pazara ulaşımları zorlaştı. Yaşadığımız bu problemler aslında dünyanın her yerinde yaşanıyor. Şirketlerin gıda üzerindeki kontrolü, pazara ulaşmadaki zorluklar, tarımın giderek daha çok metalaşması ve kar aracı haline gelmesi, üretimin zorlaşması, ihracata yönelik politikaların uygulanması ve küresel şirketlerin önünün açılması ve bir de küresel iklim değişiminin ortaya çıkardığı kuraklık gıda fiyatlarının yükselmesine neden oluyor.” şeklinde konuştu.

Şirketler gıdayı meta hâline dönüştürüp kriz anlarında fiyatları yükseltiyor

Tarım ve gıda alanında yapılması gerekenlere de değinen Erdem, “Bunun çözümü aslında çok açık ve net; küçük çiftçilerin kendi topraklarında kendi üretimlerini yapması. Kendileri için bile üretseler, gıda fiyatlarının yükselmesine engel olacak bir rol oynayacaklardır. Ama küçük çiftçilerin üretmelerini engelleyecek her şey yapıldı. Küçük çiftçilerin üretimlerine devam edebilmelerini sağlamak yerine tarıma hakim olanların, “tarımda 4.0”, “inovatif tarım” ve “dijital tarım” gibi tanımlamalarla beraber gıdanın giderek daha az elde toplanması sürecini yaşatıyorlar. Bu, tarımda tekelleşmedir.  Gıda kadar az insanın elinde toplandığında gıda fiyatlarının belirlenmesi, gıda fiyatlarının artmasına neden oluyor. Aynı zamanda bu süreç gıda spekülasyonlarını da ortaya çıkarıyor. Gıdayı bir meta haline dönüştürdüğünüz anda, stoklamalar ve kriz anında gıdayı daha yüksek fiyatlardan pazara sunma şansı tanıyor şirketlere.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: karasaban.net

Haberler

ÖYB’de “Cezaevinde Yazar Olmak” Programı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin tertip ettiği “Cezaevinde Yazar Olmak” söyleşisi Avukat Mehmet Ali Başaran moderatörlüğünde 14 Şubat 2026 Pazar günü yapıldı.

Programın konukları Nevzat Güngör ve Eyyüp Bozkurt, cezaevi gerçeği çerçevesinde konuştular ve yazarlık tecrübelerinin cezaevi süreçlerinde nasıl şekillendiğini dinleyenlerle paylaştılar.

Mahpusların hem duygu dünyalarının hem de sosyal çevrelerinin uzun yıllar boyunca süren tutukluluktan nasıl etkilendiğinin ve devletin rolünün ve hukuk sisteminin tartışılıp konuşulduğu programı, video kaydından takip edebilirsiniz.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

M. Ali Başaran ve Ahmet Örs ile Yeni Romanları Hakkında Söyleşi

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran ve Ahmet Örs, yeni yayımlanan romanları çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bir söyleşi ve imza programında bir araya geldiler.

Mehmet Ali Başaran, 2025 yılının Kasım ayında yayımlanan “272-Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” adlı romanı; Ahmet Örs ise 2026 Ocak ayında yayımlanan “35C” romanı hakkında Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun sorularını yanıtlayıp edebiyata yükledikleri anlam çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular.

Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşinin sonunda yazarlar, kitaplarını imzaladı.

Program, video kaydından takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Sağlık İlke-Sen’den Tuğba Tanık Açıklaması: Sosyal Güvenlik Temel Haktır!

Yayınlanma:

-

İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Çalışanları Dayanışma Sendikası (Sağlık İlke-Sen), nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden ve bir kutusu 700 bin liraya yakın olan ancak SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıyan 23 yaşındaki Tuğba Tanık’la ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Nadir görülen kronik bir hastalık olan “Nörofibromatozis Tip 1”den mustarip 23 yaşındaki Tuğba Tanık’ın bugüne kadar SGK tarafından karşılanan ilacı Koseluga’nın temini, Sağlık Bakanlığı’nın onayına rağmen SGK tarafından reddedilmiştir. Mevcut kapitalist yağma düzeninin bir gereği olarak astronomik fiyattan satışa sunulması sebebiyle, Türkiye’de söz konusu hastalıkla mücadele eden kişilerin bu ilacı kendi imkânlarıyla temin etmesi fiilen olanaksızdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, özü ve rûhu gereği bu ve benzeri ilaçları ihtiyaç sahibi herkes için erişilebilir kılmak gibi mukaddes bir vazifeyle yükümlüdür. Haddizatında sosyal güvenlik, bir toplum hâlinde yaşayabilmeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Zira kardeşçe yaşayabilmemiz, aramızdan birinin başına beklenmedik bir musibet geldiğinde hepimizin onu makul şekilde destekleyeceğine dâir inancımızla ilişkilidir.

Buna rağmen neoliberal politikaların etkisiyle SGK’nın gitgide kâr etmesi gereken bir şirket gibi işletildiğine tanık olmanın derin üzüntü ve öfkesiyle doluyuz. EYT’yle ilgili düzenlemeden sonra emekli maaşlarının “emekli harçlıklarına” çevrilmesi sonucunda yüz binlerce ileri yaştaki insanımız, çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bırakılmış, adeta kulu kula kul etmenin maddi koşulları inşa edilmiştir.

Buna benzer şekilde sıklıkla daha önce SGK tarafından ödemesi yapılan kritik ilaçların ödenmediğine şahit oluyoruz. Nitekim, bu trend hepimizin ülkenin tüm meydan ve caddelerinde sürekli “ilaç için yardım taleplerine” tanık olmamıza yol açıyor. Bu güvencesizleştirme insanların onur ve haysiyetlerine sistematik bir saldırı niteliği taşıdığı gibi, bu yolla kula kulluğun maddi zeminini de büyütüyor. Tüm bu hengâmede, sosyal güvenlik hakkı târumâr edilirken biraz daha iktisadî imkânı olanlara ise el altından kendi tedbirlerini almaları salık veriliyor. Biraz gelir elde edebilenler, gemilerini kurtarmak için bireysel emeklilik sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları gibi kapitalist piyasanın tiksindirici “ürünlerinin” insafına havale ediliyorlar.

Onurlu, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için sosyal güvenlik hakkına yönelik saldırılara hep birlikte göğüs germek mecburiyetindeyiz. Nadir hastalığı için kullandığı ilacı temin edilmeyen Tuğba Tanık, olağan dava yolları sonuçsuz bırakıldığı için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru aracılığıyla bu hakkını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Mevcut politik eğilimleri değil, adaletin gereklerini esas almakla mükelleftir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kısıtlayıcı uygulamalarından derhâl vazgeçmelidir!

Sağlık İlke-Sen olarak, kimseye el açıp yalvarmadan, birbirimizle onurlu bir dayanışma ilişkisi içinde yaşamamızı sağlayan kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumsallaşmasının önemini şiddetle vurguluyor, vurgulamaya gayret ettiğimiz ilkeleri şahsında sembolleştiren Tuğba Tanık kardeşimizle ilgili sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x