Connect with us

Haberler

Erol Eğrek Cinayeti Üsküdar’da Protesto Edildi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve ÖYB, Üsküdar’da bir eylem tertip ederek tazminat hakkını talep eden Erol Eğrek’in Çalık Holding güvenliği tarafından katledilmesini protesto etti.

Eylem boyunca “Hak Hürriyet Adalet Direnişle Gelecek, Katil Sermaye Hesap Verecek, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, İşçiler Ölüyor Sermaye Büyüyor, Katil Çalık Hesap Verecek, Koruma Kollama Katilleri Yargıla, Emekçiler Köle Olmayacak, Yaşarken Kölelik Ölürken Cinayet, Yaşasın Emeğin  Dayanışması, Sermayeyi Değil Yaşamı Savun, Sermayeyi Değil Emeği Savun, Sömürücü AKP Hesap Verecek, Emeğe Uzanan Eller Kırılsın” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına Sacide Uras’ın okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

Erol Eğrek Cinayeti, Gözü Dönmüş Sermaye Düzeninin Emek ve İşçi Düşmanı Yüzünü Bir Kez Daha Göstermiştir!

Erol Eğrek, tazminat hakkını istediği için EMEK VE İŞÇİ DÜŞMANI GÖZÜ DÖNMÜŞ SERMAYE DÜZENİNİN Çalık Holding güvenliği tarafından dövülerek katledildi! Bu cinayetin hesabını sormak için alanlardayız!

Evet, emek düşmanı Çalık Holding’ten tazminatını isteyen bir işçi hunharca katledildi!

Holdingin, Türkmenistan’da bulunan fabrikasında çalışan 49 yaşındaki Erol Eğrek, 10 yıldır tazminat mücadelesi veriyordu. Çalık Holding’den 7 milyon lira tazminat alacağı bulunan Eğrek, defalarca sesini duyurmaya çalıştı. Eğrek, bu süreçte açtığı tüm tazminat davalarını da kazandı ancak hakkı olan tazminatı ödenmedi.

Böylece egemenlerin hukukunun ezilen sınıflar için ne manaya geldiği bir kez daha görülmüş oldu.

Cuma günü İstanbul Şişli’de bulunan Çalık Holding binasına tazminatı için görüşmeye giden Erol Eğrek, binaya alınmadı. Eğrek ile bina güvenliği ve korumalar arasında gerginlik çıktı, Eğrek’in binaya girişi engellendi.

Binaya girmeden önce bir videoyla son kez sesini duyurmak isteyen Eğrek, “10 yıldır tazminatımı alamıyorum. Haklarım için uğraşıyorum. Tazminat haklarımı versinler, başka bir isteğim yok!” dedi.

Bina önünde kafasına ateşli silah dayayan Eğrek, tam 10 kişi tarafından darp edildi. 10 kişi, hakkını arayan Eğrek’in etrafını sararak onu öldüresiye dövdü. Aile, Eğrek’in ölümünün hastanede değil, holding binasında olduğunu savunuyor.

Aileye göre olay yerindeki polis ekipleri de sağlık görevlilerine Eğrek’in darp sırasında fenalaştığını söylüyor. Uğradığı darptan sonra Eğrek, Okmeydanı Cemil Taşçıoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, daha sonra cansız bedeni Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Senelerce ÇALIK Bünyesinde Çalıştı

Eğrek, 1997’de ÇALIK bünyesinde GAP Güneydoğu Tekstil’de çalışmaya başladı. Fabrikanın ring iplik bölümünde 5 yıl boyunca elektrik-elektronik bakım sorumlusu olarak çalıştı. 2003’te Türkmenistan’a giden Eğrek, Aşkabat ve Kıpçak kentlerinde holdinge bağlı Balkan Dokuma Fabrikası ve Serdar İplik’te elektro-mekanik alanında çalışmaya başladı. Eğrek, daha sonra Türkmenistan’da Belda İnşaat’a bağlı Türkmenbaşı şantiyelerinde de elektrik şefi olarak çalıştı.

Eğrek, ÇALIK ile yakın ilişkileri olduğu bilinen COTAM’da da çalıştı. Türkiye’ye dönerek çalışmaya devam eden Erol Eğrek, CV’sine “ISO denetimleri, zayıf akım sistemleri, otomasyon çözümleri ve hakediş hazırlama konularında uzmanlaştığını” yazdı.

Eğrek, 10 yıllık çalışmasının karşılığında alacaklarını talep etti, tazminat alacakları için farklı tarihlerde birden fazla kez yasal yollara başvurdu. Eğrek’in öldürülmeden önce paylaştığı belgelere göre holding, kendilerinin alacaklardan doğrudan sorumlu tutulamayacağını savundu. Eğrek, daha önce yöneticilerden bazılarının ‘Gülen Cemaati mensubu’ olduğunu, kendisine baskı ve mobbing uyguladıklarını iddia etmiş, bu iddialarına yönelik açılan iftira davasını da kazanmıştı.

“Babamın Hayatını, Bizim Hayallerimizi Çaldılar”

Erol Eğrek’in 4 çocuğundan biri olan Yasin Eğrek, babasının mücadelesini tek başına verdiğini söyledi ve “Babamın 13 yıldır alacağı var. Bu zamandır uğraşıyor, hiçbir zaman sesini duyuramadı kimseye. Defalarca bize ‘Kimse sesimi duymuyor!’ diyordu. Oraya kötü niyeti olmadan gitti. Elindeki silahla kendisine de sıkmazdı. Babam çok zeki, çok iyi kalpli bir insandı. Çok merhametliydi!” diye konuştu.

Yasin Eğrek, ÇALIK Holding’ten haklarını isteme sürecini şöyle özetledi:

“10 yılı aşmıştır, uğraşıyoruz. Davayı kazandık, vermediler. Arkalarında devlet mi var? Kim var? Davayı kazanmamıza rağmen tazminatını vermediler. Maddi olarak sıkıntılı bir durumdaydı. Ölmeseydi babam, düğünümüz olacaktı. Yaza abimin düğününü yapacaktık. Bizim hayallerimizi bizden çaldılar.”

“Hastanede Öldüğü Doğru Değil”

Babasının ölüm belgesini imzalayan Yasin Eğrek, “Babam darp edilerek öldürüldü. Haberlerde yazdığı gibi hastanede öldüğü doğru değil. Onu binanın önünde dövüp sonra içeri aldılar, içeriden görüntü yok. Biz gördük. Yüzü, boynu, omzu… Her yeri yara bere doluydu. Bir sürü yara vardı; morluklar, darp izi vardı” diye konuştu.

“İşten Çıkartılma Sebebi Uğradığı Baskılardı”

Babasına açılan iftira davasını da anlatan Eğrek, “Babamın işten çıkartılma sebebi uğradığı baskılardı. Müdürlerin FETÖ’cü olduğunu söylediği için işten atıldı. Ama kendisine mobbing yapan bu müdürlere iftira etti diye dava açıldı. Babam bu davayı da kazandı. Bugüne kadar açtığı ya da kendisine açılan tüm davaları kazandı babam. Kazanmasına rağmen tazminatını alamadı. Avukatların, ödeme yapıldığı savunması da gerçek değil. Bize hiçbir şekilde ödeme ulaşmadı. Arkalarındaki güce güveniyorlar. Biz hâkimlere, savcılara derdimizi anlatamıyoruz. Kazandığımız davayı bile bize vermediler” dedi.

Son olarak Yasin Eğrek, ablası, abisi ve ikiz kardeşi için şu çağrıda bulundu: “Bunu okuyan, gören herkes babam için gücü yettiği her yerde sesimizi duyursunlar. Bizim sesimizi kısamayacaklar. O bizim için sesini yükseltti, bizim için kendisini feda etti. Böyle olsun kimse istemezdi.”

Evet, katledilen Erol Eğrek’in oğlu böyle anlatıyor babasının dövülerek öldürüldüğü olayı ve bütün bir süreci.

Aslında bütün bu anlatılanlar emeğe, emekçiye, yoksul işçi sınıfına bu ülkede patronların, devletin, hukukun, mahkemelerin nasıl muamele ettiğinin açık kanıtı olarak okunmalıdır. Emekçilerin alın teri göstere göstere çalınmakta, üstüne bir de darp edilmekte, bununla da yetinmeyip güpegündüz öldürülmektedir!

Gözü dönmüş azgın sermaye düzeninin bu Firavunvârî tavrına yabancı değiliz! Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkemizde de bu pervasız, arsız düzen için alın terinin, emeğin hiçbir kıymet-i harbiyesi kıymeti yoktur.

Erol Eğrek’i vahşice katleden düzenin hep birlikte röntgenini çekelim:

Milyonlarca emekçiye, açlık sınırında yaşamlar dayatan şeytânî sermaye düzeni halkımızı amansız bir cendereye almıştır. Kölelik, rıza gösterilmesi istenen bir statü olarak kabul ettirilmek istenmektedir. Sermayesever AKP düzeni, sömürücü politikalarıyla hâneleri yangın yerine çevirmiştir.

Alın teri yağmalanmış, emek değersizleştirilmiştir.

Çalık Holding’in vergi karnesine bakalım arkadaşlar. İşçisini gün ortasında katleden ve AKP’li yıllarda korunup kollanarak azmanlaşan bu holding, 2019’dan bugüne pek çok benzeri gibi hiç kurumlar vergisi ödememiştir.

Faturası yoksullara kesilen sözüm ona “krizler”, kapitalistler için daha büyük ve yeni fırsatlar yaratmakta; işçilerden, emekçilerden çalınanlarla harâmîler, servetlerine servet katmaktadır!

 

 

Şunu peşinen söylemeliyiz ki, kölelik düzeninin en açık, en net göstergesi asgarî ücrettir. Asgarî ücret hâl-i hazırda 22 bin 104 lira 67 kuruş olarak uygulanırken açlık sınırı 25 bin liraya ulaşmıştır! Şair Turgut Uyar’ın mısralarına yansıdığı üzere “Açlık Çoğunluktadır!”

Bu hakikat, Türkiye’deki mevcut durumun en net fotoğraflarından biridir.

“Hakça Üretim ve Bölüşüm, Âdil Paylaşım” ilkesini reddeden bu sömürü düzeninde, emekçilere ancak kölelik rolü biçilmiştir!

Türkiye, emekçiler için bir cehennem konumundadır. Artık dünyanın en prestijli iktisat dergilerinde sömürü oranı en yüksek ülkeler arasında gösteriliyoruz.

Köleci kapitalist düzen işçileri kesintisiz bir katliâma tâbi tutmaktadır. Erol Eğrek kardeşimizi güpegündüz katleden bu azgın düzen bakın bir yılda, bir ayda, bir günde kaç işçi kardeşimizi katlediyor:

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2024 yılında her gün en az 5 işçi olmak üzere 2 bine yakın emekçi kardeşimiz, iş cinayetlerinde katledilmiştir.

MESEM öğrencisinden mevsimlik tarım işçisine, gencinden yaşlısına, mültecisinden yerlisine, kadınından erkeğine kadar onca işçi kardeşimiz yollarda, makine başlarında, inşaatların tepelerinde, siyanür havuzlarında katledilmiş; sermayedarlarların daha çok kazanma hırsları için yaşamlarından kopartılmıştır.

Her ay 200’e yakın emekçi, yoksul halkımızın evlatları bu cinayet düzeninde katledilmek üzere sırasını beklemektedir.

Bu süregiden katliam düzenini egemenler sorun etmeyip halkımızın gündeminden kaçırmakta, bununla da yetinmeyip mahkeme kararlarına rağmen alacaklarını ödemedikleri yoksul emekçileri egemen düzenin hukukuna güvenerek uluorta katletmektedirler.

“Kader” söylemiyle Allah’ın dinine iftira atarak işçiye “Yaşarken kölelik, ölürken cinayet” dayatılmaktaydı şimdi o söyleme de gerek kalmadan doğrudan cinayet tercih edilmeye başlandı.

Dikkat edelim arkadaşlar: Bu tablo, korkunç bir tablodur!

Elbette Allah kimseye zulmetmez fakat egemen azınlıklardır ezilenlere, mazlum ve mustazaflara zulmeden!

Şundan eminiz ki Âlemlerin Rabbi Allah, bu katliamcı fâillerin hesabını ahirette mutlaka görecektir; biz de bu hesabı bu dünyada sormak için elimizden geleni yapacağız!

Sokak ortasında kadınları öldürenler, işçileri türlü yollarla katledenler bu cesareti nereden alıyorlar? Bu sorunun cevabını elbette hepimiz biliyoruz! Cezasızlık, hukuksuzluk bütün bu döngünün ana sebeplerindendir.

2023 yılında canlı canlı yakılarak öldürülen Afgan işçi Vezir Mohammad Nourtani’nin katillerine daha dün ödül gibi cezalar verilmedi mi?

Mahkeme kararlarıyla haklı olduğu kesin olan Erol Eğrek, gasp edilen hakkını almak için, çocuklarına yuva kurmak için uğraşırken gündüz vakti ÇALIK güvenliği tarafından katledilmiştir. Bu cinayet, iş kazası diye geçiştirilen ve ayda 200 civarındaki işçi kardeşimizin hayatına kasteden düzenin gerçek yüzünü ortaya koymuş; yoksul emekçi sınıfların düzen tarafından nasıl göründüğünü açık etmiştir.

Erol Eğrek cinayetinin ve katledilen bütün emekçi kardeşlerimizin hesabını soracağız! Bıçak kemiğe dayanmıştır. Herkes bilsin ve duysun ki Allah’ın izniyle emekçiler köle olmayacak, köleci düzen yıkılacak!

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Haberler

ÖYB’nin İslam Düşüncesi Atölyesi, el-Efendî’nin “Nasıl Bir Devlet?” Kitabıyla Tamamlandı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin (ÖYB) tertip ettiği “Dr. Ertuğrul Zengin İle İslam Düşüncesi Atölyesi”, V. ve son programla tamamlandı.

Atölyenin beşinci programında Dr. Ertuğrul Zengin, Sûdanlı yazar Abdulvahap el-Efendî’nin “Nasıl Bir Devlet?” adlı kitabını müzakere etti.

Konuşma, video kaydından takip edilebilir.

Devamını Okuyun

Haberler

Tezkere Karşıtı Eylemler Sürüyor: Filistin Dostu Yemen’e Dokunma!

Yayınlanma:

-

Filistin Eylem Komitesi (FEK), Üsküdar’da tertip ettiği bir protesto eylemiyle Mekke Antlaşmasının onaylanması için TBMM’ye sevk edilen tezkerenin reddedilmesini talep eden bir eylem düzenledi.

Eylem boyunca sloganlar atıldı, ajitasyon konuşmaları yapıldı. Eylemde, Arapça ve İngilizcesinin de okunduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

Emperyalizm ve Siyonizm ile Savaşan Filistin Dostu Yemen’e Dokunma!

Türkiye – Suudi Arabistan – Pakistan arasında imzalanan bir antlaşmanın onaylanmasına ilişkin teklif, TBMM Dışişleri Komisyonundan geçti ve önümüzdeki günlerde TBMM’de görüşülecek. Filistin dostu halkın gözünde meşruluk kazandırmak için Müslümanların kutsal kabul ettiği Mekke kentinin adı verilen anlaşma, Suudi Arabistan’ın Yemen halkına karşı sürdürdüğü saldırıda başka ülkelerden destek almasına elverişli koşullar içeriyor. “Mekke Antlaşması”nın ardından, anlaşmaya dayanarak Türkiye’nin de Suudi Arabistan’ın Yemen halkına karşı savaşına doğrudan askeri katılımının önünü açan tezkere de TBMM gündemine gelecek. Mısır parlamentosundan da Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı savaşında destek sunmaya yönelik bir tezkerenin aynı günlerde geçmiş olması herhâlde tesadüf değildir!

Bu gelişmeler, antlaşmayla nihaî amacı hususunda iktidar tarafından yapılan açıklamalarda ne denirse densin,  ABD’nin bölgede doğrudan hayata geçiremediği planların ABD güdümlü bölge politikaları izleyen ülkeler eliyle gerçekleştirilmesinin amaçlandığı yönünde birer göstergedir. Türkiye’nin Yemen’e karşı savaşa katılması bir adım ötemizdedir! Bir ülkeye yapılan saldırının diğer ülkelere de yapılmış sayılacağı bu antlaşma, hâlihazırda Suudi Arabistan’ın saldırılarına karşılık veren Yemen’i, Türkiye’nin askerî düşmanı olarak tanımlamaya açıktır ve böylece Türkiye’yi, Yemen halkına karşı süren saldırıya askerî olarak katılmaya zorlayacak bir araç niteliğindedir.

Son yıllarda Filistin halkının maruz kaldığı soykırım ve şiddetli saldırıların karşısında Filistin direnişine ve halkına önemli destek sağlayan Yemen’e karşı kurulacak bu ittifak, olsa olsa Siyonizme ve emperyalizme hizmet edecektir. Hatırlatılması gerekir ki Yemen direnişi, Filistin halkının maruz kaldığı soykırım yılları boyunca Filistin halkına yönelik saldırganlığı hafifletmek ve Siyonist rejimin soykırımı sürdürmesi için gerekli olan koşulları ortadan kaldırmak maksadıyla ağır bedeller ödeyerek Filistin halkının kalkanı olmak için Lübnan cephesinden sonra ilk hareket eden odaklar arasında olmuştur. Yemen, soykırım süreci boyunca, Babülmendep Boğazı’ndan Siyonist rejime herhangi bir geminin geçmesini engelleyerek ve eylemleriyle işgal devletinin Ben Gurion havaalanının birçok kez çalışmasını durdurmayı başararak İsrail’e karşı denizden ve havadan gerçek bir ambargo uygulanmasını sağlamıştır.

Filistin’e verilen bu destek, bedelsiz kalmamıştır. Soykırım süreci boyunca Siyonist devlet, Yemen’e karşı birçok saldırı düzenlemiş, Yemen halkının canından ve kaynaklarından bedeller ödemesine neden olmuştur. Buna rağmen Filistin’e olan desteğini bir gün bile durdurmayan Yemen, daha sonrasında Mart-2025’te başlayan ve yüzlerce Yemenlinin ölümüne neden olan ABD ve İngiltere’nin 50 günü aşkın süren ortak bir operasyonuna maruz kalmıştır. Yemen’i, Filistin halkını desteklemekten geri durduramayan bu saldırı, başarısızlıkla sonuçlanmış ve ABD’yi Yemen’le anlaşma yapmak zorunda bırakmıştır.

Tüm bu süreçler boyunca Yemen, Suudi Arabistan’ın kuşatması altındaydı ve Filistin’e desteğini zor koşullara rağmen sürdürdü. Geçtiğimiz aylarda kuşatmayı kırmak için harekete geçen Yemen, Suudi Arabistan’ın saldırısına maruz kaldı. Filistin’de soykırım süreci başlamadan önce de Yemen, bu duruşundan dolayı ABD’nin güdümünde hareket eden Suudi Arabistan’ın yoğun saldırganlığına maruz kalmış ve ağır bir kuşatmayla, açlıkla sınanmıştı. Emperyalizmin ve Siyonizm’in bölgedeki plânları ve emellerine karşı temel bir direniş odağı oluşturan ve Filistin halkının gerçek dostu olan Yemen halkını hedef alan süregiden saldırganlık bölgemizde barışa değil Siyonizm’e hizmet etmektedir.

Siyonist rejime karşı Türkiye’nin hamasî söylemlerle dile getirdiği fakat hiçbir zaman uygulamadığı ambargoyu ağır bedellere rağmen uygulayan Yemen halkına karşı kurulan bu ittifak, reddedilmelidir! 2003 yılında ABD’nin Irak’a saldırısında Türkiye topraklarının ve silahlı kuvvetlerinin kullanılmasına yönelik tezkerenin TBMM’de onaylanmasına engel olan toplumsal itiraz, bugün de yükselmektedir! Gündemdeki tezkerenin TBMM’den geçmesi engellenmelidir. Tüm siyasî örgütleri, toplumsal hareket ve güçleri bu anlaşmanın geçmemesi için harekete geçmeye çağırıyoruz. Elimiz, Filistin dostu Yemen halkının kanına bulanmadan harekete geçmeliyiz.

Siyonizm’e ve emperyalizme hizmet eden bu anlaşma durdurulmalıdır!

Halkımızın kalbi, emperyalizm ve Siyonizme direnen bölgemşz halklarının yanındadır.

Siyonizm ve emperyalizmle savaşan Yemen halkının yanındayız!

#TezkereyeHayır

#YaşasınYemenDirenişi

#kahrolsunemperyalizm

#YıkılsınSiyonistİsrailDevleti

Filistin Eylem Komitesi

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Üsküdar’da Tezkere Eylemi: Suudi Amerika İle İttifakı Savunan Tezkereye Hayır!

Yayınlanma:

-

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x