Connect with us

Haberler

Eminönü’nde Eylem: Siyonizmin Koruyucusu ABD’nin Savaş, İşgal ve Katliam Şefi Blinken, Defol!

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, ÖYB ve Sağlık İlke-Sen, İstanbul Eminönü meydanında ABD’yi ve Türkiye temasları öncesi ABD dışişleri bakanı Blinken’ı protesto eylemi düzenledi.

Eylem boyunca “Katil İsrail Filistin’den Defol, Yaşasın Gazze Direnişimiz, Yaşasın Küresel İntifada, İşbirlikçi Rejimler Hesap Verecek, NATO’dan Çıkılsın Emperyalist Üsler Kapatılsın, İncirlik Üssü Kapatılsın, Kürecik Radarı İsrail’in Kalkanı, Kürecik Radarı Kapatılsın, 9 Milyar Dolarlık Ticaret Kesilsin, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, Siyonistler Yenilecek Direnen Filistin Kazanacak, Hamas’a Selam Direnişe Devam” sloganları atıldı, tekbirler getirildi.

Cahit Erdem Örs’ün Türkçesini, Melike Belkıs Örs’ün İngilizcesini okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

SİYONİZMİN KORUYUCUSU ABD’NİN SAVAŞ, İŞGAL VE KATLİAM ŞEFİ BLINKEN, DEFOL!

 Bismillahirrahmânirrahim

Arkadaşlar,

Katil, gasıp, işgalci İsrail, Gazze’de yüzyılın katliamını yapıyor!

Eşi benzeri görülmemiş bir katliam bu!

Anneler, çocuklar paramparça; evler, hastaneler, okullar aralıksız vuruluyor!

İnsanlıktan nasibini almamış Siyonistler, emperyalistlerin desteğiyle arsızca saldırıyor.

Bütün bir insanlık görüyor ve biliyor ki büyük şeytan Amerika bu katliamın baş himayecisidir.

Şer ekseninin diğer üyeleri olan İngiltere’yi, Fransa’yı, Almanya’yı da diğer himayeciler olarak sıralayalım.

Bu Nazi artıkları katil Netanyahu hükümetini peşi sıra ziyaretlerle cesaretlendirdiler.

Emperyalizmin şefi Biden ve onun dışişleri bakanı Blinken saldırı ve katliamı doğrudan yönlendirmektedir.

Siyonizm’in koruyucusu ABD’nin savaş, işgal ve katliam şefi Blinken, Ortadoğu ülkeleri arasında mekik dokuyor.

HAMAS ve diğer direniş örgütlerinin “Aksâ Tûfânı” mücadelesini boğmak için çırpınıyorlar!

Kendini işgalci ve katil İsrail’in varlığına adayan bir Siyonist olarak Blinken, yeni Ortadoğu, yeni Filistin projesi için şimdi de Türkiye’ye geliyor.

Biz, bu savaş ve katliam şefinin niyetini, tekliflerini elbette biliyoruz.

Ortadoğu’daki diğer direniş gruplarını tehdit ederek İsrail’in varlığını güvence altına almaya çalışıyorlar.

Bunun için ABD, Akdeniz’e, Basra körfezine uçak gemileri göndermişti.

Bu şeytani ekibin ve şeflerin temel görevleri direnişi boğmaktır.

Blinken, Türkiye’ye gelsin ya da gelmesin Büyük Şeytan Amerika’nın ve NATO’nun temel hedefi budur.

Türkiye’nin alttan alta “garantörlük” teklifleri bu plânlarla örtüşmektedir.

Baştan söyleyelim:

Bu tekliflerin temel amacı direnişi bitirmektir.

Bu tekliflerle masaya oturmak, bu doğrultuda projeler geliştirmek tarihi bir hata, affedilmez bir suçtur.

Öteden beri dillerine doladıkları “iki devletli çözüm” yaygarası ile kastettikleri budur.

Bu yola tevessül etmek Türkiye ve diğer muhtemel bölge ülkeleri için yeni bir ihanet ve işbirlikçilik süreci olarak kayda geçecektir.

Çalınan Filistin doğal gazını dünyaya pazarlamak için İsrail’le yapılan görüşmelerde direniş tarafından suçüstü yakalanan AKP iktidarını, emperyalizmin dayatarak sunduğu yeni aşama için tekrar uyarıyoruz:

Siyonistlerle yıllık 9 milyar dolarlık rekor ticarete ulaşarak İsrail’e can suyu verdiniz.

Azerbaycan petrolünü İskenderun’dan gemilerle İsrail’e ulaştırarak Siyonist katliam mekanizmasının işlemesine katkıda bulundunuz.

Şimdi taraftarlarınız Coca-Cola boykotu falan yapıyor da, Coca-Cola’nın koca fabrikasını besmele ve Rabia işaretleriyle siz açtınız!

Mavi Marmara davasını kapattınız!

Diplomatik ataklarla İsrail’in bölgesel meşruiyet arayışlarını desteklediniz.

Filistin halkının gözlerinin içine baka baka Siyonist katil Herzog’u şaşaalı törenlerle karşıladınız.

Netanyahu ve ekibini kendi ekibinizle Birleşmiş Milletler’de sarmaş dolaş bir araya getirdiniz.

Enerji bakanınız Filistin halkından çalınan doğalgazı “İsrail gazı” diye pazarlama görüşmeleri için tam Siyonistlerle görüşmeye gidecekti ki direniş gidişata el koydu.

Bunca işbirlikçilikten sonra Filistin’in ve Ortadoğu’nun emperyalist şefler tarafından yeniden dizayn edilme sürecine dâhil olursanız verilecek hesabınız ve günahınız katlanacaktır.

Dostlar,

Şu meydan ve diğer meydanlar şahittir ki yıllarca “İsrail’le Anlaşma Ümmete İhanettir!” diye haykırdık.

İslam ülkelerindeki rejimlerin kahir ekseriyeti ise işbirlikçilikte sıraya girdiler.

Türkiye ve AKP iktidarının seyrini kısaca anlattık.

Mısır’dan Ürdün’e, Birleşik Arap Emirlikleri’nden yenilerde sıraya giren Suudi Arabistan’a varıncaya kadar bu işbirlikçi rejimler yavrularımızın katledilmesini öylece izlediler.

Cânî Siyonist rejime petrol gönderdiler, gıda gönderdiler ancak Gazze’de kurumuş dudaklara bir damla su; karanlığa gömülmüş hastanelerin jeneratörlerine bir bidon yakıt yetiştiremediler!

Savaş ve katliam şefi Blinken işte bu işbirlikçi rejimleri dolaşıp duruyor, onları hizaya sokuyor, gidip Siyonistlere rapor veriyor.

Şimdi de yolunu Ankara’ya düşürmüş.

Katil Blinken, Ortadoğu’dan, işgal edilmiş Filistin topraklarından ve Türkiye’den defol!

NATO üslerini, İncirlik üssünüzü, Kürecik radarınızı, tankınızı, topunuzu, soyunuzu, sopunuzu al ve defol!

Yeryüzünün her bir noktasında ayaklanarak eşsiz bir küresel vicdan devrimini ateşleyen dünya halkları ve bizler, sizi işgal ettiğiniz her bir noktadan söküp atacağız.

Vaktiniz daraldı.

Sizi hiçbir işbirlikçilik kurtaramayacak!

Allah’ın izniyle Gazze’den, Filistin’den yükselen direniş dünyayı ikiye yarıp safları netleştirecek, emperyalist kötülük kaybedecektir.

 

Katil Blinken Ortadoğu’dan Defol!

Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!

İncirlik – Kürecik Üsleri Kapatılsın!

NATO’dan Çıkılsın, Emperyalist Üsler Kapatılsın!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

BLINKEN, THE CHIEF OF WAR, OCCUPATION AND MASSACRE OF THE USA, THE PROTECTOR OF ZIONISM, GET OUT!

Bismillahirrahmânirrahim

Murderer, usurper, occupier Israel is committing the massacre of the century in Gaza!

This is an unprecedented massacre!

Mothers and children are torn to pieces; Houses, hospitals and schools are being hit constantly!

Zionists, who have no share in humanity, are attacking shamelessly with the support of imperialists.

All humanity sees and knows that the great devil, America, is the chief patron of this massacre.

Let us list the other members of the axis of evil, England, France and Germany, as other protectors.

These Nazi remnants encouraged the murderer Netanyahu government with successive visits.

Biden, the chief of imperialism, and his foreign minister Blinken are directly directing the attack and massacre.

Blinken, the chief of war, occupation and massacre of the USA, the protector of Zionism, is shuttling between Middle Eastern countries.

They are struggling to strangle the struggle of HAMAS and other resistance organizations against the “Al Aqsa Flood”!

As a Zionist who devotes himself to the existence of the occupying and murderer Israel, Blinken is now coming to Turkey for the new Middle East, new Palestine project.

Of course, we know the intentions and proposals of this chief of war and massacre.

They are trying to secure Israel’s existence by threatening other resistance groups in the Middle East.

For this reason, the USA sent aircraft carriers to the Mediterranean and the Persian Gulf.

The main mission of this evil team and chiefs is to strangle resistance.

Whether Blinken comes to Turkey or not, this is the main goal of the Great Devil America and NATO.

Turkey’s secret “guarantorship” offers coincide with these plans.

Let us say it from the beginning:

The main purpose of these proposals is to end the resistance.

Sitting at the table with these proposals and developing projects in this direction is a historical mistake and an unforgivable crime.

This is what they mean by the “two-state solution” clamour that they have been talking about for a long time.

Taking this path will be recorded as a new process of betrayal and collaboration for Turkey and other possible countries in the region.

We warn the AKP government, which was caught red-handed by the resistance in the negotiations with Israel to market the stolen Palestinian natural gas to the world, about the new stage imposed by imperialism:

You gave life to Israel by reaching a record annual trade of 9 billion dollars with the Zionists.

You contributed to the operation of the Zionist massacre mechanism by delivering Azerbaijani oil to Israel by ships from Iskenderun.

Now your fans are boycotting Coca-Cola or something, but you opened Coca-Cola’s huge factory with Bismillah and Rabia signs!

You closed the Mavi Marmara case!

You supported Israel’s quest for regional legitimacy with diplomatic attacks.

Looking into the eyes of the Palestinian people, you welcomed the Zionist murderer Herzog with magnificent ceremonies.

You brought Netanyahu and his team together with your own team at the United Nations.

Your energy minister was about to meet with the Zionists to discuss marketing the natural gas stolen from the Palestinian people as “Israeli gas”, when the resistance took control of the situation.

After all this collaboration, if you get involved in the process of redesigning Palestine and the Middle East by the imperialist leaders, your accountability and sins will be multiplied .

 

This square and other squares bear witness that for years “Agreement with Israel is a Betrayal to the Ummah!” we shouted.

The overwhelming majority of regimes in Islamic countries have aligned themselves with collaboration.

We briefly explained the course of Turkey and the AKP government.

From Egypt to Jordan, from the United Arab Emirates to Saudi Arabia, these collaborationist regimes just watched our children being slaughtered.

They sent oil and food to the murderous Zionist regime, but in Gaza, a drop of water for dry lips; they could not get a can of fuel to the generators of the hospitals that were plunged into darkness!

Blinken, the chief of war and massacre, goes around these collaborationist regimes, keeps them in line, and reports to the Zionists.

Now he has made his way to Ankara.

Killer Blinken, get out of the Middle East, the occupied Palestinian territories and Turkey!

Take your NATO bases, your Incirlik base, your Kürecik radar, your tank, your cannon, your lineage, your baton and get out!

We and the people of the world, who have ignited a unique global revolution of conscience by rising up in every corner of the earth, will expel you from every point you occupy.

Your time is running out.

No cooperation will save you!

With God’s permission, the resistance rising from Gaza and Palestine will divide the world into two, clear the ranks, and imperialist evil will lose.

Killer Blinken, Get Out of the Middle East!

Killer USA Get Out of the Middle East!

Incirlik – Kürecik Bases Should Be Closed!

Leave NATO, Close Imperialist Bases!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

Haberler

BM Güvenlik Konseyinin Gazze Plânını Onaylaması, Üsküdar’da Protesto Edildi

Yayınlanma:

-

BM Güvenlik Konseyinin, ABD başkanı Trump’ın Gazze plânını onaylaması 30 Kasım 2025 Pazar günü Üsküdar’da Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve ÖYB tarafından düzenlenen bir eylemle protesto edildi. Mimar Sinan Meydanında yapılan eylemde, plâna destek veren pek çok devlet işbirlikçilik ve ihanetle suçlandı.

Eylem boyunca “Katil İsrail Filistin’den Defol, Yaşasın Gazze Direnişimiz, Yaşasın Küresel İntifada, Katil ABD Ortadoğu’dan Defol, İşbirlikçi Rejimler Hesap Verecek, Soykırıma Değil Direnişe Destek Ol, BM Terör Örgütü, BM Kararı İşgal Yasası, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Direniş Sürüyor İntifada Büyüyor sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına Cahit Erdem Örs’ün okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Bismillâhirrahmânirrahîm

BM Güvenlik Konseyinin ABD başkanı Trump’ın Gazze plânını onaylaması, egemen dünya düzeninin ve İsrail’in tarihî rolünün ne manaya geldiği hususunda son derece açıklayıcı bir hamle olarak kayıtlara geçmiştir.

Sabit “beşli çete” ve onlara, dönemsel değişimlerle eklemlenen 10 üye ile egemen dünya düzeninin kirli işlerini plân ve onaylama makamı olan BM Güvenlik Konseyi, “Dünya beşten büyüktür!” propagandasının da hamasetten öte bir şey olmadığını bir kez daha göstermiştir. Şarm’uş-Şeyh’teki Trump şarlatanlığının şovuna koşa koşa gidenlerin yukarıdaki propagatif söylemlerinde ne kadar samimiyetsiz oldukları yine kanıtlanmıştır.

Filistin’i vaktiyle Siyonist şebekeye peşkeş çeken BM, şimdi de Gazze’yi egemen dünya düzeninin inisiyatifine terk ediyor. Yirminci yüzyılın başındaki allı pullu “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” söylemleriyle arz-ı endâm eden egemenler, emperyalizmin Batı Asya’ya, İslam dünyasına açılan kapısını tutmak söz konusu olunca birinci elden operasyon çekiyorlar. Bu tutum elbette egemen aktörlerce ihdas edilen BM’nin karakterine de son derece uygundur, onun kuruluş amacına yakışmıştır!

İslam dünyasındaki diğer pek çok işbirlikçi rejimin yanı sıra Türkiye de Trump şarlatanlığının ortağı olarak bu plânın arkasında duruyor. Artık bunlardan bahsetmek lüzûmsuzlaşsa da dindarlığın mukaddesatçı kanadından gelen iktidara dahil olan İslamcı çevrelerin bitmek tükenmek bilmeyen aşınma sürecine eklenen yeni bir halkayla karşı karşıya olduğumuzu da belirtmeden duramayacağız.

BM’nin egemen dünya düzeni bahsindeki rolü, onu çekip çeviren baş aktörlerin niyet ve icraatları açıktır, değişmez. Birtakım ayartmalarla o işleyişe dahil olanların ezilen halkların, özgürleşmeye çalışan mazlum ve mustazaf coğrafyaların layıkıyla yanlarında durmaları söz konusu bile edilemez. Gazze’yi imha etmeye ayarlı soykırım savaşı, emperyalist-Siyonist kuşatmaya peşinen itiraz eden Aksâ Tûfânı’nın arkasında yatan temel gerekçenin anlaşılmasını kısmen engellemiş olabilir. Filistin; emperyalizmin “koçbaşısı” olarak vâr ettiği İsrail sûretinde İslam halkları yoğunluklu Batı Asya’ya geçmek durumunda olduğu “kapı” ise Direniş, o kapıyı, o geçidi tutma sorumluluğu ile hareket etmiştir/etmektedir. Bir halk, bir asrı geçkin bu tarihsel misyon için bedel ödedi. Emperyalistlerin son enerji hatları projelerinin Gazze’ye ulaşıp Akdeniz’de vanalanma arzuları, Filistin’in tümden yıkımı ile İslam coğrafyasının mutlak talanını hedeflediği için son ve büyük bir hurûç “Aksâ Tûfânı” ismiyle tarih sahnesinde şaşılası bir bedenlenme olarak sahneye çıktı.

Köleliğe çektiği kılıcı, isyan sancağını korkusuzca yükselten Direniş, belki yanında bulmayı ümit ettiklerini Şarm’uş-Şeyh’te şarlatanlık halkasında sıralanmışlar olarak bir kez daha gördü ama çok şükür ki mutlak zaferin Allah katında ve nihâî olarak âhirette olduğuna herkesten çok iman etmiş bir itminana sahiptir.

Trump tarafından sunularak BM Güvenlik Konseyinde oylamaya çıkarılan sözüm ona “barış” plânı, direnenlere verilmek istenen bir köleleştirme tehdidi olarak okunmalıdır. “İki devletli çözüm” tuzağını alenen dillendirerek Direniş’i uzun vadede mahkûm edecek işbirlikçi rejimlerin desteği, kuşatmanın “olmazsa olmaz” lojistiği olarak hizmet görmüştür/görmektedir.

Gazze’de işgal ve soykırım, sözüm ona barış süreci ile yavaşlamış görünse de bombalamalar tacizler ve plânlı kıtlığın yarattığı insanî kriz sürüyor. Bütün dünyaya umut olan Gazze’deki direnişi ezemeyen işgal güçleri şimdi de Direniş’i silahsızlandırmayı ve Gazze’yi diplomasi masasında teslim almayı amaçlıyor.

Gazze için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen son plân, “istikrar” ve “yeniden inşa” söylemleriyle sunulsa da gerçekte bölgeyi sömürgeleştirme sürecinin kurumsallaştırılması anlamına gelen emperyalist bir müdahaledir. Bu plânı Filistin halkının iradesi adına konuşuyormuş gibi onaylayan devletler -Türkiye dâhil- Gazze’nin söz hakkını değil, ABD’nin ve Siyonistlerin bölgesel çıkarlarını esas almaktadır. Hâlbuki Direniş, bu tasfiye mekanizmasını açıkça reddetmiştir.

Bugün Gazze’de İsrail’in sistematik saldırıları, toplu açlık, kıtlık ve kuşatma tüm ağırlığıyla sürerken insanların en temel yaşama hakkı bile gasp edilmektedir. Bu koşullarda saldırganı aklayan her uluslararası hamle, yalnızca politik bir tercih değil, devam eden soykırıma verilen açık fiilî bir destektir. Dahası, bugün Gazze için meşrulaştırılmak istenen bu müdahale, yarın herhangi bir ülkenin kaderine emperyalistlerin el koyabilmesi için bir hukukî zemini yaratmaktadır. Gazze’de kurulan bu vesayet düzenine itiraz edilmezse bugün yaşananların yarın başka halklar için de “uluslararası meşruiyet” adı altında dayatılmasının önüne geçilemeyeceği açıktır.

Bu çerçevede Türkiye’nin Filistin meselesine ilişkin uluslararası süreçlerde aldığı pozisyon, yalnızca pasiflik ya da yetersizlik olarak değil, süregelen işbirlikçi çizgisini daha da pekiştiren bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Gazze’de aylardır süren İsrail’in plânlı, örgütlü ve kastî yıkım operasyonları devam ederken bölgesel ve küresel güçlerin bu saldırganlığa meşruiyet kazandıran tutumları, Siyonizm’in tarafında yer aldıkları gerçeğini pekiştirmektedir. Bu tablo içinde Türkiye’nin müdahil olduğu süreçler ve emperyalist-Siyonist plâna Trump’ın da övgüsünü alan desteği, işbirlikçiliğin yeni halkalarıdır!

Mezkûr plânlamalar, Gazze’nin geleceğini Filistin halkının değil dış güçlerin belirleyeceği bir vesayet rejimine teslim etmeyi hedeflemektedir. Bölgenin Direniş güçlerinden arındırılması, sınırların uluslararası güçlere devri ve Filistin’in siyasi statüsünün belirsizliğe itilmesi, Filistin halkının iradesinin açık gaspıdır. Bu düzen, saldırgan devlete meşruiyet kazandırmakta ve saldırıları bir “güvenlik” ihtiyacı olarak sunan söylemleri güçlendirmektedir. Üstelik bu süreç, yalnızca ABD-İsrail ekseninde değil, İslam dünyasındaki işbirlikçi rejimlerin gönüllü onayıyla yürütülmektedir.

Türkiye’nin bu süreçteki rolü, kimi çevrelerce “arabuluculuk” adıyla pazarlanmaya çalışılsa da aslında Filistin direnişini hedef alan uluslararası tasfiyenin bir parçası olarak işlev görmektedir. Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu; kamuoyunun tepkisini esas alan bir değerlendirmeyle değil ancak ülkenin uzun süredir izlediği işbirlikçilik ve teslimiyet zincirine yeni bir halka eklemesi olarak anlaşılmalıdır.

Değerli arkadaşlar,

Gazze’de yaşananlar hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği açık bir soykırımdır. Bu, İsrail’in devlet örgütlenmesi eliyle yürüttüğü sistematik katliam, imha ve kuşatma operasyonudur. Sağlık altyapısının yok edilmesi, sivillerin hedef alınması, evlerin, okulların, kampların bombalanması, plânlı bir askerî şiddettir. Bu saldırgan Siyonist çete ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sürdüren her devlet, bu suçun ortağıdır.

Türkiye ise saldırıları durdurmak için hiçbir bağlayıcı adım atmamakla kalmamış; İsrail’le diplomatik, ekonomik ve stratejik ilişkilerini tamamen kesmeyerek saldırgan devlete uluslararası baskı oluşturulmasının önüne geçen aktörlerden biri olmuştur. Bu tavır, Türkiye’yi sürecin “zımnî” bile değil, apaçık ortağı hâline getirmektedir.

Bugün yapılması gereken bellidir: Türkiye, işbirlikçi pozisyonunu tahkim eden bütün platformlardan çekilmeli; İsrail’e karşı kapsamlı siyasi, ekonomik ve stratejik yaptırımlar uygulamalı; başta petrol sevkiyatı olmak üzere tüm ilişkileri kesmeli ve Filistin halkının direnme hakkını hamaset yapmadan somut adımlar ile savunmalıdır. Bu adımlar ertelenemez, ertelendikçe işlenen suça ortaklık derinleşmektedir.

Bu süreç yalnızca bölgesel dengeleri değil, kimlerin saldırganın yanında durduğu, kimlerin direnen halklarla dayanışma gösterdiği sorusuna verilen cevabı da belirlemektedir. Gazze’nin teslimiyete zorlandığı bu tarihsel anda Türkiye’nin mevcut tutumu, politik bir yanlışlığın ötesinde, açık bir ihanet pratiği olarak kaydedilmektedir.

Değerli Filistin dostları,

Filistin halkının direnişi meşrudur ve sürmektedir. Hiçbir istikrar gücü, hiçbir diplomatik manevra, hiçbir uluslararası plân bu hakikati ortadan kaldıramaz. Gazze’nin yıkıntılarından yükselen ses açıktır: “Teslim olmayacağız! İrademizin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz!”

Bilinmelidir ki bu sese sırtını dönen herkes, insanlığın adalet talebini de görmezden gelmektedir!

Bütün bu tablo karşısında çağrımız nettir:

  • Filistin’i kuşatan uluslararası mekanizmalara ortak olmayın!
  • İsrail’le tüm ilişkileri kesin!
  • Petrol sevkiyatını ve limanlardan İsrail’e giden her gemiyi durdurun!
  • Saldırganı yaptırımsız bırakan bir “barış”tan söz etmeyin!
  • Direniş’i silahsızlandırmayı ve tasfiye etmeyi hedefleyen hiçbir plânın parçası olmayın!

Bu çağrıyı Türkiye dahil tüm bölge iktidarlarını açık bir uyarı olarak yükseltiyoruz: Direnen bir halkla dayanışmaya herhangi bir gerekçe ile yanaşmazsanız gün gelecek bu işbirlikçi tutumunuzun sonuçlarıyla yüzleşeceksiniz

Tarih, bu süreçte kimlerin ABD emperyalizmi ve Siyonist çete ile yan yana durduğunu, kimlerin direnenlerle omuz omuza yürüdüğünü kaydetmeye devam edecektir.

Yaşasın Küresel İntifada, Yaşasın Direniş!

Nehirsen Denize Özgür Filistin!

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Yazarımız Mehmet Ali Başaran’ın “272” Adlı Romanı Yayımlandı

Yayınlanma:

-

2015 yılından bu yana, başta çocuklar olmak üzere her yaş yaştan okuru içine alan eğlenceli kitaplar yayımlayan sitemiz yazar ve editörlerinden avukat Mehmet Ali Başaran, bu defa bir romanla çıktı okuyucularının karşısına.

KDY bünyesinde yayımlanan “272” adlı roman, “Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” alt başlığını taşıyor.

Daha önce “Ceza Hikâyeleri/Bir Ceza Avukatının Anıları” ile hukuk ve edebiyatın kesiştiği alanda kalem oynatan Başaran, bu defa daha uzun soluklu bir anlatımla metnini derinleştiriyor.

“272”, Murat Kurtuldu’nun kapak tasarımı ve şair-yazar Ahmet Örs’ün arka kapak yazısı ile selamlıyor okurlarını:

“Mehmet Ali Başaran; insanı kalbinden ve zihninden birlikte yakalayıveren üslûbuyla mülteciliğin, sahipsizliğin, gurbetin, polisiyenin, hukûkun ve elbette vicdanın birbirine değen hatlarında gezinen bir eserle çıkıyor okuyanlarının karşısına.

Edebiyatı, insanı ve hayatı tanımakta eşsiz bir imkân olarak benimsemiş bir avukat olan yazarın yurtlarından uzak bir şehirde gölge gibi hayatlara sürgün edilen bir genç kızla onun ailesinin sır dolu bir ölümle alt üst olan hayatlarını belli belirsiz ipuçlarını takip ederek vicdana, ruhsuz ve sorumsuz bürokrasiye, hassasiyetini önemli ölçüde yitirmiş toplumsal alakaya çarpa çarpa ilerleyen sarsıcı bir anlatı bu!

272, hakikati deşelemekten vazgeçmeyen yazarın artık hayatta olmayan karakteriyle tek taraflı konuşmasıyla ete kemiğe bürünürken okuyanları çaresizliğin kıyısına getirip bırakıyor ve bütün herkesi çok boyutlu tarihsel bir âna nefessiz tanıklığa çağırıyor.”

“272”, Kitapyurdu kitap satış sitesinden temin edilebilir.

Mehmet Ali Başaran kimdir?

272, Ufak Tefek Şeyler, Sevimli Türkçe Sözlük, Kelebek Ve Arı, Ceza Hikâyeleri, Kuzularla Saklambaç, Nasreddin Hoca’nın Bisikleti ve Gazete Okuyan Tavuk kitaplarının yazarı. Yusuf, Dua ve Nehir’in babası. 1983 doğumlu avukat.

Devamını Okuyun

Haberler

Şık Makas Direnişi Sürüyor

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen genel başkanı Ahmet Örs , TOKAD yönetim kurulu üyesi Ahmet Gümüş, Eğitim İlke-Sen Tokat il temsilcisi Yunus Akkoç,  Tokat’ta faaliyet gösteren Şık Makas’ta (CRS Tekstil) ödenmeyen ücretleri, tazminatları ve sendika seçme hakları için direnişe geçen işçilerin çadırını ziyaret etti.

Eğitim İlke-Sen’in bir önceki Tokat temsilcisi Şinasi Uludoğan’ın da hazır bulunduğu ziyarette, direnişteki işçilerle yapılan görüşmeden sonra Ahmet Örs, Türkiye’deki sömürü düzeni ve Şık Makas özelinde bir konuşma yaptı ve direnişe öncülük eden işçilerden Buse Kara’ya verilen ev hapsi cezasındaki keyfîliğe dikkat çekti. Konuşmanın bir bölümü video kaydından takip edilebilir.

Şık Makas işçileri mücadelelerini 16 Kasım 2025 pazar günü Tokat’ta yapacakları miting ile sürdürecekler.

Haber: Furkan Uludoğan

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x