Connect with us

Haberler

2020’de Dünya İklim Göstergeleri Kötüleşti

Yayınlanma:

-

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) 2020 yılına ait Küresel İklim Raporunu yayımladı. 1993’ten beri yayımlanan verilerin karşılaştırmalı değerlendirildiği raporda sera gazı konsantrasyonları, kara ve okyanus sıcaklıkları, deniz seviyeleri, buzulların dağılımı ve aşırı hava olayları gibi iklim göstergeleri ile beraber sosyoekonomik etkiler; göç, gıda güvenliği gibi başlıklar da ele alındı.

2020 yılında CO₂ mol fraksiyonu 410 (ppm) parçayı aştı ve artmaya devam etti.* Okyanuslar ise CO₂ emisyonlarının %23’ünü soğurup tampon mekanizması görmeyi sürdürüken aynı zamanda asitleşmeye devam ettiler. Deniz seviyeleri uydu gözlemlerinde 1993’ten bu yana yükselmeye devam etti.

(Ortalama Deniz Suyu Yüksekliği, 1993’ten beri)

Kuzey Kutbundaki hava sıcaklıkları 1980’lerden bu yana en az iki kat ısındı. Arktik Denizindeki buz alanını minimum miktarı ikinci kez 4 milyon km²’nin altında ölçüldü. Grönland’ın buz kaybı 152 Gt ve Antarktika Yarımadası ve Batı Antarktika’nın buz kaybı 220 Gt ile 175 Gt olarak ölçüldü.

Afrika ve Asya boyunca şiddetli yağışlar ve yoğun seller meydana geldi. Şiddetli kuraklık ise G. Amerika’nın iç kesimlerinde birçok bölgeyi etkiledi. Tahmin edilen tarımsal kayıp 3 milyar ABD dolarının üzerindeydi.

Arktik Sibirya bölgesinde yıllık sıcaklık ortalaması 3’C’nin üzerindeydi. Verhoyansk kasabasında 38’C’lik rekor sıcaklıklar kaydedildi. Sibirya’da yaygın ve uzun süreli orman yangınları oldu. ABD’de aynı şekilde şimdiye kadar görülmüş en büyük yangınlar kaydedildi. Karayipler, Avusturalya, ABD ve Sibirya gibi pek çok yerde yeni sıcaklık rekorları kaydedildi.

(Ortalama Sıcaklık Eğrisi)

2020’de Kuzey Atlantikte kasırga sezonunda isimlendirilmiş 30 adet fırtına ile en çok fırtına kaydedildiği yıl oldu. ABD’de karaya ulaşan 12 adet kasırganın ile daha önce 9 olan rekor kırıldı. Kuzey Hint Okyanusunda Amphan Siklonu Hindistan için yaklaşık 14 milyar dolarlık maliyet ile tarihinin en maliyetli siklonu oldu. Goni (Roly) tayfunu 220 km/s rüzgâr hızı ile kaydedilen en yoğun tayfun oldu.

Gıda Güvenliği Riskleri Arttı

2014 yılından beri iklim riskleri ile beraber diğer faktörlerin de etkisiyle gıda güvenliğindeki riskler artmaktadır. Yaklaşık 690 milyon insan veya dünya nüfusunun %9’u yetersiz beslenmiş veyaklaşık 750 milyon insan yani dünya nüfusunun %10’u ciddi düzeyde yetersiz gıda almıştır. İklim olayları, afetler gelişmekte olan ülkelerde tarım ve hayvancılık üretimine yaklaşık 108 milyar dolar zarar vermiştir. Covid-19 salgının üretim tedarik zincirini etkileri de risklere yeni bir boyut eklemiştir.

Yerinden olmalar; her yıl ortalama 23.1 milyon insan iklim olayları nedeniyler göç etmekte. Büyük ölçüde hidrometeorolojik tehlikeler ve felaketler nedeniyle Güney ve Güneydoğu Asya ile Afrika Boynuzunda yaklaşık 9,8 milyon insanın yerinden olduğu kaydedildi. Sahel Bölgesindeki, Atlantik Kasırga Mevsimindeki ve Güneydoğu Asya’daki olay tayfunların etkileri dahil olmak üzere geçen yılın ikinci yarısındaki hidrometeorolojik olayların etkilerinin son on yılın ortalaması kadar olduğu belirtilmiştir.

*CO2 konsantrasyonu rakamları her yıl artış gösteriyor. 2021 için öngörüleri de 414 ppm.

Kaynak: mgm.gov.tr

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Üniversite Öğrencilerinin Barınma Problemi İle İlgili Tepkiler Sürüyor!

Yayınlanma:

-

Üniversite öğrencilerinin barınma problemine karşı mücadelesiyle ilgili tepkiler artarak devam ediyor. Eğitim İlke-Sen de yaptığı açıklama ile meseleyi değerlendirdi. Açıklama şu şekilde:

Öğrencilerin Barınma Problemi Mevcut Politikaların Açık İflasıdır!

Üniversitelerin açılış tarihleri yaklaşırken öğrenciler ciddi bir barınma krizi ile karşı karşıya!

4 milyona yaklaşan üniversite öğrencisi için KYK yurtları sadece yüzde 20’lik bir oranda barınma imkânı sağlamaktadır. Bu durum öğrencilerin sahipsiz bırakıldığının ve başka koşulların insafına terk edildiğinin açık göstergesidir!

Pandemi koşullarının üzerini örttüğü acziyet, hazırlıksızlık okulların açılmasıyla birlikte kendini açık etmiştir. Okulların, üniversitelerin kapalı olduğu sıralarda sonrası dönemler için hiçbir tedbirin alınmadığı ortaya çıkmıştır. Bu, affedilemez bir sorumsuzluktur!

Evlerinden uzakta, başka şehirlerde üniversite eğitimi almak durumunda olan öğrenciler ve onların aileleri için ürkütücü bir dönem başlıyor. Derinleşen ekonomik kriz, geniş yoksulluk baskısı halkın belini bükmüşken öğrencilerin ve ailelerin karşı karşıya olduğu bu yeni travmatik aşama kolaylıkla aşılacak gibi görünmüyor.

Saray düzeninin israfçılığı sınır tanımaz boyutlara ulaşmışken üniversite öğrencilerinin sokaklarda kalması, barınamaması ibretamiz bir tablo sunmaktadır.

Aylık 2 bin 500 liralara varan özel yurt ücretlerinin yanı sıra akıl almaz seviyelere ulaştırılan ev kiralarına karşı da uyarı vazifemizi yerine getirmeliyiz. Krizi fırsata çevirmeye çalışan piyasa ahlaksızlığına teslim olmuş zihin ve tutumların yoksulluğun pençesinde kıvranan halkımıza son darbeyi indirmeye çalışması kabul edilemez! Buna karşı kesin ve net itirazımızı her koşulda sürdüreceğiz!

Sınırsız masraflarla tamamladıkları üniversite eğitimleri sonunda işsizlik baskısıyla yüzleşen öğrencilerin okul aşamasında maruz kaldıkları bu zulüm ülkede yaşanan ağır tablonun açık bir kanıtıdır.

Salgın döneminde KYK, vakıf ya da özel yurtlarda kontenjanların üzerinde sağlıksız koşullarda barınmaya zorlanan öğrencilerin herhangi bir özene lâyık görülmemesi ülkedeki politik iradenin ciddiyetini ele vermektedir.

Lüks, israf, şatafat ve adaletsizliğin yiyip bitirdiği ülkede bir bütün hâlinde yokluk ve yoksulluğa teslim edilen halkımız ve onların evlatları için hakkın ve adaletin şahitliğine durmak temel yükümlülüğümüzdür. Allah’ın bütün kulları için vâr ettiği nimetleri gasp edenlerden bu dünyada hesap sorulmadığı sürece adalet tecelli etmeyecektir.

Şüphesiz ki Allah’ın hesabı daha çetindir!

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

Haberler

Yeni Pencere 1 Yaşında!

Yayınlanma:

-

Sürüp giden hayatı başka bir zaviyeden görmeye, kavramaya katkı sunsun diye açılan penceremiz 1 yaşını tamamladı.

Yazan, söyleşen ve takip edenlerine hayırlı olsun!

Birçok pencere var elbette hayatımızda bizi çevreleyen ancak başka, yeni bir pencereye neden ihtiyaç duyulduğu umulur ki bu bir yıllık çabayla ortaya konulanlar sayesinde görülmüştür.

Yeni Pencere’nin katkılarla zenginleştirilmeye ihtiyacı var, bu kesin. Bunun için dost ve takipçilerine çağrısı dâimîdir.

İnşallah, Yeni Pencere’den kavrayışlara dolan ışık çoğalacaktır. Kararıp duran dünyamızın o ışığa ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor.

Yeni Pencere’nin en büyük dileği ışığı, aydınlığı çoğaltma, hakikati işaret etme çabasında katkı ve desteğin artmasıdır.

Bu vesileyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Yeni Pencere Yazar ve Editörleri

Devamını Okuyun

Yazılar

Almanya’da Seçimler Yaklaşırken

Yayınlanma:

-

Ülkede eylül ayında yapılacak genel seçimler için partiler pozisyonlarını, politik duruşlarını ve yeni gündemlere (pandemi, iklim vb.) ilişkin önerilerini somut olarak belirledi. Aslında partiler belirli periyotlarla gelişmelere dönük fikirlerini kamuoyuyla paylaşıyordu ama seçime doğru bu fikirler kamuoyuna bir seçim programı olarak açıklandı. Bu programlarda partilerin temel konulara ilişkin vaatlerini şeffaf bir şekilde açıkladıklarını görebilirsiniz.

Kısa bir süredir Almanya’da bulunmama rağmen elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Dün bulunduğum şehir olan Bremen’de Yeşiller’in adayı Annalena Baerbock halka seslendi. Büyük bir kitleye seslenen Baerbock’un gündemi çevre felaketiydi elbette. Özellikle Yeşiller’den başlamak istedim çünkü Merkel’in yerine olası aday durumundalar. Kısa sürede ana teması çevre olan bir partinin liderliğe oynaması iklim konusunda gelinen noktanın ne kadar ciddi olduğunu ve buna dönük duyarlılığın da zirveye oynadığını görebiliyoruz. Çevre konusunun hayati bir mesele olduğuna Almanya’da yakın zamanda yaşanan sel felaketi ile birebir tanık olduk. Bu konu birçok boyutuyla tartışılıyor şu anda.

Yeşillere dönük en ciddi eleştiri ise elbette Sol Parti (Die Linke)’den. Kapitalizmle hakkıyla mücadele etmeden çevre konusundabaşarıya ulaşmanın imkânsız olduğunu özellikle belirtiyorlar. Sol, iktidara oynayacak bir güce sahip olamasa da yine de bütün bu felâketlere karşı en somut önerileri seçim programında belirtiyor. Özellikle silah ihracatının sonlanması ve dış ülkelere asker gönderilmesi konularında barışı önemseyen bir tutum sergiliyorlar.

Bütün dünyanın gündeminde olduğu gibi pandemi konusu da burada seçime dönük tartışılıyor. Bir genel kural olarak sağ kesimler kısıtlama ve aşı karşıtlığının temsilciliğini yaparken sol ve liberal taraftan da sağlığı önceleyen bir eğilim gözlemleyebiliyoruz.

Tabi sağ demişken aklımıza hemen AFD geliyor. Sağ diyorum ama daha çok ‘ırkçı’ parti diye isimlendiriliyor. Mülteci karşıtlığı ve İslam düşmanlığı üzerinden politika yapan bu parti yüzde 10 civarı oy oranıyla hafife alınmayacak bir potansiyele sahip.

Buradan da mülteci politikasına geçersek sağ AFD dışında mülteci ve yabancı karşıtlığı yapan bir siyasi eğilim yok. Şuan iktidarda bulunan sağı temsil eden Hristiyan Demokrat partiler bile mülteci kabulü konusunda çok pozitif bir siyaset izlediler.

Ayrıca şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sol ve özgürlükçü kesimlerin psikolojik bir saha üstünlüğü var, elbette sağın bir nebze güçlü olduğu yerleri istisna tutarsak.

Peki, Almanya bağlamında konuştuğumuz ve bütün insanlığı ilgilendiren çevre felâketleri başta olmak üzere yeni siyasal değişimler ve eğilimler bu kötü gidişe dur diyebilecek mi? Çok zor görünüyor. Küçük reform hareketleriyle sorunları düzeltemeyiz, sadece biraz ileriye atmış oluruz. Yeşil duyarlılığı yükselmesi bir umut ama esas köklü değişimler için bu yeter mi?

YeniPencere, M. Salih Kaya – Almanya

Devamını Okuyun

GÜNDEM