Connect with us

Haberler

Kıdem Tazminatı Düzenlemesine Tepki

Yayınlanma:

-

İşçilerin kıdem tazminatını, emeklilik ve diğer sosyal haklarını tırpanlayan, emekçilere tümüyle güvencesiz ve esnek çalışma koşullarını dayatan düzenlemeye tepki gösteren Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve ÖYB bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, mecliste yapılan düzenlemenin açık bir kölelik sistemi olduğu ve meclisin halktan yana değil sermayeden, müstekbirlerden yana durduğu savunuldu.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Kıdemi, Sosyal Hakları Gasp Eden Kölelik Düzenlemesi Geri Çekilmelidir!

Bugünlerde TBMM’de emeğe saldıran, kölelik düzenini adını koyarak derinleştirmeye çalışan bir düzenleme yapılıyor. Torba kanun içinde yer alan düzenlemeler açık ve pervasız bir biçimde emek ve alın terini hedef alıyor.

İşçilerin kıdem ve emeklilik hakkını gasp etmeyi hedefleyen, güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıracak belirli süreli iş sözleşmesine getirilen düzenleme yasalaşırsa, 25 yaş altı ve 50 yaş üzerindeki işçiler için belirli süreli iş sözleşmesi 2 yıla kadar koşulsuz yapılabilecek. İşçiler, geçici istihdam biçimiyle kıdem ve ihbar tazminatından mahrum kalacaklar.

Ayrıca 25 yaş altında ve 10 günden az çalışanlara yönelik düzenleme ile genç işçilerin işsizlik, malullük, yaşlılık gibi sosyal güvenlik haklarından yararlanması ortadan kaldırılacak. Böylece zaten 65 yaşına çıkarılan işçilerin emeklilik hakkı daha zor hale gelecek.

Bütün bu düzenlemeler kölelik düzeninin açık ilanı olacaktır. Şimdiye kadar adı konulmamış bu düzen, en nihayetinde sömürüde en uç noktalara varmayı göze aldığını ilan etmiş oldu.

Ülkede yaşanan ağır ekonomik krizin faturası bu şekilde yine emeğe ve emekçiye kesilmek, geniş yoksul kitleler yine ve kesin olarak sermayeye kurban verilmek isteniyor!

Bu nokta artık bıçağın kemiğe dayandığı noktadır. Emekçi kitlelerin vâr olma mücadelesindeki son kritik aşamadır. Alın terinin son parçasına kadar yağmalanması, iktidar ve sermayenin vazgeçilmez hedefi olmuştur.

Bir yandan ekonomik kriz, bir yandan salgın hastalıklarla boğuşan yoksul halkımız zorlu zamanlarda dayanışma çemberinde tutulacağına darbe üstüne darbe yiyor. Emeğin kıdem tazminatına el konuluyor, esnek ve kısmi zamanlı çalıştırmalarla sigorta ve emeklilik hakları iptal ediliyor ve bütün bunları halkın seçtiği meclis yapıyor!

Aynı mecliste 2021 bütçe görüşmelerinde 104 milyar liralık yatırıma karşı 180 milyar liraya ulaşan faiz ödemesinin planlandığını da göz önünde bulundurursak sermayeye aktarılan kaynakların boyutlarını, bu kaynağın da halktan çalındığı gerçeğini daha çarpıcı bir şekilde görmüş oluruz!

Böylece egemen siyasetin halkın değil egemenlerin, müstekbirlerin, sermaye sahiplerinin yanında olduğu bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor!

Açık zulüm olan bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir! Şimdiye kadarki binlerce torba yasayla emek düşmanlığı yapan uzun AKP iktidarının günahları alabildiğine birikmiştir, sermaye seviciliği ve işçi düşmanlığı ayyuka çıkmıştır!

Bütün herkes bilmelidir ki bu günah düzenine karşı adaletin yanında mücadele edeceğiz, soygun ve sömürü düzenine, yağma ve talan politikalarına karşı koyup emeği ve emekçileri savunacağız!

Her zaman ve her yerde alın teri düşmanlığının hesabını soracağız!

İnanıyoruz ki Âlemlerin Rabbinin hesabı çok daha çetin olacaktır!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

 

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Üniversite Öğrencilerinin Barınma Problemi İle İlgili Tepkiler Sürüyor!

Yayınlanma:

-

Üniversite öğrencilerinin barınma problemine karşı mücadelesiyle ilgili tepkiler artarak devam ediyor. Eğitim İlke-Sen de yaptığı açıklama ile meseleyi değerlendirdi. Açıklama şu şekilde:

Öğrencilerin Barınma Problemi Mevcut Politikaların Açık İflasıdır!

Üniversitelerin açılış tarihleri yaklaşırken öğrenciler ciddi bir barınma krizi ile karşı karşıya!

4 milyona yaklaşan üniversite öğrencisi için KYK yurtları sadece yüzde 20’lik bir oranda barınma imkânı sağlamaktadır. Bu durum öğrencilerin sahipsiz bırakıldığının ve başka koşulların insafına terk edildiğinin açık göstergesidir!

Pandemi koşullarının üzerini örttüğü acziyet, hazırlıksızlık okulların açılmasıyla birlikte kendini açık etmiştir. Okulların, üniversitelerin kapalı olduğu sıralarda sonrası dönemler için hiçbir tedbirin alınmadığı ortaya çıkmıştır. Bu, affedilemez bir sorumsuzluktur!

Evlerinden uzakta, başka şehirlerde üniversite eğitimi almak durumunda olan öğrenciler ve onların aileleri için ürkütücü bir dönem başlıyor. Derinleşen ekonomik kriz, geniş yoksulluk baskısı halkın belini bükmüşken öğrencilerin ve ailelerin karşı karşıya olduğu bu yeni travmatik aşama kolaylıkla aşılacak gibi görünmüyor.

Saray düzeninin israfçılığı sınır tanımaz boyutlara ulaşmışken üniversite öğrencilerinin sokaklarda kalması, barınamaması ibretamiz bir tablo sunmaktadır.

Aylık 2 bin 500 liralara varan özel yurt ücretlerinin yanı sıra akıl almaz seviyelere ulaştırılan ev kiralarına karşı da uyarı vazifemizi yerine getirmeliyiz. Krizi fırsata çevirmeye çalışan piyasa ahlaksızlığına teslim olmuş zihin ve tutumların yoksulluğun pençesinde kıvranan halkımıza son darbeyi indirmeye çalışması kabul edilemez! Buna karşı kesin ve net itirazımızı her koşulda sürdüreceğiz!

Sınırsız masraflarla tamamladıkları üniversite eğitimleri sonunda işsizlik baskısıyla yüzleşen öğrencilerin okul aşamasında maruz kaldıkları bu zulüm ülkede yaşanan ağır tablonun açık bir kanıtıdır.

Salgın döneminde KYK, vakıf ya da özel yurtlarda kontenjanların üzerinde sağlıksız koşullarda barınmaya zorlanan öğrencilerin herhangi bir özene lâyık görülmemesi ülkedeki politik iradenin ciddiyetini ele vermektedir.

Lüks, israf, şatafat ve adaletsizliğin yiyip bitirdiği ülkede bir bütün hâlinde yokluk ve yoksulluğa teslim edilen halkımız ve onların evlatları için hakkın ve adaletin şahitliğine durmak temel yükümlülüğümüzdür. Allah’ın bütün kulları için vâr ettiği nimetleri gasp edenlerden bu dünyada hesap sorulmadığı sürece adalet tecelli etmeyecektir.

Şüphesiz ki Allah’ın hesabı daha çetindir!

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

Haberler

Yeni Pencere 1 Yaşında!

Yayınlanma:

-

Sürüp giden hayatı başka bir zaviyeden görmeye, kavramaya katkı sunsun diye açılan penceremiz 1 yaşını tamamladı.

Yazan, söyleşen ve takip edenlerine hayırlı olsun!

Birçok pencere var elbette hayatımızda bizi çevreleyen ancak başka, yeni bir pencereye neden ihtiyaç duyulduğu umulur ki bu bir yıllık çabayla ortaya konulanlar sayesinde görülmüştür.

Yeni Pencere’nin katkılarla zenginleştirilmeye ihtiyacı var, bu kesin. Bunun için dost ve takipçilerine çağrısı dâimîdir.

İnşallah, Yeni Pencere’den kavrayışlara dolan ışık çoğalacaktır. Kararıp duran dünyamızın o ışığa ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor.

Yeni Pencere’nin en büyük dileği ışığı, aydınlığı çoğaltma, hakikati işaret etme çabasında katkı ve desteğin artmasıdır.

Bu vesileyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Yeni Pencere Yazar ve Editörleri

Devamını Okuyun

Yazılar

Almanya’da Seçimler Yaklaşırken

Yayınlanma:

-

Ülkede eylül ayında yapılacak genel seçimler için partiler pozisyonlarını, politik duruşlarını ve yeni gündemlere (pandemi, iklim vb.) ilişkin önerilerini somut olarak belirledi. Aslında partiler belirli periyotlarla gelişmelere dönük fikirlerini kamuoyuyla paylaşıyordu ama seçime doğru bu fikirler kamuoyuna bir seçim programı olarak açıklandı. Bu programlarda partilerin temel konulara ilişkin vaatlerini şeffaf bir şekilde açıkladıklarını görebilirsiniz.

Kısa bir süredir Almanya’da bulunmama rağmen elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Dün bulunduğum şehir olan Bremen’de Yeşiller’in adayı Annalena Baerbock halka seslendi. Büyük bir kitleye seslenen Baerbock’un gündemi çevre felaketiydi elbette. Özellikle Yeşiller’den başlamak istedim çünkü Merkel’in yerine olası aday durumundalar. Kısa sürede ana teması çevre olan bir partinin liderliğe oynaması iklim konusunda gelinen noktanın ne kadar ciddi olduğunu ve buna dönük duyarlılığın da zirveye oynadığını görebiliyoruz. Çevre konusunun hayati bir mesele olduğuna Almanya’da yakın zamanda yaşanan sel felaketi ile birebir tanık olduk. Bu konu birçok boyutuyla tartışılıyor şu anda.

Yeşillere dönük en ciddi eleştiri ise elbette Sol Parti (Die Linke)’den. Kapitalizmle hakkıyla mücadele etmeden çevre konusundabaşarıya ulaşmanın imkânsız olduğunu özellikle belirtiyorlar. Sol, iktidara oynayacak bir güce sahip olamasa da yine de bütün bu felâketlere karşı en somut önerileri seçim programında belirtiyor. Özellikle silah ihracatının sonlanması ve dış ülkelere asker gönderilmesi konularında barışı önemseyen bir tutum sergiliyorlar.

Bütün dünyanın gündeminde olduğu gibi pandemi konusu da burada seçime dönük tartışılıyor. Bir genel kural olarak sağ kesimler kısıtlama ve aşı karşıtlığının temsilciliğini yaparken sol ve liberal taraftan da sağlığı önceleyen bir eğilim gözlemleyebiliyoruz.

Tabi sağ demişken aklımıza hemen AFD geliyor. Sağ diyorum ama daha çok ‘ırkçı’ parti diye isimlendiriliyor. Mülteci karşıtlığı ve İslam düşmanlığı üzerinden politika yapan bu parti yüzde 10 civarı oy oranıyla hafife alınmayacak bir potansiyele sahip.

Buradan da mülteci politikasına geçersek sağ AFD dışında mülteci ve yabancı karşıtlığı yapan bir siyasi eğilim yok. Şuan iktidarda bulunan sağı temsil eden Hristiyan Demokrat partiler bile mülteci kabulü konusunda çok pozitif bir siyaset izlediler.

Ayrıca şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sol ve özgürlükçü kesimlerin psikolojik bir saha üstünlüğü var, elbette sağın bir nebze güçlü olduğu yerleri istisna tutarsak.

Peki, Almanya bağlamında konuştuğumuz ve bütün insanlığı ilgilendiren çevre felâketleri başta olmak üzere yeni siyasal değişimler ve eğilimler bu kötü gidişe dur diyebilecek mi? Çok zor görünüyor. Küçük reform hareketleriyle sorunları düzeltemeyiz, sadece biraz ileriye atmış oluruz. Yeşil duyarlılığı yükselmesi bir umut ama esas köklü değişimler için bu yeter mi?

YeniPencere, M. Salih Kaya – Almanya

Devamını Okuyun

GÜNDEM