Connect with us

Videolar

Siyonist Cumhurbaşkanının Ziyaretine Öfke Büyüyor (Video)

Yayınlanma:

-

Türkiye hükümetinin daveti üzerine 9-10 Mart tarihlerinde Ankara’da olması beklenen İsrail cumhurbaşkanı Herzog’un ziyaretine dönük tepkiler sürüyor.

İstanbul Eminönü’nde TOKAD, ÖYB, Eğitim İlke-Sen ve Sağlık İlke-Sen de yaptıkları eylemle Herzog’un ziyaretini ve Herzog’u davet eden AKP iktidarını protesto ettiler.

Eylemde konuşan Eğitim İlke-Sen başkanı Ahmet Örs, İsrail’i meşrulaştırmaya dönük adımlara izin vermeyeceklerini söyledi ve duyarlı herkesi Filistin halkına savaş açan Siyonist işgalci rejimi benimsetmeye dönük politikalara karşı durmaya çağırdı.

Eylem boyunca, “İsrail’in Dostu Olmayacağız, Üsler Sökülsün Ticaret Kesilsin, Katil Herzog Türkiye’den Defol, Katil Herzog’u İstemiyoruz, İsrail’le İlişki İnsanlık Suçudur, İşbirlikçi Rejimler Hesap Verecek, İşbirlikçi AKP Hesap Verecek, Katil İsrail Filistin’den Defol, Katil Herzog Filistin’den Defol, Siyonistler Yenilecek Direnen Filistin Kazanacak, Yaşasın Filistin Direnişimiz” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

HABER: Elif Aydın

Berke Kahraman ve Melike Belkıs Örs tarafından Türkçe ve İngilizceleri okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

SİYONİST KATİLLERE GEÇİT YOK 

ZIONIST KILLER HERZOG, GET OUT! 

İSRAİL’LE İLİŞKİYE HAYIR!

Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik münasebetler son dönemde yoğunlaşıyor. Özellikle, Siyonist rejimin Mavi Marmara katliamından sonra görece zayıflayan ilişkiler, her iki tarafın da arzusuyla onarılıyor.

Hepimiz biliyoruz ki diplomatik gerilimler yaşansa da Türkiye ile İsrail arasında yıllık 6 milyar dolar civarında seyreden ticari ilişkiler aksamadan devam etti. Bu arada, İncirlik ve Kürecik üsleri İsrail’i korumayı sürdürdü. Şimdi diplomasi öne çıkarılmaya çalışılırken, yeni ekonomik ve siyasal atılımlar planlanıyor.

Bütün bu planlamaların önemli bir parçası olarak Siyonist rejimin cumhurbaşkanı Herzog, iktidar tarafından Türkiye’ye davet edilmiştir. Herzog, 9-10 Mart tarihlerinde Türkiye’de olacaktır.

Biz, Siyonist işgale direnen Filistin halkına ve Filistin halkının yanında duran bütün haysiyetli halklara duyduğumuz sorumluluk ve bağlılıkla bu davet ve seferi açık, kesin bir dille kınıyor, peşinen reddediyoruz!

Katil ve gâsıp Siyonist çetenin yöneticilerini davet etmenin hiçbir meşru gerekçesi olamaz! Her gün adım adım Filistin topraklarını çalan; Filistin halkını mülksüzleştiren, onların evlerini yıkıp zeytin ağaçlarını söken; çoluk çocuk, genç yaşlı demeden herkesi tutuklama, hapis ve işkenceyle sindirmeye çalışan ırkçı, zalim bir rejimle herhangi bir münasebet kurulamaz! Bu ülkede yaşayan hiçbir vicdan bu hoyratlığı kabul edemez!

İslam ülkelerinin yöneticileri Filistin mücadelesini iç siyasetlerinde sonuna kadar kullandılar. Bugün artık o mücadeleyi dillendirmenin kendilerine herhangi bir prestij sağlamadığını anlamış olmalılar ki İsrail’le barışma ve anlaşma kuyruğuna girmiş durumdalar! Direniş ve mücadelenin şaka olmadığını, zamana yayılan ve bedel gerektiren bir süreç olduğunu görüp küresel düzenden yana saf tutunca Siyonist katillerle aynı masanın, aynı piyasanın etrafında buluşmaktan imtina etmemişlerdir.

İktidarının ilk yıllarında Siyonist rejim cumhurbaşkanını TBMM’de konuşturan AKP, dönüp dolaşıp bugün de bir başka katili ülkeye davet etmiştir. Bu ağır vebal, İsrail’le yakınlaşma politikalarına pek sevdalı Ortadoğu’daki diğer işbirlikçi rejimlerin günahlarıyla buluşarak yeni bir utanç levhası olarak tarihe havale olmaktadır.

Filistin mücadelesi üzerinden yıllarca politik rant devşirenler ırkçı, işgalci ve emperyalizmin taşeronu Siyonist rejimin yanında durmanın ne demeye geldiğini iyi düşünmelidir. Filistin halkı da, Filistin halkının yanında saf tutan bütün dünya halkları da bu tercihin tam olarak karşısında durmaya devam edecektir. Biz de öyle yapacağız! Unutulmasın ki vicdanlar ve tarih en iyi mahkemedir.

Akdeniz’deki Filistin ve Lübnan halkına ait doğalgaz rezervlerini “İsrail gazı” diye Avrupa’ya pazarlama sevdası hırsızlık ve yağmaya ortak olmaktan başka bir şey değildir. İsrail yöneticilerini ülkeye davet etmek, bunun için oraya önden heyetler göndermek, Kudüs’ün İsrail başkenti olduğu iddiasını kabul etmek demektir!

İşgalcilerle sıcak ve samimi ilişkiler kurmak Filistin’i bölen utanç duvarını onaylamak, Gazze ablukasına onay vermek demektir.

Bizler bütün bu işbirlikçilik ve kirli süreçleri tekrar tekrar ve yüksek sesle reddediyoruz.

İsrail’le bütün ilişkiler kesilmelidir.

İsrail’le anlaşma suçtur, ihanettir!

Siyonist katil Herzog, defol!

Yaşasın Filistin direnişimiz!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

(Topluluk adına Berke Kahraman)                                                                              

NO WAY TO ZIONIST MURDERERS! – ZIONIST KILLER HERZOG, GET OUT! – NO RELATIONSHIP WITH ISRAEL!

Diplomatic relations between Turkey and Israel have intensified recently. In particular, the relations that relatively weakened after the Mavi Marmara massacre by the Zionist regime are being restored with the desire of both sides.

We all know that even though there were diplomatic tensions, trade relations between Turkey and Israel, which were around 6 billion dollars per year, continued without interruption. Meanwhile, the İncirlik and Kürecik bases continued to protect Israel. Now, while there are attempts that emphasize diplomacy, new economic and political breakthroughs are planned.

As an important part of all these plans, the President of the Zionist regime, Herzog, was invited to Turkey by the government. Herzog will be in Turkey on March 9-10.

We, with the responsibility and loyalty we feel to the Palestinian people resisting the Zionist occupation and to all the honorable peoples who stand by the Palestinian people, openly and decisively condemn this invitation and campaign, and reject it in advance!

There can be no legitimate reason for inviting the leaders of the murderous and invader Zionist gang! No relationship can be established with a racist, cruel regime that tries to suppress everyone, regardless of whether they are children, young or old, with arrests, imprisonment and torture! No relationship can be established with a regime who steals Palestinian lands step by step every day, who dispossessed the Palestinian people, demolished their homes and uprooted their olive trees. No conscience living in this country can accept this brutality!

The rulers of Islamic countries used the Palestinian struggle in their domestic politics to the highest degree. Today, they must have understood that voicing that struggle does not provide them any prestige, because they are in the queue for reconciliation and agreement with Israel! When they saw that the resistance and struggle were not a joke, but a process that spanned time and required a price, they sided with the global order, and they did not hesitate to meet with the Zionist killers around the same table, the same market.

In the first years of its rule, the AKP made the president of the Zionist regime speak in the Grand National Assembly of Turkey and today has turned and invited another murderer to the country. By adding to the sins of other regimes in middle east that are very fond of policies of rapprochement with Israel, this grave shame made its way into the disgraceful history.

Those who have been for years making political profits over the Palestinian struggle should think carefully about what it means to stand by the racist, occupier Zionist regime which is subcontractor of imperialism. Both the Palestinian people and all the peoples of the world who sided with the Palestinian people will continue to stand against this choice. So will us! Let it not be forgotten that conscience and the history are the best courts.

The desire to market the natural gas reserves of the Palestinian and Lebanese people in the Mediterranean under the title of “Israeli gas” to Europe is nothing but a partner in theft and plunder. Inviting the rulers of Israel to the country, sending delegations from the front for this purpose means accepting the claim that Jerusalem is the capital of Israel! Establishing warm and cordial relations with the occupiers means approving the wall of shame that divides Palestine and approving the blockade of Gaza.

We repeatedly and loudly reject all these collaborative and dirty processes.

All relations with Israel must be cut off.

Dealing with Israel is a crime, a treason!

Zionist murderer Herzog, get out!

Long live our Palestinian resistance!

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

(On behalf of the community Melike Belkıs Örs)

Videolar

NATO Zirvesine Karşı Eylemler Sürüyor: NATO’nun Yanında Durmak Haramdır!

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan bu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbet eylemlerini Üsküdar Marmaray önünde 24 Haziran 2026 çarşamba günü tertip ettikleri yeni bir eylemle devam ettirdiler. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde dün sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar!

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Gözaltılarla, baskılar ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar. Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!

Birtakım vehim ve kaygılarla ABD’nin, NATO’nun yanında durmak dînen merdûddur, haramdır!”

Eylem boyunca, “Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

NATO Zirvesini Protesto Eylemleri Sürüyor: NATO Zirvesi İhanettir!

Yayınlanma:

-

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve ABD başkanı Trump’ın zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de bu organizasyonlara karşı sürdürdükleri nöbet eylemlerini Üsküdar sahilde, 17 Haziran 2026 çarşamba günü tertip ettikleri bir eylemle devam ettirdiler. Eylemde Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi.

Eylem boyunca, “NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Devamını Okuyun

Haberler

Üsküdar’da “Yoksulluk Büyüyor, Açlık Derinleşiyor” Eylemi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve Özgür Yazarlar Birliği, 03 Haziran 2026 günü Üsküdar’da “Çünkü Açlık Çoğunluktadır-Zam, Sömürü, Yağma Düzenine Hayır” başlıklı bir eylem tertip etti. Eylemde, yoksulluk ve açlığı derinleştiren ekonomi politikaları protesto edildi ve “Hakça Bölüşüm, Adil Paylaşım” teklifinde bulunuldu.

Ücretleri patron tarafından gasp edilen Doruk maden işçilerinin devam eden mücadelesinin de selamlandığı eylemde  “Yoksulluk Büyüyor Açlık Derinleşiyor, Aileler Yoksul Öğrenciler Aç, Zam Sömürü Yağma Düzenine Hayır, Asgarî Ücret Köleliktir, Kahrolsun Kapitalist Yağma Düzeni, Zulme Karşı Omuz Omuza, Kahrolsun Faizci Yağma Düzeni, Yaşarken Kölelik Ölürken Cinayet, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Emekliler Ölüme Terk Edildi, Allah Adaleti Emreder, Emekçiler Köle Olmayacak, Madenciler Hakkını Direnerek Alacak” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

Çünkü Açlık Çoğunluktadır – Zam, Sömürü, Yağma Düzenine Hayır!

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kıymetli arkadaşlar,

Yine şair Turgut Uyar’ın mısralarıyla karşınızdayız: “Açlık Çoğunluktadır!”

İnsan haysiyet ve onurunun iyice ayaklar altına alındığı zamanlardayız.

Pervasız sömürü düzeni açlığı çoğunluk kılmıştır ki açlık, bir kişiyle sınırlı olsa bile utanç vericidir, asla kabul edilemez!

Farklı araştırmalar gösteriyor ki açlık sınırı en az 35 bin liradır!

Yoksulluk sınırı ise 115 bin liraya dayanmış durumda!

Buna göre dört kişilik bir ailenin hayatta kalabilmesi için en az 35 bin liralık gıdaya erişmesi gerekiyor.

Açlık sınırı denilen çizgi işte budur: dört kişilik bir ailenin ulaşması gereken gıda ederi!

Elbette ki insanın ihtiyacı sadece gıda değildir.

Soruyoruz size:

İnsan; barınmaya, eğitime, ulaşıma, sağlığa, kültüre ihtiyaç duymaz mı?

Biliyorsunuz ki ülke genelinde kiralar 30 bin lira seviyesinden başlıyor.

Ulaşım masrafları ailelerin belini büküyor.

Anne-babalar, evlatlarını uzak şehirlerdeki üniversitelere göndermekten çekiniyor.

Öğrencilerin barınma sorunu zirveye çıkmış durumda! Sırf bu nedenle pek çok öğrenci istediği üniversitelere kayıt yaptıramıyor.

Bir öğretim yılının daha sonuna geldik.

Aileler forma, ayakkabı, kırtasiye, ulaşım masrafları derken çocuklarını okullara göndermekte büyük sıkıntılar yaşadı. Her kademeden çok sayıda öğrenci okulunu bıraktı.

Okul kantinlerinden bir tost alıp yiyebilen bir öğrencinin şanslı addedildiği dönemlerden geçiyoruz.

Şehir içi, şehirler arası ulaşım halkımıza adeta hapishane hayatını dayatıyor.

Ekonomik yetersizlikler, halkımızın tedavi imkânlarını ellerinden alarak sağlık sorunlarını derinleştiriyor.

Kültürel ilgiler artık tümüyle lüks kabul ediliyor.

Mesela kitap fiyatları alıp başını gitmiş durumda!

Şimdi size tekrar soruyoruz:

Açlık sadece gıdayla ilgili bir durum mudur?

Barınma, sağlık, ulaşım, eğitim, kültür alanlarındaki açlıktan bahsetmeye bu ülkede sıra bile gelmiyor!

Kıymetli halkımız!

Hâl-i hazırda asgarî ücret, 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak uygulanıyor.

Açlık sınırı 65 bin lirayı; yoksulluk sınırı ise 114 bin liraya aşmış durumdadır!

Milyonlarca emekçi, kölelik ücreti dediğimiz asgarî ücret karşılığında çalışıyor.

Çok sayıda emekçi kardeşimiz asgarî ücret bile alamıyor.

Çalışma saatleri ise neredeyse tümüyle keyfî uygulamalara tâbidir!

Asgarî ücretin, artık genel geçer ücret olduğunu görüyoruz.

Artık çalışanların ücretleri asgarî ücrete kıyasla belirleniyor.

Net asgarî ücret bugün itibariyle açlık sınırının en az 7 bin lira altındadır!

En düşük emeklilik maaşı ile açlık sınırı arasında ise en az 15 bin lira var!

Biliyorsunuz, önceki yıllarda asgarî ücret ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki defa artmaktaydı.

Sermaye sahipleri ve AKP iktidarı 2024 itibariyle bu uygulamadan vazgeçerek asgarî ücret artışını sadece Ocak ayı ile sınırlandırdı.

Zaten sene başlarında açlık sınırına kısmen yakın seviyelerde uygulanmaya başlanan asgarî ücret, şu anda açlık sınırının çok çok altına düşerek eşi benzeri görülmemiş bir kölelik ve sefaletin emekçilere dayatıldığını kanıtlıyor!

“Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” ilkesini reddederek halkımızı açlık ve sefalete, köleliğe mahkûm eden kapitalist sömürü düzeni bir karabasan gibi hayatlara çökmüştür!

   Arkadaşlar!

Milyonlarca emekli çok çok düşük maaşlarıyla adeta ölümü arar hâle getirilmiştir.

Yıllarca çalışıp didinerek emekli olanlar için hayat artık çekilmez bir işkencedir.

Halkımız açlığın, köleliğin pençesine terk edilmiş, tabiattan ve üretimden kopartılarak bir avuç azgın sermayedarın insafına bırakılmıştır.

2019’da ortalama emekli aylığı en düşük emekli aylığının 2 katı iken 2026’da yüzde 18 fazlasına gerilemiştir.

Tıpkı asgari ücrette olduğu gibi emekli aylıklarını da en dipte eşitlediler!

En son hamle olarak hükûmet, en düşük emekli aylıklarını 20 lira seviyesine yükselterek sözüm ona lütufta bulunuyor!

20 bin lira bakanların, patronların bir öğün yemek parasıyken bu oranları ailelere bir aylık geçim için teklif ediyorlar!

Böyle bir arsızlık ve utanmazlığı reddediyoruz!

   Kıymetli dostlar!

Egemen dünya düzeni, coğrafyaları talan ederek halkları mültecileştirmektedir.

Sermaye sahipleri tarafından mülteci emeği sınırsızca sömürülmektedir.

Yerli-sığınmacı demeden hepimizi sömüren yerel ve küresel kapitalist düzenden hesap sorulmalıdır.

Öfke, o sömürücü zalimlere yöneltilmelidir.

Ezilenler dayanışma içinde olmalı, kendilerini birbirlerine kırdırmak isteyenlere fırsat vermemelidir.

   Emeğin dostları!

Temel ihtiyaç ürünlerine zamlar, TÜİK’in sahte enflasyon verilerinin çok çok ötesindeki yüksek oranlarla gelmektedir.

Kapitalistlerin hizmetindeki siyasal düzenin temsilcisi AKP iktidarı, memleketin bütün kaynaklarını yerel ve küresel sermayeye aktarmak için çırpınmaktadır.

Halkın ve ülkenin sırtından servetine servet katan bu asalak zümre, AKP’nin yüksek faiz cenneti yaptığı Türkiye’de yoksuldan zengine servet transferinin yarattığı sonuçların keyfini sürmektedir.

Bir yandan finansal yağma; diğer yandan neoliberalizmin dağ-taş, nehir-ova, ırmak-göl demeden sınırsız talanına açılarak delik deşik edilen Anadolu coğrafyası bize, azgın sermaye düzeninin fotoğraflarını sunmaktadır.

Bugün Anadolu’nun dört bir yanı yaylasını, ormanını, merasını, dere ve ırmaklarını savunan; ölüm ve yıkıma karşı hayatı müdafaa eden halkımızın direniş haykırışlarıyla inlemektedir!

Yoksullaştırılmış halkımız vergi sağanağı altında perişan olurken büyük şirketlerin devâsâ vergi borçları silinmektedir.

Türkiye nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay, yüzde 50’ye ulaşmış; en düşük gelire sahip yüzde 20’nin aldığı pay daha da azalarak yüzde 6’nın altına inmiştir.

Necip Fazıl’ın, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;/ Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul./ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!” diye tasvir ettiği bu sömürü tezgâhı işte böyle işlemektedir!

   Kıymetli halkımız,

2026 Yılı Toplam Faiz Ödeneği, 2 trilyon 740 milyar TL olarak belirlenmiştir.

2026 yılı için öngörülen 18,75 trilyon TL toplam bütçe giderinin yaklaşık yüzde 14,6’sı doğrudan faiz ödemelerine ayrılmıştır.

Bu büyük pay, çoluk çocuk ve yetişkiniyle yoksul halkımızdan çalınarak faiz lobisine ikram edilmiştir ve her sene bu lânetli pay artmaktadır.

Bu örnekle kendini gösteren servet transferi bu düzenin karakteridir.

Yüksek enflasyon ve vergi üstüne vergilerle halkı canından bezdiren; sermaye sahiplerinin değil de emekçilerin ücretlerine göz diken, alın terini yağmalamak için türlü numaralar çeviren bu zam, sömürü, yağma düzenine karşı sesimizi daha çok yükseltmeliyiz.

Siyasetçisi ve sermayedarıyla egemenler zevk ü sefa içinde yaşarken, lüks uçak ve otomobilleriyle    keyfederken okullara aç giden çocuklarımıza bir öğün bulunamıyor!

Bütün şatafat ve israf, “itibardan tasarruf olmaz!” denilerek halkın kesesinden yapılıyor.

Bankalar, holdingler büyürken esnaf batıyor, küçük köylü yok oluyor, işçiler her ay yüzlercesiyle iş cinayetlerine kurban gidiyor!

   Emek ve haysiyet mücadelesi veren dostlar!

Her gün derinleşen, her gün hayatı daha da çekilmez hâle getiren bu düzene mahkûm değiliz!

“Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” şiârı bizim önerimizdir.

Yeni ve başka bir işleyiş mümkündür.

Tabiatla uyum içinde, kendine ve hakikate yabancılaşmamış, sömürüyü ve kula kulluğu reddeden bir işleyiş Âlemlerin Rabbi Allah’ın emridir.

Ekolojik ve sosyolojik ifsadın karşısına dikilmek ancak bu ilkelerle mümkündür.

Ancak bu ilkeler ülkemizi, halkımızı ve bütün insanlığı bu yağma düzeninden, kölelik sarmalından kurtarabilir.

   Buradan halkımıza sesleniyoruz:

Egemenlerin zam, sömürü, yağma düzenine itiraz edelim!

Emeğinin, alın terinin karşılığını alamayan, ürünleri yağmalanan; ağaçları, meraları ve ormanları madencilik saldırganlığı ile ellerinden alınmak istenen köylülerimiz, çiftçilerimiz mücadelelerini, tabiata sahip çıkarak yükseltiyorlar!

Aylardır haysiyet mücadelesi veren maden işçilerinin direnişi örneğinde olduğu gibi emekçiler “Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” şiârını ülkenin dört bir yanında haykırıyorlar!

Hâl-i hazırımızı, geleceğimizi, tabiatımızı yağmalayan; gençlerimizi geleceksiz bırakan, emeklilerimizi ölmüşten beter eden; alın terini değersizleştirip sermayeye peşkeş çeken; çalışırken köleleştirdiği emekçileri iş cinayetleriyle hayattan koparan; halkımızın bir bütün hâlinde yaşam umudunu öldüren zalim düzen, biz itiraz etmezsek daha da pekişecektir.

Bu sömürü çarkını ancak adalet ve eşitliği hedefleyen ıslah mücadelesini yükselterek kırabiliriz.

İnsan onur ve haysiyetini Beled Sûresi 13. ayette “Fekkü Raqabe!-Kölelere Özgürlük” beyanıyla işaret edilen güzergâhı takip edip bu sömürü düzenine “Hayır!” diyerek savunabiliriz.

Şüphesiz ki Allah eşitlik ve adaleti emreder; kötülüğün her çeşidini yasaklar, lânetler!

EĞİTİM İLKE-SEN                         SAĞLIK İLKE-SEN                            TOKAD                                               ÖYB

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x