Connect with us

Videolar

Sahaflar Pandemiden Nasıl Etkilendi? – Fırat Börekçi

Yayınlanma:

-

Tıklayın, yorumlayın

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Üsküdar’da “Açlık Çoğunluktadır” Eylemi

Yayınlanma:

-

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Özgür Yazarlar Birliği ve Sağlık İlke-Sen, 23 Haziran 2024 Pazar günü Üsküdar’da “Açlık Çoğunluktadır: Zam, Sömürü, Yağma Düzenine Hayır” temalı bir eylem düzenleyerek ekonomi politikalarını protesto etti ve “hakça bölüşüm adil paylaşım” çağrısı yaparak sömürü mevcut uygulamalara karşı halkı mücadeleye davet etti.

Eylem boyunca “Asgari Ücret Köleliktir, Emekçiler Köle Olmayacak, Zam Sömürü Yağma Düzenine Hayır, Sermayenin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Hakça Bölüşüm Adil Paylaşım, Yoksulluk Sürüyor Açlık Derinleşiyor, Aileler Yoksul Öğrenciler Aç, Kahrolsun Kapitalist Yağma Düzeni” gibi sloganlar atıldı, tekbir getirildi.

Topluluk adına Berke Kahraman’ın okuduğu açıklamanın tam metni şu şekilde:

“ÇÜNKÜ AÇLIK ÇOĞUNLUKTADIR”

ZAM, SÖMÜRÜ, YAĞMA DÜZENİNE HAYIR!

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Kıymetli arkadaşlar,

Şair Turgut Uyar’ın mısralarıyla karşınızdayız: “Açlık Çoğunluktadır!”

İnsan haysiyet ve onurunun iyice ayaklar altına alındığı zamanlardayız.

Pervasız sömürü düzeni açlığı çoğunluk kılmıştır ki açlık, bir kişiyle sınırlı olsa bile utanç vericidir, asla kabul edilemez!

Farklı araştırmalar gösteriyor ki açlık sınırı 20 bin lira seviyesine ulaşmıştır.

Yoksulluk sınırı ise 60 bin lirayı çoktan geçmiş durumda!

Buna göre dört kişilik bir ailenin hayatta kalabilmesi için en az 20 bin liralık gıdaya erişmesi gerekiyor.

Açlık sınırı denilen çizgi budur, sadece dört kişilik bir ailenin ulaşması gereken gıda ederi!

Elbette ki insanın ihtiyacı sadece gıda değildir.

Soruyoruz size:

İnsan; barınmaya, eğitime, ulaşıma, sağlığa, kültüre ihtiyaç duymaz mı?

Ülke genelinde kiralar 15 bin liradan başlıyor.

Ulaşım masrafları ailelerin belini büküyor.

Anne-babalar, evlatlarını uzak şehirlerdeki üniversitelere göndermekten çekiniyor.

Öğrencilerin barınma sorunu zirveye çıkmış durumda.

Okul kantinlerinden bir tost alıp yiyebilen bir öğrencinin şanslı addedildiği dönemlerden geçiyoruz.

Şehir içi, şehirler arası ulaşım halkımıza adeta hapishane hayatını dayatıyor.

Ekonomik yetersizlikler, halkımızın tedavi imkânlarını ellerinden alarak sağlık sorunlarını derinleştiriyor.

Kültürel ilgiler artık tümüyle lüks kabul ediliyor.

Mesela kitap fiyatları alıp başını gitmiş durumda!

Şimdi size tekrar soruyoruz:

Açlık sadece gıdayla ilgili bir durum mudur?

Barınma, sağlık, ulaşım, eğitim, kültür alanlarındaki açlıktan bahsetmeye bu ülkede sıra bile gelmiyor!

Kıymetli halkımız!

Hâl-i hazırda asgarî ücret, 17 bin 2 lira olarak uygulanıyor.

Açlık sınırı 20 bin liraya ulaşmış, yoksulluk sınırı 60 bin lirayı geçmiş durumda!

Milyonlarca emekçi, kölelik ücreti dediğimiz asgarî ücret karşılığında çalışıyor.

Çok sayıda emekçi kardeşimiz asgarî ücret bile alamıyor.

Çalışma saatleri ise neredeyse tümüyle keyfî uygulamalara tâbi!

Asgarî ücretin, giderek genel geçer ücret olduğunu görüyoruz.

Artık çalışanların ücretleri asgarî ücrete kıyasla belirleniyor.

Asgarî ücret ise bugün itibariyle açlık sınırının tam 3 bin lira altındadır!

Biliyorsunuz, önceki yıllarda asgarî ücret ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki defa artmaktaydı.

Sermaye sahipleri ve AKP iktidarı 2024 itibariyle bu uygulamadan vazgeçerek asgarî ücret artışını sadece Ocak ayı ile sınırlandırdı.

Zaten sene başlarında açlık sınırına neredeyse eşit seviyelerde uygulanmaya başlanan asgarî ücret, şu anda açlık sınırının çok çok altına düşerek eşi benzeri görülmemiş bir köleliği emekçilere dayatmış durumdadır!

“Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” ilkesini reddederek halkımızı açlık ve sefalete, köleliğe mahkûm eden kapitalist sömürü düzeni bir karabasan gibi hayatlara çökmüştür!

Arkadaşlar!

Milyonlarca emekli 10-15 bin liralık maaşlarıyla adeta ölümü arar hâle getirilmiştir.

Yıllarca çalışıp didinerek emekli olanlar için hayat artık çekilmez bir işkencedir.

Halkımız açlığın, köleliğin pençesine terk edilmiş, tabiattan ve üretimden kopartılarak bir avuç azgın sermayedarın insafına bırakılmıştır.

Mülteci emeği sınırsızca sömürülmektedir.

Temel ihtiyaç ürünlerine zamlar, TÜİK’in sahte enflasyon verilerinin çok çok ötesindeki yüksek oranlarla gelmektedir.

Kapitalistlerin hizmetindeki siyasal düzenin temsilcisi AKP iktidarı, memleketin bütün kaynaklarını yerel ve küresel sermayeye aktarmak için çırpınmaktadır.

Halkın ve ülkenin sırtından servetine servet katan bu asalak zümre, AKP’nin yüksek faiz cenneti yaptığı Türkiye’de yoksuldan zengine servet transferinin yarattığı sonuçların keyfini sürmektedir.

Bir yandan finansal yağma; diğer yandan neoliberalizmin dağ-taş, nehir-ova, ırmak-göl demeden sınırsız talanına açılarak delik deşik edilen Anadolu coğrafyası bize, azgın sermaye düzeninin fotoğraflarını sunmaktadır.

Halk vergi sağanağı altında perişan olurken büyük şirketlerin vergi borçları silinmektedir.

Filistin’de katliam yapan İsrail’le ticaret rekor seviyelerde sürdürülerek sermaye ve devlet şirketleri kan ve katliamdan beslenmektedir.

TÜİK verilerine göre 2023 yılı itibariyle Türkiye nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre artarak yüzde 50’ye ulaşmış; en düşük gelire sahip yüzde 20’nin aldığı pay daha da azalarak yüzde 6’nın altına inmiştir.

Necip Fazıl’ın, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;/ Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul./ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!” diye tasvir ettiği bu sömürü tezgâhı işte böyle işlemektedir!

Kıymetli halkımız,

2024 bütçesinden faiz ödemelerine ayrılan pay 1 trilyon 254 milyar liradır.

Bu büyük pay, çoluk çocuk ve yetişkiniyle yoksul halkımızdan çalınarak faiz lobisine ikram edilmiştir.

Bu örnekle kendini gösteren servet transferi bu düzenin karakteridir.

Yoksulluğa alışması istenen, yüksek enflasyon ve vergi üstüne vergilerle halkı canından bezdiren, sermaye sahiplerinin değil de motokuryelerin gelirine göz diken bu zam, sömürü, yağma düzenine karşı sesimizi daha çok yükseltmeliyiz.

Siyasetçisi ve sermayedarıyla egemenler zevk ü sefa içinde yaşarken, lüks uçak ve otomobilleriyle keyf ederken doğudan batıya memleketi saran yangınlara müdahale edecek yangın söndürme uçak ve araçları bulunamıyor!

Bankalar, holdingler büyürken esnaf batıyor, küçük köylü yok oluyor, işçiler her ay yüzlercesiyle iş cinayetlerine kurban gidiyor!

Emeğin dostları,

Her gün derinleşen, her gün hayatı daha da çekilmez hâle getiren bu düzene mahkûm değiliz!

“Hakça Üretim ve Bölüşüm, Adil Paylaşım” şiârı bizim önerimizdir.

Yeni ve başka bir işleyiş mümkündür.

Tabiatla uyum içinde, kendine ve hakikate yabancılaşmamış, sömürüyü ve kula kulluğu reddeden bir işleyiş Âlemlerin Rabbi Allah’ın emridir.

Ekolojik ve sosyolojik ifsadın karşısına dikilmek ancak bu ilkelerle mümkündür.

Ancak bu ilkeler ülkemizi, halkımızı ve bütün insanlığı bu yağma düzeninden, kölelik sarmalından kurtarabilir.

Buradan halkımıza sesleniyoruz:

Egemenlerin zam, sömürü, yağma düzenine itiraz edelim!

Hâl-i hazırımızı, geleceğimizi, tabiatımızı yağmalayan; gençlerimizi geleceksiz bırakan; emeklilerimizi ölmüşten beter eden; alın terini değersizleştirip sermayeye peşkeş çeken; çalışırken köleleştirdiği emekçileri iş cinayetleriyle hayattan koparan; halkımızın bir bütün hâlinde yaşam umudunu öldüren zalim düzen, biz itiraz etmezsek daha da pekişecektir.

Bu sömürü çarkını ancak adalet ve eşitliği hedefleyen ıslah mücadelesini yükselterek kırabiliriz.

İnsan onur ve haysiyetini Beled Sûresi 13. ayette “Fekkü Raqabe!-Kölelere Özgürlük” beyanıyla işaret edilen güzergâhı takip edip bu sömürü düzenine “Hayır!” diyerek savunabiliriz.

Şüphesiz ki Allah eşitlik ve adaleti emreder; kötülüğün her çeşidini yasaklar, lânetler!

 

EĞİTİM İLKE-SEN (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.egitimilkesen.org)

SAĞLIK İLKE-SEN (İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Dayanışma Sendikası, www.saglikilkesen.org)

TOKAD (Toplumsal Dayanışma, Kültür, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org)

ÖYB (Özgür Yazarlar Birliği, www.ozguryazarlarbirligi.org)

Devamını Okuyun

Haberler

Cumartesi Anneleri: 1000 Haftalık Kesintisiz Mücadele

Yayınlanma:

-

Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarını arama mücadelesinde 1000 haftayı geride bıraktı. Uzun süredir ablukaya alınan Galatasaray Meydanına, 1000. hafta münasebetiyle girişlere izin verildi.

Yoğun bir katılımın gözlendiği etkinlikte topluluk adına okunan açıklamada devletin, kayıpların hesabını vermesi istendi. Kayıp yakınlarının en büyük arzularının yakınlarının mezarlarına bir karanfil bırakmak olduğu ifade edildi. Çok sayıda kayıp yakınının yaptığı konuşmalarda ise kayıplardan sorumlu tutulan siyasetçi ve devlet görevlilerin yargılanması istendi.

1000. hafta etkinliği; son kayıp bulunana, son sorumlu yargılanana kadar mücadeleye devam edileceği vurgusuyla tamamlandı.

Devamını Okuyun

Videolar

Filistin İçin 1000 Genç: Gençleri Değil, Siyonist’i Yargıla!

Yayınlanma:

-

“Filistin İçin 1000 Genç” hareketi, tutuklanan üyeleri ve hükûmetin İsrail’le ticaretin kesilmesine dâir açıklamalarıyla ilgili olarak Beşiktaş’ta bir eylem düzenledi.

İngilizce ve Arapça konuşmaların da yapıldığı eylemde, önceki eylemlerde atılan sloganlar gerekçe gösterilerek tutuklanan 1000 Genç üyelerinin serbest bırakılması talep edildi.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Filistin İçin 1000 Genç” olarak aylardır “İsrail’le ticaret, Filistin’e ihanettir!” diyorduk. Filistin’e çelik, çimento, sebze ve meyve satan Türkiye sermayedarlarına ve buna mâni olmayan AKP iktidarına, “Siyonist soykırımın işbirlikçiliğinden vazgeçin!” diyorduk.

Önce 6 Nisan Taksim eylemimizden sonra 54 ürün grubunda ihracat yasaklandı. Bunun bizim mücadelemizin kazanımı olduğunu ve “Sadece 54 ürün grubunda değil, tüm kalemlerde süresiz ambargo” talebimizi ifade ettik.

Şimdi ise İsrail’le ithalat ve ihracat tamamen durduruldu. Bu hepimizin, İsrail’le devam eden ticareti durdurmaya yönelik sesi yükselten her iradenin kazanımıdır. Gururluyuz, sevinçliyiz ama aynı zamanda bir buruklukla buradayız. Zira bu adım çok daha önce, 35 bin insan hayatını kaybetmeden, Gazze yerle yeksan olmadan önce de atılabilirdi!

Yedi aydır devam eden bu ticareti iktidar trolleri türlü şekillerde savunurken bir gram utanmadılar. Yetmedi, “Ticareti kes!” talebimizi türlü iftiralarla yaftalamaya çalıştılar. Tutmadı, tutmayacak! Kirsiz, passız sözümüz onların kirli algı oyunlarını aştı.

Ancak unutmuyoruz ki bu yasak kalıcı değil. İsrail, Gazze’ye insani yardım girişine kalıcı izin verdiği takdirde ticarete devam edilecek. Hükümete sesleniyoruz: “İsrail’le ticareti kesintisiz bir şekilde sonlandırmak için neyi bekliyorsunuz? Siyonist varlığın haritadan silinmesi, Filistin’in nehirden denize özgürleşmesi için İsrail’i besleyen damarları, sürdürdüğünüz her türlü ilişkiyi derhal ve tamamen kesin!”

Hükümet, ticaretin devam etmesini istiyor ki şart olarak Siyonist orduların Gazze’den tamamen çekilmesini bile öne sürmüyor. AKP iktidarı, Gazzelilere insani yardımın ulaşmasını, ticaretin devamı için yeterli görüyor. AKP iktidarı, Gazzelileri insani yardıma muhtaç eden sebebi kökünden kazımak istemiyor. AKP iktidarı, işgalci İsrail’in Refah’ı bombalamasını, mülteci kamplarına saldırmasını değil; işbirlikçi sermayedarlarının işgalciyle en hızlı şekilde bir rant anlaşması yapmasını önemsiyor. En kısa sürede Türkiye sermayedarlarına çok kâr getiren ticareti yeniden başlatmaya bakıyor.

Biz, “Filistin İçin 1000 Genç” olarak kâr hırsını ve ticaret hacmini Filistin’in özgürlüğünün önüne koyan her türlü odakla mücadele etmeye ant içtik. Filistin özgür olana dek mücadelemiz sürecek!

Biz, “İsrail’le ticaret, Filistin’e ihanet!” dedik diye birileri rahatsız oldu. Hükümet, eninde sonunda geri adım attı, ticareti sonlandırdı. Ama bizim bu talebi en yüksek perdeden dile getirmiş olmamızdan ve attıkları hiçbir iftiranın tutmamasından rahatsız olanlar hınçlarını çıkartmaya çalışıyorlar.

“1 Mayıs’ta emekçiye Taksim yasaklanamaz!” diyerek Taksim’e yürüyen arkadaşlarımızın gözaltı süresi, “Filistin İçin 1000 Genç” üyesi oldukları sebebiyle uzatıldı. Gözaltı süresi boyunca “Filistin İçin 1000 Genç” olarak düzenlediğimiz eylemlere yönelik sorguya tabii tutuldular ve dün hâkim karşısına çıkarılan arkadaşlarımızdan 5’inin tutukluluğuna karar verildi.

Bu haksızlığı asla kabul etmiyoruz! 8 ay boyunca iktidara karşı Gazze halkını bu topraklara taşıyan arkadaşlarımıza Gazze halkının lehine işgalcinin aleyhine alınan bu kararın bedeli ödetilmeye çalışılıyor.

Yargılanan 5 arkadaşımız değil, topyekûn Filistin mücadelesidir; hapse mahkûm edilen 5 genç değil “İsrail’le ticaret, soykırıma ortak olmaktır!” diyen binlerce gençtir! Arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşana kadar durmadan mücadeleye devam edeceğiz! İktidar asla geri adım atacağımızı, ürkeceğimizi düşünmesin zira arkadaşlarımızın tutukluluğu bizi kamçılayan bir borç olacak, eskisinden daha büyük bir azimle meydanlarda olacağız!

İktidar, Filistin meselesinde iki yüzlü davranırken muhalefet, direnişin adına leke sürmeye çalışıyor. İBB başkanı ve muhalefetin liderlerinden biri olan Ekrem İmamoğlu, yabancı basına verdiği bir demeçte “Aksâ Tûfânı” harekâtını yürüten HAMAS’a yönelik terör örgütü söyleminde bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun şahsında tüm muhalefete sesleniyoruz: Sizin çapınız Filistin direniş örgütlerinin hiçbirini yaftalamaya yetmez! HAMAS da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de Siyonist işgale karşı meşru özgürlük mücadelesi veren onurlu savaşçılardır!

Son olarak; ABD, Avrupa ve dünyanın dört bir yanında üniversiteleri işgal ederek Siyonist işbirlikçi kurumlarla üniversitelerin ilişkilerini kesmesini talep eden öğrenci eylemlerini selamlıyoruz! Maruz kaldıkları polis şiddetini ve siyasal baskıyı tanıyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun, “Siyonistlerle ilişkileri kesin!” dediğinizde benzer bir sindirme politikasıyla karşılaşıldığını görüyoruz.

Biz de “Filistin İçin 1000 Genç” olarak ulus ötesindeki öğrenci arkadaşlarımızın sözünü buraya taşımak için kampüslerdeki eylemlerimizi artırıyoruz. Bu bağlamda Bursa Uludağ Üniversitesi’nde çadır kurma girişimimiz, alanda iktidara yakın STK’ların çadırları da bulunmasına rağmen keyfî şekilde engellenmiştir. Biliyoruz ki bizim orada olma ihtimalimiz dahî birilerini rahatsız etti. Bizim çadırımız diğer çadırların aksine, Türkiye akademisinin ilişkilerini kesmesini gündeme alacağı için üniversite yönetimi bize mâni olmaya çalıştı.

Siyonist işbirlikçilerinin bizden rahatsız olmasından gurur duyarız. Türkiye akademisi Siyonist destekçisi kurumlarla ilişkilerini kesene dek kampüsleri kalemiz belleyeceğiz.

Devamını Okuyun

GÜNDEM