Connect with us

Haberler

Fatih’te “İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet” Eylemi

Yayınlanma:

-

Direniş Çadırı’nın çağrısıyla 24 Mart pazar günü saat 14:00’te 31 ayrı şehirde eş zamanlı olarak gerçekleşen eylemlerin İstanbul halkası Fatih İtfaiye Parkında yapıldı.

Ozan Hayri Soyer’in açılış konuşması yapıp yönettiği eylemde topluluk adına açıklamayı Sacide Uras okurken eylem boyunca sık sık “Yaşasın Küresel İntifada, Nehirden Denize Özgür Filistin, İşbirlikçi İktidar İstemiyoruz, İsrail’le Ticaret Filistin’e İhanet, Vanaları Kapat Gemileri Bağla, Siyonistler Yenilecek Direnen Filistin Kazanacak, Hamas’a Selam direnişe Devam, Mazlumlar Tutsak İşgal Altında Yaşasın Küresel İntifada, Eli Kanlı Sermaye Hesap Verecek” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:

24.03.2024 Basın Açıklaması Metni

Bugün 24 Mart 2024. İsrail işgal güçlerinin, Filistin halkına uyguladığı aleni soykırımın 173. günündeyiz. İsrail, NATO üyesi devletlerden aldığı açık destekle tam 173 gündür Gazze halkını acımasızca katlediyor. İddialarına göre 6 aya yaklaşan bu saldırılar sonucunda yalnızca üç rehineyi kurtarabildiler ve direniş örgütleri hâlâ tüm Gazze şeridinde faaliyet yürütebiliyor. İşgal devleti, bu kesin askerî başarısızlığın hıncını sivil halka ölüm kusarak çıkarıyor!

Bugün mübarek Ramazan ayının on dördüncü günündeyiz. Ramazan başlamadan Gazze’de ateşkese ulaşma ümidi gerçekleşmedi. İsrail saldırganlığına herhangi bir dizgin vurulamadı. Şimdi, işgal devletinin hedefinde Refah var. Yüz binlerce insan Gazze’nin en güneyinde, sığınabilecekleri son yerde yani Refah şehrinde kaygıyla bekliyor. Katil Netanyahu, İsrail’e etkin bir müdahalede bulunulmamasının rahatlığıyla, Refah’a yönelik kapsamlı bir saldırının yolda olduğunu ilan ediyor.

İşgal devletinin mevcut stratejisi “Dahiye Doktrini” olarak bilinen bir kolektif cezalandırma yöntemine dayanıyor. Savunma bakanları, “insansı hayvanlarla” dövüştüklerini söylediği itiraf niteliğindeki beyanında, Gazze’ye gıda girişini engelleyeceklerini de duyurmuştu. O tarihten bu yana Gazze’ye çok az miktarda gıda maddesi girebildi. Bugün Gazze’de sıradan insanlar, kadınlar, çocuklar, bebekler İsrail tarafından kasten oluşturulmuş korkunç bir açlık kriziyle karşı karşıya!

Bizler Türkiye’de oruca niyet ediyoruz; Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü duyuyoruz. İftar sofralarımıza oturuyoruz; Gazze’de hayvan yeminden yapılan yiyeceklerle hayatta kalmaya çalışan insanları görüyoruz. Sahura kalkıyoruz; denize doğru atılan yardımların peşinde koşmak zorunda bırakılmış binlerce kişinin acziyetle çırpınışını izliyoruz. Her gün korkunç şekilde yaralanmış, feryat eden, yardım isteyen çocukların, kadınların, erkeklerin görüntülerini izliyoruz.

Yediğimiz sıradan yemeklerden, yaşadığımız mütevazı hayatlardan utanır olduk. Çocuklarımızın yüzüne bakmaktan haya eder, hicap duyar geldik.

Arkadaşlar!

Utanıyoruz çünkü ülkemiz, işgal rejimine hayat veren ticari ilişkileri sürdürüyor.

Bugün, Gazze halkı açlıkla mücadele ederken, işgal devletinin sebze ve meyve ihtiyacının %55’i Türkiye’den karşılanıyor.

Gazze’de kuvözdeki bebekler elektrik yokluğundan hayatını kaybederken, Zorlu Holding İsrail’e elektrik satmaya devam ediyor.

İşgal ordusunun uçakları Filistin halkının tepesine bombalar yağdırırken, İçdaş İsrail’in ihtiyaç duyduğu çeliği tedarik ediyor.

Gazze işgalciler tarafından yerle yeksan edilmişken, Limak ve Akçansa işgalin çimento ihtiyacını karşılıyor.

İsrail’in petrol ihtiyacının yüzde 60’ı Kazakistan ve Azerbaycan’dan sağlanıyor. Katil uçakların ve tankların depolarını dolduran bu petrol Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattı aracılığıyla Ceyhan’a taşınıyor. Ceyhan’dan da SOCAR tarafından İsrail’e naklediliyor.

Demir çelikten gıdaya, dikenli tellerden petrole kadar her türlü sektörü kapsayan bu kanlı, bu lânetli ticaret; işgale, insansızlaştırmaya, katliama ve soykırıma ortak olmaktır! İyi, doğru ve güzel tüm değerlere ihanettir! Affedilmez bir cinayet mesabesindedir!

Lütfen dikkat edelim: İsrail’le ticaretin kesilmesi sembolik bir tavır alıştan ibaret değildir. Yalnızca işgal devletine petrol sevkiyatının durdurulması dahî İsrail’i ateşkese zorlayacak en güçlü faktörlerden biri olacaktır. Bu sayede Siyonist savaş ve katliam makinesi tekleyecek, Direniş için güçlü bir hamle fırsatı oluşacaktır!

Bizler buradan tüm açıklığıyla ilan ediyoruz:

Bugün eğer İsrail’le ticaret devam ediyorsa bunun sorumlusu siyasi iktidardır.

Siyasi iktidar, en azından Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği ara kararı gerekçe göstererek, İsrail’le Türkiye arasındaki ticareti bir an önce bitirmek zorundadır.

İşgal devletinin soykırımcı saldırganlığını dizginlemenin en önemli ayaklarından biri budur!

Bugüne kadar “Biz kazanırsak, Gazze sevinecek!” diye oy toplayanların, bugün “Ne yapalım, gücümüz yetmiyor!” diye yazıklanmalarını kabul etmiyoruz! Siyasi iktidarın en azından İsrail’e yardım ETMEMEYE gücünün yeteceği konusunda hiçbir şüphemiz yok.

Ticareti bile kesmeyenlerin, yerel seçimlerde propaganda yaparken Gazze’yi dillerine dolamalarının utanç verici olduğunu vurguluyoruz. Bu kadarı artık hem Filistin halkının hem de bizlerin aklıyla alay etmektir.

Gazze’de yaşanan can pazarını istismar etmek, sömürmek ve politik amaçlarına ulaşmak için kullanmak kimsenin harcı değildir. Hele de siyasi iktidarın, Gazze’yle ilgili ağzını açabilmesinin ön koşulu İsrail’e destek vermeyi kesmek, yani İsrail’le ticareti sonlandırmaktır.

Bizler 10 Mart’ta 30 ayrı şehirde bu çağrımızı dile getirmiştik. Bugün de meydanlardayız. Her gün daha da kalabalıklaşarak, daha fazla şehirde mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz!

Dünyanın her yerinde, onurlu insanlar olarak, özgür insanlar olarak İsrail’i köşeye sıkıştırmak, emperyalizmin koruması altındaki Siyonist saldırganlığı püskürtmek için elimizden geleni ardımıza koymayacağız!

Bugün, 10 Mart’ta ifade ettiğimiz taleplerimizi yeniden haykırıyoruz:

İlk olarak, İsrail’le ticarete kesin bir son verilmelidir. İsrail her açıdan kaskatı bir boykot duvarıyla çepeçevre sarılmalıdır. Ticaret, diplomasi, eğitim, sanat, spor, sağlık, akademi gibi hayatın her alanında İsrail’e geçitsiz ve tavizsiz bir abluka uygulanmalıdır.

Tüm dünyanın bu ablukaya iştiraki için kapsamlı ve istikrarlı bir diplomatik çalışma yürütülmelidir.

İkinci olarak, Gazze’nin her yerine kesintisiz ve yeterli insani yardım ulaştırılması sağlanmalıdır. Gazze halkı göz göre göre açlıktan ölmeye terk edilmemelidir.

Son olarak ülkemiz, İsrail’i koruyan ABD’nin ve NATO’nun etkisinden kurtarılmalıdır. Kürecik Radar Üssü kapatılmalıdır. İncirlik Üssü’ndeki ABD askerleri ülkelerine gönderilmelidir. Bu ülkede, soykırım destekçilerinin askeri güçlerine yer bulunmamaktadır.

Sabrımız tükendi! Durmaya takatimiz yok! Ertelemenin, örtmenin, tevil etmenin, izaha yeltenmenin vakti artık bitti!

Kınamalar yeterli değil! Gazze’ye yönelik soykırım hakkında saydığımız somut, fiili, etkili ve gerçek adımlar atılmak zorundadır.

Bizler bu taleplerimizin takipçisi olacağız. Bu taleplerimiz hayata geçirilmedikçe, dalga dalga büyüyecek, biner biner artacak ve iki elimizi siyasi iktidarın ve kanlı, işbirlikçi sermayedarların yakasından ayırmayacağız.

Bugün İsrail’e, dolayısıyla emperyalizme karşı direnmek, İslami, ahlâki, vicdani ve insani açıdan en temel ödevlerden biri haline gelmiştir.

Gazze’nin direnen halkı başta olmak üzere, İsrail’e ve destekçilerine karşı direnen herkesi saygıyla selamlıyoruz.

Cenâb-ı Allah’tan hepimizi, nehirden denize, özgür ve huzur dolu bir Filistin’de buluşturmasını niyaz ediyoruz.

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

NATO Zirvesine Karşı Beşiktaş Nöbeti: NATO’nun Askeri Olmayacağız

Yayınlanma:

-

Ankara’da 36.sı yapılması plânlanan NATO zirvesine ve zirve nedeniyle Ankara’ya geleceği söylenen Trump’a karşı protestolar devam ediyor.

Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Özgür Yazarlar Birliği de 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan söz konusu organizasyona karşı sürdürdükleri nöbetlerinin dördüncüsünü 01 Temmuz 2026 Çarşamba günü Beşiktaş İskele (Barbaros) Meydanında yaptılar. Eylemde, Türkiye’nin NATO üyeliğini sonlandırması, NATO zirvesinin iptal edilmesi talep edildi ve Kürecik Radarının ve İncirlik üssünün kapatılması istendi. Ayrıca Beykoz’a kurulacak NATO Deniz Unsurları Komutanlığı ile Adana’da konuşlandırılacak NATO kolordusu protesto edildi, bu üslerin işgali pekiştirdiği savunuldu.

İran ve Gazze’deki katliam ve yıkımın baş sorumlusu olan Büyük Şeytan ABD’nin başkanı katil ve sapkın Trump’ın Ankara’ya gelmesinin bütün bir memleket adına utanç verici olduğu dile getirilen açıklamada halkın bu utanca karşı ayağa kalkması istendi ve NATO zirvesi nedeniyle Ankara’nın yasaklarla bir hayalet kente çevrildiği kınandı.

Eylemde okunan açıklamada NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamalara da değinildi ve şu sözlere yer verildi:

“Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılması plânlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da, sabah erken saatlerde çok sayıda eve baskın düzenlendi.

Ankara Valiliğinin zirve kapsamında aldığı yasak kararlarının ardından yapılan operasyonlarda NATO protestoları örgütleyeceği düşünülen 200’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yine geçtiğimiz gün Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katıldığı NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto eden en az 100 NATO karşıtı, göz altına alındı.

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu baskınlar, NATO’ya dikensiz bir gül bahçesi sağlama operasyonudur!

İnsanlığa ölüm, yıkım ve savaş dışında hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı çıkanları susturmak istiyorlar. Efendilerine tek bir ses dahî yükselmesin diye ve halkların katillerini kırmızı halılarla karşılayıp rahatça ağırlayabilmek için baskı ve gözaltılarla ön almaya çalışıyorlar.

Ancak bilmeleri gereken bir şey var: Görülmemiş güvenlik tedbirleriyle, gözaltılarla, baskı ve operasyonlarla NATO karşıtı mücadeleyi durduramayacaklar.

Mazlum ve mustazaf halkların kanı üzerinden kurulan savaş politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. NATO’ya da onun işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz!”

Eylem boyunca, “NATO’cu AKP Hesap Verecek, Bu zirve yapılmayacak/ TRUMP-NATO defolacak/ ABD NATO üsleri/ Hemen şimdi kapanacak, NATO’nun Savaş Üssü Olmayacağız, Katil NATO-Katil Trump, NATO’nun Askeri Olmayacağız, NATO’dan Çıkılsın Üsler Sökülsün, NATO’yu Parçala NATO’dan Hemen Çık, NATO İşgal Örgütüdür, Katil NATO Beykoz’dan Defol, Katil Trump Türkiye’den Defol, Katil NATO Türkiye’den Defol, NATO Zirvesi İhanettir, Anadolu NATO’ya Mezar Olacak!”” sloganları atıldı, tekbir getirildi.

Eylemin video kaydı, linkten takip edilebilir.

Facebook bağlantı linki

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Mehmet Ali Başaran’dan Yeni Anlatı: “Uzun Bir Cumartesi”

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran’ın “Uzun Bir Cumartesi” adlı kitabı okuyucuyla buluştu. Otobiyografik bir hat üzerinde ilerleyen anlatı, en az 25 yıllık bir arka plâna sahip. Aynı zamanda avukat olan Mehmet Ali Başaran, bu kitapta kendine ve okuruna adeta ifade verir gibi geçmişin bir muhasebesini yapıyor.
Kitabın arka kapak yazısı ise şöyle:
“Mehmet Ali Başaran hukuk ve edebiyatın kestiği yerlerde çiçeklenen hikâyelerle çıkıyor okurun huzuruna.
Bazen tek başına bazen sanıklarla yan yana. Bu, bir yazarın büyüme yolculuğu aynı zamanda.
“Uzun Bir Cumartesi” başta hikâye, deneme ve röportaj olmak üzere farklı anlatı türlerinden oluşuyor. Yazar; öğrenci evlerinden üniversitelere, eylemlerden cezaevlerine, arka sokaklardan ıssız sapaklara geçip gidiyor. Okuru, Türkiye’nin yakın tarihinden kendi hafızasının kıyılarına uzanan bir atlı gezintiye davet ediyor.
Türkiye’de yargılanıyorsanız şüpheden genellikle devlet yararlanır. Bir Mehmet Ali Başaran kitabına yaslanıyorsanız şüpheden de şiirden de özellikle siz yararlanırsınız.”
“Uzun Bir Cumartesi”, Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) tarafından yayımlanıyor ve 450 sayfadan oluşuyor.
YeniPencere

Devamını Okuyun

Haberler

Mısralara Yaslanan Bir Yol Haritası: Ahmet Örs’ün Şiir Tahlilleri Kitabı Çıktı

Yayınlanma:

-

Sitemiz yazar ve editörlerinden Ahmet Örs’ün “Şairi Devrime Çağırmak-Şiir Tahlilleri” kitabı, Tasfiye Kitaplığı tarafından yayımlandı.

Kitapta tahlilleri yapılan şiirler, şairleriyle birlikte şu şekilde sıralanıyor:

İsmet Özel – “Muş’ta Bir Güz İçin Prelüdler” ve “Aynı Adam”,

Cahit Külebi – “Tokat’a Doğru”,

Ece Ayhan –  “Meçhul Öğrenci Anıtı”,

Erdem Bayazıt – “Sürüp Gelen Çağlardan”,

Ali Emre – “Nuh’un Dağa Çıkan Oğlu İçin Takdir Belgesi”,

Necip Fazıl Kısakürek – “Destan”,

Fazıl Hüsnü Dağlarca – “Siyah ve Karanlık”,

Yahya Kemâl – “Rindlerin Akşamı”,

Metin Önal Mengüşoğlu’nun – “Babam, Köylüler ve Tren”,

Mustafa Celep – “Mecburi İstikamet”,

Yavuz Bülent Bâkiler, “Sivas’ta Yoksul Çocuklar”,

Rıfat Ilgaz – “Alişim”,

Nazım Hikmet – “Kerem Gibi”,

M. Sadi Karademir – “Savaş Uçakları Yuva Yapmazlar”.

Bu şiirlerin tahlillerinin yanı sıra kitapta, iki de şiir eleştirisi var:

“Sosyal Adalet Söyleminin “Erbain”deki Evrimi” ile “Erdem Bayazıt Şiirinde Şehir: Madenî Böğürme”.

Kitabın girişinde ve arka kapağında ise şu kısa izah yer alıyor:

MISRALARA YASLANAN BİR YOL HARİTASI

On dört şairi, hayatı kıskıvrak yakalama niyetindeki şiirleriyle ağırlayan bu kitap; evet, üst başlığı ile kendine devrimci bir alan açmak amacındadır edebiyat âleminde: Bir “Direnen Edebiyat” meydan okumasıdır bu! “Şairi Devrime Çağırmak”, şiir tahlillerini her iki cenâhı da gözeterek yapmak, o maksadı işaret etmektir aynı zamanda!

YeniPencere

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x