Connect with us

Haberler

Kürtçe Yasaklarına Yeni Halka

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği, Eğitim İlke-Sen, TOKAD, Sağlık İlke-Sen ve Tasfiye Dergisi, İBB Şehir Tiyatrosunda gösterilecek Kürtçe tiyatro oyununun Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı tarafından yasaklanmasıyla ilgili olarak ortak bir açıklama yayımladı.

Açıklama şu şekilde:

Kürtçe Tiyatronun Yasaklanması Skandaldır, Hakikate Meydan Okuyan Bir Hadsizliktir!

Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunda sahnelenecek Kürtçe tiyatro oyununu gösterime kısa süre kala yasaklamıştır.

Bu yasaklama kararı Kürtçe’nin maruz kaldığı asırlık baskıların son halkalarından biridir, tam bir skandaldır, izahı imkânsız bir hadsizliktir! Asla kabul edilemez!

Her şeyden önce herkese şu ilâhî hakikati bir kez daha hatırlatıyoruz: Diller Allah’ın ayetleridir, yasaklanıp yok sayılmaları ilâhî iradeye meydan okumaktır, hakikati reddetmektir.

Ülkemizde son yıllarda tekrar boy veren, serpilip irileşen şoven tutum ve politikalar kendini Kürt mevsimlik işçilere saldırı ve linç, Kürtçe konuşan emekçilere meydan dayağı, zaten kamusalda yasaklanmış Kürtçe’nin özerk alanlardan da dışlanması şeklinde gösteriyor.

Gaziosmanpaşa Kaymakamlığının bu kararı biriken zulümlerin, acıların üzerine tuz biber ekmiştir.

Aydınlık’tan Yeni Akit gazetelerine kadar faşizmde buluşan geniş yelpazeye ve yasakçı ulus-devlet dayatmalarına karşı haktan, adaletten ve en nihayetinde Allah’ın ayetlerinden yana durmak gerekiyor.

Dilleri yasaklamak insanı yasaklamak demektir. İnsanın yasaklandığı yerde hayat ölür. Halklar çorağa terk edilir. Yaşama umudu ve coşkusu kaybolur. Kötülük, varlığın üzerine kalın bir tabaka hâlinde çöker.

Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:

Bu hoyratlıklardan vazgeçin. Yasaklarla kötülük tohumları ekip durmayın. Hayatı halklara zindan etmeyin. Barış, kardeşlik ve dayanışma iklimini yok etmek kimsenin menfaatine değildir. Kaos ve karmaşa kötülüğünü kendi ellerinizle ikame etmeyin!

Yapılması gereken bellidir: Özür dileyerek farklı dilleri baskılayan yasakları kaldırmak! Elbette bütün alanlarda: Eğitimde, sağlıkta, mescitte, ulaşımda, çarşı-pazarda, levhalarda, her yerde!

Sadece tek bir kişi konuşsa dahî bütün diller korunmalı, sosyal hayatta yer bulmalı, kendilerine ihtiramda bulunulmalıdır. Toplumsal barış ve huzurun öncelikli şartlarından biri budur.

Rabbimizin yaratıp düzene soktuğu yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak en büyük günahlardandır! İfsad değil ıslah cephesinde yer almak insanın temel yükümlülüğü olmalıdır.

Yasak, baskı, gerilim politikalarından halkımız bıkıp usanmıştır.

Bilinmelidir ki bu yanlışlarda ısrar ederek karanlığı derinleştirmeye çalışanlar halkımız nezdinde ve Rabbimiz katında kaybedeceklerdir!

ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ / EĞİTİM İLKE-SEN /  TOKAD / SAĞLIK İLKE-SEN / TASFİYE DERGİSİ

 

Tıklayın, yorumlayın
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Haberler

ÖYB’de “Cezaevinde Yazar Olmak” Programı

Yayınlanma:

-

Özgür Yazarlar Birliği’nin tertip ettiği “Cezaevinde Yazar Olmak” söyleşisi Avukat Mehmet Ali Başaran moderatörlüğünde 14 Şubat 2026 Pazar günü yapıldı.

Programın konukları Nevzat Güngör ve Eyyüp Bozkurt, cezaevi gerçeği çerçevesinde konuştular ve yazarlık tecrübelerinin cezaevi süreçlerinde nasıl şekillendiğini dinleyenlerle paylaştılar.

Mahpusların hem duygu dünyalarının hem de sosyal çevrelerinin uzun yıllar boyunca süren tutukluluktan nasıl etkilendiğinin ve devletin rolünün ve hukuk sisteminin tartışılıp konuşulduğu programı, video kaydından takip edebilirsiniz.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

M. Ali Başaran ve Ahmet Örs ile Yeni Romanları Hakkında Söyleşi

Yayınlanma:

-

Yeni Pencere yazar ve editörlerinden Mehmet Ali Başaran ve Ahmet Örs, yeni yayımlanan romanları çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı bir söyleşi ve imza programında bir araya geldiler.

Mehmet Ali Başaran, 2025 yılının Kasım ayında yayımlanan “272-Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” adlı romanı; Ahmet Örs ise 2026 Ocak ayında yayımlanan “35C” romanı hakkında Nazlı Nesibe Kılıçoğlu’nun sorularını yanıtlayıp edebiyata yükledikleri anlam çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular.

Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşinin sonunda yazarlar, kitaplarını imzaladı.

Program, video kaydından takip edilebilir.

Haber: Şilan Deniz

Devamını Okuyun

Haberler

Sağlık İlke-Sen’den Tuğba Tanık Açıklaması: Sosyal Güvenlik Temel Haktır!

Yayınlanma:

-

İlkeli Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Çalışanları Dayanışma Sendikası (Sağlık İlke-Sen), nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden ve bir kutusu 700 bin liraya yakın olan ancak SGK ödeme listesinden çıkarılan ilacı için verdiği hukuk mücadelesini AYM’ye taşıyan 23 yaşındaki Tuğba Tanık’la ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde: 

Nadir görülen kronik bir hastalık olan “Nörofibromatozis Tip 1”den mustarip 23 yaşındaki Tuğba Tanık’ın bugüne kadar SGK tarafından karşılanan ilacı Koseluga’nın temini, Sağlık Bakanlığı’nın onayına rağmen SGK tarafından reddedilmiştir. Mevcut kapitalist yağma düzeninin bir gereği olarak astronomik fiyattan satışa sunulması sebebiyle, Türkiye’de söz konusu hastalıkla mücadele eden kişilerin bu ilacı kendi imkânlarıyla temin etmesi fiilen olanaksızdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, özü ve rûhu gereği bu ve benzeri ilaçları ihtiyaç sahibi herkes için erişilebilir kılmak gibi mukaddes bir vazifeyle yükümlüdür. Haddizatında sosyal güvenlik, bir toplum hâlinde yaşayabilmeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Zira kardeşçe yaşayabilmemiz, aramızdan birinin başına beklenmedik bir musibet geldiğinde hepimizin onu makul şekilde destekleyeceğine dâir inancımızla ilişkilidir.

Buna rağmen neoliberal politikaların etkisiyle SGK’nın gitgide kâr etmesi gereken bir şirket gibi işletildiğine tanık olmanın derin üzüntü ve öfkesiyle doluyuz. EYT’yle ilgili düzenlemeden sonra emekli maaşlarının “emekli harçlıklarına” çevrilmesi sonucunda yüz binlerce ileri yaştaki insanımız, çok ağır imtihanlarla karşı karşıya bırakılmış, adeta kulu kula kul etmenin maddi koşulları inşa edilmiştir.

Buna benzer şekilde sıklıkla daha önce SGK tarafından ödemesi yapılan kritik ilaçların ödenmediğine şahit oluyoruz. Nitekim, bu trend hepimizin ülkenin tüm meydan ve caddelerinde sürekli “ilaç için yardım taleplerine” tanık olmamıza yol açıyor. Bu güvencesizleştirme insanların onur ve haysiyetlerine sistematik bir saldırı niteliği taşıdığı gibi, bu yolla kula kulluğun maddi zeminini de büyütüyor. Tüm bu hengâmede, sosyal güvenlik hakkı târumâr edilirken biraz daha iktisadî imkânı olanlara ise el altından kendi tedbirlerini almaları salık veriliyor. Biraz gelir elde edebilenler, gemilerini kurtarmak için bireysel emeklilik sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları gibi kapitalist piyasanın tiksindirici “ürünlerinin” insafına havale ediliyorlar.

Onurlu, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşam için sosyal güvenlik hakkına yönelik saldırılara hep birlikte göğüs germek mecburiyetindeyiz. Nadir hastalığı için kullandığı ilacı temin edilmeyen Tuğba Tanık, olağan dava yolları sonuçsuz bırakıldığı için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuru aracılığıyla bu hakkını aramaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Mevcut politik eğilimleri değil, adaletin gereklerini esas almakla mükelleftir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kısıtlayıcı uygulamalarından derhâl vazgeçmelidir!

Sağlık İlke-Sen olarak, kimseye el açıp yalvarmadan, birbirimizle onurlu bir dayanışma ilişkisi içinde yaşamamızı sağlayan kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumsallaşmasının önemini şiddetle vurguluyor, vurgulamaya gayret ettiğimiz ilkeleri şahsında sembolleştiren Tuğba Tanık kardeşimizle ilgili sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Devamını Okuyun

GÜNDEM

0
Would love your thoughts, please comment.x