Yazılar

Almanya’da Yeni Bir Dönem Başlarken

Yayınlanma:

-

16 yıllık Merkel iktidarından sonra Almanya’da Sosyal Demokratların başını çektiği yeni bir koalisyon hükümeti kuruldu. SPD (Sosyal Demokrasi Partisi) ile beraber Die Grüne (Yeşiller) ve FDP (Özgür Demokratlar Partisi)  koalisyonun diğer ortakları oldu. Bu birleşime ‘Trafik Lambası Koalisyonu’ deniliyor. Trafik lambasındaki her rengin (kırmızı, yeşil, sarı) bir partiyi temsil etmesinden dolayı… İsminden de anlaşılacağı gibi çok renkli bir hükümet kuruldu.

Aslında hükûmeti kuran parti sol (kırmızı) olduğu halde diğer ortağı Liberal FDP (sarı) ve bir diğeri de çevreci parti Die Grüne (yeşil) olması Almanya’da siyasal gelenek açısından çok şaşılası bir durum değil. Tek parti, tek renk, güçlü lider, hızlı karar alma vb. söylemler olumsuz bir durum ve sonuç olarak algılanıyor. Tabi bunu belirleyen en büyük sebep Almanya’da bütün gücü eline alan tek adam rejimi Hitler faşizminin getirdiği yıkım ve acılar… Bu tecrübe her zaman çok partili ve çok renkli hükûmetlerin kurulmasının gücün bölüşülmesi ve farklı seslerin her zaman bir arada olmasını mümkün kılıyor ve bu isteniyor. Bu gelenek yıllardır böyle sürmeye devam ediyor. Mesela şimdi hükûmeti kuran SPD, bir önceki Merkel hükûmetinin koalisyon ortağıydı. Yani herkes herkesle bir arada olmanın koşullarını arayıp ortak bir zeminde buluşmanın yollarını arıyor. Ama bu konuda tek bir istisna var, o da aşırı sağ yani şu an onu temsil eden AFD ile hiçbir partinin koalisyon görüşmeleri için aynı masaya oturmaması. (Aynı şekilde mecliste de yan yana oturmak istemiyorlar.)

Tercih edilen bu siyasi gelenek farklı siyasal oluşumları bir araya getirip ortak bir noktada buluşmak için uzun soluklu müzakereleri zorunlu kılıyor. Bu yüzden hükûmet kurulma süreleri 6 aya kadar çıkabiliyor.

Kurulan yeni hükûmette bir taraftan Yeşillerin çevre ile ilgili vaatleri, Sosyal Demokratların, alt gelirli kesim ve zenginlere dönük yeni düzenleme talepleri ve Liberallerin sermayeye dönük savunmacı duruşu aynı masa etrafında buluşan üç partinin ortak bir metin üzerinde anlaşmaya çalışırken en çok zorlandıkları konular oldu.

Bu zor sürecin ardından partiler belli konularda kazanımlar sağlayarak ve geri adımlar atarak ortak bir metinde anlaşmış oldular.

Birkaç örnek vermek gerekirse: SPD’nin zenginlere getirmek istediği varlık vergisi Liberallerin vetosuna takıldı. Bu onlar için bir kırmızı çizgiydi. Ama saatlik asgari ücretin 10 Euro’dan 12 Euro’ya çıkarılması ise önemli bir adım olarak görülebilir.

Bir önemli adım da aşırı kira artışına dönük belli oranlarda üst kira sınırının getirilmesi ve kira artışını frenlemek için yeni konut inşa edilmesi anlaşma konuları arasında gösterilebilir.

Ekonomi-politik açıdan çok olumlu bir tablo olmasa da bir diğer önemli konu olan göçmenler ve göç etmek isteyenler açısında pozitif bir tablo olduğunu söyleyebiliriz.

Öncelikle Almanya’da yaşayan yabancıların yasal durumlarının iyileştirilmesi ve buna mukabil vatandaşlığa geçişin daha da kolaylaştırılması… Yani bir anlamda göçün daha şeffaf ve kolay olmasına ve uyum süreçlerine desteğin artırılmasına dönük güçlü bir dönüşüm söz konusu.

Bir diğer önemli seçim malzemesi ise Yeşillerin ana teması olan iklim değişimi başlığıydı. Burada da kısa ve radikal bir değişim olmamakla beraber uzun süreli bir zamana yayılan reformlardan söz edebiliriz. En önemlileri belli bir tarihe kadar nükleer tesislerin tamamen kaldırılması ve elektrikli otomobillere geçilmesi.

Hamburg eski belediye başkanı olan SPD lideri  Olaf Scholz’un başbakanlığında  kurulan kabinedeki tanıdığımız iki bakan Cem Özdemir ve Claudia Roth ise Yeşiller listesinden kendilerine yer buldular.

Sonuç itibariyle biraz sol, biraz liberal ve biraz da çevreci bir hükûmet portresi çizebiliriz. Sağın Avrupa’da ve dünyada yükseldiği bu süreçte Almanya gibi önemli bir ülkedeki yeni siyasal süreç daha merak uyandırıcı bir durum olarak görülebilir.

M. Salih Kaya, Almanya

Tıklayın, yorumlayın

GÜNDEM

Exit mobile version