Yazılar

Batı Göğünde Beliren Tehdit-III: YZ Tanrısı Bulutta Uyur: Ekonomiden Siyasete Dijital Platformların Yükselişi – Dilaver Demirağ

Yayınlanma:

-

Bu noktada kasırgaya dair yeni bir sahneyi açmak istiyorum. Bundan 13 yıl önce yazdığım Anarşizm: Unutulmuş Olanı Hatırlamak kitabında distopik bir dünyaya adım attığımızı söylemiş ve Bülent Somay’dan bir alıntı yapmıştım. O alıntıyı tekrar yapmak istiyorum:

“Var olan egemen düzen –feodal düzen, kapitalist düzen, adını nasıl koyarsak koyalım– hâkim sınıfların bize var olan yapıyı gösterme biçimi, burnumuzun dibine getirip koyarak olur. Biz hipermetrop olduğumuz için odaklayamayız, anlayamayız ne olduğunu. Yani bizden gizlemek istediği şeyi hâkim düzen, çok yakına getirir. Çok yakına getirdiği için de biz onu net olarak anlayamayız.”

Bugün olan şey, tam olarak budur. Bilimkurgu, özellikle de distopya denen ve ütopyanın tam tersi olan –karanlık, baskıcı ve teknoloji yoluyla kurulan hâkimiyet biçimlerini, ultra-totaliter siyasî yapıların tüm toplumsal hayatı denetim altında bulundurduğu düzenleri anlatan– edebiyat ve film türündeki olaylar, öngörüler bugün gerçekliğe dönüşmüş durumda.

Platform kapitalizmi adı verilen ve çeşitli dijital altyapıların kullanıldığı bu kapitalizm evresinde dünya ekonomisi de katmanlaşarak giderek daha fazla dijitalleşiyor. Bugün ilk trilyoner olmaya aday hatta SpaceX hisseleri sert bir düşüş yaşamasa dünyanın ilk trilyoneri yani dünyanın en zengin kişisi olacak kişi, bir dijital teknoloji yatırımcısı olan Elon Musk. Zaten onu da diğer teknoloji milyarderleri takip ediyor!

2025 yılı itibarıyla dünyanın en değerli şirketleri listesine baktığımızda, tablonun tamamen dijital teknoloji şirketlerinin egemenliğinde olduğunu görüyoruz. Bu, sermayenin ve yatırımcı güveninin nerede toplandığının en net göstergesi.

2025 yılında piyasa değeri sıralamasında ilk 10’da yer alan şirketlerin neredeyse tamamı teknoloji sektöründen. Örneğin yapay zekâ ve yarı iletken alanındaki atılımlarıyla NVIDIA, yaklaşık 5 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşarak zirveye oturdu. Onu sırasıyla Microsoft, Apple, Alphabet (Google) ve Amazon gibi devler takip ediyor.[1]

Bu durum o kadar belirleyici ki “Muhteşem Yedili” olarak adlandırılan Alphabet, Amazon, Apple, Meta, Microsoft, Nvidia ve Tesla şirketlerinin toplam piyasa değeri, ABD’nin en önemli borsa endeksi olan S&P 500’ün üçte birini oluşturuyor.[2] Uluslararası Para Fonu (IMF), bu yoğunlaşmanın 1999’daki dot-com balonu döneminden bile daha yüksek olduğunu belirtiyor. Yani, dünya ekonomisinin kalbi olan ABD borsasının sağlığı, bu bir avuç teknoloji şirketine bağlanmış durumda.

Dijital ekonominin etkisi sadece borsayla sınırlı değil. Onun toplam ekonomik üretim (GSYH) içindeki payı da hızla artıyor. Küresel dijital ekonomi, 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 28 trilyon dolarlık devasa bir hacme ulaşarak Dünya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) %22’sini oluşturmaktadır. Yapay zekâ, bulut bilişim ve dijital platformların ivme kazandırdığı bu alan, geleneksel küresel ekonomiden üç kat daha hızlı büyümekte! Microsoft, Apple, NVIDIA, Alphabet (Google), Amazon ve Meta gibi dev şirketlerin her birinin tek başına piyasa değeri 1 ila 4.7 trilyon dolar arasında değişmektedir. Sadece en büyük 5-6 teknoloji şirketinin toplam piyasa değeri; Almanya, Japonya veya Hindistan gibi dünyanın en büyük millî ekonomilerinin yıllık GSYİH üretimini geride bırakmaktadır. [3]

Sadece 2024 yılında Silikon Vadisi’ndeki girişimler 90 milyar dolar risk sermayesi çekti. Bu rakam, ABD genelindeki toplam yatırımın %57’sine denk geliyor. Yatırım sermayesi, geleceğin nerede kurulacağına dair en açık işareti verir ve bu işaret açıkça teknoloji şirketlerini göstermektedir.

OpenAI’ın önümüzdeki sekiz yıl için yaklaşık 1.4 trilyon dolar tutarında yatırım taahhüdünde bulunması veya Google’ın yapay zekâ altyapısına yılda 90 milyar doların üzerinde yatırım yapması, bu şirketlerin sadece bugünün değil, yarının dünya ekonomisinin de mimarları olacağını gösteriyor.[4]

Dijital şirketler (özellikle “AI Fabrikaları” olarak anılanlar), yalnızca ekonominin en değerli parçaları değil, aynı zamanda onu yönlendiren ana dinamikler hâline geldi. 20. yüzyılda petrole sahip olmak nasıl jeopolitik ve ekonomik gücün belirleyicisiydiyse 21. yüzyılda bu gücün yarı iletkenlere, veri merkezlerine ve yapay zekâ teknolojilerine sahip olan şirketlerin ve ülkelerin elinde toplandığını söylemek abartı olmaz.

Bunun siyasete yansıması da gecikmedi ama bu, büyük oranda Silikon Vadisi sermeyesine dayanan ve küreselci liberalliğin temsilcisi Demokratlara değil de milliyetçi Trump’a nasip oldu. Kuşkusuz onların Trump’ın yemin konuşmasında tesbih boncukları gibi dizilmeleri bu saydığım devlerin akıl hocası hatta gurusu Thiel sayesinde oldu. Trump da onları Çin’in rekabetinden koruyarak ve bu teknolojiyi savaş sanayisinin adeta kalbine yerleştirerek ekonomik olarak destekledi.

 

İlk defa Trump döneminde teknoloji şirketi yöneticileri askerî rütbe de kazandı. Trump; Meta, Palantir, OpenAI ve Thinking Machines Lab yöneticilerini Pentagon bünyesinde ihdas edilen ABD Ordusu Yedek Kuvvetleri bünyesinde yeni kurulan ve “Yönetici İnovasyon Kolordusu” (Executive Innovation Corps) adı verilen özel bir birliğe atadı. Bu birim, yapay zekâ destekli otonom silahlar üzerinde çalışıyor. Bu isimler, tam zamanlı cephe askeri değiller; yılda en az 120 saat (uzaktan da olabilecek şekilde) orduya danışmanlık yapıyorlar. ABD ordusunun resmî açıklamasına göre amaç, ticarî teknoloji dünyasındaki yapay zekâ ve yazılım kabiliyetlerini, askerî inovasyon hızını artırmak için doğrudan Pentagon’un kalbine entegre etmek.[5]

Bu yöneticilerin çalıştığı şirketlerin (özellikle Palantir ve OpenAI) Pentagon’la hâlihazırda milyonlarca dolarlık askerî yapay zekâ sözleşmeleri bulunuyor. Şirket yöneticilerinin aynı zamanda ordu üniforması taşıması, yeni askerî ihalelere de kapı açmış oluyor.

Mevcut tekno-faşist ve neoliberal elitler, şirketlerin dünyayı yönettiği çoğunluğun bir kısmının gereksiz bulunduğu bir vahşî cangıl arzuluyor. Bunun gerçekleşebilmesinin önünde ise güçlü dirençler var: İran, Çin ve Rusya; bu pürüzsüz nizam için mekânı engebeli hale sokan aktörler. Kuzey Kore, Hindistan, Pakistan vb. başka aktörler de bu ABD merkezli dünyaya meydan okuyorlar. Tüm bunları yola getirecek tek şey ise savaş! Tabii bu savaş, öncekilerden farklı olarak elitler nezdinde fazlalık ve bir tür posa olarak görülenleri hedef alıyor. Yani elitlerin düşlediği pürüzsüz dünya için esas deccal, demokrasi. Biçimsel bile olsa, artık iyice paçavraya dönmüş bile olsa demokrasi, gereksiz bir yük! O yüzden yeni manifesto; empati, çoğulculuk vb. kavramları bir yavaşlatıcı, ayak bağı olarak görüyor. Onlara göre dünyada efendiler ve köleler, güçlüler ve zayıflar var. Zayıflar, ya yok olacak ya da fayda sağlayacak; başka bir şeye gerek yok. Sert güç dedikleri de bu!

İşte bu egemenlik modeli artık şirketokrasi hatta konglemera –yani dev şirket tarzı bir egemenliği, yeryüzü karteli diyeceğimiz bir evreyi– işaret ediyor. Yeryüzü karteli, sınırların olmadığı bir dünyada bir şirketin tüm yeryüzünü ve onun ekonomik kaynaklarını kendi tekeline alması demek.

Bu yazı elbette burada son bulmuyor. Devam edecek iki yazıda Thiel ya da “teknoloji milyarderleri”nin bize nasıl bir dünya sunmak istediklerini anlatmaya devam edeceğim. İşin distopya kısmı da burada zaten.

Dipnotlar: 

[1] Top 10 Largest Tech Companies in The World by Market Cap in 2025 (2025 Yılında Piyasa Değerine Göre Dünyanın En Büyük 10 Teknoloji Şirketi) Forbes İndia: https://www.forbesindia.com/article/explainers/top-tech-companies-world-market-cap/95180/1

[2] Faisal İslam, The Contradiction At The Heart Of The Trillion-Dollar AI Race (Trilyon Dolarlık Yapay Zekâ Yarışının Merkezinde Yer Alan Çelişki) BBC: https://www.bbc.com/news/articles/cvgvynlxqdyo

[3] Ertan Barut, Dijital Ekonomi 28 Trilyon Dolara Koşuyor: https://www.dunya.com/kose-yazisi/dijital-ekonomi-28-trilyon-dolara-kosuyor/829640

[4] Top 10 Largest Tech Companies in The World by Market Cap in 2025

[5] Tech Executives Commissioned as Senior Army Officers Won’t Recuse Themselves from DoD Business Dealings  (Ordu’da üst düzey subay olarak atanan teknoloji sektörü yöneticileri, Savunma Bakanlığı’nın işlerinden çekilmeyecekler):                                                    https://www.military.com/daily-news/2025/06/27/tech-executives-commissioned-senior-army-officers-wont-recuse-themselves-dod-business-dealings.html

Bir önceki bölüm: Palantir, Diyalog ve İnsan Ötesi Totaliter Savaş Tertipleri

Tıklayın, yorumlayın

GÜNDEM

Exit mobile version