Yazılar

Yenilgi Yenilgi Büyüyen Zafer – Mustafa Zahid Ergün

Yayınlanma:

-

“Yeniden ayağa kalkmak kolay değildir. Bunca boyun eğişten, bunca kölelikten sonra özgürleşmek kolay değildir. Küllerimizden yeniden doğmak kolay değildir. Yeniden doğabilmek için eski kendimizi yakabilmek kolay değildir. Zor bir iştir ayağa kalkmak. Ayağa kalkmak, arınmak ve yenilenmek demektir.” (Sessizlik Senfonisi/ Ahmet Özcan)

Çeliğin üzerindeki kurumuş çamuru atmak için, çamuru temizlemekle beraber sert darbelerle sarsmak da lazımdır. Böylelikle üzerindeki kir net bir şekilde atılabilir. Yediği her darbe çeliği arındırır, temizler.

Sezai Karakoç’un ifadesiyle “yenilgi yenilgi büyür bazı zaferler.” Her yenilgiyi, zafere giden yolda çekilen kutsal birer çile olarak kabul edenler, tırnaklarıyla kazarak ulaştıkları bu zafer karşısında herhangi bir sarhoşluk yaşamazlar. Her başarısızlık, başarı için bir provadır çünkü. Tabiî cesaretin aptallık sınırlarında da dolaşmamak lazım gelir.

Zafere birden ulaşanlar, köşeyi kısa yoldan dönenler, hızlı yükselenler; muhatap kaldıkları hız yüzünden bazı melekelerini yitirirler. Bunlardan en önemlisi, görmedir. Hiç kimseyi gözleri görmez. Akrabalarının ve tanıdıklarının sayısı bir hayli artmasına rağmen, onlar en yakınlarını bile göremezler. (İhale veya koltuk konusu, en azından şu anlık mevzuumuzun dışındadır. Zaten o zaman yakınlarından başka kimseyi göremezler. Miyoplaşırlar adeta.) Göremedikleri en önemli şey ise; hakikattir. Etraflarında döne döne nara atarlar. Fakat gece yarısı bile içkisini gazeteye saran sarhoşun çekingenliği dahi yoktur onlarda. Bu âniden ulaştıkları üst düzeylerden attıkları naralar, arşın kulaklarını tırmalamaktan başka bir şeye yaramaz.

Feridüddin Attâr, Mantıku’t Tayr’ında yola çıkanların bazı engelleri aşmadan menzile ulaşamayacaklarını anlatır. Simurg’a ulaşmak isteyen kuşların geçmek zorunda oldukları dipsiz vadilerden bahseder. Bu yedi vadide takılanlar ve bu vadileri hakkıyla geçenler vardır elbette. (1) Hep beraber yola çıkan kuşlardan bazıları istediklerini göremeyince talep vadisinde takılırlar. (2) Kimisi aşkına mağlup olur. Geçici aşkı tercih edenler aşk vadisinde kalakalır. (3) Kimileri yapabileceklerine çok güvenir ve marifet/bilgi vadisinde takılırlar. (4) Kendi varoluşları konusunda hiçbir şeye muhtaç olmadıklarını düşünenler istiğna vadisinde hava atmakla meşgul olurlar. (5) Simurg’un tekliğini kendilerine yediremeyenler tevhid vadisinde kalırlar. (6) Yolculuğun zorluğu ve anlatılanların gerçek olduğunu görenler hayret vadisinde takılırlar. (7) Simurg’ta yok olamayanlar fakr ve fenâ vadisinde takılır kalırlar. En son, bütün vadilerden geçen otuz kuş Simurg’a ulaşır. Her vadide bu kutlu topluluktan ayrılanlar ise, dipsiz vadilerin dibinde kendilerini bekleyen acı sona kavuşurlar. Yuvarlak odada köşe buluncaya kadar, inerler esfel-i safiline.

Bu kuşların hikâyeleri arasında en çok dikkat çekenlerden biri de guguk kuşununkidir. Anlatılana göre: Guguk kuşu yumurtasını başka bir yuvaya koyar. Kendi cinsi küçük olan yuva sahibi kuş da guguğa yem yetiştireceğim diye kendini paralar. Bu yetmezmiş gibi guguk kuşu, diğer yumurtaları da yuvadan atar. Guguk, annesinin yaptığının üstüne, yeni yuvaya tuz biber eker. İncir ağacı diker, köküne kibrit suyu döker.

Guguk kuşu, sadece yolda giderken menzili unutup terk etmek suçuyla değil; nesliyle alay edercesine işlediği bu cürüm sebebiyle cirminden fazla kurnazlık yapmasıyla da anılır.

Son söz: Yaşadığımız bu sürat çağında, handiyse tüm mevzileri tutmuş modernitenin bizden istediği, bizi zorladığı bu “kısa yol taktiği” her ne kadar cazip geliyor olsa da, insan olmanın gerektirdiği hakkaniyet meselesini göz ardı etmemek lâzım gelir. Hiç yenilmeden başarmak isteyenlere Osho’dan gelsin: “Everest’in zirvesinde hepinizin duracağı kadar yer yok.” Şu mısra da İbrahim Tenekeci’den: “Mükemmel olmak yakışmıyor insana.”

Tıklayın, yorumlayın

GÜNDEM

Exit mobile version